İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/318 E. 2023/626 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/318
- Karar No
- 2023/626
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/318 Esas KARAR NO : 2023/626 Karar DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/04/2023 KARAR TARİHİ : 20/06/2023 Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ekte sunulu personel taşıma sözleşmeleri kapsamında kapsamında ticari iş ilişkisi kurulduğunu, aralarında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında, davalı şirketin müvekkiline toplamda müvekkili şirkete verilen ve ödenmeyen senetler haricinde 485.588,63 TL borçlu olduğu göründüğünü, bu alacağa ilişkin olarak alacağın 357.571,63 TL lik kısmı için Bakırköy ..... İcra Dairesi .... Esas sayılı dosyasında icra takibi yapılmış ve davalı şirket tarafından borca itiraz ettilerini, İtirazın iptali için Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi .... Esas sayılı dosyasında İtirazın iptali davası açıldığını, Kalan bakiye 128.017,00 TL için Bakırköy .... İcra Dairesi .... Esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını ve davalı tarafından borca itiraz edildiğini, bu sebeple huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olduğunu, tarafları aynı olan bu davalarda, konu birliği de bulunduğu gibi, delillerin birlikte incelenmesi, farklı gibi görünen her iki davanın daha kolay aydınlanmasını ve sonuçlanmasını sağlayabileceğini, bu sebeple huzurda açılan davanın inceleme neticesinde Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi .... Esas sayılı dosyasında birleştirilmesine karar verilmesini, itiraz üzerine dava şartı olması nedeniyle tarafımızca arabulucuya başvurulduğunu ancak bir anlaşma sağlanamadığını, piyasanın içinde bulunduğu sıkıntılı ekonomik durum ve davalının kötü niyetli olarak mal kaçırma ihtimalinin yüksek olması nedeniyle; açılan davanın sonuçsuz kalmaması, tahsil kabiliyetini yitirmemesi ve müvekkili şirketin daha fazla mağdur olmaması için davalının taşınır, taşınmaz mallarıyla bankalardaki hak ve alacakları üzerine İHTİYATİ TEDBİR konulmasını, davamızın KABULÜNE, davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, açılan davanın sonuçsuz kalmaması için davalı-borçlunun taşınır, taşınmaz mallarıyla bankalardaki hak ve alacakları üzerine teminatsız veya mahkemenin uygun göreceği teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, Karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin tüzel kişilik yerleşim adresi "... Mah. ... Cad. .... Plaza, No: .... Kat: 16 17 Sarıyer / İstanbul" adresi olduğunu, davalı müvekkilinin tüzel kişilik adresinin bağlı olduğu yargı çevresi İstanbul (Çağlayan) Adliyeleri olup davacı tarafından ikame edilen davada yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, faturanın karşılığı olan hizmetin davacı yan tarafından verilmediğini, davacı tarafça alacağa ilişkin faturalar usule, hukuka ve gerçeğe aykırı olarak, ticari ilişkiden bağımsız kesildiğini, bir an için faturanın varlığı kabul edilese dahi fatura tek başına alacağın ıspatı için yeterli olmadığını, fatura içeriğinde iddia edilen hizmetin verildiğinin davacı yanca yazılı ve somut delillerle ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafın, cari ilişkiye itiraz edilmediği iddiası ile ispat külfetini taraflarına yüklemeye çalışması bizatihi haksız davasında haklı çıkmaya matuf olduğunu, hukukta sukutun ikrardan değil inkardan sayıldığı da düşünüldüğünde davacı tarafın iddialarının yerinde olmadığının açık olduğunu, işbu ispat yüküne yönelik iddialar, haksız olarak ve ticari ilişkiden bağımsız, herhangi bir mesnedi olmayan faturaların içeriğinin ispatından kurtulmaya yönelik olduğunu, kendi keyfi ve tek taraflı iradesi ile tayin etmiş olduğu miktarlar üzerinden kesilen faturaların taraflarınca kabul edilmesinin mümkün olmadığını, haksız, kötüniyetli ve hukuki mesnetten yoksun huzurdaki davanın reddine, asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce öncelikle davalı yanın yetki ilk itirazının incelenmesi gerekmiştir. Davalının süresinde mahkememiz yetkisine itirazda bulunduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nun yetki sözleşmesinin düzenlendiği 17'nci maddesinde; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” denilmektedir. Bu maddeyle münhasır yetki sözleşmesi yapabilme imkânı getirilmiştir. Münhasır yetki sözleşmesinden; tarafların yetki sözleşmesi ile belirlenen mahkemenin dışında başka bir mahkemede dava açmama konusunda anlaşmış olmaları hâli anlaşılmalıdır. Başka bir deyişle, yetki sözleşmesinde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça sözleşme ile belirlenen mahkeme veya mahkemelerin münhasır yetkili olduğu kabul edilmiştir. Taraflar şayet kanunla yetkili kılınan genel ve özel mahkemelerin yetkisinin de devam etmesini istiyorlarsa bu hususu ayrıca sözleşmede kararlaştırmaları gerekir. Burada vurgulanması gereken önemli hususlardan biri de HMK.nun 17. maddesinde öngörülen yetki sözleşmesinde belirlenen mahkeme ya da mahkemelerin münhasır hâle gelmesi kuralı ile kesin yetki kuralının birbirine karıştırılmaması gereğidir. Zira, yetkinin kesin olduğu hallerde yetki sözleşmesi yapılamaz. Somut olayda, davacı ile davalı arasında 28/03/2022 tarihli sözleşmenin imzalandığını, işbu sözleşmenin 23.2.3 maddesine göre taraflar arasındaki ihtilaflarda İstanbul Mahkemelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığı, tarafların tacir olduğu, davanın tarafların serbestçe tasarruf edebileceği dava türlerinden olması karşısında yetki şartının geçerli olduğu, davalının yetki ilk itirazının süresinde yapıldığı da gözetilerek, HMK.'nun 17.maddesi uyarınca mahkememizin yetkisizliği karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın usulden reddi ile, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-Yetkisizlik nedeni ile dava dilekçesinin REDDİNE, 3-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 4-HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE tevzi edilmek üzere İSTANBUL HUKUK MAHKEMELERİ TEVZİ MÜDÜRLÜĞÜ’ne GÖNDERİLMESİNE, 5-Mahkememizce verilen yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların yetkili mahkemede nazara ALINMASINA, 6-Davacının ödeme yasağı kararı verilmesi talebinin yetkili mahkeme tarafından DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/06/2023 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır