İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/877 E. 2024/1018 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/877
- Karar No
- 2024/1018
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/877 Esas KARAR NO : 2024/1018 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 29/09/2022 KARAR TARİHİ : 11/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/11/2024 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 16.07.2021 günü 15:20 saatinde İstanbul ..... ilçesi ... Mah. ... caddesi No:191 .... Pastanesi'nin önü, aynı zamanda .... okul yolundan sağına ve soluna bakarak karşıya geçmek niyetiyle yolun ortasındayken; sanığın kullandığı .... plakalı aracın ani, hızlı ve dikkatsiz dönüşü nedeniyle müvekkiline çarptığını ve müvekkilinin ayağının üzerinden önce ön teker geçtiğini, adından arka teker ile sürüklenmiş ve arka tekerin de üzerinden geçtiği esnada etraftaki esnafların uyarısı ve bağırması üzerine aracın durdurulduğunu, sonrasında da etraftaki esnafların arabayı kaldırmasıyla müvekkilinin aracın arka tekerinin altından çıkartıldığını, müvekkilinin 8 yaşında olup son derece dikkatli davranmasına rağmen şüphelinin hızını azaltmadan dönüş yapması, yolun ortasındaki yayaya, aynı zamanda okul yolu olduğu göz önünde bulundurularak geçiş hakkı vermemesi ve dikkatsiz şekilde araç kullanması nedeniyle söz konusu kazanın gerçekleştiğini, sürücünün dikkatsiz şekilde araç kullandığından çarptığını, müvekkilinin arkadan çarparak arabanın altına alınması ve sürüklenmesi ardından ..... Hastanesi’ne kaldırıldığını, arabanın önce müvekkilinin ayağının üzerinden geçmesi nedeniyle sağ ayak kemiği kırılmış, şişmiş ve ağrıları oluşması nedeniyle kısa bacak atele alınarak tedavisi yapılmış; akabinde aracın arka tekeriyle sürüklenmesi nedeniyle sol dirsekte ve sol uylukta dermaabrazyonlar, batında transvers yaklaşık 62 cm'lik dermaabrazyon oluşmuş ve batında nonsspesifik hassasiyet ile defans mevcut olduğu tespit edilmiş; sol ayak bileğinde şişlik, sağ ayak bileğinde de şişlik ve ağrılar oluşmuştur. Ayrıca sürücünün dikkatsiz olması ve müvekkilimin aracın altında olduğunu fark etmemesi nedeniyle müvekkilin bir süre araç altında sürüklenmesi nedeniyle oluşan dermaabrazyon, nonspesifik hassasiyet ile defanslarla anlaşıldığını, tedavi sürecin yaklaşık 2 ay devam ettiğini, söz konusu meydana gelen kazanın, müvekkili açısından hem fiziksel hem de ruhsal ağır bir sonucun doğmasına neden olduğunu, kaza sonrası durumu ağır olduğundan hemen hastaneye kaldırılması nedeniyle kolluk birimlerince Trafik Kazası Tespit Tutanağı tutulamadığını, davalı araç sürücüsünin trafikte, okul ve yaya yolunun ve yayaların bulunduğu alanda kendisinden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğünü ihmal ettiğini, bu nedenle kazanın oluşmasında asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin fiziksel olarak halen yürüdüğünde bacak ağrısı nedeniyle kilitlenmekte ve hareket edememekte olduğunu, dolayısıyla 16.07.2021 tarihinde gerçekleşen kazanın üzerinden 1 yıl 2 ay geçmesine rağmen müvekkilim halen sağlığına kavuşamadığını, hatta yaşı nedeniyle yaşadığı kazanın travmasını atlatamamış ve psikolojik tedavi görmüş olduğunu, kazadan sonra ayak ağrıları, psikolojik sorunları ve güçsüzlüğü nedeniyle 3 ay okula devam edemediğini, müvekkilinin kaza tarihinde 7 yaşında olduğunu, kaza geçirdiği sırada kendi yaşantısı serbest bir biçimde idame ettirdiğini, kaza nedeniyle müvekkilinin uzun bir süre, ayağını kullanamamış ve evde istirahat etmek zorunda kaldığını, tedavi süreci 2 aya kadar uzayan bu kaza nedeniyle geçici iş göremez duruma geldiğini, ayağında meydana gelen kırıklar nedeniyle yürümekte zorlanmakta ve günlük yaşamını devam ettirirken zorlanmakta ve daha fazla güç sarf etmekte olduğunu, yaşının küçüklüğü nedeniyle kazadan çok fazla etkilenmesi nedeniyle strese bağlı cilt hastalıkları ortaya çıktığını, sigorta şirketi tarafından bir ödeme yapamayacaklarının bildirildiğini, müvekkilinin raporlu olduğu süre boyunca geçici güç kaybı talep ettiklerini, sürekli iş görmezlik, kalıcı kazanç ve çalışma gücü kaybı tazminatı talep ettiklerini, müvekkiline ait fiş ve fatura sunularak sağlık, iyileşme ve tedavi giderlerini talep ettiklerini, SGK tarafından karşılanmayan harcamaların davalı sigorta sorumluluğunda olduğunu, müvekkilinin kazadan önce günlük yaşamını tek başına sürdürürken kazadan sonra bacaklarında zayıflama, çabuk yorulma ve ruhsal dengesinin bozulması söz konusu olduğunu, 7 yaşındaki bir çocuk olduğundan yaşadığı kazada arabanın altında kalması ve sürüklenmesinin büyük travmalar yarattığını, tedavi sürecinde de müvekkilin gece sıçraması ve uykuya dalamama şikayetleri nedeniyle travmatik olay sonrasında ajitasyonları akut stres tepkisi olarak değerlendirildiğini, akabinde aynı sorunların devam etmesi üzerine psikiyatriye götürülmüş ve 8-9 seans destek almasının sağlandığını, ayrıca yaşının küçüklüğü nedeniyle kazadan çok fazla etkilenmesi nedeniyle strese bağlı cilt hastalıkları ortaya çıktığını, bu nedenle davalının ağır kusuru da gözetilerek manevi tazminat talep ettiklerini, dava konusu kazada kusuru bulunan ve müvekkilinin yaralanmasına neden olan sürücü .... ’ın sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı araç .....'a ait olup .... numaralı, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile davalı ... Sigorta A.Ş tarafından sigortalandığını, davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesinde belirtilen limitleri aşılmamak üzere maddi tazminat yönünden sorumluluğu bulunduğunu, açıklanan nedenlerle müvekkilinin kaza nedeniyle uğradığı cismani zarar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 6100 sayılı Kanun m.109 uyarınca belirlenecek bakıcı giderleri için 100,00-TL, tedavi ve iyileşme giderleri için 100,00-TL, geçici iş görmezlik ve güç kaybı için 100,00-TL, sürekli iş görmezlik ve kalıcı kazanç ve çalışma gücü kaybı için 100,00-TL olmak üzere maddi tazminat tutarlarının davalı araç sahibi ve araç sürücüsü yönünden olay tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise (sigorta limiti aşılmamak üzere) temerrüt tarihinden işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte şimdilik olmak üzere toplam 400,00-TL’nin davalı sigorta şirketi, araç sahibi ve araç sürücüsünden birlikte ve müteselsilen tahsilini, müvekkilinin yaşadığı ağrı, acı, elem ve manevi sıkıntılar nedeniyle 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek işletme kredisi temerrüt faizi ile birlikte davalı araç sahibinden kusuru oranında tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davadan önce müvekkili sigorta şirketine usulüne ve mevzuata uygun başvuru yapılmamış olup, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, 34-un-9576 plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ..... no.lu, 28.10.2020-2021 vadeli zorunlu mali mesuliyet (trafik) sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, kaza tarihi itibariyle azami sakatlık teminatının kişi başına; 410.000,00-TL olduğunu, tatbiki gereken genel şartlara göre maluliyet zararının hesabında; 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Yönetmelik”’e göre tespit edilmiş sürekli maluliyet (özür) oranının esas alınması gerektiğini, davacının sürekli malul olup olmadığı Adli Tıp Kurumu Tarafından tespit edildikten sonra, sürekli maluliyet tazminat miktarının aktüerler siciline kayıtlı aktüer sıfatını haiz bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi ve bakıcı giderleri trafik sigortası genel şartları ve karayolları trafik kanunu gereği trafik poliçesi teminatı kapsamı dışında olup SGK tarafından ödenmesi gerektiğini, davacı tarafın var olduğunu iddia ettiği maluliyet sebebiyle SGK’dan herhangi bir ödeme alıp almadığı / kendisine maaş bağlanıp bağlanmadığının belirlenmesi gerektiğini, davacının kaza tarihinden itibaren faiz talep etmesinin yasal mesnetten yoksun olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın usulden reddini, aksi takdirde davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, ... Mah. ... Cad. 16/07/2021 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazasında davalıların işleteni, şoförü ve sigortalısı olduğu .... plakalı aracın kusuru ile kazaya sebebiyet verdiği iddiası ile davacı tarafın geçici-kalıcı iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi ve iyileşme giderini içerir maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkindir. -Gerçek kişi tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma yapılmış, araç tescil kayıtları, kaza tutanağı, davacının hastane kayıtları, SGK kayıtları, Küçükçekmece... Asliye Ceza Mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyası ile tarafların dayandıkları tüm kayıtlar ilgili yerlerden celp edilerek dosya arasına alınmıştır. -Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. -818 sayılı Borçlar Kanunun haksız fiili düzenleyen 41. maddesi: "Gerek kasten ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik haksız bir suretle diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.." şeklindedir. Bu maddenin karşılığı 6098 Sayılı Türk Borçlar kanunun 49. Maddesidir. Bu madde hükmü ise şu şekildedir. “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür” Buna göre bir kişi kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle (kasten, ihmal ederek, tedbirsiz davranarak) bir başkasını zarara uğratırsa zarar tazmini ile yükümlüdür. Zararın türü maddi ve manevi olabilir. -6098 Sayılı Yeni Türk Borçlar Kanununun 54. maddesi ise bedensel zararların kapsamını şu şekilde tayin etmiştir. “Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." -Yukarıdaki yasa maddelerinden de görüleceği üzere; trafik kazası sonucu şayet ölüm meydana gelmişse defin ve cenaze masrafları ile vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının talep edebileceği destek yoksun kalma tazminatı talep edilebilecek zarar kalemlerini oluşturur. Trafik kazası sonucu yaralanma halinde ise tedavi giderleri, tedavi sırasında çalışılamayan günlere ilişkin zararlar, kalıcı bir maluliyet varsa, kalıcı maluliyetin getirdiği maddi gelir kaybı en önemli maddi tazminat kalemleridir. Ölümü halinde ise defin cenaze masrafları ve vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının zarar talep edebilecek tazminat kalemleridir. Trafik kazasında mağdur olan kişinin kaza sırasında araç kullanıyor olması halinde aracında yada başka bir eşyasında kaza sebebi ile zarar meydana gelmişse bunlarda talep edebilecek tazminat kalemleri arasında sayılacaktır. -Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanunun 56. maddesine göre bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayana hakim bir miktar manevi tazminat verir. -Trafik kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle ortaya çıkan zararın tayininde zarar görenin elde ettiği gelir önem arz eden hususlardandır. Zarar miktarı tespit edilirken göz önünde bulundurulacak olan gelir, zarar verici olayın meydana geldiği andaki gelir olmakla birlikte bu gelire zarar görenin ileriki yıllarda elde edeceği terfileri, ücret ve maaş yükselmeleri gibi gelir artışları da eklenmelidir. -Mahkememiz dosyası dava konusu kazadaki kusur durumunun belirlenmesi amacıyla Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmiş, düzenlenen 02/02/.... tarihli raporda özetle; davalı sürücü ....’ın sevk ve idaresindeki araç ile gündüz vakti meskun mahaldeki yolu takiben seyir halindeyken geldiği olay mahalli kavşakta, yola gereken dikkatini vermeden, kontrolsüzce sağa dönüş yaptığı esnada, kavşak başından yola girip karşıya geçmekte olan ve ilk geçiş hakkını bırakmadığı davacı yaya ile çarpışmasıyla meydana gelen kazada asli kusurlu olduğu, 2013 doğumlu yaya ....’in olay mahalli kavşakta, yakın mesafeden yola girip koşarak karşıya geçtiği esnada, sağa dönüşle yaklaşan davalı sürücünün kullandığı araç ile çarpışması sonucu meydana gelen kazanın oluşumunda, bu hatalı hal ve hareketleri tali derecede etkili olduğu, davalı sürücü .....'ın %70 oranında kusurlu olduğu, 2013 doğumlu yaya ....’in hatalı hal ve hareketlerinin kazanın oluşumuna %30 oranında etkili olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Akabinde Mahkememiz dosyası, dosyada mevcut 02/02/.... tarihli ATK kusur raporu ile ceza dosyasındaki alınan kusur raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve dava konusu kazadaki kusur durumunun kazaya ilişkin görüntülerin incelenerek değerlendirilmesi amacıyla adli trafik kazaları alanında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiş, düzenlenen 27/05/2023 tarihli heyet raporunda özetle; 2013 doğumlu yaya....’in karşıdan karşıya geçiş yapmak için geldiği kavşak başında giriş yapmadan önce durduğu ve geçiş yapacağı ... Caddesinin solundan sağına tek yönlü seyreden araç trafiğini sağına ve soluna bakarak kontrol ettiği (ki ifadesinde; “Ben sağa-sola bakarak, kontrolümü yaptıktan sonra karşıya geçtim” demektedir), geçiş yapmakta olan plakası belli olmayan ..... renkli bir aracın geçişini beklediği, yolun geçişe uygun olduğu bir anda, yola giriş yaptığı ve en kısa mesafeden hızla karşıya geçiş yapabilmek için koştuğu CD kamera görüntülerinin incelenmesinde görüldüğü, yayanın arkasından gelen ve meskûn mahalde hızla seyreden ve hızını azaltmadan, tamamen trafik kurallarını ihlal ederek kusurlu ve tedbirsiz bir şekilde kavşağa giriş yapan bir aracın, yaklaşma hızını ve derinlik mesafesini 2013 doğumlu (8 yaşındaki bir çocuk) yaya ....’in fark etmesi ve sağlıklı tahmin ederek değerlendirme yapmasının beklenemeyeceği, kaldı ki sağa dönüş yapan sürücü, karşıdan karşıya geçiş yapan yayaya geçiş önceliği vermesi kanun(2918 S.lı K.T. K. Md.53) ve kural gereği olduğu, mezkûr kazanın oluşumunda, yaya ...’e kusur atfedilecek bir kural ihlali tespit edilemediğinden kusursuz olduğu bu nedenle dava konusu kazada sürücü İdris Muslihan’ın %100 oranında kusurlu olduğu, 2013 doğumlu Yaya ....’in ise kusursuz olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası varsa davacının trafik kazası nedeniyle varsa iş göremezlik oranının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu .... İhtisas Dairesi'ne gönderilmiş, düzenlenen 01/09/... tarihli raporda özetle; davacı ....'in 16.07.2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre; kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, söz konusu engel oranı 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğinin EK-3 kısmında bulunan ÇÖZGER’in mevzuatla uyumu arandığında kullanılacak tablo dikkate alındığında, küçüğün özel gereksinimi olmadığı, iyileşme ( iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 2 (iki) aya kadar uzayabileceği, küçüğün sürekli ya da geçici süreyle başka birisinin bakımına muhtaç durumda olmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası düzenlenen kusur ve iş göremezlik raporları ile tarafların gelir durumu ve yaşları nazara alınarak iş göremezlik iş göremezlik tazminatı yönünden hesaplama yapılması amacıyla aktüerya ve doktor bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, düzenlenen 11/03/2024 tarihli raporda özetle; 16.07.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan, sürekli maluliyeti bulunmayan ve geçici iş göremezlik süresi 2 ay olan davacı ....’in; Adli Tıp Kurumu İstanbul ... Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ..... tarihli raporunda tüm vücut engellilik oranının %0 olması sebebiyle lehine sürekli iş göremezlik tazminat hesaplanmadığına, Adli Tıp Kurumu İstanbul .... Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 28.08.2023 tarihli raporunda 2 aylık geçici iş göremezlik süresi tespit edilmiş olmakla birlikte kaza tarihinde 8 yaşında olan ve gelir getirici herhangi bir işte çalışması söz konusu olmadığından Yargıtay kararları doğrultusunda lehine geçici iş göremezlik tazminatı hesaplanmasının sözkonusu olmadığına, Sayın Mahkemenin aksi kanaate varması halinde 2 aylık geçici iş göremezlik tazminatının 5.118,18 TL olacağına, tedavi giderleri bu hali ile hesaplanamamış olup; Psikolog ...'den toplam kaç seans psikolojik danışmanlık hizmeti alınmış olduğu, seans sayısını belirtir psikolog ...’ün epikrizi, hangi tarihlerde, hangi adresinden psikolog ...’ün hangi adresine ulaşımını sağlayarak seansları aldığı eklenmesi halinde tedavi giderleri tekrar hesaplanacağı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememizce düzenlenen aktüerya raporu doğrultusunda davacı tarafın "daha önceki beyanlarında birden fazla kez psikolog seansına katıldığının belirtildiği ancak bu doğrultuda yalnızca bir adet fatura ve epikriz belgesi sunulduğu görülmekle, davacı vekiline ilgili psikolog giderlerine ilişkin tüm fatura ve epikriz raporlarını sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde beyanda bulunulmaması halinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş, davacı tarafça bu kapsamda bir kısım belgeler ile beyan dilekçesinin ibraz edildiği görülmüştür. -Sunulan evrakların incelenmesinde davacı tarafından sunulan 1 adet fatura olduğu, Psikolog tarafından düzenlenmiş herhangi bir bilgi ya da belgenin dosyaya ibraz edilmediği görülmüştür. -Bu doğrultuda alınan raporlar ile tarafların iddia ve beyanlarına ve kesinleşen ceza dosyasına göre Mahkememizce kusura ilişkin yapılan incelemede; davalı sürücü ...'ın 16.07.2021 günü saat 15:00 sıralarında sevk ve idaresindeki .... plakalı araç ile ... Mahallesi ... Caddesi üzerinde seyir halindeyken geldiği olay mahalli kavşaktan sağa dönüş yaptığı esnada, kavşak başından yola girip koşarak karşıya geçmekte olan 2013 doğumlu yaya .... ile çarpışması sonucu yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiği, ceza dosyası, kaza görüntüleri ve alınan raporların iş bu maddi vakıayı doğruladığı, dava konusu kazanın bu şekliyle meydana geldiği sabittir. Bu kapsamda davalı araç sürücüsünün iş bu kazada asli ve tam kusurlu olduğu, davacının ise kusurunun bulunmadığı, mevcut raporlarda kusur oranları farklı belirlenmiş ise kazanın gerçekleşmesi yönünden raporlar arasında çelişki bulunmadığı, bu nedenle raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla düzenlenen 27/05/2023 tarihli raporda yer verildiği şekliyle davacı tarafın kazanın gerçeklemesinde kusursuz olduğu, davalı sürücünün ise %100 oranında kusurlu olduğu şeklindeki kabulün olayın şekline ve maddi gerçeğe uygun olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. -Dosyada mevcut tün tedavi evraklarının incelenmesi neticesinde Adli Tıp Kurumu ..... İhtisas Daresi tarafından düzenlenen rapor ile sabit olduğu üzere kaza tarihine göre yürürlükte bulunan ve somut olayda uygulanması gereken Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğinin EK-3 kısmında bulunan ÇÖZGER’in hükümleri uyarınca; tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu, küçüğün özel gereksinimi olmadığı, iyileşme ( iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 2 aya kadar uzayabileceği, küçüğün sürekli ya da geçici süreyle başka birisinin bakımına muhtaç durumda olmadığı görülmektedir. -İş göremezlik raporunun incelenmesinde; iş göremezlik oranı belirlenirken Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri ile birlikte Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in de dikkate alındığı, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in amacının terör, kaza ve yaralanmaya bağlı olarak çocuklar ile ilgili özel gereksinim alanlarının belirlenmesine yönelik raporun hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu, Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin (n) fıkrasında ise “Özel Gereksinim”in çocuğun toplumsal yaşama eşit katılabilmesi için bedensel ya da gelişimsel işlev kısıtlılığı olmayan bireylerden farklı sağlık, eğitim, rehabilitasyon, cihaz, ortez, protez, çevresel düzenlemeler ve diğer sosyal ve ekonomik haklara ve hizmetlere gereksiniminin olmasını ifade ettiği, aynı Yönetmelik'in 8 inci maddesinin (f) fıkrasında açıkça raporda engel oranının yazılmayacağının ifade edilmesi ile EK 2 ve EK.3 de bulunan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) Mevzuatla Uyum Arandığında Kullanılacak Tablo incelendiğinde engel oranı olarak %20'nin altındaki oranların gösterilmediği, Yönetmeliğin amacının engellilik oranları arasında çocukların özel gereksiniminin olup olmadığı ile ilgili olduğu, oysa TBK'nın 54 üncü maddesi gereği kişinin bedensel zararının belirlenmesi için “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” ile sürekli iş gücü kaybı oranının belirlenerek buna bağlı olarak bedensel zararların tespit edilmesi gerektiği, çocukların trafik kazası sonucu sürekli sakatlık oranlarının tespitinde Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in doğrudan uygulanma imkanın olmadığı ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır -Bu kapsamda düzenlenen iş göremezlik raporunda Adli Tıp Kurumu tarafından yer verilen tespitlerin yasal mevzuata ve olayın oluş şekline uygun olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. -Kusur oranları ve Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen iş göremezlik oranları ile sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler nazara alındığında davacının dava konusu trafik kazası nedeniyle talep edebileceği maddi tazminat miktarının; geçici iş göremezlik bedeli 5.118,18 TL, diğer tedavi masrafları 400,00 TL olmak üzere toplam 5.518,18 TL olduğu, belirlenen bu tazminat miktarının davacı tarafından talep edilebileceği Mahkememizce kabul edilmiştir. -Somut olayda davacı ile davalıların sürücüsü, maliki olduğu araçlar arasında yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği, davalı sigorta şirketinin ZMMS kapsamında kusur oranlarıyla sınırlı kalmak üzere sorumlu olduğu, diğer davalıların da araç maliki ve sürücü sıfatıyla sorumlu oldukları sabit olduğundan; sigorta şirketlerinin ZMMS Genel Şartları hükümleri gereğince, araç malikinin ve işletenin kusuru nedeniyle haksız fiil hükümleri kapsamında dava konusu maddi tazminat miktarlarından sorumlu olduğu Mahkememizce kabul edilmiş ve bu doğrultuda teminat limitleri kapsamında tazminat miktarları tespit edilerek aşağıdaki şekilde maddi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. -Davacı tarafça yargılama sırasında " Müşterek çocuğun korku ve panik nedeniyle yaşadığı travmalar, uyku düzensizliği, cilt hastalıkları nedeniyle olaydan hemen sonra iyileşme sürecinde psikolojik desteğe ihtiyaç duymuştur. Bu giderler de iyileşme giderleri olarak kabul edilmelidir. Müvekkilin psikolojik destek gördüğüne ilişkin elimizdeki faturalar sunulmuş olup kalan görüşmeler açısından makul şekilde hesaplama yapmasını talep etmekteyiz." şeklinde beyanlarda bulunulduğu görülmektedir. -Bu kapsamda her ne kadar güncel içtihatlar kapsamında davacı tarafın dava konusu kaza nedeniyle belgesiz tedavi giderlerini her zaman talep edilmesi mümkün ise de; davacı tarafın iddia ettiği psikolog seans ücretlerinin belgesiz tedavi kapsamında kabul edilemeyeceği, bu hususta fatura / ödeme belgesi olmasa dahi ilgili kurum ve/veya doktordan bu kapsamda tedavi görüldüğüne ilişkin bilgi ve belgelerin seans sayısı ile birlikte her zaman temin edilebilecek belgelerden olduğu, davacı tarafa verilen kesin sürede bu belgelerin temin edilmediği, yalnızca 1 adet faturanın sunulduğu, iş bu fatura bedelinin de düzenlenen raporda dikkate alındığı görülmekle davacının bu yöndeki iddialarını ispat edemediği Mahkememizce kabul edilmiştir. -Davalı tarafın iddia ve savunmalarında davacının yaşı nedeniyle çalışma imkanının bulunmadığı, bu nedenle geçici iş göremezlik tazminatı talep edilemeyeceğini ileri sürdüğü görülmektedir. -Davacının olay tarihinde 18 yaşının altında olup çalışmadığı, gelirinin bulunmadığı sabittir. Haksız fiil sorumluluğunda zarar verenin sorumlu tutulabilmesi için fiil, zarar ve uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Zararın ise haksız fiiller yönünden TBK.nın 54. Maddesinde belirtildiği şekilde kazanç kaybı olabileceği gibi çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi de bir zarar olarak kabul edilmiştir. İş gücü kaybı sebebiyle uğranacak tek kalem zarar, gelir kaybına ilişkin olan değildir. -Dava konusu olayda davacı her ne kadar 18 yaşının altında ve gelir getiren bir işte çalışmıyor olsa da geçici iş göremezlik tazminatı için ons ekiz yaşın altında kalınan dönem için herhangi bir işte çalışmaması zararının olmadığı şeklinde yorumlanması haksız fiilin zarar ilkesi ile bağdaşmayacaktır. Zira zarar gören bu dönem içinde günlük işlerini yerine getirememesi, öz bakımını sağlayamaması da bir zarardır. Bu dönem içinde küçüğün zararının bulunmadığı ve bu süre için tazminat hesabı yapılmaması zarar veren lehine olup, zararın sadece maddi olarak gelir azalması ve kazanç kaybı ile sınırlı olduğu sonucunu doğuracaktır. Zarar hesabında pasif dönem için dayanak teşkil eden “efor kaybına” ilişkin görüş, küçüklerin sürekli iş göremezliğinin bulunması halinde kabul edildiği gibi eforun tamamen %100 oranında kaybedildiği geçici iş göremezlik süresi için de kabul edilmelidir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/9064 E- 2014/8672 K. Sayılı 29.5.2014 tarihli ilamında da bu hususlara yer verilmiştir. -Bu kapsamda davalı yanında bu yöndeki iddiaları yerinde olmadığından davacı tarafın geçici iş göremezlik tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. -Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanunun 56. maddesine göre bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayana hakim bir miktar manevi tazminat verir. -Davaya konu manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayanın manevi ısdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. -Somut olayda davacı tarafın manevi tazminat talebi dava konusu trafik kazası nedeniyle uğramış olduğu bedeni zarara ve sonrasında gerçekleşen ıstıraba dayanmaktadır. Alınan raporlar ve mevcut belgeler ile de sabit olduğu üzere davalı araç sürücüsünün tali kusurlu davranışlarıyla dava konusu kazanın meydana geldiği sabittir. Buna göre davaya konu olayda davalı araç sürücüsü ile araç malikinin haksız fiil hükümlerine göre davacılara karşı sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir. -Mahkememizce manevi tazminatın belirlenmesinde davacı ... maddi gücü, davalı tarafın maddi durumu, davacıların uğramış olduğu zararın niteliği ve davaya konu trafik kazasında kusur oranları göz önüne alınarak tazminat miktarının tespiti cihetine gidilmiştir. Bir tarafın zenginleştirilip diğer tarafın fakirleştirilmemesi gerektiği hususu nazara alınmış, bunun yanında manevi tazminatın caydırıcı ve cezalandırıcı boyutunun da olduğu göz önünde tutulmuş, bütün bunlar toplu halde biri diğerine üstün tutulmaksızın tüm ilkeler birlikte değerlendirilmek suretiyle manevi tazminatın hüküm kısmında belirtildiği şekilde takdir edilmesi uygun görülmüştür. Bu bağlamda davacı ... manevi tazminat talepleri kısmen yerinde olduğundan kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; -Sabit olan 5.118,18 TL geçici iş göremezlik, 400,00 TL diğer masraflar olmak üzere toplam 5.518,18 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 01/03/2022 tarihinden, diğer davalılar ... ve ... yönünden 16/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile (davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla) davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; -25.000,00 TL manevi tazminatın 16/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak ile davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, 3-Maddi tazminat talebi yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından 137,99-TL peşin harç ile 90,85-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 228,84-TL harcın mahsubu ile bakiye 198,76-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Maddi tazminat talebi yönünden davacı tarafça peşin harç ve ıslah harcı olarak yatırılan toplam 228,84-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Manevi tazminat talebi yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.707,75-TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'dan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Kabul edilen maddi tazminat miktarı yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi' ne göre hesap edilen 5.118,18- TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Reddine karar verilen maddi tazminat miktarı yönünden davalı ... Sigorta Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesap edilen 200,00- TL tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ..... Sigorta Anonim Şirketi'ne verilmesine, 8-Kabul edilen manevi tazminat miktarı yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi' ne göre hesap edilen 25.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine 9-Davacı tarafından yargılama süresince sarf edilen 80,70 TL başvurma harcı, 14.500,00-TL bilirkişi ücreti, 5.501,00-TL Atk fatura bedeli, 1.413,00- TL tebligat gideri ve posta masrafı olmak üzere toplam 21.494,70- TL yargılama giderinin davanın kabul/red oranına (%66,45) göre hesaplanan 14.285,24-TL’sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun .... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 1.560,00 TL'nin davanın maddi tazminat talebi yönünden kabul red oranına (%96,23) göre hesap edilen 1.501,33-TL'sinin davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden 58,67-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, (Bilirkişiler ... ve ...'a takdir edilen toplam 7.000,00 TL bilirkişi ücreti sistem hatası nedeniyle ödenemediğinden, ilgili bilirkişilere ödeme yapıldıktan sonra bakiye kalan miktarın iadesi kaydıyla) Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı .... vekilinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı, diğer davalıların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/10/2024 Katip .... e-imzalıdır Hakim .... e-imzalıdır