İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/434 E. 2024/280 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/434
- Karar No
- 2024/280
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/434 KARAR NO : 2024/280 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 05/07/2023 KARAR TARİHİ : 03/04/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde davacı ... şirketin ... no’lu kasko poliçesi ile sigortaladığını, ... plakalı araç sürücüsü ile davalı sigorta şirketinin ... Sigorta Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) olan ... plakalı araç sürücüsü trafik kazasına sebebiyet verdiğini, davalı ... Sigorta ZMSS temin ettiği araç sürücüsünün kazaya tam kusuru ile sebebiyet verdiğini ve olay yerinden herhangi bir gerekçe bulunmadan ayrıldığını, davacı araçta meydana gelen hasar, bağımsız eksper tarafından incelenmiş ve toplam 9.854,20 TL bedelinde zararın meydana geldiği tespit edildiği işbu bedelin, davacıya 07/11/2022 tarihinde ödendiğini, 2918 sayılı KTK’nun 91 ve devamı maddelerinde düzenlendiği üzere; sigorta şirketi, ZMSS temin ettiği araçların üçüncü kişilere verdiği zarardan da poliçe limitleri dâhilinde, kusur oranında sorumlu olmasına rağmen davalı tarafından borca itiraz edildiğini beyan ederek; itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket nezdinde ... poliçe no ile 09/09/2021-09/09/2022 tarihleri arasında Trafik Sigorta Poliçesi Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalanan ... plaka sayılı aracın ... tarihinde karıştığı iddia edilen kazada hasarlanan ... plaka sayılı aracın hasar tazminatı karşılanması amacıyla, davacı sigorta şirketi tarafından işbu davanın açıldığını, söz konusu taleplere katılmanın mümkün olmadığını, davalı sigorta şirketine trafik sigortalı ... plakalı aracın davaya konu olan kazanın gerçekleştiği esnada orada olup olmadığının veya olay yerini terk edip etmediği kesin delillerle kanıtlanamadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; aşamalarda mahkememizce il emniyet müdürlüğü ile yazışma yapılmış, yazı cevabında özetle; olay yerini gösterir bir kaydın olmadığı belirtilmiştir. Antalya CBS ile yapılan yazışmaya verilen cevapta özetle; ihbar dosyasının olduğu, soruşturmaya yer olmadığına karar verildiğinin bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce dosyada bilirkişi heyet raporu aldırılmıştır. 22/02/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; ... Plakalı otomobil sürücüsü ..., olay günü gündüz krokiye göre idaresindeki araç ile çizgi ile bölünmüş iki yönlü ... Caddesinde sol şeritten seyir ederken, ... sokak kavşağına geldiğinde, sağa dönüş yapmak isterken, aracının sağ yan ayna kısmından, hemen sağından ve kısmen yan arkasından normal şeridinde seyir eden ... Plakalı Motosikletin sol yan kısımlarından, çarpması ile neden olduğu kazada; ...'nun 2918 sayılı kanunun 47/1-d, 56/1-a, 84/j; yönetmeliğin 94,101 ve 103 maddelerini ihlal ettiği, motosiklet sürücüsünün 52/1,b, 81 ve yönetmeliğin 152, 95, 101 maddelerini ihlal ettiği, hasar yönünden de, konu kaza sonucunda araçta meydana gelen hasarın, parça değişimi ve hasar gören parçaların onarım ve değişim işçiliklerinin 8.351,02 TL + KDV (KDV DÂHİL 9.854,20 TL) tutarında olduğu hususları belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 266/1. maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. Trafik kazasına etki eden ve tarafların kusur durumlarının belirlenmesinde rol oynayabilecek olan araç hızlarının tespiti, aracın teknik özelliklerine göre kazanın oluş şeklinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması vs. gibi bir durum yoksa, kazadaki kusur oranlarını belirlemenin teknik bilgiyi gerektiren bir yönü bulunmamaktadır.(Yargıtay 17. HD., 2019/2909 E,2020/7805 K.) Bu nedenlerle, kusur tespitine yönelik itirazlar yerinde değildir ve bilirkişi raporu tespiti güncel yargı uygulamasına da uygundur. Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu, itirazların, yeniden rapor/ek rapor alınmasını gerektirmeyecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır. Kabule ve bilirkişi kusur raporuna göre, davalı sigorta şirketinin sigortaladığı araç sürücüsünün kusuru % 75'tir. Bu kusur durumuna göre, mahkememiz hükme ulaşmıştır. Faiz hesaplaması için de tekrar rapor alınmasına gerek görülmemiştir. 402,13 TL işlemiş faiz hesap edilmiştir (Tutar 7.390,65 TL; Faiz Başlangıç Tarihi 07/11/2022; Bitiş Tarihi 03/05/2023 Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu içeriği, kaza tespit tutanağı ve sigortalının beyanının aksini gösterir bir bilgi ve belgenin olmayışı gereği; Davanın kısmen kabulü ile; davalının, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile; davalı yönünden icra takibinin, 7.390,65 TL asıl alacak (KDV dahil), 402,13 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 7.792,78 TL üzerinden aynı şartlarda devamına karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince; Alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlayan, takibin durması için borçlunun itirazının yeterli olduğu ve cebri icraya devam edilebilmesi için alacaklının harekete geçmesinin gerekli olduğu ilamsız icra usulunde; gerek alacaklının haksız ve kötüniyetli takipte ve gerekse borçlunun haksız itirazda bulunmasını önlemek amacıyla icra tazminatına hükmolunması esası kabul edilmiştir. Anlaşıldığı üzere alacaklı lehine hükmolunacak icra tazminatının amacı, gerçekten borçlu olduğunu bildiği halde, süre kazanmak kasdı ile ya da başka bir sebeple icra takibini haksız olarak engelleyen kişinin, alacaklının hakkına kavuşmasını geciktirmeye yönelik kötü niyetli davranışlarını önlemektir. Borçlunun itirazının haksızlığı, itirazın yapıldığı andaki duruma göre tespit edilir. Borçlu hakkında tazminatına hükmedilmesi için, onun ödeme emrine “kötüniyet”le itiraz etmiş olması şart değildir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olmalıdır. Alacaklının bir zarar görmüş olması da şart değildir. Öğretide, hakim görüşe göre (POSTACIOĞLU, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 1982, s. 184 vd., KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. I, 3. Bası, İstanbul 1988, s. 304 vd., UYAR, Talih, İcra Hukukunda İtiraz, s. 215 vd.) itirazın haksız olup olmadığı, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olup olmadığına göre belirlenmelidir. Alacak likit ise borçlu itirazında haksızdır, alacak likit değilse borçlu itirazında haklıdır. Öğreti, likit alacağı, miktarı belirli veya belirlenebilir olan ve bunun için tarafların anlaşmalarına veya böyle bir anlaşma olmazsa mahkeme kararına gerek olmayan alacak olarak tanımlamışlardır. Buna göre; borçlu alacağın gerçek miktarını tayin için bütün unsurları bildiği veya bilmesi gerektiği halde ödeme emrine itiraz ederse itirazında haksızdır; şayet diğer şartlarda gerçekleşmiş ise yargılama sonunda icra tazminatı ödemeye mahkum edilir. Alacağın gerçek miktarını tayin için tarafların anlaşmasına veya mahkeme kararına ihtiyaç varsa itiraz haklıdır ve borçlu itirazın iptali davasını kaybetse bile icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilemez. İcra inkar tazminatının şartları şunlardır: a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı, c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı, d)Talep olmalı, e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir. Dosyaya baktığımızda; yukarıda anılan şartların mevcut olduğu, alacağın likit olduğu anlaşılmakla; inkar tazminatı talebinin de kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalının, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yaptığı İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE; davalı yönünden icra takibinin, 7.390,65 TL asıl alacak (KDV dahil), 402,13 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 7.792,78 TL üzerinden aynı şartlarda DEVAMINA, 2-Davacının inkar tazminatı talebinin KABULÜ İLE; 1.558,00 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 179,90 ₺ başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 179,90 ₺ peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye kalan 352,42 ₺'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan ve yukarıda mahsubuna karar verilen toplamda 359,80 ₺'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı 4.462,75 ₺'nin, haklılık durumu gereği; 3.347,06 ₺'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; 3.120,00 TL'nin, haklılık durumu gereği, 2.340,00 ₺'sinin davalıdan, 780,00 ₺'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 7.792,78 ₺ vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 2.649,37 ₺ vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine, Dair, davacı vekili Sn. Av. ...'ın yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/04/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır