İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/435 E. 2023/1203 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/435
Karar No
2023/1203
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/435 Esas KARAR NO : 2023/1203 DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/06/2019 KARAR TARİHİ : 24/11/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/11/2023 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası ile T.C. ... Bankası ... Şubesi'ne ait ... nolu ve 192.000 TL bedelli çek üzerinden takip başlatılığını, ilgili çekin çalınmış bir çek olduğunu, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.İş numaralı dosyasıyla ile tedbir talep edilmiş ve mahkemece icra veznesine gelen paranın ödenmemesi hususunda tedbir kararı verildiğini, bu hususta taraflarınca teminat yatırıldığını, müvekkili şirketin ticari işleri nedeniyle ... ORM. ÜR. A.Ş. ( ... vergi nolu) ile yapmış olduğu alışveriş neticesinde 6 adet 192.000,00 TL bedelli çekin keşide edildiğini, çeklerin şirket yetkilisi ... tarafından keşideci olarak imzalandığını, iş bu çeklerin kargo ile gönderilmek üzere ... Taşımacılık A.Ş.'nin ... Şubesi'ne teslim edildiğini, ancak kargo şirketinin aracının hırsızlığa uğradığını, bu hususta Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkili şirketin olay neticesinde büyük bir mağduriyet yaşadığını, müvekkili şirketin organize bir suç örgütü ile karşı karşıya olduğunu, çekte lehdar olan ... ORM. ÜR. A.Ş.'nin kaşe ve imzasının sahte olduğunu, çekte 2. Ciranta olarak görünen ... Taş.Tem.Org. Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin de batık bir şirket olduğunu ve şirket adresinde bulunmadığını haricen öğrendiklerini, çekte 3. ciranta olan ... İnşaat ve Taahhüt San ve Tie Ltd Şti.'nin de batık bir şirket olduğunu ve şirket adresinde bulunmadığını haricen öğrendiklerini, hal böyle iken çekin düzgün bir ciro silsilesine sahip olmadığını, ...ın hukuki ve mali yönden geçerli bir alışveriş yapmadığı ve diğer cirantalarla beraber hareket ettiğinin açıkça ortada olduğunu, davalı tarafın cirantalarla herhangi bir ticari ilişkide olmadığının açık olduğunu, açıklanan nedenlerle müvekkilinin davalı tarafa borçlu olmadığının tespitini, çeki kötüniyetli olarak elinde bulunduran davalının %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, çeke dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde takibin konusu çekte ciro zincirinin bozuk olması sebebiyle alacaklının takip hakkı olup olmadığı iddiasına ilişkindir. -Mahkememizce soruşturma dosyası, icra dosyası celp edilerek incelenmiş, deliller toplanarak dosya arasına alınmıştır. -İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davalı ... tarafından davalı ... Tic. A.Ş. , .... San. Tic. A.Ş. , .... Teknolojileri Taş.tem.ürünleri Gıda Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi , ... Bitkileri İth. Peyzaj İnş. Vetaah. San. Ve Tic. Ltd. Şti aleyhine, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının T.C ... Bankası A.Ş. Şubesine ait ... seri nolu, 192.000.00 TL bedelli 10.03.2019 keşide tarihli çek olduğu görülmektedir. -Takibe ve davaya dayanak olan olan T.C ... Bankası A.Ş. Şubesine ait ... seri nolu, 192.000.00 TL bedelli 10.03.2019 keşide tarihli çekin incelenmesinde, çekin keşidecisinin davacı şirket olduğu, lehtarın dava dışı ...Ürn. San. Tic. A.Ş. olduğu, senedin arka yüzünde ciro zincirinin görünüm itibariyle eksiksiz olduğu görülmüştür. -Davacı tarafın dava dilekçesindeki iddiası çek lehtarı ... San. Tic. A.Ş. tarafından yapılan ilk cirodaki imzaların sahte olduğu, çekin lehtarın iradesi dışında elinden çıktığı ve bu nedenle aralarında ticari ilişki bulunmayan senedin son hamili ve takip alacaklısı olan davalıya borcu bulunmadığı hususuna dayanmaktadır. -Buna göre taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; davaya ve takibe konu çekteki lehtar imzasının sahte olması halinde ciro yolu ile hamil davalının yetkili hamil olup olmadığı buradan varılacak sonuca göre keşideci davacının hamile karşı sorumluluktan kurtulup kurtulamayacağı noktasında toplanmaktadır. -Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/(19)11-2738 Esas 2021/1513 Karar sayılı ilamının muhalefet şerhi başlıklı bölümünde;"6102 sayılı TTK’nın 818. (eTTK’nun 730) maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. (eTTK’nun 589) maddesi uyarınca “bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzalar içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez”. İmzaların bağımsızlığı (istiklali şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (Keşidecinin, cirantanın avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, “imzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hâli, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, 6102 sayılı TTK’nun 677 (eTTK 589) maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Çekteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Çekin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir (Reha Poroy/ Ünal Tekinalp Kıymetli Evrak Hukuk Esasları, 17. Baskı, İstanbul 2006, s. 141-142; Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2.Bası, Ankara 1997, s. 414 vd; Hüseyin Ülgen/ Mehmet Helvacı/Abuzer Kendigelen / Arslan Kaya; Kıymetli Evrak Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2004, s. 126 ve Naci Kınacıoğlu; Kıymetli Evrak Hukuku, 5.Baskı, Ankara 1999, s. 122 vd; Gönen Eriş; Türk Ticaret Kanunu, Kıymetli Evrak ve Taşıma, Ankara 1988, s. 174 vd.-s. 286; Yargıtay 11 HD: 3.11.1987 tarih, 347/5865 Esas ve Karar sayılı kararı; Oğuz İmregün; Kıymetli Evrak Hukuku İstanbul 1998, s.58 vd; İsmail Doğanay; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, c.II, 3, Baskı, Ankara 1990 s.1611 vd. Fırat Öztan-Ticarî Senetlerde İmzaların İstiklâli İlkesi. Batıder, Aralık 1979, cx, s. 391-396)........ Kambiyo senedindeki zincirleme ve birbirlerine bağlı, lehtardan hamile değin tam ve düzenli yani kesintisiz cirolar hak sahipliğine karine sayılır. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez (Hulusi Gürbüz; Yargıtay Uygulaması Işığında Ticarî Senetlerin İptali Davaları ve Ticarî Senetlere Özgü Sorunlar, İstanbul 1984, s. 295; Doğanay s. 1646-1647; Murat Alışkan: Kambiyo Senetlerinde Temlik Cirosu, İstanbul 1998 , s.255 vd; Tarık Başbuğoğlu; Uygulamada Ticarî Kanunu, 1. Cilt Ankara 1988, sh. 807; Erol Ertekin/İzzet Karataş; Uygulamada Ticarî Senetler:Ankara 1998, s.363)." hususlarına yer verildiği görülmektedir. -Yine dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal mevzuatın ve doktrinin incelenmesinde;"6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 TTK' nın 778, eTTK. 690, 730). -6102 sayılı TTK'nın 818. maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. maddesi uyarınca ''bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez'' İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. -Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 686. maddesi gereğince ciro silsilesinin görünüşte düzgün olması yeterlidir. Ayrıca, davalının yetkili hamil olması için ciro silsilesinde imzası bulunanların imzalarının gerçek cirantalara ait olup olmadığını tahkik zorunluluğu yoktur. -Her ne kadar bir kısım yargı yargı kararlarında "senette ilk cironun lehtara ait olmaması" nedeniyle senetlerin ve takiplerin iptaline karar verilmiş ise de bu kararların ayrıntılı incelenmesinde ilk cironun lehtara ait olmaması halinin görünüşte mevcut olan bir kopukluktan meydana geldiği, başka bir anlatımla senetteki ilk ciroyu yapan kişi ile lehtarın farklı kişiler olduğu, bu nedenle ciro silsilesinin kopukluğun ilk bakışta inceleme ile anlaşılabilecek görünüştü kopukluk olduğu görülmektedir. (Yargıtay 12. H.D 2022/8798 Esas 2023/2647 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 12. H.D 2021/1411 Esas 2021/7149 Karar sayılı ilamı ) -Somut uyuşmazlıkta davacı taraf dava konusu senedin keşidecisi konumunda olup, senedin ciro silsilesinde bu anlamda bir kopukluk bulunmamaktadır. Görünüşte ciro zincirinde kopukluk bulunmayan bir senette ciro silsilesinde ismi geçen lehtar ve cirantaların kaşe ve imzası sahte olsa bile bu durum davalının yetkili hamil olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği sabittir. Bu nedenle davacı tarafın lehtarın imzasının sahte olduğu yönündeki iddialarının incelenme olanağı bulunmamaktadır. Ayrıca dava konusu senette davacı yan keşideci konumunda olduğundan lehtar ve cirantaların iradesi dışında senedin elden çıkması ve/veya dava dışı lehtar ve cirantalarının imzalarının sahteliği davacı keşidecinin sorumluluğunu etkilemeyecektir. -Davacı tarafın senette kendi imzasına bir itirazı bulunmadığı gibi, dava dilekçesindeki talebi menfi tespite ilişkindir. Bu nedenle dava dışı lehtarın iradesi dışında senedin zilyetliğinden çıktığı iddiası çekin istirdatı istemi bulunmadığından, savcılık dosyalarının sonucunun iş bu davanın sonucuna etki etmeyeceği açıktır. -Bu doğrultuda Mahkememizce yapılan değerlendirmede; dava konusu senedin ciro silsilesinde görünüşte bir kopukluk bulunmadığı sabit olup, davacının dava dışı lehtarın imzasının sahteliğini ve/veya senedin iradesi dışında elden çıktığını ileri sürerek borçtan kurtulamayacağı açıktır. Bu nedenle menfi tespit talebinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİ ile; 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.278,88 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.009,03-TL davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 30.720,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca İstanbul Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/11/2023 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/435, K. 2023/1203, T. 24.11.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-435-e-2023-1203-k-57bf46e6e55a