İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/392 E. 2021/337 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/392
Karar No
2021/337
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/392 Esas KARAR NO : 2021/337

DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/09/2020 KARAR TARİHİ : 01/06/2021

Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, İSTEM: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde; davalı bankanın müvekkili hesabından ...-TL Limit Tahsis ücreti adı altında kesinti yapıldığını, bu kesintinin iadesi iin Antalya Genle İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası ile bu haksız kesintinin ödeme tarihinden itibaren iadesi için takip başlattıklarını, davalı bankanın takibe itiraz ederek takibi durdurduklarını., müvekkili bireysel kredi kullandığını, müvekkilinin emekli olduğunu, emekli maaşı aldığını, ticari hiçbir işlem yapmadığını, müvekkilinin ticari kredi kullanmadığını, davalı bankanın sözleşmeye aykırı TBK 20. Maddesi ve devamı genel işlem koşullarına aykırı ve emsal banka koşullarına aykırı kesintiler yaparak haksız kazanç elde ettiğini, itirazın iptaline, davalı adına % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatın hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı banka cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde kredilerde alınacak ücretler açık bir şekilde hüküm altına alındığını, Davacı ile müvekkil davalı ... Arasında Ticari Kart Sözleşmesi imzalandığını, Taraflar arasında akdedilen Ticari Kart Sözleşmesinde masraf vb ücretler alınacağı açık bir şekilde hüküm altına alındığını, davacının tacir olduğunu, tacir müşterilere her an kullanabilecekleri belli bir kredi limiti tahsis edildiğini, müşteri de istediği zaman bu hazır bir şekilde kendisine tahsis edilen krediyi kullanabildiğini, Limit tahsis ücreti de bu amaçla tahsil edildiğini, Dava konusu Limit Tahsis Ücreti, davalının işletme kart limiti için tahsis edilen ...- TL.lik kredi tahsisi için alınmış olup iadesi gerekmemektedir. Davacıya tahsis edilen kredi limit tutarının müvekkil bankadan sorulmasını talep ettiklerini, bankacılık kanunu , tüketici kredileri dışında kalan diğer bütün kredi işlemlerinde serbestçe faiz, komisyon ve masraf almayı öngördüğünü, Bankaların faiz dışındaki gelirlerinin, açılan kredinin üzeriden maktu ve nisbi oranda komisyon niteliğinde olabileceği gibi kredi işleminde fiilen yapılan herhangi bir masrafın karşılanması amacıyla masraf olarak da alınabildiğini, Dolayısıyla faiz dışı ücretin salt iş ve hizmet alımından kaynaklanması gerekli olmadığını, davacı, müvekkil banka ile ticari kart sözleşmesi imzaladığını, ,bu sözleşme kapsamında kendisine işletme kartı verildiğini, davacıya iş bu işletme kartı ile ...-tl limit tahsis edildiğini, davalıdan tahsil edilen limit tahsis ücreti, ilgili yönetmelik kapsamında tahsil edilmiş olup bu ücret ilan edilip BDDK’ya bildirildiğini, bu nedenle davaya konu olan ücret BBDK'ya bildirilen ve ilan edilen asgari-azami tutar aralığında olup hukuka uygun olduğunu, davaya konu olan komisyonlar yasal mevzuata uygun olarak alındığını, müvekkil banka tacir olarak yaptığı işlerde ücret alma hakkına haiz olduğunu, Kredi kullanımı esnasında yapılan kesintiler banka uygulamasında “zorunlu masraf türü” sayılmakla birlikte, işbu kesintiler yasal mevzuat muvacehesinde yapıldığını, yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında sözleşmede hüküm bulunması ve mevzuat hükümleri gereğince tacir olan müvekkil bankanın davaya konu olan limit tahsis ücreti de dâhil olmak üzere ücret alma hakkının olduğu açık bir şekilde hüküm altına alındığını, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir KANITLAR VE GEREKÇE: Dava, davacı ve davalı banka nezdinde bulunan hesaplarından limit tahsis adı altında yapılan kesintilerin, taraflar arasındaki sözleşmelere ve genel şartlara uygun olup olmadığının belirlenmesi ve davacıya iadesi istemine ilişkindir. Mahkememizce banka kayıtları celp edilerek incelenmiş taraf deliller toplanmıştır. Davacı tarafın dava dilekçesi ile müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından ... TL limit tahsis ücreti adı altında kesinti yapıldığını, davalı bankanın sözleşmeye ve genel işlem koşullarına aykırı olarak kesinti yaptığını, bu kesintilerin hukuka uygun olmadığını iddia ettiği görülmektedir. Tarafların iddia ve savunmaları ile davanın mahiyeti gereğince genel işlem şartı, bankanın ücret vb. alacak adı altında yaptığı kesintileri kısaca açıklamakta fayda bulunmaktadır. Genel işlem şartları, sözleşme taraflarından birinin, ileride kuracağı sözleşmelerde karşı âkidine değiştirmeden kabul edilmek üzere sunma niyetiyle, önceden, tek yanlı olarak saptadığı sözleşme koşullarıdır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, genel işlem şartlarının varlığını kabul edebilmek için bazı unsurların gerçekleşmiş olması aranır. Genel işlem şartları kural olarak bir sözleşmenin içeriğini düzenlemek üzere hazırlanırlar ve bu faaliyet tek taraflı olarak sözleşmenin kurulmasından önce gerçekleşir. Amaç, birden fazla sözleşme ilişkisinde kullanılacak şartları saptamak ve bunları karşı âkidin müdahalesine imkan tanımadan bir kül olarak sözleşmeye dahil etmektir. Bu şartların nasıl hazırlandığı, kağıda dökülüp dökülmediği, yazı türü, metnin sözleşme metnine dahil olup olmadığı gibi hususlar genel işlem şartı nitelendirmesi açısından önem taşımaz. Genel işlem şartlarının varlığını kabul edebilmek için karşı âkidin bunların içeriğine etki edememiş olması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/01/2015 tarih 2014/13-596E. 2015/792K. sayılı kararı). 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun "Genel işlem koşulları" başlığı altında 20 ve devamı maddelerinde de 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak genel işlem koşullarına yer verilmiştir. Bu nedenle genel işlem şartlarının uygulanması için sözleşmenin düzenlendiği tarih önem arz etmektedir. Zira 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlükte olmadığı dönem için genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler uygulanamayacaktır, bu hükümlerin 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2. maddesi uyarınca kamu düzeni ve genel ahlâka ilişkin bir kural niteliğinde bulunmaması nedeniyle geçmişe etkili şekilde uygulanması da mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/11/2017 tarih 2017/11-2436E. 2017/1303K. sayılı kararı). Bunun gibi, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun "Eski Hukukun ve Türk Ticaret Kanununun Uygulanacağı Hâller" başlığı altında düzenlenen 2. maddesinin (a) bendinde "Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse, o kanun hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu bakımdan genel işlem şartının değerlendirilmesinde sözleşmenin düzenlendiği tarih önem arz etmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 20. maddesi gereğince ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Bu anlamda bankada, kullandırdığı kredi için kural olarak ücret isteyebileceğinin kabulü gerekmektedir. Yargıtay uygulamasına göre bunun tespiti için, taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri ve ekleri dosyaya celp edilip dava konusu masraflara ilişkin sözleşme hükümleri ile diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları gözetilerek, bankacılık uygulamasında davalının söz konusu ücretleri tahsil etmesinin mümkün olup olmadığının gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesi ve sonuca göre karar verilmesi gerekir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/10/2014 tarih 2014/4377E. 2014/16466K. sayılı kararı). Bunun gibi 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun "Faiz Oranları İle Diğer Menfaatler" başlıklı 144. maddesinin "Cumhurbaşkanı, bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulanacak azamî faiz oranlarını, katılma hesaplarında kâr ve zarara katılma oranlarını, özel cari hesaplar dâhil bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacak diğer menfaatlerin nitelikleri ile azamî miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkilidir. Cumhurbaşkanı, bu yetkilerini Merkez Bankasına devredebilir." hükmü ile maddede sayılan işlemlerden sağlanacak menfaatlerin nitelikleri ile azami miktar ya da oranlarının tespiti ve bunların kısmen veya tamamen serbest bırakılma yetkisi "Cumhurbaşkanına" verilmiş ve bu yetkilerin “Merkez Bankasına” devredilebileceği de madde hükmünde yer almıştır. 09/12/2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 3. maddesinde, bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranlarının serbestçe belirleneceği, 4. maddesinde ise reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarını, serbestçe belirleneceği kabul edilmiştir. Yine aynı Tebliğin 6/2. maddesine göre bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar. Anılan tebliğ hükümlerine göre, bankaların ticari krediler sebebiyle hukuka aykırı olmamak kaydıyla masraf tahsil edebilecektir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/11/2019 tarih 2019/1849E. 2019/7439K. sayılı kararı). 6098 sayılı Borçlar Kanunu sonrası imzalanan kredi sözleşmelerinde Türk Borçlar Kanunu 20. maddesi uyarınca genel işlem koşulları bakımından değerlendirme yapılması ayrıca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 144. maddesi kapsamında, Bakanlar Kurulu'nun 16/10/2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankası'nın 2006/1 sayılı Tebliği'nin göz önüne alınarak davacının isteyeceği masraflar, vergi ve sair kesintilerin saptanması ve gerekirse bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/03/2019 tarih 2018/1725E. 2019/2260K. sayılı kararı). Bankanın ödeme belgesi ibraz edilmeyen ekspertiz ücreti ile sigorta işlemlerinden kaynaklandığı belirtilen tahsilatların taraflar arasındaki sözleşme ve yasaya aykırı olduğunun kabulü gerekir (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 05/11/2019 tarih 2018/2463E. 2019/2093K. sayılı kararı). Mahkememizce banka kayıtlarının yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ... tarihli raporda özetle; davalı bankanın davacıya, taraflar arasında ... tarihinde imzalanan Ticari Kart Sözleşmesi gereği ... TL ticari kredi kartı limiti tahsis ve davacıdan tahsis edilen limit nedeniyle toplamda BSMV dahil ... TL Limit Tahsis Ücreti tahsil ettiği kabulüyle; cevap dilekçesinde, davalı bankanın limit tahsis tarihinde internet sitesi aracılığıyla duyurduğu limit tahsis ücretinin asgari ... TL ve azami ... TL olduğu belirtilmekle beraber, bununla ilgili kanıtlayıcı nitelikte bir belge sunulmadığı, bu durum itibariyle, davalı bankanın internet sitesinde duyurduğu güncel ücret tarifesinde belirtilen Limit Tahsis Ücreti doğrultusunda değerlendirme yapılması gerektiği, davalı bankanın internet sitesindeki güncel tarifede Limit Tahsis Ücretinin, "tahsis edilen limitin onbinde yirmibeşi" olarak duyurulduğu, bu tarifeden hesaplanan limit tahsis ücretinin BSMV dahil ... TL olmakla, davacıdan fazladan tahsil edilip iadeye konu olması gereken Limit Tahsis Ücretinin ... TL olduğu yönünden görüş beyan edildiği görülmüştür. Mahkememizce tarafların kök rapora karşı itirazlarının değerlendirilmesi için dosya yeniden bilirkişi tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ... tarihli ek raporda özetle; davalı bankanın, davacıya ... TL limitli işletme kartı tahsis ettiği ve dava konusu ... TL'lik ücretin işbu limit tahsisi nedeniyle tahsil edildiğinin kabulü halinde, davalı bankanın davacıdan ... tahsilat tarihi itibariyle, (yaklaşık) binde 5,2 gibi piyasa ortalamasının altında bir oranda kredi tahsis ücreti tahsil ettiği ve buna bağlı olarak, davacının ilgili ücretin iadesi ile ilgili talep (ve takibinin) yerinde olmadığı, davacının davalıya ... TL limitli işletme kartı tahsis ettiği ve dava konusu ... TL'lik ücret tahsilatının işbu limit tahsisi nedeniyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin ispatının gerekip gerekmediği noktasındaki takdirin Mahkeme'de olduğu, zira, davalı yanın söz konusu ücretin tahsilatını hem ticari anlamda sözleşme ilişkisi içinde, hem de tüketici hukuku çerçevesinde açıklamaya çalıştığı, ayrıca, dosya içeriği itibariyle kesin olan hususların, davacının, davalının hem tüketici hem de ticari nitelikli müşterisi olduğu ve bu bağlamda taraflar arasında hem tüketici kredisi sözleşmesi, hem de ticari kredi (ticari kredi kartı) sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasında imzalanan ... tarihli Ticari Kart Sözleşmesinin (teamüller gereği) limitsiz olduğu, davacının davalıdan (ticari kredi kartı niteliğindeki) işletme kart kullandığı, söz konusu kartın limitinin ... TL olduğu hususunda dosyada belge bulunmamakla birlikte, davacı yanın bu hususta bir itirazının söz konusu olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığını bildirdiği görülmüştür. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda davacı tarafın talebinin değerlendirilmesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 20. maddesi gereğince ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebileceği kuşkusuzdur. Bu anlamda bankanın k ücret isteyebileceğinin kabulü gerekmektedir. Bunun tespiti için, taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri dosyaya celp edilmiş dava konusu masraflara ilişkin sözleşme hükümleri ile diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları gözetilerek, bankacılık uygulamasında davalının söz konusu ücretleri tahsil etmesinin mümkün olup olmadığı noktasında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi kök raporunda da belirtildiği üzere davalının bankanın internet sitesindeki güncel tarifede limit tahsis ücretinin "tahsis edilen limitin on binde yirmibeşi" olarak duyurulduğu, bu tarifeden hesaplanan limit tahsis ücretinin BSMV dahil ... TL olduğu, davacıdan ... TL fazla ücret tahsil edildiğinden bu miktarın davacıya iadesi gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı taraf takip talebinde asıl alacakla birlikte işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da, davalı borçlunun icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olduğu anlaşıldığından, takipteki faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından sözleşme ve tarifeler ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, -Antalya Genel İcra Müdürlüğü' nün .../... Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin ... TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebinin reddine, 2-Alacağın likit ve belirlenebilir olduğu anlaşıldığından asıl alacağın %20' si oranında hesaplanan ... TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken karar ve ilam harcı yönünden davacı tarafından yatırılan peşin harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan ... TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama süresince yapılan ... TL başvurma harcı, ... TL bilirkişi ücreti, ... TL posta masrafı olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin davanın kabul/red oranı ( %41,15 ) 'na göre hesaplanan ... TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Kabul edilen miktar yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesap edilen ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Reddine karar verilen miktar yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesap edilen ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Antalya Adliyesi Arabuluculuk Bürosu'nun .../... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen ... TL'nin davanın kabul red oranına (%41,15) göre hesap edilen ... TL'sinin davalıdan, ... TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair; davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/06/2021

Katip ... E imzalı

Hakim ... E imzalı

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/392, K. 2021/337, T. 01.06.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-392-e-2021-337-k-d3b318095e8d