İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/574 E. 2024/482 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/574
Karar No
2024/482
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/574 KARAR NO : 2024/482 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/08/2023 KARAR TARİHİ : 10/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı ... ile ... malzeme montaj ve işçilik işleri hakkında bir anlaşma yaptığını, yapılacak işler karşılığında müvekkili tarafından ... Şubesinin ... seri numaralı ... tarihli ve ... seri numaralı ... tarihli çeklerini davalı adına keşide etmek ve bir kısım da nakit ödeme yapmak suretiyle davalının müvekkile vermeyi vadettiği hizmet ve ürünlerin bedelini peşinen ödediğini, ancak ısrarlı talep ve görüşmelere rağmen davalı firmanın müvekkile ürünleri teslim etmediğini, taraflar arasındaki anlaşmaya istinaden çekler teslim edildikten sonra e-arşiv faturası düzenlendiğini ve müvekkile ibraz edildiğini, ancak mal ve hizmetler teslim edilmediğinden müvekkil ... tarihinde (yasal süresinde) iade faturası düzenleyerek faturayı iade ettiğini, müvekkilinin çeklerin iade edilmesini, çeklerin bedelsiz kaldığını, çeklerin ödeme aracı olarak kullanılmamasını defaten davalı firma yetkililerine ilettiğini ancak bugün yarın denilerek dava tarihine kadar müvekkile çekler teslim edilmediğini, müvekkilinin, davalı firmanın müvekkili aldatarak sebepsiz zenginleşmeye çalıştığını fark ettiğini ve çeklerin iade edilmemesi nedeniyle işbu davayı açma mecburiyeti hasıl olduğunu beyan ederek; borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın mesnetsiz iddialarının kabulü mümkün olmadığını, davalı müvekkil firma yetkilisi ... ve ...'ın kuzeni olan ... Yetkilisi ... davacı ... ile arkadaş olduklarını, davacı tarafın aynı zamanda ... yetkilisi olduğunu, davacı tarafın, ticari hayatında yaşanan sorunları nedeniyle maddi olarak zor bir durumda olduğunu müvekkil firma yetkilisinden ve ... Yetkilisi ...'dan yardım istediğini, davacı tarafın, müvekkil firma yetkilisi ile ... Yetkilisi ...'dan daha erken nakit kazanç elde edebilmek amacıyla müvekkil firma ve ... adına sanki iş karşılığı gibi çek yazacağını, firmalardan da kendisine fatura kestirerek yazdığı çeklerin ... verip kırdırmasından sonra alınan paranın da kendisine göndermesini bu şekilde nakit elde edebileceğini ve ticari hayatını düzeltebileceğini söylediğini, müvekkil firma yetkilisinin ise kendisi de bir tacir olarak davacının maddi sıkıntısını düzeltebilmek amacıyla davacıya yardım etmek için kendisine yazılan çekleri ... verip gelen paralardan masrafları düşülerek kalan miktarlar müvekkil firmaya iade faturası kesilmeden davacının banka hesaplarına gönderildiğini, ancak davacı taraf ülkedeki ekonomik durumdan dolayı ... bedellerinin yüksek olmasından bu bedelleri müvekkilden tahsil etmeyi amaçlayarak dava konusu çeklerin iadesini talep ettiğini, görüldüğü üzere davacı tarafın iddia ettiği üzere taraflar arasında ticari ilişkiden kaynaklanan bir iş ilişkisi olmayıp müvekkil firma yetkilisinin davacı yana arkadaşlıklarına dayanarak yardımcı olması söz konusu olduğunu, ancak davacı tarafın tüm bunlara rağmen kötü niyetli davranarak olmayan bir iş ilişkisine dayanarak çek verdiğini ve anlaşma karşılığında işin yapılmadığından bahisle işbu eldeki haksız davayı ikame ettiğini, davacı taraf ile ... yapılan yazışmalarda da taraflar arasında davacının iddia ettiği şekilde bir iş ilişkisi olmadığı danışıklı olarak çek yazıldığı ve davacının çek bedellerini davalı firma yetkilisine ve ... yetkilisine kırdırarak kendisine gönderttiği daha sonra da iade faturası kesildiğinin açıkça görüldüğünü, verilen çeklerin toplam ... bedeli ...-TL olduğunu, ... yapıldıktan sonra kalan çeklerin tutar toplamı ...-TL olduğunu, sunulan dekontlara bakıldığında ise müvekkil firma yetkisi ... tarafından davacı tarafa gönderilen ödemeler toplamının ...-TL olduğu banka kayıtlarıyla sabit olduğunu, davacı tarafın davasına konu ettiği ... vade tarihli ...-TL tutarlı ... numaralı çek, ... vade tarihli ...-TL tutarlı ... numaralı çekleri ... kırdırılarak alınan bedel davacıya gönderildiğini, Müvekkil firma adına kesilen ... vade tarihli ...-TL tutarlı ... numaralı çek, ... ... vade tarihli ...-TL tutarlı ... numaralı çek, ... vade tarihli ...-TL tutarlı ... numaralı çek, ... vade tarihli ...-TL tutarlı ... numaralı çek, ... vade tarihli ...-TL tutarlı ... numaralı çek, ... vade tarihli ...-TL tutarlı ... numaralı çek, ... vade tarihli ...-TL tutarlı ... numaralı çek, ... vade tarihli ...-TL tutarlı ... numaralı çek, ... vade tarihli ...-TL tutarlı ... numaralı çekler davacı tarafından ödenen çekler olup dava konusu ettiği ... vade tarihli ...-TL tutarlı ... numaralı çek, ... vade tarihli ...-TL tutarlı ... numaralı çeklerin ise ödemesini yapmadığını, bu nedenle davacı yanın iddia ve talepleri mesnet olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, menfi tespit talebinden ibarettir. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında tetkik merciinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini, menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 gün ve 2011/13-576 E. 2011/747 K sayılı kararında da vurgulanmıştır. (T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2011/19-622 esas, 2012/9karar, Tar. 18/01/2012) Bu genel açıklamalar ışığında, dosyaya dönüldüğünde; davacı taraf, dava konusu çeklerden dolayı borçlu olunmadığına karar verilmesini talep etmiştir. Yargıtay 19. HD., 2020/237 Esas, 2020/805 Karar sayılı, 04.06.2020 Tarihli, "Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik" vermiş olduğu ilamında; ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına karar verilmiştir.(Benzer yönde Yargıtay 11. HD., 2020/4396 E, 2021/3198 K; 2020/6050 E, 2021/4519 K) Her ne kadar 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gereği Ticari davalardan, konusu bir miktar para olan itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuğun zorunlu dava şartı olduğu hüküm altına alınmış ise de bu kanun maddesi dava tarihi itibariyle yürürlükte değildir. İş bu davada bu bakımdan bir usuli eksiklik yoktur.(Dava tarihi, 29/08/2023'tür. Kanun maddesinin yürürlük tarihi ise 01/09/2023'tür. 7445 sayılı Kanun geçici madde 1) Dosya bakımından, çek'in hukuki niteliğine değinmek gerekirse; Çek, Türk Ticaret Kanununun üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. Türk Ticaret Kanununun 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. Türk Ticaret Kanununun üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, A /Göle, C: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s:221, 6102 sayılı TTK' nın 778 ve 6762 sayılı eTTK.’nın 690, 730. Maddeleri) Çek, Türk Ticaret Kanunu’nda tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir:Çek, kanunun öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna., E/ Göç Gürbüz, D: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s:268). Çek bir kıymetli evraktır.(Öztan, F., Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2012,s.278 vd.) Bilindiği gibi, kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir. (Yargıtay HGK, 2017/19-1639 E, 2019/170 K) Somut olayda, davacı taraf, müvekkilinin, davalı ile yapılan anlaşma gereği yapılacak işler karşılığında müvekkili tarafından ... Şubesinin ... seri numaralı ... tarihli ve ... seri numaralı ... tarihli çeklerini davalı adına keşide etmek ve bir kısım da nakit ödeme yapmak suretiyle davalının müvekkile vermeyi vadettiği hizmet ve ürünlerin bedelini peşinen ödediğini, ancak ısrarlı talep ve görüşmelere rağmen davalı firmanın müvekkile ürünleri teslim etmediğini, taraflar arasındaki anlaşmaya istinaden çekler teslim edildikten sonra e-arşiv faturası düzenlendiğini ve müvekkile ibraz edildiğini, ancak mal ve hizmetler teslim edilmediğinden müvekkil ... tarihinde (yasal süresinde) iade faturası düzenleyerek faturayı iade ettiğini, müvekkilinin çeklerin iade edilmesini, çeklerin bedelsiz kaldığını, çeklerin ödeme aracı olarak kullanılmamasını defaten davalı firma yetkililerine ilettiğini ancak bugün yarın denilerek dava tarihine kadar müvekkile çekler teslim edilmediğini, müvekkilinin, davalı firmanın müvekkili aldatarak sebepsiz zenginleşmeye çalıştığını fark ettiğini ve çeklerin iade edilmemesi nedeniyle işbu davayı açma mecburiyeti hasıl olduğunu iddia etmektedir. Davalı ise, müvekkil firma yetkilisi ... ve ...'ın kuzeni olan ... Yetkilisi ... davacı ... ile arkadaş olduklarını, davacı tarafın aynı zamanda ... yetkilisi olduğunu, davacı tarafın, ticari hayatında yaşanan sorunları nedeniyle maddi olarak zor bir durumda olduğunu müvekkil firma yetkilisinden ve ... Yetkilisi ...'dan yardım istediğini, davacı tarafın, müvekkil firma yetkilisi ile ... Yetkilisi ...'dan daha erken nakit kazanç elde edebilmek amacıyla müvekkil firma ve ... adına sanki iş karşılığı gibi çek yazacağını, firmalardan da kendisine fatura kestirerek yazdığı çeklerin ... verip kırdırmasından sonra alınan paranın da kendisine göndermesini bu şekilde nakit elde edebileceğini ve ticari hayatını düzeltebileceğini söylediğini, müvekkil firma yetkilisinin ise kendisi de bir tacir olarak davacının maddi sıkıntısını düzeltebilmek amacıyla davacıya yardım etmek için kendisine yazılan çekleri ... verip gelen paralardan masrafları düşülerek kalan miktarlar müvekkil firmaya iade faturası kesilmeden davacının banka hesaplarına gönderildiğini ileri sürmektedir. Çeklerin verildiği, mevcudiyeti konusunda bir uyuşmazlık yoktur. Çeklerde, her hangi bir imzaya itiraz da mevcut değildir. Dava konusu çeklerle ilgili ilgili bankalarla yazışma yapılmış, gelen yazı cevapları dosya arasına alınmıştır. Dava konusu çekler ile ilgili her hangi bir mal alış verişi olmadığı davalı cevabından da anlaşılmaktadır. Çekin hukuki niteliğinin aksi, davalı tarafça iddia edilmiştir ve davalı cevap dilekçesindeki savunmalarını dosya kapsamında, usul hukuku kuralları gereği senetle ispat kuralı çerçevesinde ispat edememiştir. Çekler, karşılığında, davacının borçlu olmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Davacı taraf da aşamalarda, çeklerin üçüncü kişiye cirolandığını ve çek bedellerinin ödenmek zorunda kaldığını beyan etmiş, davanın istirdat davası olarak devamını talep etmiştir. Ekte, ödemeye ilişkin, her iki çekin seri numaraları yazan dekont mevcuttur. Somut olaya bakıldığında, bir icra takibi söz konusu değildir ve ödemenin davalıya değil, üçüncü kişiye yapıldığı anlaşıldığından, burada, ödeme olsa dahi, haklılık durumunda, davalı aleyhine menfi tespit hükmünün kurulması gerektiği düşünülebilir. "....Dava; keşideci tarafından çek lehdarı aleyhine açılmış menfi tespit davasıdır. Her ne kadar yargılama sırasında dava dışı yetkili hamil tarafından davacı aleyhine icra takibine girişilmiş ve takip konusu borcun ödendiği iddia edilerek davanın istirdada dönüştüğü ileri sürülmüş ise de somut olayda davalı tarafından girişilmiş bir icra takibi bulunmadığından bu davanın istirdat davasına dönüşmesi sözkonusu olamaz. Ancak keşideci olan davacı çekin lehdarı olan davalıya karşı menfi tespit davası açabileceğinden işin esasına girişilerek deliller toplanıp hep birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekir...." (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin., 2011/6612 Esas, 2011/8276 Karar numaralı emsal ilamı) Ancak, Şanlıurfa ... Asliye Hukuk mahkemesinin, yukarıda gösterilen Yargıtay ilamına dayanarak verdiği, ... E, ... K sayılı ilam, Gaziantep Bölge Adliye mahkemesi ... HD'nin ... E, ... K sayılı ilamı ile yerinde bulunmuş ancak bu karar temyiz incelemesine gitmiş ve Yargıtay ... HD ... E, ... K sayılı ilamında özetle; "....Dosya içeriği ile dava konusu çekin keşidesine esas sözleşmeye konu malın davalı şirket tarafından teslim edilmediği, davacı çek keşidecisinin davalı çek lehdarı şirkete borçlu olmadığı sabittir. Davalı şirketin dava konusu çeki, birleştirilen dosyanın davalısı ...'ya ciro ettiği ve çek bedelinin davacıdan tahsil edildiğinin sabit bulunmasına göre davalı çek lehdarı davacı aleyhine sebepsiz zenginleşmiştir. Bu halde asıl davada, davalı şirket aleyhinde istirdat hükmü kurulması gerekirken, yazılı şekilde bu hususun göz ardı edilerek, hüküm tesisi doğru görülmemiştir..." diyerek; bu yönden, istirdat hükmü kurulmasına işaret etmiştir. Mahkememizce de bu yönüyle, davalı için sebepsiz zenginleme olduğunun kabulü ile istirdat hükmü kurulması kabulüne gidilmiştir. Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar, ispat külfeti kuralları dikkate alınarak; Davanın kabulü ile; dava konusu olan ve davacı tarafından düzenlenen ... Şubesinin ... seri numaralı ... tarihli ... TL bedelli ve ... seri numaralı ... tarihli, ... TL bedelli çeklerin toplam bedeli olan ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; dava konusu olan ve davacı tarafından düzenlenen ... Şubesinin ... seri numaralı ... tarihli ... TL bedelli ve ... seri numaralı ... tarihli, ... TL bedelli çeklerin toplam bedeli olan ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacı tarafça aşamalarda yatırılan teminatın kendisine iadesine, 3-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan ... TL peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL (Alınması gereken toplam harç=... TL - ... TL= ... TL) harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan ve yukarıdaki (3) ve (4) numaralı hüküm fıkraları ile mahsubuna karar verilen toplamda ... TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat ücreti gideri toplamı ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; .. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'nin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı..10/07/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/574, K. 2024/482, T. 10.07.2024, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-574-e-2024-482-k-4f7c6787dd83