İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1284 E. 2024/1095 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1284
- Karar No
- 2024/1095
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1284 Esas KARAR NO : 2024/1095 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/12/2023 KARAR TARİHİ : 19/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/11/2024 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın vermiş olduğu yetki ile Türk Milleti adına karar vermeye yetkili Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kırklareli Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce Kırklareli İll, .... İlçesi, ..... Benzin İstasyonu No:144 .... Evler No:144/1-0 adresinde mukim Müvekkil şirkete ait arıtma tesisinde 18.03.2022 tarihinde atık su numunesi alındığını; alınan atık su numunesine alt analiz raporlarına göre numune değerlerinin uygun çıkmadığı tespit edildiğini, davalı tarafça davacı şirkete işbu tespit edilen uygunsuzluk hakkında herhangi bir bilgi verilmediğini, alınan nümünenin uygun çıkmaması nedeniyle 30.03.2022 ve 31.03.2022 tarihlerinde aynı yerden tekrar numuneler alınmış ve üç numunenin analiz sonucunun ortalama değerlerinin sınır değerleri yine sağlamadığı; bu kapsamda da uygunsuzluğun giderilmediği tespit edildiği, davalı tarafça işbu uygunsuzluklara ilişkin de bilgi verilmediğini bu nedenle Kırklareli Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 2872 Sayılı Çevre Kanunun 8. Ve 11. Maddeleri kapsamında davacı şirket aleyhine E. .... sayılı kararı ile 131.516,00 TL idari para cezası uygulandığını, davacı şirketçe 30 gün İçerisinde ödeme yapılması nedeniyle işbu tutara 9625 aranında indirim uygulandığını davacı şirketçe 98.637,00 TL para cezası ödendiğini bu nedenlerle ödenmiş olanı tutarın davalıya rücu edilmesi gerekmiş olup Büyükçekmece ... İcra Dairesinin .... E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takip başlatılmışsa da Davalı tarafça işbu takibe itiraz edildiğini bu nedenlerle itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddia ve beyanının aksine davalı sözleşmenin 4/5-c-d. Maddesine aykırı bir davranışı söz konusu olmadığını çünkü her şeyden evvel ne davacı tarafça ne de denetimi yapan kurum tarafından denetim öncesinde davalıya yapılmış bir bildirim bulunmadığını, denetim yapılacağı hususunda davalıya yapılmış bir bildirim olmaması sebebiyle yapılacak olan denetimden haberdar olduğundan da bahsedilemeyeceğini bu nedenle tesiste hazır bulunma yükümlülüğü de doğmadığını bu bağlamda yükümlülüğün dolayısıyla sözleşmenin ihlali de söz konusu olmadığını ve müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, arıtma tesisini çalıştırmayan ve dava dilekçesinde belirtilen husumet yönlendirme sebeplerinin de esasında mevcut olmadığını bilen davacının davalı şirket aleyhine icra takibi başlatması iyi niyetli olmadığını ortaya koymadığını bu nedenle davanın reddine, davacının takibinde haksız ve kötüniyetli olması hasebiyle takip konusu alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı ... üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava Konusu Somut Uyuşmazlığın Tespiti: Taraflar arasındaki çevre yönetimi hizmet sözleşmesine aykırılıktan kaynaklı davacıya kesilen idari para cezasının davalının eyleminden kaynaklı olduğu iddiasına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görüldü. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2- Uyuşmazlığı konu Büyükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası, dava dosyası arasına alınarak incelenmiştir. 3-Tekirdağ Ticaret Odasına, 4-Kırklareli Ticaret Odasına, 5-Kırklareli Çevre, Şehircilik Ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne müzekkereler yazılmıştır. Mahkememizin 25/06/2024 tarihli duruşma tutanağı ile tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler incelenmek sureti ile taraflar arasındaki çevre yönetim hizmet sözleşmesine aykırılık iddiasından kaynaklı davacıya kesilen idari para cezasının davalının eyleminden kaynaklı olup olmadığı mevcut ise davalının bu idari para cezasından kaynaklı davacıya borçlu olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ancak celsede davacıya bilirkişi delil avansı için kesin süre verilmiş ise de davacı tarafından 11/10/2024 tarihinde kesin süreden sonra celse talikine sebebiyet verecek şekilde delil avansının yatırıldığı anlaşılmış kesin süre nedeni ile bilirkişi incelemesi yapılmamıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açtığı dava ile davalı şirket ile arasındaki Çevre Yönetim Sözleşmesindeki yükümlülüklerin davalı tarafından ihlal edildiğini, ilgili idare tarafından tesisten alınan numunelerde gerekli değerlere uygunsuzluk tespit edildiğini ve idare tarafından idari para cezası uygulandığını, söz konusu idari para cezasının ödendiğini, davalının sözleşmeye aykırı eylemi sebebiyle durumun meydana geldiğini belirterek ödemiş olduğu idari para cezasının davalıdan rücuen tahsilini talep etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacının denetimleri kendisine haber vermediğini, herhangi bir bildirim yapılmadığını, sözleşme hükümleri gereğince sorumluluğunun olmadığını beyan etmiştir. Mahkememizce 25.06.2024 tarihli celsede dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin ara karar alınmış olup, bilirkişi avansının yatırılması için davacıya kesin süre verilmiş, aksi halde mevcut delillere göre karar verileceği ihtar edilmiştir. Buna karşılık davacı tarafından kesin süre içerisinde bilirkişi avansı yatırılmamış, ilgili duruşmadan yaklaşık 3.5 ay sonra üçüncü celseden önce 4 gün önce avans yatırılmış bu suretle celse talikine sebebiyet verecek sürede delil avansı yatırılmıştır. Davalı ise davalının süresinden sonra delil avansını tamamlamasına muvafakat etmemiştir. 6100 sayılı Kanun'un delil avansına ilişkin 324. Maddesi şu şekildedir: "MADDE 324- (1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." İlgili hükümden görülebileceği üzere ispat yükü üzerine düşen tarafın iddiasını ispata yarar delillere ilişkin delil avansını kesin süre içerisinde yatırması gerekmekte olup, aksi taktirde 6100 sayılı Kanun'un 324. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaktır. Bu kapsamda davacının bilirkişi avansını kesin süre içerisinde yatırmadığı, davalı tarafından da süresinden sonra tamamlanmasına muvafakat edilmediği, davacının bilirkişi avansını yaklaşık 3.5 ay sonra bir sonraki celseden 4 gün önce yatırdığı gözetilerek davacının delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği değerlendirilmiştir. Nitekim 25.06.2024 tarihli celsede de kesin süre içerisinde bilirkişi avansının yatırılmaması halinde mevcut dosya kapsamına göre karar verileceğinin davacıya ihtar edildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda dosya içerisindeki diğer deliller Mahkememizce değerlendirilmiştir. Taraflar arasında 27.10.2021 tarihli dosya içerisinde mübrez Çevre Yönetimi Hizmet sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı tarafından davalının sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi sebebiyle davalının davacı tarafından ödenen idari para cezasından sorumlu olduğu iddia edilmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 112. Maddesi şu şekildedir: "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." Bu bağlamda ispat yükü davacı üzerinde olup, davacı davalının sözleşmeyi kusuru ile ihlal ettiğini ispatla mükelleftir. Dava dosyası içerisindeki mübrez taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde; sözleşme hükümlerine göre davalının davacı nezdinde yılda en az bir kere iç tetkik gerçekleştirmek ve rapor hazırlayarak uygunsuzlukları davacıya bildirmek yönünden sorumluluğunun bulunduğu ancak ilgili sözleşmede davalı tarafından davacı nezdinde yapılacak uygunsuzlukların belirlenmesine dair iç tetkikin tarihinin ve süresinin belirlenmediği, dolayısıyla davalı tarafından davacı nezdinde yapılacak iç denetimin ifa tarihinin belirsiz olduğu ve taraflarca belirlenmediği anlaşılmaktadır. Bu noktada taraflar arasındaki sözleşme süresi gözetildiğinde sözleşme süresi içerisinde herhangi bir zaman gerçekleştirilebileceği anlaşılmakta olup, davacı tarafından söz konusu iç tetkikin davalıdan talep edilerek davalının temerrüde düşürüldüğü de iddia ve ispat edilememiştir. Dolayısıyla davalının sözleşmeden kaynaklanan edim yükümlülükleri yönünden temerrütte olduğundan söz edilemeyecektir. Nitekim davacı tarafından davalıya yönelik sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğine dair herhangi bir ihtar veya bildirim de gönderilmemiş olup, taraflar arasındaki sözleşmede davalıya ve davacıya yüklenen edimler gözetildiğinde davalının davacı nezdindeki iş yerinde sürekli bulunarak davacıya ait cihazları kontrol etmek ve çalıştırma yükümlülüğünün de bulunmadığı sabittir. Nitekim davacı hakkındaki idari para cezasına konu atık su cihazının da davalı tarafından kurulmadığı ya da davalı tarafından davacıya satılmadığı, ilgili cihazın işleyişinde sorun olması veya gereği gibi çalışmaması sebebiyle ya da çalıştırılmaması sebebiyle davalının sorumlu olmayacağı açıktır. Ayrıca davacının dava dilekçesinde belirtildiği üzere davacının iş yeri nezdinde idare tarafından yapılan denetimlerin davacı tarafından davalıya da bildirilmediği, bildirildiğinin iddia ve ispat edilemediği gözetildiğinde ya da denetimler öncesinde davacının davalıdan sözleşme kapsamındaki iç tetkikleri yapmasına dair edimini ifaya da çağrılarak temerrüde düşürülmediği gözetildiğinde davalının kusurundan söz edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Ayrıca taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalının davacıya karşı somut bir edim yüklenmediği, davalının taraflar arasındaki sözleşmeye göre ediminin denetim ve danışmanlığa ilişkin olduğu, davacının idari para cezasına sebebiyet veren eyleminin ise davacının nezdindeki atık su arıtma cihazının gereği gibi çalışmaması veya çalıştırılmamasına ilişkin olduğu ve alınan numunelerdeki değerlerin izin verilen değerlerden fazla olmasından kaynaklandığı, davalının taraflar arasındaki sözleşme ile davacı nezdindeki atık su arıtma cihazına dair bir edim yükümlülüğünün bulunmaması sebebiyle davalının ilgili cihazın çalışmaması veya çalıştırılmamasından kaynaklı olarak sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı da sabittir. Davacı tarafından denetimin davalıya haber verilmediği, davalı tarafından denetim sırasında ve alınan numuneler sırasında mevzuata uygunluk yönünden belki çeşitli beyan ve itirazlarının olabileceği, yine idari para cezasına yönelik olarak davacı tarafından ilgili Mahkemeler nezdinde itiraz yollarına da başvurulmadığı, alınan numunelerin yönünden itirazların olabileceği, idare tarafından yapılan denetimlerin davalıya haber verilmemesi ve bildirilmemesi ayrıca alınan idari para cezasının da davalıya bildirilmemesi ve denetim sürecine dair davacı tarafından davalı ile herhangi bir bilgi paylaşılarak davalının müdahale edemeyecek duruma getirilmesinin davacının kusuruna sebebiyet verdiği, davalının haberdar olmadığı ve temerrüde düşürülmediği edimler yönünden kusurundan söz edilemeyeceği, yine haberdar olmadığı bir sürece müdahalesinin mümkün olmadığı gözetildiğinde bu yönden de davacının davalının kusurunu ve sözleşmeye aykırı davranışını ispat edemediği anlaşılmaktadır. Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler kapsamında davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından tazminat talep edilmiş ise de kötü niyetin ispatlanamadığı anlaşılmakla davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 1.191,26-TL harcın mahsubu ile artan 763,66- TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/11/2024 09:47:44 Katip ... ¸e-imza Hakim .... ¸e-imza