Bölge Adliye Mahkemesi · Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2024/2485 E. 2024/322 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2485
Karar No
2024/322
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ : 22/11/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 17/07/2024 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 22/11/2024 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: müvekkilinin davalı kooperatifin ... nolu üyesi olduğunu, müvekkili 20.06.2017 tarihinde, ... bulunan ... -... -... numaralı hesabından EFT yoluyla davalı kooperatifin ... Bankası ... Şubesinde bulunan ... IBAN numaralı hesabına, daha sonra geri ödenmek üzere 925.000,00 TL borç verdiğini, yine 25.12.2018 tarihinde EFT yoluyla, müvekkilin ... Bankasında bulunan ... IBAN numaralı hesabından davalı kooperatifin ... Bankasında bulunan ... İBAN numaralı hesabına 20.000 TL borç para gönderdiğini, davalı kooperatifin bugüne kadar borcunu ödememesi nedeniyle aleyhine Antalya 4. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasıyla icra takibine girişildiği, borçlu kooperatif, 26.11.2019 tarihli dilekçesiyle ödeme vb hususları gösterir delil sunmadan borcu kabul etmeyerek tüm borç ile fer'ilerine itiraz ettiğini, davalı kooperatifin icra takibine yaptığı itiraz kötü niyetli ve haksız olduğunu, bu nedenle, davalının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı borçlu üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava görevsiz mahkemede açılmış olduğunu, görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olması sebebiyle davanın esasına girilmeksizin görev yönünden reddi gerektiğini, davanın, taraflar arasındaki sözleşme gereği ticari dava olması sebebiyle, davacı icra takibi sonrası zorunlu arabuluculuğa başvurmaksızın dava açması davanın dava şartı yokluğundan reddini, davacının dava harca esas değerini 925.000 TL olarak belirlemişse de takip çıkışı asıl alacak 1.289.455,48 TL olduğu, itirazın iptali olarak ikame ettiği davasında eksik harç yatırdığını, davanın harcı yatırılmayan 364.455,48 TL açısından doğrudan reddi gerektiğini, müvekkilin davacıya herhangi bir borcu olmadığı gibi yine borcu ve davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte talep konusu edilen alacak likit olmadığını, temerrüt oluşmadığı için faizin başlangıç tarihlerinin doğru olmadığını, bu sebeple faiz ve icra inkar tazminatı da talep edilemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşme gereği karşılıklı hakediş ve tazminatlar, borçlar, yükümlülükler gereğince ortada yargılamayı gerektiren ve likit olmayan bir alacak, davacının iddiası gibi basit bir borç verme durumunun olmadığını, salt faizlerin başlangıç tarihleri ve miktarları dahi yargılamayı gerektiren hukuki durum olduğunu, tüm dilekçeler kapsamında davacının kötüniyetli olduğu kanaatinde olması sebebiyle davacının %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini beyan ederek , yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesini karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...dava dosyasının mahkememize tevzi edilmeden önce arabuluculuğa başvurulmayıp , arabuluculuk sürecinin tamamlanmadığı anlaşılmıştır. Arabuluculuğa ilişkin dava şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından 6102 sayılı TTK'nın 5/a maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a-2 maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine " şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada dava açıldıktan sonra görevsizlik kararı verildiğini, görevli mahkeme esasa girmeden arabuluculuk dava şartını yerine getirebileceğini, mahkemenin duruşma gününü beklemeden usulden ret kararı vermesinin hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyada arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediği ihtilaflıdır. Arabuluculuk, “zorunlu arabuluculuk” ve “ihtiyari arabuluculuk” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bazı uyuşmazlıklar için mahkemeye dava açmadan önce arabulucuya gitme zorunluluğu vardır. Zorunlu arabuluculuk, bu uyuşmazlıklar açısından dava şartıdır. Ticari davalar ve iş davalarına konu olan bazı talepler zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmıştır. İhtiyari arabuluculuk ise, tarafların bir arabulucuya gitme zorunluluğu olmadığı halde uyuşmazlığın çözümü için dava açmadan önce arabulucuya başvurmayı tercih etmesidir. Taraflar üzerinde tasarruf edebilecekleri her türlü özel hukuk uyuşmazlığıyla ilgili ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurabilir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18/A maddesi; arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olarak kabul edilmesi halinde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın dava dilekçesine eklenmesinin zorunlu olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya bir haftalık kesin süre içinde eksikliğin tamamlattırılması için süre verileceği, verilen sürede eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın usulden reddedileceği, arabuluculuğa başvurulmadan davanın açıldığının anlaşılmasının halinde ise herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verileceği, düzenlenmesini içermektedir. Somut olayımızda ise, dava ilk olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 17/11/2020 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Antalya BAM 11. Hukuk Dairesinin 01/06/2023 tarihli ... Esas -... Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın bu tarihte kesinleştiği, davacı vekilinin Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına verdiği 07/05/2024 tarihli dilekçe ile dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiği, dosyanın görevli Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, mahkemece davacı vekiline 07/06/2024 tarihli tensip tutanağı ile arabuluculuk son oturum tutanağının sunulması için ihtaratlı bir haftalık kesin süre verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili arabuluculuğa başvuru yaptığını beyan etmiş ise de, davacının bildirmiş olduğu ... başvuru numaralı dosyada başvuru tarihinin 24/06/2024 tarihi olduğu yani dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinden sonra arabuluculuk başvurusunun yapıldığı anlaşılmakla; yukarıdaki kanun maddeleri ışığında değerlendirildiğinde; davacının dava tarihinden tarihinden evvel arabuluculuğa başvurmadığı ve arabuluculuk işlemlerini tamamlamadığı, dava açıldıktan sonra arabuluculuk başvurusunda bulunulmasının ve arabuluculuk anlaşmama son tutanağının mahkemeye sunulmasının 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi ve TTK'nın 5/A maddesinde düzenlenen dava açılmazdan evvel arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartının gerçekleşmediğini değiştirmeyeceği, dava şartlarının mahkemece resen nazara alınacağı anlaşıldığından mahkemece yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olup davacılar vekilinin istinaf başvurusu yerinde olmadığı anlaşılmıştır (Aynı yöndeki içtihat için bknz. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 21/11/2022 tarih ... Esas, ... Karar sayılı ilamı). Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 378.290,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...

Atıf: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/2485, K. 2024/322, T. 22.11.2024, www.arakarar.com/karar/antalya-bolge-adliye-mahkemesi-16-hukuk-dairesi-2024-2485-e-2024-322-k-1027b39462ae