İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1211 E. 2023/712 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/1211
Karar No
2023/712
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/1211 Esas KARAR NO : 2023/712 DAVA : İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/12/2022 KARAR TARİHİ : 19/07/2023 BİRLEŞEN DAVA (İSTANBUL ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS - ....KARAR SAYILI DOSYASI ) DAVA : Menfi Tespit (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/12/2022 KARAR TARİHİ : 19/07/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/07/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan), Menfi Tespit (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı kargo şirketi arasında 01.04.2013 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, akabinde 01.04.2013 tarihinde, yine davacı ile davalı kargo şirketi arasında bahse konu acentelik sözleşmesinden doğacak ihtilafların giderilmesi amacıyla hakem sözleşmesi imzalandığını, söz konusu hakem sözleşmesinin Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile sona erdirildiğini ve ilgili kararın kesinleştiğini, davacının davalı şirketten bakiye fatura alacağı ve hak edişlerinden haksız olarak kesilen sözde teminat bedellerinin tahsili maksadıyla davalı aleyhinde Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve davalıya ödeme emrinin tebliğ edildiğini, davalı şirketin borcu bulunmadığından bahisle icra takibi ve fe r'ilerine itiraz ettiğini, bu suretle icra takibinin durduğunu, itirazın haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, davalı borçlunun itirazının haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğu, davacı ile davalı kargo şirketi arasında 01.04.2013 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, davacının söz konusu hizmet karşılığında davalı borçluya yapılan iş süresince farklı tarihlerde faturalar düzenlediğini, söz konusu faturalara ilişkin davalı tarafın herhangi bir itirazının olmadığını, ancak davalı tarafından herhangi bir ödeme de yapılmadığını, 01/04/2013 tarihli acentelik sözleşmesi kapsamında Bakırköy ..... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ve 02/05/2017 tarihli taşınır rehni sözleşmesi kapsamında davacıya ait ... plakalı araç üzerine 50.000,00 TL değerinde rehin konulduğunu, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan iş bu rehin sözleşmesinin 01/04/2013 tarihli acentelik sözleşmesine istinaden teminat olarak yapıldığını, söz konusu rehin sözleşmesi bulunmasına rağmen, davacı ile davalı arasındaki acentecilik sözleşmesi devam ederken davalı şirketin hiçbir sebep göstermeksizin davacının hakediş bedellerinden peyder pey olarak toplam 59.000,00 TL davacı hesabından kesilmek suretiyle teminat adı altında kesinti yaptığını, davalı borçlunun müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmak maksadıyla borca itiraz ettiğini iddia ederek; davalı borçlunun Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına vaki itirazının iptaline, itiraz likit bir alacağa yönelik olmakla, davacıya ödenmek üzere, davalı borçlunun asıl alacağın yüzde 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı borçluya yükletimesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl dava dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen 01/04/2013 başlangıç tarihli acentelik sözleşmesi kapsamında davacının, .... Kargo .... acentesi olarak faaliyet göstermekte iken; davacının acentelik sözleşmesini ihlal etmesi neticesinde taraflar arasındaki sözleşmenin 16/07/2020 tarihi itibariyle ve haklı nedenle feshedildiğini, Acentelik Sözleşmesi Ek Protokolü’nün ‘Özel Hükümler’ başlıklı 7. maddesinin 53. bendinde yer verilen düzenleme ile tarafların arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemelerini ve icra dairelerini yetkili kıldıklarını, tacir olan taraflar arasında yazılı olarak akdedilen yetki sözleşmesinin geçerli olduğunu, HMK. m. 17 uyarınca huzurdaki davada yetkili Mahkeme İstanbul mahkemeleri olduğundan, öncelikle yetkisiz mahkemede açılan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, TBK. m. 147 uyarınca acentelik sözleşmesinden doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olup; zamanaşımına uğrayan alacak istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, haksız şekilde takibe konu edilen hak ediş faturalarına karşılık davacı alacakları ile nakdi teminat bedelinin, davacının acentelik sözleşmesinden doğan borcundan mahsup edildiğini, yapılan bu işlem sonrasında dahi davacının acentelik sözleşmesinden doğan borcunun devam ettiğini, davalının acentelik sözleşmesine dayalı cari hesaba göre davacı acenteden toplamda 119.536,36-TL alacaklı olduğunu, zira davacının, sözleşme hükümlerini ihlal eden davranışları ile davalı kargo şirketini maddi zarara uğrattığını, sözleşme hükümleri uyarınca, davalı kargo şirketinin uğradığı maddi zararların acentenin cari hesabına borç kaydedildiğini, huzurdaki davaya konu edilen hak ediş tutarlarının ve nakdi teminat bedelinin de, yine acentelik sözleşmesi hükümleri çerçevesinde davacı acentenin davalı kargo şirketine olan borcuna mahsup edildiğini, acentelik sözleşmesi kapsamındaki cari hesaba yansıtılan bu kayıtların [fatura bedelleri ile nakdi teminatın mahsup edilmesi] neticesinde, davalının davacıdan 119.536,36-TL alacaklı bulunduğunu, Acentelik sözleşmesinin eki olan Yaptırım Listesi uyarınca davacının disipline sevk edildiğini; 13/07/2020 tarih, 677 sayılı acente komisyon kararı ile acente aleyhinde, tespit edilen şirket zararının %20’si oranında cezai yaptırım uygulanmasına karar verildiğini, bu sebeple 227.665,00-TL şirket zararı + 45.533,00-TL %20 yaptırım + KDV tutarına karşılık toplamda 322.373,64-TL bedelle 01/10/2020 tarihli fatura düzenlendiğini ve acentenin cari hesabına davalı şirket alacağı olarak kaydedildiğini, Acentelik sözleşmesinin davacının sözleşmeye aykırı davranışları neticesinde 16/07/2020 tarihinde feshedilmiş olması nedeniyle 17/07/2020 tarihinde işyerinin devir ve tesliminin gerçekleştiğini, 17/07/2020 tarihli Terazidere Acente Devir ve Teslim Tutanağında acentenin 4.640,94-TL kasa açığı bulunduğunu, toplamda 372 adet faturaya karşılık 86.608,33-TL tahsilatın beklendiğini, faturaların ibraz edilmediğinin tespit edilmediğini, Acente yetkilisinin bu tutanağı imzadan imtina ettiğini, Acentelik sözleşmesinde yer bulan hükümler uyarınca, gerek acentelik faaliyeti devam ettiği sürece, gerekse fesihten sonra yapılan devir ve teslim esnasında tespit edilen kasa açığı ve müşterilerden tahsil edilmeyen/tahsil edilmişse de Sürat Kargo’ya ödenmeyen faturaların acente carisine davalı şirket alacağı olarak kaydedildiğini, nitekim fesihten önceki tarihlerde de davacı, davalı şirket tarafından keşide edilen ihtarname ile bu kapsamdaki sözleşmeye aykırı davranışlarını tekrarlamaması yönünde uyarıldığını, takibinde haksız olan davacı aleyhinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunarak; yetki itirazlarının kabulüne, yetkisiz mahkemede açılan davanın usulden reddine, Zamanaşımına uğrayan alacak istemlerinin reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davacı aleyhinde takip tutarının %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 01/04/2013 tarihinde hükümlerini 01/04/2013 tarihinden itibaren doğuracak şekilde acentelik sözleşmesi imzalandığını, akabinde yine aynı tarihte taraflar arasında bahse konu acentelik sözleşmesinden doğacak ihtilafların giderilmesi amacıyla hakem sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafından gönderilen Bakırköy .....Noterliğinin 14/07/2020 tarih ve .... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 01/04/2013 tarihli acentelik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, hakem sözleşmesinin Bakırköy .. ATM .... esas, ... karar sayılı ilamı ile sona erdirildiğini ve ilgili kararın kesinleştiğini, acentelik sözleşmesi kapsamında Bakırköy ....Noterliğinin .... yevmiye sayılı ve 02/05/2017 tarihli taşınır rehni sözleşmesi kapsamında davacıya ait ... plakalı araç üzerine 50.000 TL değerinde rehin konulduğunu, taraflar arasında imzalanan işbu rehin sözleşmesinin acentelik sözleşmesine istinaden sözleşmeye aykırılık durumunda oluşabilecek ispatlanmış zarara teminat olarak yapıldığını, söz konusu rehin sözleşmesine rağmen taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi devam ederken davalı şirketin hiçbir sebep göstermeksizin davacının hak ediş bedellerinden peyder pey olarak toplam 59.000 TL davacı hesabından kesilmek suretiyle teminat adı altında kesinti yaptığını, bu kesintilerin haksız olması ve davacının, davalı şirketten bakiye fatura alacakları için Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve davalının itirazı üzerine Bakırköy ...ATM ... esas saylı dosyasıyla itirazın iptali davası açıldığını, davalı tarafından hem teminat bedelinin ayrıca kesildiğini hem de davacının hiçbir sözleşme ihlali ve verdiği zarar olmadığı halde teminat kapsamında rehnedilmiş aracının paraya çevrilmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı şirkette, davacının hiçbir borcunun olmamasına rağmen yapılmış olan İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası neticesinde davacının aracının bağlandığını ve Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyası ile icra takibi kapsamında yakalanan aracın satış işlemlerinin başlandığını, bu nedenlerle İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu borcun menfi tespitine ve takibin iptaline, söz konusu icra takibi neticesinde rehnin paraya çevrilmesi durumunda paranın alacaklı davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyaten durdurulmasına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dava dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen 01/04/2013 başlangıç tarihli acentelik sözleşmesi kapsamında davacının ... Kargo ... Acentesi olarak faaliyet göstermekte iken acentelik sözleşmesini ihlal etmesi neticesinde taraflar arasındaki sözleşmenin 16/07/2020 tarihi itibarı ile ve haklı nedenle feshedildiğini, davalının acentelik sözleşmesinden doğan borçlarının teminatı olarak adına kayıtlı ... plakalı araç üzerinde davalı lehine ve 50.000 TL bedelle rehin tesis ettiğini, acentelik sözleşmesinin sona ermesi neticesinde İstanbul .. .İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasından rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi, İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından ise bakiye cari hesap alacağı olan 69.536,36 TL'nin tahsili istemiyle takip başlatıldığını, İİK.m.72/3 kapsamında mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı yasal süresinde uygulanmadığından ve teminat ödenmediğinden kendiliğinden ortadan kalkmış olduğunu, acentelik sözleşmesinden doğan borcu devam etmekte olan davacının işbu davanın ikamesinde hukuki yararı bulunmadığını, davacının, acentelik faaliyeti boyunca sözleşme hükümlerini ihlal eden davranışlarıyla davalı şirketi maddi zarara uğrattığını, fesih neticesinde davacının acentelik sözleşmesi kapsamındaki cari hesaba dayalı toplamda 119.536,36 TL borcu bulunduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminat hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava, taraflar arasında imzalanan Acentelik Sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali; birleşen dava menfi tespit istemlerine ilişkindir. Mahkememizce öncelikle davalı yanın yetki ilk itirazının incelenmesi gerekmiştir. Davalı vekili yasal cevap süresi içerisinde yetki ilk itirazında bulunmuştur. Taraflar arasında ihtilafsız olan 01/04/2013 tarihli Acentelik Sözleşmesi Ek Protokolünün 7-Özel Hükümler başlıklı 53. bendinde taraflar arasında çıkacak ihtilaflarda İstanbul Mahkeme ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olacağı düzenlenmiştir. Asıl ve birleşen dosya yönünden, taraflar arasında 01/04/2013 tarihli Acentelik sözleşmesi ile bu sözleşmeye ek protokolün imzalanmış olduğu, ticari ilişkininin bu sözleşmeye ilişkin olduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nun yetki sözleşmesinin düzenlendiği 17'nci maddesinde; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” denilmektedir. Bu maddeyle münhasır yetki sözleşmesi yapabilme imkânı getirilmiştir. Münhasır yetki sözleşmesinden; tarafların yetki sözleşmesi ile belirlenen mahkemenin dışında başka bir mahkemede dava açmama konusunda anlaşmış olmaları hâli anlaşılmalıdır. Başka bir deyişle, yetki sözleşmesinde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça sözleşme ile belirlenen mahkeme veya mahkemelerin münhasır yetkili olduğu kabul edilmiştir. Taraflar şayet kanunla yetkili kılınan genel ve özel mahkemelerin yetkisinin de devam etmesini istiyorlarsa bu hususu ayrıca sözleşmede kararlaştırmaları gerekir. Burada vurgulanması gereken önemli hususlardan biri de HMK.nun 17'nci maddesinde öngörülen yetki sözleşmesinde belirlenen mahkeme ya da mahkemelerin münhasır hâle gelmesi kuralı ile kesin yetki kuralının birbirine karıştırılmaması gereğidir. Zira, yetkinin kesin olduğu hallerde yetki sözleşmesi yapılamaz (HMK'nın 18/1. Md.). Somut olayda, asıl davada davacı vekili dilekçesi ile taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında itirazın iptali istemine ilişkin iş bu davayı açmış ise de, tarafların tacir olduğu, taraflar arasında yapılan yetki sözleşmesi gereğince ihtilaf halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, 6100 sayılı HMK'nın 17. Maddesinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı müddetçe davanın sadece sözleşmeyle belirlenen mahkemede açılacağı hususunun düzenlendiği, davanın tarafların serbestçe tasarruf edebileceği dava türlerinden olması karşısında yetki ilk itirazının süresinde yapıldığı da gözetilerek münhasır yetki anlaşması nedeniyle HMK'nun 17.maddesi uyarınca mahkememizin yetkisizliği karşısında asıl ve birleşen dosya yönünden davanın usulden reddine, yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davanın usulden reddi ile mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-Yetkisizlik nedeni ile dava dilekçesinin REDDİNE, 3-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 4-HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE tevzi edilmek üzere İSTANBUL HUKUK MAHKEMELERİ TEVZİ MÜDÜRLÜĞÜ’ne GÖNDERİLMESİNE, 5-Mahkememizce verilen yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 6-Harç ve masrafların yetkili mahkemede nazara ALINMASINA, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafa vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/07/2023 Katip ... ¸ Hakim .... ¸

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1211, K. 2023/712, T. 19.07.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-1211-e-2023-712-k-dbfa5d10f40e