İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/58 E. 2023/811 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/58
- Karar No
- 2023/811
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/58 Esas KARAR NO : 2023/811 Karar DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/01/2023 KARAR TARİHİ : 19/09/2023 GER. KARAR TARİHİ : 27/09/2023 Davacı tarafından mahkememizde açılan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Kaza tarihinde müvekkiline ait olan ... plakalı .... marka ticari minibüs aracı ile ... Anonim Şirketi'ne ait ... plakalı araç arasında 27.10.2022 tarihinde İstanbul ili, ... ilçesi, .... mahallesi dahilinde maddi hasarlı trafik kazası gerçekleştiğini, maddi hasarlı trafik kaza tespit tutanağı doğrultusunda tanzim edilen kusur raporuna (tramer) göre .... plakalı araç ve sürücüsünün 2918 sayılı K.T.K 57/1-A maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle tam-asli kusurlu, ... plakalı araç ve sürücüsünün 2918 sayılı K.T.K 52/1-A maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle tali kusurlu bulunduğunu, davalı şirketin sahip olduğu .... plakalı araç ve sürücüsünün ihlalinin kavşakta yaşanmasından dolayı Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ince ( SBM ) ihlali gerçekleştiren araç asli kusurlu olduğundan dolayı kusur oranı tam olarak %100 olarak değerlendirilmekte, tali kusurlu aracın kusur oranı dikkate alınmamaktadır. Bu sebeple müvekkiline ait ticari minibüse çarpan davalı şirkete ait araç ve sürücüsü tam-asli olarak %100 kusurlu olduğunu, 27.10.2022 tarihinde meydana gelen kaza sonucu müvekkiline ait aracın ticari minibüs olması ve oluşan hasardan dolayı serviste kaldığı süre boyunca kazanç kaybı mevcut olduğunu, kaza nedeniyle onarım işlemleri süresince araç kullanılamadığını, müvekkiline ait aracın onarım işlemleri 16 gün sürmüştür. Eklerde sunulan hasar ekspertiz formunda aracın 28.10.2022 tarihinde onarım için giriş yaptığı, 12.11.2022 tarihinde onarımı tamamlanarak çıkış yaptığı görülmekte olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2004/6095 Esas 2004/12077 Karar sayılı kararında ve diğer dairelerin yerleşik içtihatlarında görüleceği üzere "Somut olayda davacı vekili, müvekkilinin yapmakta olduğu nakliyecilik işinden yoksun kaldığı nedeniyle kazanç kaybını istediğini, haksız bir fiil nedeniyle başkasına zarar ika eden kişi sebebiyet verdiği ek zararı da tazminle yükümlüdür." Tam-asli kusurlu araç sahibi şirket kaza sebebiyle müvekkilin kazanç kaybını tazmin etmekle yükümlü olduğunu, kaza sebebiyle kazanç kaybının tazmini için yapılan arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, davalı tarafın kusuru sonucu meydana gelen trafik kazasından dolayı müvekkiline ait ticari aracın onarım işlemleri sırasında kullanılamaması sebebiyle oluşan kazanç kaybının (500.00-TL'nin fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik) uzman bilirkişi marifetiyle ve ilgili meslek kuruluşlarından alınacak raporlar ile hesaplanarak kaza tarihinden karar tarihine kadar işleyecek olan ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 19/09/2023 tarihli beyan dilekçesinde; Davaya ilişkin husumet itirazında bulunduklarını, söz konusu dava haksız fiilden kaynaklanan tazminat talebi olup, haksız fiilin failinin davalı olması gerekirken araç kiralama işi yapan müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili şirketin aracı kiralanmış olduğundan haksız fiili meydana getiren ve kaza tutanaklarına göre kazaya karışan tarafın davalı sıfatını haiz olması nedeniyle müvekkili şirket bakımından davanın reddini talep ettiklerini, somut olayda işleten sorumluluğu yaklaşımıyla müvekkiline dava yöneltilemeyeceğini, kaza tutanaklarındaki kusur oranına da itiraz ettiklerini, müvekkili gıyabında tutulan tutanaklar müvekkili şirketi bağlamayacağı gibi, eylemelerinden sorumluluk da yüklenemeyeceğini, ayrıca, dava değerinin davacı tarafından belirlenebilir olması nedeniyle, iddiasını yani aracı işletememesi nedeniyle uğradığı zararı bilebilecek durumda olan davacıya süre verilerek davasını açıklamasını ve dava değerine göre harcın tamamlattırılmasını talep ettiklerini, neticede davanın müvekkili bakımından esas yönünden reddini fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava konusu; Kaza tarihinde davacıya ait olan ... Plakalı araca davalıya ait .... Plakalı aracın tam ve asli kusurlu olarak çarpmasından kaynaklı olarak davalının kusuru iddiası kapsamında davacının aracını kullanamamasından kaynaklı olarak kazanç kaybı isteminden ibaret olduğu görüldü. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı) Mahkememizin ... Esas, ... Karar, 07/12/2021 tarihli "Davalıya ait aracın sicil kaydında ticari amaçla yazması, aracın kullanım amacının ticari olması ve şehirler arası yük taşımacılığı işinde kullanılması; yukarıda şartları yazıldığı şekliyle davayı ticari dava yapmaz. Arabanın kullanım amacının ticari - yük nakli olması, mahkemenin görevini belirleyemez. Yine esnaf işletmesi olup da, ticari amaçlı yük taşımacılığı yapılması ve yine aracın sicil kaydında da ticari amaçla yazması da mümkündür. Burada asıl olan tacir olunup olunmamasıdır. Bizim yargılamamızda bu husus yoktur. Bu nedenle ticari ilişkinin karşı tarafı olan gerçek kişi davalının tacir sayılmasının mümkün olmadığı, uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması" gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı, İstanbul BAM .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar, 23/03/2023 Tarihli kararı ile, "Türk Ticaret Kanunun 3. maddesinde ise, ” Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlenmiştir. Bir hukuki işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olması gerekir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, davacının tacir olan ticari şirket olduğu ancak davalının tacir olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı, yapılan araştırmaya göre vergi kaydı ve diğer kayıtlara göre esnaf faaliyeti kapsamında kaldığı, bu haliyle uyuşmazlığın haksız fiile dayalı tazminat davası olduğu anlaşıldığından, davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekçesi ile kabul edildiği görülmüştür. Davacıya ait aracın sicil kaydında ticari amaçla yazması, aracın kullanım amacının ticari olması; yukarıda şartları yazıldığı şekliyle davayı ticari dava yapmaz. Arabanın kullanım amacının ticari - yolcu nakli olması, mahkemenin görevini belirleyemez. Yine esnaf işletmesi olup da, ticari amaçlı nakil yapılması ve yine aracın sicil kaydında da ticari amaçla yazması da mümkündür. Burada asıl olan tacir olunup olunmamasıdır. Bizim yargılamamızda bu husus yoktur. Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davacı ...'in tacir olmadığı, basit usulde vergilendirilen esnaf olduğu, defter tutmadığı, İTO kaydının bulunmadığı ve geçmiş tüm dönem beyanlarının Vergi Usul Kanunu' nun 177. maddesindeki hadleri aşmadığı görülmüştür. Bu nedenle uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. HMK' nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115.maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine ve mahkememiz yargı çevresinde (Bakırköy Ticaret Mahkemelerinin yargı sınırlarının Küçükçekmece Adliyesi yargı sınırlarını da kapsaması sebebiyle) bulunan kazanın gerçekleştiği Küçükçekmece Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan KÜÇÜKÇEKMECE NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine, 6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/09/2023 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır