İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/403 E. 2025/15 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/403
Karar No
2025/15
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/403 Esas KARAR NO : 2025/15

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan), DAVA TARİHİ : 25/04/2022 KARAR TARİHİ : 07/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/01/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin şirket yetkilileri ile davalı arasında 04.10.2021 tarihinde ''KİŞİSEL GELİŞİM KURSU TADİLAT'' sözleşmesi yapıldığını, iş bu sözleşme gereği tüm tadilat, ekipman, malzeme kısacası anahtar teslim olarak 600.000,00 TL bedelle anlaşma yapıldığını ve bu sözleşme süresi 60 gün belirlendiğini ve bu süre sonunda anahtar teslim şeklinde mutabık olunduğunu, davalı yüklenici tadilatın başlangıcı ile belli aralıklarla şirket yetkili ve yakınları tarafından 444.400,00 TL banka havaleleri yapıldığını, davalı yüklenici, tüm bu ödemeli almasına rağmen iş bitirmeden ayrılmış kendi ekibinde bulunan ... isimli usta işe devam etmek istediğini ve kendisinin tamamlayacağını söylemesi ile müvekkili kurum projeyi ...'a yaptırdığını, yeni yüklenici olarak projeye devam eden ustaya toplamda 124.300,00 TL ödeme yapılıldığını ve yine davalı yüklenicinin almış olduğu ödemelere rağmen yaptırdığı işlerin ödemesini yapmadığı için ayrıca müvekkili kurum tarafından malzeme ve diğer işlemler için;- .... ÇELİK KAPI - .... 'a 16.000,00 TL , ... SENSÖRLÜ KAPI ... -77.000,00 TL, ... 9.840,00 TL, ... TEZGAH) 20.000,00 TL ödemeler yapıldığını, müvekkili şirket tüm edimlerini yerine getirerek davalıya 444.400,00 TL nakit ödeme yaptığını hemde bağlı şirketleri olan .... Eğitim kurumları LTD.ŞTİ tarafından keşide edilen .... bank .... şubesi .... nolu 29.04.2022 vade tarihli 300.000,00 TL çek verildiğini, davalı edimini yerine getirmediği için müvekkili kurum eğitim hizmetlerinin aksamaması için davalının ustası ile devam ettiğini ve işi bitirdiğini, bu sözleşme kapsamında işin bitimi için 444.400,00 TL davalıya nakit 300.000,00 TL miktarlı çek ve yeni yükleniciye ise 124.300,00 TL ödendiği gibi davalının aldığı malzemelerin bazılarının ödemesini yapmadığı için ayrıca ödemeleri yapmış iş bu ödemeler toplamına ise 122.840,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirket tarafından sözleşme bedeli kadar nakit ödeme yapıldığı ve işin bitirildiği bu kadar açık ve net iken davalı tarafa elinde bulundurduğu çek'in iadesi için tarafımızca Bakırköy .... noterliği 04.04.2022 tarih .... yevmiye ile ihtarname gönderilmiş ancak davalı taraf uhdesinde bulundurduğu 29.04.2022 vade tarihli 300.000,00 TL miktarlı çeki taraflarına iade ettiğini, davalı taraf çeki iade etmeyerek vadesi geldiğinde çek bedelini alarak sebepsiz bir şekilde zenginleşeceğini ileri sürerek, davanın kabulü ile Müvekkili şirketin davalıya borcunun olmadığının tespitine, Keşidecisi .... kurumları LTD.ŞTİ .... bank .... şubesi .... nolu 29.04.2022 vade tarihli 300.000,00 TL çekin tedbiren ödemesinin yargılama sonuna kadar teminatsız olarak durdurulmasını bu mümkün olmaması halinde mahkemenin belirleyeceği teminat karşılığında durdurulmasını, yapılan harç, masraf ve ücreti vekaletin davalıdan alınarak tarafımıza verilemesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı sözleşme ile sınırlandırılan ve sayılı işleri eksiksiz olarak ifa etmiş olup davacının huzurdaki davasının kötü niyetle ikame edildiği, davalı müvekkile ileri tarihli çek verilmek suretiyle ödeme yapılacağı inancı oluşturularak işin tamamlatıldığı, davalıya bugüne dek eksik ifa hususunda bildirim yapılmadığı, vekalet ilişkisi kapsamında müvekkilinin idari izinleri tadilatlar gerçekleştikten sonra almış olduğu, çekin davacının iradesiyle eksiksiz ifa gerçekleştikten sonra müvekkile verildiği, davacının iş yerini geliştirmek ve iyileştirmek adına dava dışı 3. Kişilerle yapmış olduğu sözleşmelerden müvekkilin sorumlu tutulamayacağı, davacının sözleşmeye aykırı davranarak temerrüde düşmüş olduğu, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığı ve çekin ödemeden men edilebilmesi için kanuni şartları haiz olmadığı ve re'sen gözetilecek sebeplerle huzurdaki davanın her yönden hukuka ve usule aykırı olarak ikame edildiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi .... esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası derdest durumda olduğunu, iş bu iki davanın dava konusu huzurdaki çek borcunun olmadığına ilişkin olduğundan usul ekonomisi gereği her iki davanın birleştirilmesini, talep etmekle davanın Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini vekaleten talep etmiştir. Davalı vekili birleşen davada cevap dilekçesinde özetle; davalı sözleşme ile sınırlandırılan ve sayılı işleri eksiksiz olarak ifa etmiş olup davacının huzurdaki davasının kötü niyetle ikame edildiği, davalı ileri tarihli çek verilmek suretiyle ödeme yapılacağı inancı oluşturularak işin tamamlatıldığı, davalıya bugüne dek eksik ifa hususunda bildirim yapılmadığı, vekalet ilişkisi kapsamında müvekkilin idari izinleri tadilatlar gerçekleştikten sonra almış olduğu, çekin davacının iradesiyle eksiksiz ifa gerçekleştikten sonra davalıya verildiği, davacının iş yerini geliştirmek ve iyileştirmek adına dava dışı 3. Kişilerle yapmış olduğu sözleşmelerden davalının sorumlu tutulamayacağı, davacının sözleşmeye aykırı davranarak temerrüde düşmüş olduğu, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığı ve çekin ödemeden men edilebilmesi için kanuni şartları haiz olmadığı ve re'sen gözetilecek sebeplerle huzurdaki davanın her yönden hukuka ve usule aykırı olarak ikame edildiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Asıl Dava ; Taraflar arasında gerçekleştirilen kişisel gelişim kurs tadilat sözleşmesinden kaynaklı olarak edimin eksik ifa edildiği iddiasına dayalı olarak işbu sözleşme dolayısıyla davalıya verilen senet yönünden borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Birleşen dava; Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulan ... bank ... Şubesine ait .... numaralı 29/04/2022 vade tarihli, 300.000,00TL bedelli çek yönünden borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu görüldü. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce asıl davada ve birleşen dosya yönünden tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a- İstanbul Ticaret Odası Başkanlığına b- Beyoğlu .... Noterliğine c- Bakırköy ... Noterliğine d-.... Bankası Anonim Şirketine e- İstanbul İl Sağlık Müdürlüğüne f- İstanbul Büyükşehir Belediye İtfaiye Daire Başkanlığına müzekkereler yazılmıştır. 4-Davacı tanığı ... (TCKN:...) tanık olarak dinlenilmiştir. 5-Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan raporlar taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Mahkememiz nezdinde açılan asıl dava birleşen davada davacıların talepleri davalının hamil olduğu keşidecisinin ... kurumları LTD.ŞTİ olan .... bank ... şubesine ait .... nolu 29.04.2022 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli senet yönünden borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiştir. Asıl ve birleşen davada davacıların talepleri; davalı ile aralarında eser sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında davalıya 444.400,00 TL ödendiğini ve davaya konu senedin davalıya verildiğini, davalı tarafından sözleşme kapsamındaki işlerin tamamlanmadan işin terk edildiğini, işin üçüncü kişilere yaptırılmak zorunda kalındığını ve üçüncü kişilere ödeme yapıldığını, davalı tarafından işin tamamlanmadan terk edilmesine rağmen senedin iade edilmediği iddiası ile menfi tespit kararı verilmesi talep edilmiştir. Davalı ise asıl ve birleşen dosyaya sunduğu cevap dilekçelerinde; taraflar arasındaki yazılı eser sözleşmesinde tek tek belirtilen işlerin tümünün eksiksiz ve ayıpsız olarak ifa edildiğini, kursun açılması için gerekli raporların alınması hususunda davacının kendisine vekaletname ile yetki verdiğini, ilgili raporların ve izinlerin alınarak kursun açıldığını, bu durumun da herhangi bir eksik iş bulunmadığını ve işin tamamlandığını gösterdiğini, taraflar arasında sözleşme ile belirlenen 600.000,00-TL iş bedelinin maliyetlerin artması sebebiyle taraflarca tadil edildiğini ve bedelin 900.000,00-TL'ye yükseltildiğini, davacının zaten bu yüzden çeki tevdii ettiğini, sözleşme kapsamındaki hak edişlerinin halen ödenmediğini, yapılan kısmi ödemelerin de sözleşmede belirlenen tarihlerden sonra yapıldığını, ödeme için verilen çekin de karşılıksız çıktığını, davacının üçüncü kişilerle işin tamamlandığı iddiasını kabul etmediklerini ve söz konusu işlere ilişkin ispata yarar herhangi bir belgenin sunulmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının eksik imalata dair herhangi bir ihtarının da olmadığını, ihtar olmaksızın aylar sonra dava açılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki yazılı eser sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık konusu davalı yüklenici tarafından taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamındaki işlerin yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı yüklenici tarafından taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davacı eser sahibinin iş yerinde çalışmalar yapıldığı, sözleşmenin ifasına başlandığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. İspatın konusu HMK.nin 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nin 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur. Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca da eser sözleşmesi kapsamında yüklenicinin işe hiç başlamadığı ya da işi terk ederek yarım bıraktığının iş sahibi tarafından yasal delillerle ispatlanması gerekmekte olup, aksi takdirde sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirilen imalatın tamamının bu işi üstlenmiş olan yüklenici tarafından yapılmış kabul edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi .... E., .. K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Taraflar arasında geçerli bir eser sözleşmesi ilişkisi kurulması durumunda işi üstlenen yüklenicinin işe hiç başlamadığı ya da işi terk ederek yarım bıraktığı iş sahibi tarafından yasal delillerle kanıtlanmadıkça sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirilen imalatın bu işi üstlenmiş olan yüklenici tarafından yapılmış kabul edilmesi gerektiği, Dairemiz uygulamalarında karine olarak kabul edilmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddeleri uyarınca taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Yine, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere; ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kişiye düşer. Az yukarıda da belirtildiği üzere bir sözleşme fesih ya da başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça, o sözleşme kapsamında kalan işlerin, o sözleşmenin yüklenicisi tarafından yapıldığı kabul edilir. Somut olayda, davacı alt yüklenici sözleşme kapsamındaki işleri bitirerek, 7 adet asansörün imalatını tamamladığını ve asansörlere ilişkin 23.06.2005 tarihinde tescil belgelerinin de alınarak davalı tarafa teslim edildiğini, asansörlerin dava dışı Belediye'nin kullanımında olduğunu, işi teslim ettiğini iddia etmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme feshedilmeyip ayakta kaldığından, bu sözleşme kapsamında kalan işlerin tümüyle davacı taşeron tarafından ifa edildiği karine olarak kabul edilir. Bu karinenin aksini savunan davalı yüklenicinin, bu savunmasını yasal delillerle ispatlaması gerekir. Oysa davalı yüklenici tarafından sözleşme feshedilmediği gibi, davalı yüklenicinin eksik ve ayıplı işe dair bir tutanağı veya yaptırdığı delil tespiti bulunmamaktadır. Ayrıca davalının asansörlerin bakımına ve arızalarının giderimine ilişkin davacı dışında başka bir firmayla 02.07.2015 tarihinde sözleşme imzaladığı dikkate alındığında davalının asansörleri teslim aldığının kabulü gerekir. Bu durumda davalı yüklenici, işin eksik ve ayıplı yapıldığını, asansörlerin teslim edilmediğini, alt yüklenicinin işi terk ettiğini, işin kendisi tarafından tamamlandığını kanıtlamakla yükümlü olup, eldeki davada davalı yüklenici bu hususu kanıtlayamadığından bölge adliye mahkemesince işin tamamının davacı tarafından yapıldığının kabulü ile sözleşmede kararlaştırılan 7 adet asansörün bedeli KDV dahil 507.399,99 TL iş bedeli alacağına hak kazandığının tespiti, asansörlerin tesliminde cezai şart isteme hakkını saklı tuttuğunu ispatlayamadığından ve dava konusu asansörler davalıya teslim edilip, dava dışı Belediye'nin kullanımına sunulmasından sonra davalının arızalara sebep veren ayıplı malzemeleri garanti kapsamında asansör bakımı için anlaştığı firma olan dava dışı şirkete yaptırdığı anlaşıldığından arıza giderim bedeli ile sözleşmede kararlaştırılan cezai şart bedelinin, iş bedeli alacağından mahsup edilmemesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır." Bu bağlamda davaya konu somut olayımızda davacı tarafından davalı yüklenicinin eksik işler bırakarak iş mahallini terk ettiğinin ispatlanması gerekmektedir. Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde; işe başlama tarihi olarak 05.10.2021 tarihinin ve iş süresinin 60 gün olarak öngörüldüğü, ayrıca davacı tarafından davalıya vekaletname ile yetki verilerek davacıya ait kurum için gerekli rapor ve izinleri almak hususunda yetki verildiği, Mahkememize verilen müzekkere cevaplarında davacıya ait kurum için gerekli raporların ilgili resmi kurumlardan alındığı ve faaliyet başlamasında sakınca olmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davalının işleri yarım bırakarak terk ettiği iddia edilmiş olmasına rağmen davalının vekillikten azledilmediği, alınan raporlar incelendiğinde; İBB İtfaiye Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen raporun 01.12.2021 tarihli olduğu ve taraflar arasındaki sözleşmenin iş süresi içerisinde olduğunun anlaşıldığı, İl Sağlık Müdürlüğü raporunun ise 08.11.2021 tarihli olduğu ve davacının iş yerinde inceleme ve tespitlerin 05.11.2021 tarihinde taraflar arasındaki sözleşmede ön görülen iş süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacı tarafından davalı yüklenicinin iş yerini terk ettiği ve işleri eksik bıraktığı iddia edilmiş ve işlere dava dışı ... tarafından devam edildiği öne sürülmüş ve ... sadır belge delil olarak sunulmuş ve 25.11.2021 tarihinde davalı yüklenicinin iş yerini eksik işler ile terk ettiği iddia edilmiş ise de bu tarihte veya bu tarihe yakın zamanlarda davalıya ihtar çekilmediği, işlerin eksik bırakıldığı ve yapılmadan terk edildiğine dair herhangi bir ihtar gönderilmediği veya talepte bulunulmadığı, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarın yaklaşık 4 aylık süre sonra 04.04.2022 tarihinde gönderildiği, bu durumun da hayatın olağan akışı ve basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğüne uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacı tarafından işin eksik ifasına rağmen uygun süre içerisinde davalıya işin tamamlanmasını ihtar etmediği gibi, bu konuda herhangi bir tespit de yaptırmadığı, sözleşmenin eksik ifa edilmesi sebebiyle davalının temerrüde düşürülmediği gibi temerrüde yönelik seçimlik hakların, sözleşmenin feshine yönelik de herhangi bir girişimde bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce taraflar arasındaki sözleşmeye göre yapılan işlerin tespiti ve değerlendirilmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, 25.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda eser sahibinin iş yerinde yerinde inceleme yapılarak sözleşmeye konu işler belirlenmiştir. Bilirkişi heyetince yapılan inceleme sonucunda taraflar arasındaki sözleşme ile eser sözleşmesine konu tek tek belirlenen işler ve taraflarca davalı tarafından yapıldığı hususunda uyuşmazlık olmayan iş ve imalatlar tespit edilmiştir. Mahkememizce daha önce alınan 25.09.2023 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplama ve tespitlerin usul ve yasa ile yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığı, imalatların ve bedelin belirlenmeyerek yaklaşık olarak tespit yapıldığı bu sebeple raporun usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmakla 25.09.2023 tarihli rapor hükme esas alınmamıştır. Taraflar arasında, Taşınmazın tamamındaki seramik işleri, Taşınmazın tamamındaki parke işleri, Taşınmazın tamamındaki boya işleri, Taşınmazın tamamındaki iç kapıları kimin yaptırdığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Yukarıda detaylıca belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmediği, davacı tarafından uygun süre içerisinde davalıya eksik iş ile eserin teslim edildiğine dair tespit yaptırılmadığı gibi ihtar da çekilmediği, davalının temerrüde düşürülerek eksik işlerin ifasının veya sözleşmenin feshinin talep edilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı gözetildiğinde; yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca karinenin davalı lehine olduğu ve sözleşme süresi içerisinde sözleşme kapsamında davalı tarafından yapıldığının ve kimin yaptığı hususunda uyuşmazlık bulunan işlerin davalı tarafından tamamlandığının kabul edilmesi gerektiği, davacının üzerine düşen ispat yükünü yasal deliller ile yerine getirmediği ve ispatlayamadığı değerlendirilmiştir. Davalı davaya konu icra takibindeki çekin artan maliyetler gereğince verildiğini ve taraflar arasındaki sözleşmedeki bedelin tadil edildiği savunmasında bulunmuş olup, davacı .... EĞİTİM KURUMLARI LTD.ŞTİ. Birleşen dava dilekçesinde söz konusu iddiayı kabul ve ikrar etmiş, 600.000,00-TL sözleşme ile belirlenen bedel üzerine 300.000,00-TL'lik davaya konu çekin davalıya artan maliyetler sebebiyle verildiğini ve toplam sözleşme iş bedelinin 900.000,00-TL'ye çıkartıldığını kabul etmiştir. Bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşmenin kapsam ve koşullarının tarafların iradesi doğrultusunda tadil edildiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda bilirkişi heyetince imal tarihi itibariyle sözleşmede belirlenen ve tarafların kabulünde olan davalı tarafından yapılan işler gözetilerek davalı tarafından yapılan toplam imalatın bedelinin 666.750,00-TL olarak tespit edildiği, davalı tarafından yapıldığı davacının kabulünde olmayan işlerin bedelinin raporda gözetilmediği ve söz konusu imalat bedeline eklenmediği anlaşılmakla bilirkişi raporundaki hesaplamanın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla hükme esas alınabileceği görülmüştür. Nitekim davacı tarafından kendisinin yaptırdığını beyan ettiği, davalı tarafından da kendisinin yapmadığı beyan ve ikrar edilen raporda tespit edilen işlerin sözleşme kapsamı dışında kalan işler olduğu, sözleşmede belirtilmeyen işler olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşme dışındaki ilave işler yönünden de davalı tarafından yapıldığı tarafların kabulünde olan iş ve işlemler bilirkişi heyetince hesaplamaya esas alınmış, sözleşme dışında davalı yüklenici tarafından yapılan işlerin toplam bedelinin 178.750,00-TL olduğu tespit edilmiştir. Buna göre; davalının yaptığı tarafların kabulünde olan toplam imalat bedeli 666.750,00-TL + 178.750,00-TL olmak üzere toplam 845.500,00-TL olarak tespit edilmiş olup, tarafların kabulünde olan nakit ödemeler düşüldükten sonra davacıların davalıya borcunun devam ettiği, davaya konu 300.000,00-TL bedelli çekin ise ödenmediği ve davalı tarafından tahsil edilmediği bu sebeple mahsubunun mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davalının aldığı malzemelerin bir kısmına yönelik üçüncü kişilere toplam 122.840,00-TL ödeme yapıldığı davacılar tarafından dava dilekçesinde iddia edilmiş ise de bu iddianın davalıdan sadır belgeler ile ispatlanamadığı, davalının temin etmesi ve ödeme yapması gereken malzemelere ilişkin olduğu husunun senetle ispatının gerektiği, davalıdan sadır bu yönde belge sunulmaması ve davalı tarafından da iddianın kabul edilmemesi sebebiyle ispatlanamadığı değerlendirilmiştir. Kaldı ki dava dilekçesindeki talep ve iddia ile bağlılık ilkesi gözetilerek davacının dava dilekçesinde belirttiği eksik kaldığı iddia edilen işlerin dava dışı ... isimli şahıs tarafından 124.300,00-TL bedel ile o günkü piyasa koşullarında tamamlandığı (kaldı ki söz konusu bedel içerisinde yapıldığı davacılar tarafından iddia edilen işlerin bir kısmının taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında olmadığı da tespit edilmiştir.) ve dava dışı ... isimli şahsa ödeme yapıldığı iddiası tamamen kabul edilse bile davacılar ve davalı arasında tadil edilen sözleşme bedeli olan 900.000,00-TL'nin eksik kaldığı iddia edilen iş bedeline oranlanması sonucunda 124.300,00-TL bedelin toplam sözleşme bedelinin %13,81'ine isabet ettiği, bu bağlamda davacıların iddiasının kabulüne göre davalının işi tamamlama oranının %86,19'a isabet ettiği, bu kapsamda davalının hak ediş bedelinin taraflarca tadil edilen sözleşme bedeline göre oranlanması sonucunda bulunan miktarın 775.700,00-TL olarak tespit edileceği, buna karşılık davacılar tarafından davaya konu senet haricinde davalıya yapılan nakit ödemenin 445.002,40-TL olduğu gözetildiğinde davacıların kabulüne göre dahi 330.697,60-TL davalıya eksik ödemenin bulunduğu, davacılar tarafından davalıya verilen davaya konu senedin tahsil edilemediği gözetildiğinde davacıların davalıya olan senet kaynaklı borcunun devam ettiği ve menfi tespit kararı verilemeyeceği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak yukarıda detaylıca açıklanan ve değerlendirilen deliller bir arada değerlendirildiğinde; davalı tarafın üzerine düşen ispat yükü çerçevesinde ve davacı tarafından davalının iş yerini terk ettiğinin ispatlanamadığı gözetildiğinde taraflar arasında kimin yaptığı hususunda uyuşmazlık bulunan işlerin davalı tarafından yapıldığı, davacı tarafından karinenin aksinin ispat edilemediği, tarafların her ikisi tarafından da davalı tarafından yapıldığı kabul edilen işler ve sözleşme dışındaki davalı tarafından yapıldığı kabul edilen ilave işler yönünden davalının talep edebileceği imalat bedelinin 845.500,00-TL olarak tespit edildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin tadil edildiğine yönelik davalı savunmasının davacı tarafından birleşen davada kabul edildiği, davacılar tarafından nakit olarak yapılan ve tarafların kabulünde olan ödemeler dışında davalıya verilen çekin davalı tarafından tahsil edilmediği bu sebeple borçtan mahsubunun mümkün olmadığı, davacılar tarafından yapılan uyuşmazlık konusu olmayan ödemelerin taraflarca tadil edilen sözleşme kapsamına göre davalının imalat bedelini karşılamadığı, davacı tarafından davalının malzeme borcuna yönelik üçüncü kişilere yaptığını iddia ettiği ödemelerin davalıdan sadır belge ile ispat edilemediği, davacıların dava dilekçesinde davalıdan kalan eksik işleri üçüncü kişiye yaptırdığını iddia ettiği iş bedeli olan 124.300,00-TL'nin tamamının taraflar arasındaki tadil edilene sözleşme bedeli olan 900.000,00-TL'den düşümü ve mahsubu halinde dahi davacıların davalıya ödemesinin davacıların kabulünde olan davalı tarafından yapılan tamamlanma oranına göre sözleşme bedelinin oranlanması halinde dahi eksik kalan kısmı karşılamadığı ve senet bedelinden fazla olduğu anlaşılmakla davacıların menfi tespit taleplerinin asıl ve birleşen davada ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından tazminat talep edilmiş ise de davacılar tarafından teminat yatırılmadığı bu sebeple tedbir kararının uygulanmadığı anlaşılmakla davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Mahkememizin esas ve birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyalarında açılan davaların ayrı ayrı REDDİNE, 2-Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin her iki dosya yönünden ayrı ayrı REDDİNE, 3-ASIL DAVA YÖNÜNDEN: -Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 5.123,25-TL harcın mahsubu ile artan 5.080,65-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, -Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, -Davalı tarafça yapılan 10.000,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 48.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN: -Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 5.607,41-TL harcın mahsubu ile artan 5.179,81-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, -Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, -Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 52.536,07-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 6-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/01/2025

Katip ... ¸e-imza

Hakim ... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/403, K. 2025/15, T. 07.01.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-403-e-2025-15-k-d7c6c7cf19c1