İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/773 E. 2024/768 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/773
Karar No
2024/768
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/773 KARAR NO : 2024/768 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/05/2024 KARAR TARİHİ : 21/11/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ; DAVA:Davacı vekili ... Asliye Hukuk mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine toplamda ... Dolar tutarındaki bono ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, ancak söz konusu icra takibine dayanak bonoda ki meblağın gerçeği yansıtmadığı, müvekkilim ile davalı ... arasında hiçbir ticari ilişki dahi olmadığından ve bu kadar yüksek bir meblağın ardında bir ticari faaliyet veya borçlanma durumu olması gerektiği, lakin böyle bir durum söz konusu olmadığı, İcra takibine konu senetin bedeline bakılacak olursa, hayatın olağan akışının çok daha üstünde bir bedel söz edildiği, ayrıca müvekkilimin böyle bir finans gücünün dahi olmadığı, hiçbir ticari faaliyette bulunmayan müvekkilime, ... Dolar değerinde bir bedelin borç olarak verilmesinin imkansız olduğu, dikkat edilirse senet üzerinde çıplak gözle bakıldığında tek bir kalem ile senedin tamamının doldurulduğu ve yazıların tamamının da aynı kişi eli ürünü olduğu, yine imzanın da aynı renkteki kalemle atıldığının açık olduğu, müvekkilimin açıkça borcu olmadığı bedel üzerinden zarara uğratılmaya çalışıldığı, normalin çok üstünde bir bedelle borçlandırılmanın, müvekkilimi olağanüstü zararlara uğrattığı, müvekkil ile davalı ... arasında arkadaşlık ilişkileri vardır ve senetteki yer alan borçlanma, gerçek bir borçlanma olmadığı, aralarında bu kadar gerçek ve yüksek bir meblağ borçlanacak kadar ilişki söz konusu olmadığı, müvekkil böyle yüklü bir meblağı finans etmediği ve borçlanmadığı, müvekkilin tüm banka hesaplarının incelenmesi halinde, böyle yüksek bedelli bir parayı bir yerde kullanması söz konusu olmadığı, banka hesaplarında ki hareketlilik ve davalının banka hesaplarında ki hareketlilik incelendiği takdirde, böyle bir borçlanma durumu olmayacağı açıkça anlaşılacağı, davalının dahi böyle bir finans gücü olmadığı, ... Dolar gibi yüksek bir bedeli, müvekkilimin nakit olarak elden almış olması da mümkün olmadığı veya bu para karşılığında herhangi bir taşınmaz veya taşınır dahi almadığı müvekkilin eşiyle birlikte evliliği sırasında almış olduğu taşınmazı olduğu ve haksız icra takibi sonrası satış riski altında olduğu, tekrar telafisi mümkün olmayan bir durum gerçekleşmemesi için, icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini, öncelikle teminatsız olarak veya müvekkilin ekonomik imkanlarının yetersiz olması sebeplerinden ötürü uygun görülecek bir miktarla icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne, müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ile ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinin iptaline ve kötü niyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle de davalı tarafın takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretini karşı tarafa yükletilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, menfi tespit davasıdır . Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin, 5235 sayılı Kanun’un 35/4 maddesi çerçevesinde verdiği 04/12/2020 tarihli ve E. 2020/1943, K. 2020/4052 sayılı “uyuşmazlığın giderilmesi” kararında ticari nitelikteki itirazın iptali davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olduğuna ve arabulucuya başvurulmuş olmasının 6100 sayılı HMK m. 114(2) ve 6102 sayılı TTK m. 5/A hükümleri gereği dava şartı olduğuna karar verdiğinden, eldeki ayıplı hizmet iddiasına dayalı tazminat davasının dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğunda duraksama bulunmamaktadır. 01/01/2019 tarihinden itibaren açılan davalarda geçerli olmak üzere 7155 Sayılı Kanunun 20. maddesi ile 13/01/2011 tarihli ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5.maddesinden sonra gelmek üzere "3.Dava şartı olarak arabuluculuk MADDE 5/A -(1) Bu kanunun 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren 6 hafta içinde sonuçlandırır, bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla 2 hafta uzatılabilir." düzenlemesi getirilmiştir. 7155 Sayılı Kanun 23.Maddesi ile 6325 Sayılı Kanuna 4.bölümden sonra gelmek üzere "dava şartı olarak arabulucuk başlığıyla" 5.bölüm ve aşağıdaki madde eklenmiştir, diğer bölümler buna göre teselsül ettirilmiştir. "Dava şartı olarak arabuluculuk " MADDE 18/A -(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecini aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine karar verir..." düzenlemesi getirilmiştir. Yukarıda belirtilen kanun maddeleri ve açıklamalar kapsamında yapılan değerlendirmede; 01/01/2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde, herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilecektir. Dosya kapsamı incelendiğinde; eldeki davanın ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, ilgili mahkeme başvuru aşamasında da arabuluculuğa başvurulduğuna ilişkin arabuluculuk evrakının dosya içerisinde olmadığı, dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağının bir örneğinin dosya kapsamında yer almadığı, ayrıca UYAP sistemi üzerinden dava dilekçesiyle birlikte sunulan vekaletname ve diğer eklerde de arabuluculuk sonuç tutanağı aslının yahut onaylı örneğinin bulunmadığı görülmekle; davacı tarafa Mahkememizce 7155 sayılı Kanun'un 18/A maddesi uyarınca davacıya zorunlu arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın ibraz etmesi amacıyla 1 haftalık kesin süre verilerek, tebligat çıkarıldığı, tebligatın ... tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin verilen kesin süre içinde dava tarihinden önce zorunlu arabuluculuğa başvurduğuna ilişkin arabuluculuk tutanağını mahkememize sunmadığı anlaşılmakla, davanın arabulucuk dava şartı yokluğu nedeni usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın HMK'nın 114/2 ve 6102 sayılı yasanın 5A maddesi gereği USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken ...-TL harcın peşin alınan ...-TL harçtan mahsubu ile, fazla yatırılan ...-TL'nin kararın kesinleşmesinin ardından istek halinde davacıya İADESİNE 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ... TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine veya davacıya iadesine, Dair, tarafların yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/11/2024 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/773, K. 2024/768, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-773-e-2024-768-k-0ba8a8eedb0b