İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/133 E. 2023/1049 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/133
- Karar No
- 2023/1049
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/133 Esas KARAR NO : 2023/1049
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/02/2023 KARAR TARİHİ : 13/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili şirkete olan cari hesap borcu nedeniyle davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının, vekili aracılığı ile borca itiraz ettiğini ve icra takibinin durdurulduğunu, müvekkili şirketin, yıllardır düğme üretip sattığını, davalının ticaret yapan bir şahıs işletmesi sahibi olarak müvekkilinden çeşitli zamanlarda birden fazla defa düğme satın aldığını, tarafların birden fazla defa alım satım işlemi mevcut olduğunu, müvekkilinin cari hesap ekstresi tuttuğunu, müvekkilinin edimlerini ifa etmesine rağmen davalının, sipariş edip teslim aldığı düğmelerden bir kısmının bedelini ödemediğini, müvekkilinin cari hesap ekstresine göre, davalının müvekkiline 204.306,48 TL borcu bulunduğunu, davalının, müvekkili tarafından düzenlenmiş olan faturaları tebliğ aldığını, davalının, müvekkilinin düzenlediği faturalara süresi içerisinde itiraz etmediğini, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2.maddesine göre faturanın içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesi doğacağını, bu doğrultuda, TTK ve VUK hükümleri uyarınca 8 günlük süre içinde itiraz edilmeyen faturanın; borçlu tarafından kabul edilmiş sayıldığını, müvekkiline ait ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde müvekkilinin haklılığı ve alacaklı olduğu ortaya çıkacağını, ayrıca davalının mal kaçırma riski bulunduğundan ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, davalı haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine itiraz ettiğinden %20’den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, davalının, “dolandırıldım” iddiası ile aylarca müvekkili şirkete mağdur olduğunu beyan edip süre istediğini ancak bu süreçte kendisi müvekkilini kandırdığını ve dolandırdığını, davalının gücen kaybettiği ve mal kaçırdığı duyumlarının müvekkiline geldiğini, hatta davalının kendisi vergi dairesinin araçları üzerine satılamaz şerhi koyduğunu da dahi söylediğini, tüm bunlar kapsamında davalının müvekkilini çok büyük bir zarara uğrattığını bu zararın giderilememesi riski bulunduğunu, bu sebeplere davalının üzerinde kayıtlı bulunan taşınmaz mallar üzerine, banka hesaplarına, araçlarına İİK 257. Madde kapsamında haciz konulması talebinde bulunduklarını,bu nedenlerle Bakırköy .... İcra E. sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu bedelin 3095 sayılı yasa gereğince en yüksek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline, davalının %20' den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, davalının mal kaçırdığına dair duyumlar olduğundan davalının üzerinde kayıtlı bulunan taşınmaz mallar üzerine, banka hesaplarına, araçlarına ihtiyati haciz/ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, dava dilekçesinde de belirtmiş olduğu gibi yıllardır düğme üretip, sattığını, davalı müvekkilinin ise davacının üretmiş olduğu bu düğmeleri satın alarak kendi pazarını oluşturduğunu, her iki taraf için de ilk etapta hiçbir sorun yokken, davacının haksız ve art niyetli bir takım davranışları zamanla kendisini göstermeye başladığını, davalı müvekilinin, kendi müşterilerinden gelen siparişe göre davacıya sipariş verir ve kendisine ulaşan düğmelerin üzerine belli bir kâr marjı ekleyerek hiçbir depolama veya bekletmeye tabii olmadan doğrudan kendi müşterilerine satarak ticaretini yaptığını, davalı müvekkilinin bu şekilde hiçbir iflas riski olmadan sadece gelen siparişlerin üzerine kendi kârını koyarak devam etmesine rağmen ödeyerek bitmek bilmeyen bir borca saplandığını, ilk iş olarak hiçbir riski olmamasına karşı böyle bir sıkıntıya sebebiyet veren kaynağı araştırma yoluna girdiğini, üretici firmadan aldığı ürünlere ve kendisine çıkartılan faturalara baktığında arada ki farkın büyük bir uçurumdan ibaret olduğunu gördüğünü, öyle ki bazı faturalara iade faturalar düzenlenmesine rağmen cari hesap ekstresinde bu tutarlar borç olarak halâ gözükmekte olduğunu, cari hesap ekstresinde görülen bir takım kayıtlar müvekkilinin imzası taklit edilmek suretiyle tutulmuş olduğunu ve yine müvekkilime sipariş etmediği ürünleri, sipariş vermişcesine faturalandırılmak suretiyle borç batağına soktuğunu, davacı tarafından gelen tüm faturaların, davalı müvekkili bünyesinde çalışan ... isimli şahıs tarafından şirkete kaydı yapılarak doğrudan muhasebeye gönderildiğini, yine faturalara ilişkin ödemelerin bu şahıs tarafından gerçekleştirildiğini, tutulan cari hesap ekstresinde kaydı dahi olmayan borçlara ilişkin ödemelerin her seferinde yine adı geçen şahıs ilk fırsatta ödediğini, adı geçen şahsın, davalı müvekkili bünyesinde işe başlamadan önce ... tarafından iş teklifi geldiğini ama şahsın kendisini tercih ettiğini sürekli olarak vurguladığını,...'ın ve davacı şirketin aralarında ki ilişkinin yalnızca iş teklifi olmadığını ve davacı şirketin, adı geçen şahsı kullanmak suretiyle tarafından haksız kazanç sağladığını belirtmek taraflarınca yine zaruri hale geldiğini, yapılan araştırmalar neticesinde 2022 yılının Nisan ayından, aynı yılın Haziran ayına kadar olan dönemde ... tarafından 3.820.000,00 adet düğme için toplam 227.257,59 TL tutarında, 2022 yılının Temmuz ayından, aynı yılın Ekim ayına kadar olan dönem içinse 5.236.500,00 adet düğme için toplam 449.240,47 TL tutarında fazla fatura kesildiğini, itirazın iptali davasının reddine, haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin, davalı şahıs aleyhine 204.306,48-TL toplam ve asıl alacağını, asıl alacağa işleyecek yıllık %17,25 ticari temerrüt faizi ile birlikte, vekalet ücreti ile birlikte tahsili için icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde itiraz ettiğini belirterek takibin durmasına sebebiyet verdiği, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla, bilirkişi SMMM ...'in 10/09/2023 tarihli raporunda özetle; Davacı tarafından, davalı aleyhine, Bakırköy .... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyası ile, 16.12.2022 tarihinde 204.306,48.TL asıl alacak, haciz yolu icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı tarafından 02.01.2023 tarihli dilekçe ile itiraz edilerek durdurulduğunu, icra takibinde borcun sebebine “01.12.2022 tarihli cari hesap alacağı 204.360,48.TL” denildiğini, taraflar arasında, yazılı şekilde düzenlenmiş bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, öte yandan 2021 döneminden itibaren başlayan ve 2022 dönemi ile devam eden, açık hesap şeklinde yürütülen bir ticari ilişki mevcut olduğunu, usul yönünden incelenen ... tarafından ibraz edilen ibraz edilen 2021 ve 2022 dönemi yasal defterleri fiziki olarak tutulmuş, açılış noter onayı ile yevmiye defteri kapanış noter onayı, usulüne uygun ve zamanında yaptırıldığını, usul yönünden incelenen davalı ... ‘e ait 2022 dönemi yasal defterleri fiziki olarak tutulmuş, açılış noter onayı ve yevmiye defteri kapanış noter onayı, usulüne uygun ve zamanında yaptırıldığını, davacı yasal defterlerine göre, davalı; takip tarihinde (16.12.2022) 204.360,40.TL tutarında borçlu olduğunu, Davalı yasal defterlerine göre ise, takip tarihinde (16.12.2022) davacı; 193,993,56.TL tutarında alacaklı olduğunu, her iki taraf yasal defter kayıtları mukayese edildiğinde, aradaki fark; 10.366,84.TL olduğunu, bu farkın, 10.366,92.TL tutarındaki kısmı, davalı tarafından davacıya düzenlenen 30.11.2022 tarih ... no.lu 10.366,92.TL tutarındaki faturadan kaynaklanmakta olduğunu, kalan 0,08.TL tutarındaki kısmı ise küsurattan kaynaklandığını, mutabakatsızlığın ana temelini oluşturan söz konusu fatura ve bu faturanın davacıya iletildiğine, faturaya konu mal/hizmetin, davacıya teslimine dair, dosya içerisinde herhangi bir belge olmadığı için bu hususta bir değerlendirme yapılmadığını, netice olarak; Mutabakatsızlığa konu faturanın davacıya iletildiğine ve faturaya konu mal/hizmetin davacıya teslimine dair dosya içerisinde herhangi bir belge olmaması sebebiyle, şayet davacı yasal defter kayıt ve belgelerine itibar edilerek, haklı olduğuna ve Bakırköy .... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasında, talebiyle bağlı kalınarak 204.306,48.TL tutarındaki asıl alacak için yapılan itirazın iptali halinde; takip talebi sonrası, faiz talebine ilişkin; takip talebinden (16.12.2022) dava tarihine (13.02.2023) kadar geçen (59) gün için %15,75 oranında, reeskont avans faizi 5.201,42.TL olduğunu, davacının, talep ettiği icra inkar tazminatının kabulü halinde, 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu 67.maddesine3 göre; 40.861,30.TL (204.306,48.TL X %20) tutarında olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE; Dava taraflar arasında ticari ilişki olduğundan bahisle alacak olduğuna dair yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319) Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Yapılan inceleme neticesinde taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, takip tarihi itibariyle davacı kayıtlarına göre davalıdan 204.306,48 TL alacaklı göründüğü, davalının ise davacıya takip tarihi itibariyle 193.993,56 TL borçlu göründüğü aradaki farkın davalı defterlerine kaydettiği faturadan kaynaklandığı anlaşılmıştır. Gelinen aşamada davalı defterlerine göre davacının 193.993,56 TL yönünden davalı kayıtlar ile kendi kayıtlarının örtüştüğü dikkate alındığında davacının bu miktar yönünden alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Kalan bakiye kısım yönünden ise davalı her ne kadar 30.11.2022 tarih ... no.lu 10.366,92.TL tutarındaki fatura düzenlemiş ise de bu faturanın davacıya teslim edildiğine ve davacının bu faturaya yönelik hizmet aldığına bundan dolayı davalının bu miktar yönünden davacıdan alacaklı olduğu ispat edilememiştir. Dolayısıyla davalı yönünden 10.366,92 TL olarak mahsup yapılmamış, davacının toplamda 204.306,48 TL davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından her ne kadar davacı ile dava dışı ... arasında ortak irade olduğu bu nedenle kayıtların gerçeği yansıtmadığı iddia edilmiş ise de bu savunma ayrı bir dava konusu olup mahkememizce değerlendirilmemiştir. Sonuç olarak gelinen aşamada davacı kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, aradaki farka neden olan davalının düzenlediği faturaya konu hizmetin davacıya verildiğinin ispat edilemediği, alacağın likit olduğu ve hala ödenmemiş olduğu anlaşılmakla dava hakkında aşağıdaki şekilde hüküm vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN KABULÜ İLE; -Davalının aleyhine yapılan Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, -Takibin aynen DEVAMINA, -Asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA ÖDENMESİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 13.956,18-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.467,52-TL harcın mahsubu ile bakiye 11.488,66-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 32.645,97 -TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından ödenen 179,90-TL başvurma harcı, 2.467,52-TL peşin harç, 2.774,25-TL tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.421,67-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Gider avansından artan olur ise karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/11/2023
Katip ... ¸e-imza
Hakim ... ¸e-imza