İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/426 E. 2025/113 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/426
- Karar No
- 2025/113
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/426 Esas KARAR NO : 2025/113 DAVA : Ortaklıktan Çıkma/ Çıkarılmaya İlişkin DAVA TARİHİ : 07/05/2024 KARAR TARİHİ : 28/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ortaklıktan Çıkma/ Çıkarılmaya İlişkin davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İlgili şirkette 22/02/2013 tarihinden bu yana ortak ve yetkilisi olarak gözüktüğünü, şirkette ortak ve yetkili olduğunu iş başvurusu yaptıktan sonra öğrenmiş bulunduğunu, bunun akabinde ilgili firma yetkililerine ulaşmak istesede bir türlü kendilerine ulaşamadığını, şirketin güncel faaliyet durumunu alacak barç ilişkisini bilememektedir. İstanbul ... Noterliğinin 14/02/2013 tarih ve .... yevmiye numarasıyla ekte mevcut birkaç kişiye vermiş olduğu vekaletnamesinin mevcut olduğunu, davacı bu durumları öğrendikten sonra şirkette hiçbir kimseye ulaşamadığını, o da vekaletname verdiği kişileri azil ettiğini , davacının Şirketin iş ve işleyişiyle ilgili yetkililerden bilgi alamadığını, bir takım borçlar davacının sırtına yüklendiğini bu nedenle T.T.K. gereğince haklı sebeplerle şirketin ortaklığından ayrılmak istediğini talep etmiş ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava ; ortaklıktan çıkma istemi, terditli olarak zayi belgesi verilmesine ilişkindir. Mahkememizce İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmış davalı şirketin son merkez adresi ile yetkililerini gösterir sicil kaydının gönderilmesi ve halen kayden faal olup olmadığının bildirilmesi ve son bir yıllık adres değişikliklerini gösterir sicil kayıtlarının gönderilmesi ile şirketin halihazırda son merkez adresi, kuruluş tescili, ortak ve yetkilileri ile sermaye yapısını gösterir sicil kaydının ve kuruluşundan itibaren tüm sicil dosyasının (gazete örnekleri ve imza örnekleriyle birlikte) onaylı örneği ile genel kurul toplantı tutanakları ile hazirun cetvelinin, pay bilgilerine ilişkin belgelerin onaylı örneklerinin Mahkememize gönderilmesi istenmiştir. Öncelikle mahkememizce dava şartları açısından dosyanın incelenmesi gerekmiştir. Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukuki bir yararının bulunması gerekir; yani dava hakkı, hukuki yarar ile sınırlıdır. Dava açmakta hukuki yararı olmayan kişi Devletin mahkemelerini gereksiz yere uğraştıramaz. Bu, hukuki korunma (himaye) ihtiyacı olarak da adlandırılmaktadır. Yani, davacının mahkemeden hukuki korunma istemesinde, korunmaya değer bir yararı olmalıdır. Dava şartları, medeni usul hukukuna ait bir kurum olup, amacı bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 114/h maddesinde, hukuki yarar açıkça dava şartları içerisinde sayılmıştır. Tek pay sahibi veya ortak olan davacılar genel kurulun bütün yetkilerini kullanabilir, bütün kararları alabilir, ancak genel kurul sıfatı ile verilen bütün kararların genel kurul kararı olduğunun belirtilmesi ve kararların yazılı olması şarttır. Tek pay sahipleri/ortaklar kendi kendilerine ancak yazılı olarak işlem yapabilir. Aynı kural; tek ortaklı veya pay sahipli şirketin temsilcisiyle tek ortağın kendisi veya şirket arasındaki işlemlerde de geçerlidir. Somut olayda, ortaklıktan çıkma talebi yönünden gelen İTSM cevabının incelenmesi neticesinde ...'nin tek ortaklı olduğu ve bu ortağın davacının kendisi olduğu görülmüş bu durumda davacının şirketi kendililiğinden tasfiye edebileceği anlaşılmakla tek pay sahibi davacı ortağın ortaklıktan çıkma isteminde bulunmasında ve bu konuda dava açmasında hukuki yararı olmadığı zaten şirketin tek ortağı hakkında ortaklıktan çıkarma kararının verilmesinin yasa gereği de mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple davacının ortaklıktan çıkma talebinin dava şartlarından olan hukuki yarar yokluğu sebebiyle 6100 sayılı Kanun'un 114. Maddesinin atfı ile 115. Maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının terditli talebi olan zayi belgesi verilmesi talebi yönünden ise: davacı şirket ortağı ve yetkilisi tarafından şirketin ticari defter ve belgelerinin zayi olduğuna dair bir iddianın dava dilekçesinde öne sürülmediği ve ihya talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. TTK’nun 82/7 maddesi “Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir.” düzenlemesini içermektedir. Anılan yasa maddesinde zayi belgesi verilmesini gerektiren afet halleri sınırlı şekilde sayılmamış ise de zayi belgesi verilebilmesi için maddede belirtilenler gibi hallerden birinin olayda mevcut olması ve defterlerin zayi olmasında kusur ve sorumluluğunun bulunmaması, tedbirli bir tacir gibi davranmasına rağmen zayi olayına engel olamamış durumda olması gerekir. Tacirin, anılan yasa maddesinden yararlanabilmesi için bir taraftan ticari defterlerin ve belgelerin korunması amacıyla gereken dikkat ve ihtimamı göstermiş bulunması, diğer taraftan da ziyaa uğramanın onun iradesi dışında, elinde olmayan bir nedenle meydana gelmiş olması zorunludur. Mücbir nedenlerin ispatı, bunu iddia eden tacire aittir. İleri sürülen mücbir nedenin dayandığı olayların defter ve belgelerin yok olması veya elden çıkması sonucunu doğuracak nitelik ve yoğunlukta olup olmadığı araştırılmalı ve irade dışında defter ve vesikaların tamamen veya kısmen kaybı yahut yok olması sonucu oluştuğunda mücbir neden kabul edilmektedir. Davacı tutmak ve saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgeleri özenle korumakla yükümlüdür. Ticari defterlerin zayi olması davalarında; ticari defter sahibinin, defterinin kaybolduğunu ve defterin muhafazası hususunda gerekli özeni gösterdiğini ispat etmesi gerekir. Somut olay, yukarıda anlatılan tespit, sunulan ve toplanan deliller ve yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirildiğinde; davacı tarafından zayi belgesi verilmesi talep edilen şirkete ait ticari defter ve belgelerin akıbetinin belli olmadığı, davacı tarafından ilgili kayıt ve belgelerin zayi olduğu veya ne sebeple zayi olduğuna dair bir iddia veya beyanın öne sürülmediği; tacirin TTK'nın 82/7. maddesindeki düzenlemeden faydalanabilmesi için öncelikle ticari defterlerin korunması amacıyla gerekli dikkat ve ihtimamı göstermiş olması gerekmektedir. Somut olayda ise, zayi olan belgelerin ne olduklarının belirli olmadığı, davacı tarafından öne sürülen ididaların basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğü içerisinde değerlendirilemeyeceği, davacı şirket ortağı ve yetkilisi tarafından ilgili belgelerin saklanması ve korunması için gerekli önlemlerin alınmadığının belli olduğu dikkate alındığında davacının TTK'nun 82/7. Maddesindeki düzenlemeden faydalanabilmesi için öncelikle ticari defter ve ticari belgelerini korunması amacıyla gerekli dikkat ve ihtimamı göstermiş olması gerektiği, (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2015/15129 Esas, 2017/2533 Karar ve 02/05/2017 tarihli kararı) kural olarak basiretli tacirin ticari defter ve belgelerinin muhafaza ve korunması için gereken önlemleri alması gerektiği, davacı tarafın iş yerine ait ticari defter ve belgelerini özenle koruması gerektiği, davacının zayi belgesi verilmesini ve ihyasını talep ettiği ticari defter ve belgelerin zayi olmasında ihmal ve kusurun bulunduğu, davacı tarafın basiretli bir tacir gibi davranmayarak zayi belgesi verilmesini ve ihyasını talep ettiği defter ve belgelerin muhafazasında gerekli dikkat ve özeni göstermediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, ticari evrakları korumada gerekli dikkat ve özeni göstermediği anlaşılan davacıya zayii belgesi verilmesi koşullarının somut olayda mevcut olmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının ortaklıktan çıkma talebinin hukuki yarar yokluğundan dava şartı bakımından usul yönünden REDDİNE, 2-Davacının terditli zayi belgesi verilmesi talebinin REDDİNE, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 187,80-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 6-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/01/2025 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza