İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/76 E. 2024/483 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/76
- Karar No
- 2024/483
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/76 KARAR NO : 2024/483 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 01/02/2023 KARAR TARİHİ : 10/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı banka ile dava dışı ...'nin ..., ..., ..., ... - ... ve ... numaralı borçların yapılandırılması için imzalan protokol geregi ... TL bedelle müvekkil tarafından davalı bankaya devredilmis olup müvekkile geri satım/vefa hakkı tanınmış olan ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, ... numaralı bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın yasal mevzuata ve bankacılık kurallarına aykırı olarak dogrudan 3.kişiye satılması nedeniyle müvekkilin uğradığı ...-TL zararın tazmine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ...'nin ile borçların yapılandırılması için protokol akdedildiğini, protokol ile ...'e ait taşınmaz vefa hakkı karşılığı bankaya devrolduğunu, 12 aylık vefa süresinin ... tarihinde dolduğunu, süre zarfında ... tarafından bankaya vefa hakkını kullanmak istediğine dair başvuruda bulunmadığını, kargo ile ... tarafından bankaya başvurulduğunu, buradaki imzanın ...'e ait olup olmadığını tespit edilemediğini ayrıca söz konusu başvuruda vefa hakkını kullanmak istediğine dair bir ibare mevcut olmadığını sadece hazırlık yapamadıklarını ifade ederek süre talebinde bulunduğu, sözleşmeye aykırı davranılmadığını ve tazminat şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, tazminat talebinden ibarettir. Mahkememizce taraf delilleri, bilgi ve belgeler toplanmıştır. Davacının terdiden ilk talebi taşınmazın dava tarihi itibarıyla belirlenecek güncel değerine göre uğramış olduğu maddi zararın tazmini olduğundan, mahallinde, taşınmazda keşif icra edilmiş ve gayrimenkul değerlendirme uzmanının raporu dosyaya alınmıştır. Aşamalarda, davalı vekili, taşınmaz değeri üzerinden harç ikmalinin yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de davada, davacı tarafça tapu iptaline yönelik veya taşınmazın değerine yönelik bir talep mevcut olmadığından, bu talep yerinde görülmemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, davacının terdiden ilk talebi taşınmazın dava tarihi itibarıyla belirlenecek güncel değerine göre uğramış olduğu maddi zararın tazmini olduğundan, taşınmazın değerinin diğer olası hesaplamalarda değerlendirilebilmesi için keşif icra edilmiş, değer tespiti yaptırılmıştır. Davada, açıkça, belli (kısmi olarak) bir maddi tazminat talep edilmektedir. Tekrar dosyaya dönüldüğünde; mahkememizce, aşamalarda, bir emekli bankacı, bir bankacılık mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiden rapor aldırılmıştır. 25/09/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Davacı ve davalının protokolün varlığını kabul ettiği, bununla birlikte taraflar arası ihtilafın protokol uyarınca tanımlanan geri satım hakkının davalı banka tarafından kullandırılmamasının taraflar arasındaki protokole ve bankacılık uygulamalarına aykırı olup olmadığına yönelik olduğu, öncelikle protokol uyarınca 12 aylık geri alım süresinin ne zaman başladığının ve ne zaman sona erdiğinin tespitinin gerektiği, dosyada yer alan ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, ... numaralı bağımsız bölümün tapu kaydı uyarınca davalının banka işbu taşınmazı ... gün ve ... yevmiye numaralı işlem iktisap ettiğini, buna göre 12 aylık sürenin ... ile başlamış olup ... itibariyle sona erdiğini, Protokol uyarınca; vefa hakkı kullanımının 2 şarta bağlandığını, bunlardan ilkinin davalı bankaya yazılı olarak ve bankaya ulaşacak şekilde talep bulunulması ve taşınmazın satış bedeli olan ...-TL + satış masraflarına ile birlikte bu meblağa taşınmazın iktisabından geri satım işlemine kadar işleyecek yıllık %10 faizinin ve BSMV'sinin ve de davalı bankaca yapılan ekspertiz işlemi dahil tüm masraf ve harcın nakden ve defaten ödenmesi olduğu; vefa hakkının kullanılmasına dair yazılı bildirimin dava dışı ve protokole taraf olmayan ... tarafından yapıldığı iddiası değerlendirildiğinde; öncelikle ...'in protokolün tarafı olduğu, bir an şirket yetkilisi olarak yazdığı düşünülse bile "atadan kalan bu 50 yıllık konutumuzu geri almak istiyoruz" ibaresinin bunun şirket yetkilisi olarak yazmadığını gösterdiğini, bu yazının protokole taraf olmayan bir kişi tarafından davalı bankaya gönderildiği, ... tarihli yazı metni incelendiğinde ise içeriğinin vefa hakkı kullanılmasına yönelik olmadığı, vefa bedelini hazırlayamadıklarını ve 1 yıllık ek vefa süresi tanınması talep ettikleri anlaşıldığı, ayrıca yazı içeriğinde vefa hakkının kullanılması için istenen vefa bedelinin hesaplanmasına yönelik bir talepte bulunmadığını, Kaldı ki protokol metninde gayet açık bir şekilde hesaplama şekli izah edilen meblağın davalı banka tarafından hesaplanması gerektiğine yönelik protokolde bir hüküm bulunmadığını, Vefa hakkının kullanılması dair ikinci şartın ise protokol uyarınca belirlenen vefa bedelinin davalı bankaya defaten ve nakden ödenmesi olduğu, Protokolün IV- IV-TAŞINMAZIN GERİ SATIMI ve VEFA HAKKI TANINMASI başlıklı bölümünde taşınmazın alım bedeli ile birlikte hesaplanacak faiz ve BSMV'si ile ödenmesine kararlaştırıldığı, bu hesaplama uyarınca belirlenecek vefa bedelinin protokolün taraflarınca davalı bankaya tek seferde nakden ödenmesi vefa hakkı kullanılmasının bir diğer şartı olduğu, ancak ... tarihli yazıda da ikrar edildiği üzere bu bedelin hazır olmadığı ve yatırılmadığının sabit olduğu, bu nedenle vefa hakkının kullanılmasına dair yazılı bildirimin protokolün tarafı olmayan 3. Kişi tarafından yapıldığını kabul edilse bile bir diğer şart olan vefa bedelinin protokol tarafından belirlenen süre içinde davalı bankaya yatırılmadığının açık olduğu, bütün bu hususlar değerlendirildiğinde; taraflarca akdedilen protokol ve bankacılık uygulamaları uyarınca, vefa hakkının kullanılmasına dair protokolde belirlenen şartların davacı tarafından yerine getirilmediği hususları bildirilmiştir. Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerinin itiraz/beyan dilekçeleri dosya kapsamına alınmıştır. İtirazları değerlendirilmesi ve terditli olarak bir hesaplama da yapılması amacıyla bankacılık bilirkişilerinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 09/12/2023 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda özetle; taraflarca akdedilen protokol ve bankacılık uygulamaları uyarınca, vefa hakkının kullanılmasına dair protokolde belirlenen şartların davacı tarafından yerine getirilmediği kök raporda ulaşılan görüş ve kanaatlerinin devam ettiği ancak terdit olarak yapılan hesaplamalar gereği hesaplama yaptıkları bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti ek raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporlarının (gayrimenkul değerleme uzmanının ve 25/09/2023 tarihli ve 09/12/2023 tarihli raporların) , hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı, 25/09/2023 tarihli ve 09/12/2023 tarihli bilirkişi raporları göz önüne alınarak; Davacı ve davalının protokolün varlığını kabul ettiği, bununla birlikte taraflar arası ihtilafın protokol uyarınca tanımlanan geri satım hakkının davalı banka tarafından kullandırılmamasının taraflar arasındaki protokole ve bankacılık uygulamalarına aykırı olup olmadığına yönelik olduğu, öncelikle protokol uyarınca 12 aylık geri alım süresinin ne zaman başladığının ve ne zaman sona erdiğinin tespitinin gerektiği, dosyada yer alan ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, ... numaralı bağımsız bölümün tapu kaydı uyarınca davalının banka işbu taşınmazı ... gün ve ... yevmiye numaralı işlem iktisap ettiğini, buna göre 12 aylık sürenin ... ile başlamış olup ... itibariyle sona erdiğini, Protokol uyarınca; vefa hakkı kullanımının 2 şarta bağlandığını, bunlardan ilkinin davalı bankaya yazılı olarak ve bankaya ulaşacak şekilde talep bulunulması ve taşınmazın satış bedeli olan ...-TL + satış masraflarına ile birlikte bu meblağa taşınmazın iktisabından geri satım işlemine kadar işleyecek yıllık %10 faizinin ve BSMV'sinin ve de davalı bankaca yapılan ekspertiz işlemi dahil tüm masraf ve harcın nakden ve defaten ödenmesi olduğu; vefa hakkının kullanılmasına dair yazılı bildirimin dava dışı ve protokole taraf olmayan ... tarafından yapıldığı iddiası değerlendirildiğinde; öncelikle ...'in protokolün tarafı olduğu, bir an şirket yetkilisi olarak yazdığı düşünülse bile "atadan kalan bu 50 yıllık konutumuzu geri almak istiyoruz" ibaresinin bunun şirket yetkilisi olarak yazmadığını gösterdiğini, bu yazının protokole taraf olmayan bir kişi tarafından davalı bankaya gönderildiği, ... tarihli yazı metni incelendiğinde ise içeriğinin vefa hakkı kullanılmasına yönelik olmadığı, vefa bedelini hazırlayamadıklarını ve 1 yıllık ek vefa süresi tanınması talep ettikleri anlaşıldığı, ayrıca yazı içeriğinde vefa hakkının kullanılması için istenen vefa bedelinin hesaplanmasına yönelik bir talepte bulunmadığını, Kaldı ki protokol metninde gayet açık bir şekilde hesaplama şekli izah edilen meblağın davalı banka tarafından hesaplanması gerektiğine yönelik protokolde bir hüküm bulunmadığını, Vefa hakkının kullanılması dair ikinci şartın ise protokol uyarınca belirlenen vefa bedelinin davalı bankaya defaten ve nakden ödenmesi olduğu, Protokolün IV- IV-TAŞINMAZIN GERİ SATIMI ve VEFA HAKKI TANINMASI başlıklı bölümünde taşınmazın alım bedeli ile birlikte hesaplanacak faiz ve BSMV'si ile ödenmesine kararlaştırıldığı, bu hesaplama uyarınca belirlenecek vefa bedelinin protokolün taraflarınca davalı bankaya tek seferde nakden ödenmesi vefa hakkı kullanılmasının bir diğer şartı olduğu, ancak ... tarihli yazıda da ikrar edildiği üzere bu bedelin hazır olmadığı ve yatırılmadığının sabit olduğu, bu nedenle vefa hakkının kullanılmasına dair yazılı bildirimin protokolün tarafı olmayan 3. Kişi tarafından yapıldığını kabul edilse bile bir diğer şart olan vefa bedelinin protokol tarafından belirlenen süre içinde davalı bankaya yatırılmadığının açık olduğu, bütün bu hususlar değerlendirildiğinde; taraflarca akdedilen protokol ve bankacılık uygulamaları uyarınca, vefa hakkının kullanılmasına dair protokolde belirlenen şartların davacı tarafından yerine getirilmediği anlaşılmakla, ispatlanamayan davanın reddi gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Hükmün tarihi ve niteliği gereği alınması gerekli ... TL maktu ret karar harcının, davacı tarafça yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, arta kalan harç miktarının karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'nun yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı..10/07/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır