İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/688 E. 2024/939 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/688
- Karar No
- 2024/939
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/688 Esas KARAR NO : 2024/939 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/07/2023 KARAR TARİHİ : 17/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06.11.2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin metal boru ve kalıp üretimi yaptığını, müvekkilin davalı şirket ile bu kalıpların üretimi için gereken hurda demir alım-satım sözleşmesi imzaladığını, taraflar arasında imzalanan 16.05.2018 tarihli sözleşmenin 4.2. Maddesi gereği müvekkil şirket tarafından davalı şirkete 50.000,00 (elli bin) $ dolar teminat verilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkil şirketin sözleşme gereği 50.000,00 (elli bin) $ dolar teminatı davalı şirketin ... Bankası ..... İban nolu hesabına 17.05.2018 tarihinde açıklaması ile EFT yolu ile gönderdiğini, davalı tarafından böyle bir paranın hesaplarına gelmediği yönündeki iddiasının tamamen soyut ve mesnetsiz olduğunu, sözleşmenin 5. maddesi gereği sözleşmenin feshi halinde yukarıda bahsedilen teminat bedelinin satıcı davalı tarafından alıcı müvekkile iade konusunda tarafların mutabık kaldıklarını, müvekkil tarafından davalı tarafa Büyükçekmece .... Noteri 06.03.2023 tarihli .... yevmiyeli ihtarnamesi ile sözleşme feshi ihbarı yapıldığını, bu ihtarname ile müvekkil sözleşme kapsamında 50.000,00 (elli bin) $ Amerikan Doları teminat bedelin iadesinin yapılmasını ihbar ve ihtar ettiğini, ancak bu ihtara rağmen davalı tarafça teminat bedeli müvekkile iade edilmediğini ve davalı aleyhine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine karşı davalının (borçlu) itiraz etmiş olup iş bu itirazın iptali davası açma zarureti hasıl olduğunu beyanla itirazın iptaline ve davalı aleyhine asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu sözleşmede yer alan imza müvekkil şirketin imzaya yetkili yetkilisi tarafından imzalanmadığını, müvekkil şirketin sorumlu tutulmaması gerektiğini, 09/10/2017 tarihinde sözleşme de imzası yer alan ... isimli şahıs müvekkil şirket payını ....e devrederek ortaklıktan ayrılmış ve imza yetkisi münferit olarak ...' e geçtiğini, söz konusu sözleşmenin tanzim tarihi 16/05/2018 olduğundan ve sözleşmede ki imzanın müvekkil şirketin imzaya yetkilisi olan ....'e ait olmadığından dolayı davacı şirketin müvekkil şirketten dava dilekçesine eklenen sözleşmeye dayanarak herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, davacının iddia ettiği gibi müvekkil şirketin yetkilisinin kesinlikle ... olmadığını, dosyaya sunulan fatura ve sevk irsaliyelerinde ki imzaların ....a ait olduğu iddiasının da ispata muhtaç olduğunu, davacı ... tarafından gönderildiği iddia edilen ve müvekkil şirketten talep edilen 50.000 USD'nin hiçbir zaman müvekkil şirketin hesaplarına geçmediğini, davacı ... bu yöndeki iddialarının doğru olmadığını, ayrıca dilekçe ekinde sunulan dekontun incelenmesinde gönderildiği iddia edilen paranın teminat olarak mı veyahut başka bir sebeple mi gönderildiğinin anlaşılamadığını, ilgili sözleşme maddelerinde de görüleceği üzere sözleşmenin feshi için sözleşme maddelerinin ihlali gerektiğini, davacının gönderdiği fesih ihtarnamesinde veyahut dava dilekçesinde ki iddiaların da sözleşme maddelerinin feshedildiğine ilişkin herhangi bir iddia bulunmadığını, davacı ... sözleşmeye aykırı olarak fesih yaptığını, ayrıca sözleşmenin başlangıç tarihi 16/05/2018 olarak kabul edilse ve 1 yıllık olduğu düşünülse dahi 1 yıllık sürenin sonunda davacı ... sözleşmeyi feshettiğini, haklı ve geçerli bir fesih bulunmaması nedeniyle davacının müvekkil şirketten böyle bir teminat ödemesinin iadesini talep etme hakkı da bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi ....'nun mahkememize 22/02/2024 tarihinde sunduğu raporda: "a) Davacı Şirketin ticari defterlerinin TTK ve VUK hükümlerine uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil teşkil ettiği, b) Davalı Şirket ticari defterlerinin dosyaya ve incelemeye sunulmadığı, Davacı tarafından sözleşme kapsamında davalıya 17.05.2018 tarihinde 50.000.-USD para transferi yapıldığı, d) Davacı Şirketin ticari defterlerine göre Davalı Şirketten 50.000.-USD alacaklı olduğu, €) Davacı Şirketin ticari defterlerine göre dava konusu 50.000.-USD alacağı dışında davalıdan herhangi bir cari hesap alacağı veya davalıya herhangi bir cari hesap borcu olmadığı, ©) Davacının takipten önce herhangi bir faiz talebi olmadığından takip öncesi faiz hesaplaması yapılmadığı, sözleşmede hangi faiz oranının uygulanacağının belirlenmemiş olması sebebiyle takip tarihinden itibaren 3905 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m.4/a hükümlerine göre faiz oranı uygulanması gerektiği," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali istemine dairdir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacının davalıdan takibe konu alacağından dolayı takipte alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının tespiti, davalının takibe itirazında haklı olup olmadığından kaynaklandığı, mahkememizce tespit edilmiştir. Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden gönderilmiş olup, incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 50.000,00 USD = 950.500,00 TL toplam alacak için icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun borca ve tüm fer'ilerine itiraz ettiği görüldü. Mahkememizin 23/11/2023 tarihli celsesinde davacının iddiası, icra dosyası ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirketin defterleri incelenerek : davacının iddiası, icra dosyası ve tüm dosya kapsamına göre TARAF ŞİRKETLERİN DEFTERLERİ İNCELENEREK: Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takip dosyasından kaynaklanan davacının davalıdan takibe konu sebepten kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı, alacaklı ise ne miktarda alacaklı olduğunun tespiti, işlemiş faiz miktarının da tespiti için tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, karar verilmiş olup bilirkişi raporunda özetle; ''a) Davacı Şirketin ticari defterlerinin TTK ve VUK hükümlerine uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil teşkil ettiği, b) Davalı Şirket ticari defterlerinin dosyaya ve incelemeye sunulmadığı, ©) Davacı tarafından sözleşme kapsamında davalıya 17.05.2018 tarihinde 50.000.-USD para transferi yapıldığı, d) Davacı Şirketin ticari defterlerine göre Davalı Şirketten 50.000.-USD alacaklı olduğu, €) Davacı Şirketin ticari defterlerine göre dava konusu 50.000.-USD alacağı dışında davalıdan herhangi bir cari hesap alacağı veya davalıya herhangi bir cari hesap borcu olmadığı,©) Davacının takipten önce herhangi bir faiz talebi olmadığından takip öncesi faiz hesaplaması yapılmadığı, sözleşmede hangi faiz oranının uygulanacağının belirlenmemiş olması sebebiyle takip tarihinden itibaren 3905 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m.4/a hükümlerine göre faiz oranı uygulanması gerektiği,'" şeklinde tespit ve sonuçlarını bildirmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nin 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu usulü dairesinde ispat etmesi gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu 6100 sayılı HMK.nin 187, 190 ve 200'üncü maddelerinde açıkça belirtilmiştir. HMK. 219. maddesine (HUMK. 326) göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, eş söyleyişle, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar HMK. 219. ve ardından gelen maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir. İspatın konusu HMK.nin 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nin 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur. İİK''nun 67. maddesinde "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmüne yer verilmiştir. Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, icra dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı .... Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından, 15.03.2023 tarihinde Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü .... E. Sayılı dosyası ile davalı .... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ tarafına ödeme emri gönderilmiş, 50.000-USD asıl alacak, 359.790.00-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.310.290,00-TL takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar asıl alacağa işleyecek yıllık %20,00 reeskont-avans faizi, icra giderleri, vekalet ücreti tahsili için ilamsız icra takibi başlatılmış, TBK 100.Md. gereği yapılacak kısmi ödemeler öncelikle işlemiş faiz, masraf ve ferilere mahsup edilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili tarafından 14.07.2023 tarihinde takibe, borca, faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz üzerine iş bu eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Toplanan ve sunulan deliller, alınan bilirkişi raporu, fatura ve irsaliye evrakları, isticvap ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafın usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini sunmadığı, bu nedenle davalı kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davalı ile olan hesap kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu ve davacı ... takip tarihi itibariyle 50.000-USD davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil teşkil etmesi, tacirin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerin kendisi lehine kanıt teşkil etmesi, her iki tarafın da defter tutma yükümlüsü olmasına, uyuşmazlığın her iki tarafında defterlerine kaydetmesi gereken ticari bir işle ilgili olmasına, tutulması gereken tüm defterlerin tutulmuş olmasına, defterlerin usulüne uygun tutulmasına ve onaya tabii defterlerin onaylatılmış olmasına, defterlerdeki kayıtların birbirini teyit etmesine, defterlere dayanarak ispat edilmek istenen iddianın da karşı taraf delillerince çürütülememiş olmasına, defterlerine dayanan tarafın yemin etmiş olmasına bağlıdır. (BAHTİYAR, M., Ticari Defterlerin Hukuki Önemi ve Sahibi Lehine Mahkemede Delil Olma Şartları, Makaleler II, s. 71 vd; ARKAN, s. 330 vd.). Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan delillere göre uyuşmazlık davacının takibe konu cari hesap alacağının dayandığı faturaların içeriklerinden dolayı davalıya hizmet verip vermediği alacaklı olup olmadığı yönündedir. Davalı taraf icra dosyasına borcunun bulunmadığı itiraz beyanında bulunmasına karşın, davacı taraf inceleme gününde ticari defterlerini ibraz edip, davaya konu olan faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu görülmüş olup söz konusu faturanın bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi usulüne uygun tutulan davacı defterlerinin lehlerine delil vasfına haiz oldukları anlaşılmakla davalı tarafından bir kısım faturalar nedeniyle ödemelerde bulunması sebebiyle taraflar arasında cari hesap ilişkisinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Davacı kendi defter ve kayıtlarına göre davalıdan alacaklı gözükmektedir. Ne var ki davalı şirket vekiline inceleme gün ve saatinde hazır olması gerektiği konusunda ihtarat yapılmasına rağmen davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını sunmaktan kaçınmıştır. HMK. 219. maddesine (HUMK. 326) göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, eş söyleyişle, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar HMK. 219. ve ardından gelen maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir. Öte ... davacı usule uygun şekilde tutulan ve onaylanan kendi defter ve kayıtlarına göre davalıdan takip konusu miktar kadar alacaklı gözükmektedir. Ancak davalı tacir olduğundan davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına da dayanmıştır. HMK. 219. maddesine (HUMK. 326) göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, eş söyleyişle, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar HMK. 219. ve ardından gelen maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararlarında da açıklandığı üzere HMK. 220. maddesi, bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki HMK. 220. (HUMK. 330, 331, 332 ) maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Eş söyleyişle, belirtilen bu durumda ticari defterlerde HMK. 219. ve sonraki maddeleri anlamında "belge" niteliğindedir. Somut olayda Davacı Şirket ile Davalı Şirket arasında 16.05.2018 tarihinde mal alım sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 4.2 maddesinin “Alıcı teminat olarak satıcının sözleşmede Madde 4, 4.1’de beyan ettiği; Banka $ (USD) İban Numarasına 50.000,00 $ (Ellibin- usd) yatıracak ve satıcının hesabında 1 yıl süreyle kalıp; işbu aynı para biriminden geri iade yapılacaktır. Sözleşme süresi bitinceye kadar; satıcının başka bir teminat talebi kabul edilmeyecektir.” şeklinde olduğu, madde 4.1’de belirtilen USD IBAN numarasının .... olduğu, sözleşmenin 5.1 maddesinden sözleşme içerisindeki herhangi bir maddenin ihlali durumunda sözleşmenin feshedileceği, 5.2 maddesinden sözleşmenin feshi durumunda Satıcının Madde 4, 4.2 deki şartları yerine getirmekle sorumlu olduğu, 5.3 maddesinden sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren sözleşmenin 1 yıl süre ile geçerli olduğu, süre bitiminde alıcının Madde 4, 4.2 deki hakları korunmak şartıyla otomatik olarak feshedileceği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından Davalıya, Büyükçekmece ... Noterliği 06.03.2023 tarih ve ...021 yevmiye numaralı fesih ihtarnamesi gönderildiği görülmüştür. Davacı tarafından Davalı tarafa sözleşme kapsamında 17.05.2018 tarihinde yapılan 50.000.-USD para transferinin sözleşmede yazılı IBAN numarasına yapıldığı banka dekontundan görülmüştür. Davacı Şirketin ticari defterlerine göre dava konusu 50.000.-USD alacağı dışında davalıdan herhangi bir cari hesap alacağı veya davalıya herhangi bir cari hesap borcu olmadığı dikkate alındığında söz konusu bedelin teminat amaçlı gönderildiği kanaatine varılmıştır. Davalı taraf davacı ... dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu sözleşmede yer alan imza müvekkil şirketin imzaya yetkili yetkilisi tarafından imzalanmadığını, müvekkil şirketin sorumlu tutulmaması gerektiğini, 09/10/2017 tarihinde sözleşme de imzası yer alan .... isimli şahıs müvekkil şirket payını ....'e devrederek ortaklıktan ayrılmış ve imza yetkisi münferit olarak ....' e geçtiğini, söz konusu sözleşmenin tanzim tarihi 16/05/2018 olduğundan ve sözleşmede ki imzanın müvekkil şirketin imzaya yetkilisi olan ...'e ait olmadığından dolayı davacı şirketin müvekkil şirketten dava dilekçesine eklenen sözleşmeye dayanarak herhangi bir talepte bulunamayacağını savunmuştur. Uyuşmazlık noktası .... isimli önceki yetkilinin sözleşmeyi imzalaması nedeniyle söz konusu sözleşmenin davalı şirketi bağlayıp bağlamayacağı noktasındadır. İş bu davada dosyaya sunulan Büyükçekmece .... Noterliğince düzenlenmiş olan 12.10.2017 tarihli ve .... yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekaletname özel bir vekaletname olup bu vekaletnamede aşağıda saydığım başlıklarda yetki verilmiştir. Hangi alanda yetki verilecekse o alan açıklanmış ancak dava konusu sözleşme ise HURDA DEMİR SATIŞ sözleşmesidir. Düzenleme şeklinde vekaletnamede tek tek sayılan alanların hiç birinde böyle bir satış sözleşmesi içeriği yoktur. Hurda demir satma yetkisi iş bu vekaletname ile verilmediğini mutad işlmeler dışına çıkıldığını savunmuş ise de söz konusu sözleşme şirketin iştigal ettiği konuda mutad bir alım sözleşmesi olup ayrıca özel yetkiyi gerektiren bir durum olmadığı gibi vekaletnamede daha ağır ve önemli işler için verilen yetkiler dikkate alındığında salt davaya konu satış sözleşmesinden dolayı yetki verilmediği Savunması hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiş olup şirketin sözleşmeyle bağlı olduğu sözleşmenin fesih edildiği ve bu kapsamda davalı sözleşmenin tarafı şirketin yatırılan teminatı iade etmekle yükümlü olduğu dikkate alınarak tüm bu nedenlerle; davanın kabulü ile; Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin 50.000-USD asıl alacak üzerinden aynen devamına, hüküm altına alınan asıl alacağa davacının takip talebindeki talebi aşılmamak üzere değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, alacak faturaya dayalı olup likit bulunduğundan haksız itiraz nedeniyle hükmolunan miktarın takdiren %20'si tutarı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ İLE: 2-Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı icra dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin asıl alacak 50.000-USD yönünden kaldığı yerden aynen DEVAMINA, 3-Takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin UYGULANMASINA, 4-Alacağın %20'sine denk gelen takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanan 190.140,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 89.520,255-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 17.623,48-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 71.896,775-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) -Davacı tarafça sarf edilen toplam 17.893,33-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından sarf edilen toplam 5.480,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4- Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 195.470,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE 5-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza