İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/125 E. 2020/582 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/125
- Karar No
- 2020/582
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/125 KARAR NO : 2020/582
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/03/2020 KARAR TARİHİ : 11/11/2020
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... tarihinde davalı şirkete gelerek ... TL nakit ... TL kısım bağlı olduğu ...'den kredi kullanarak ... plaka sayılı ... marka ... inci el araç satın aldığını, davalının araç başında satım işlemi yapılmadan müvekkile genel anlamda sorun olmadığını bildirdiğini, sonrasında aracı satmak için profesyonel anlamda araç kontrol işini yapan araç test merkezine ... tarihinde, aracı satın almak isteyen şahısla birlikte ekspertize götürmesi sonucu aracın bazı bölgelerinde lokal boyanın olduğunu ve lokal boyalı olunan yerlerle ilgili belge de verilmesi üzerine aracının sıfır olmadığını aynı zamanda bir çok yerinde lokal boya olduğnuu öğrendiğini, ... tarihinde müvekkilinin davalı şirkete gelerek ekspertiz sonucunu ilettiğini ve yine her hangi bir boya ve onarımın olmadığına ilişkin müvekkiline belge verildiğini, iş bu belgeden sonra aracı ... da tekrar ekspertize götürdüğünü ve yine araçta hasar olduğu ve boyalı olduğu sonucunun çıktığını, vatandaş olarak alım satım aşamasında müvekkilinin bu bilgilere ulaşmasının oldukça zor bir yol ve yöntem olduğunu, TBK ve Tüketici kanunu gereği ihtar çektiklerini, sonuç alamadıklarını beyanla ... TL maddi ve ... TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. 2.Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı ve hak düşürücü itirazında bulunduğunu, dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini, davacının aracındaki boyanın standartlar içinde olduğunu, manevi tazminat talebinin de yerinde olmadığını, davanın, aracın ve yedek parçalarının ithalatçısı şirkete ihbarının gerektiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.İhbar olunan vekili, dilekçesinde özetle; davanın arabuluculuğa başvurulmadan açıldığını, usulden ret kararı verilmesi gerektiğini, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, talebin zaman aşımına uğradığını, satış tarihi itibariyle araçta hiç bir hasarın olmadığını, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 4.Dava, ayıplı araç satışı iddiası nedeni ile maddi manevi tazminat talebinden ibarettir. 5.Dava konusu, ... plaka sayılı aracın tescil bilgileri dosyaya getirtilmiş ve aracın kullanım amacının "hususi" olduğu görülmüştür. 6.Mahkemelerin görevi dava şartıdır. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ve yokluğu gerekli olan hallere ise dava şartları denir (KURU/Baki// ARSLAN/Ramazan/YILMAZ/Ejder., Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2005, s. 303)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesinde, "Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar" deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2005/9-546 E.N , 2005/611 K.N., 26/10/2005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 115'e göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. 7.Görev kuralları kamu düzenindendir ve re'sen dikkate alınır, dava şartıdır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. 8.Somut davada, mutlak ticari dava olarak nitelendirilecek bir husus yoktur. Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması/her iki tarafın tacir olması gibi birlikte bu şartların var olduğu bir durum da söz konusu değildir. Yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin bir dava da söz konusu değildir. Araç, "hususi" olarak kullanım amaçlı alınmıştır. 9.Dava, bu nedenlerle ticaret mahkemesinin görev alanına girmemektedir. 10. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. 11.Davacının dava konusu araca ait ruhsat belgesi incelendiğinde aracın hususi araç olduğu, aracın tescil belgesine göre ticari araç olmadığı ve davacının da tüketici kapsamına girdiği, iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bir hukuki durumun olmadığı sabit olup, somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 6502 sayılı kanunda belirtilen şekilde bir alım satım ilişkisi bulunmaktadır. (Yargıtay 20. HD., 2008/8662 E., 2008/11348 K.; Yargıtay 13. HD., 2007/16077 E., 2008/5727 K.; 2007/13028 E., 2008/2216 K.; 2012/13936 E., 2012/16805 K.; Yargıtay 17. HD., 2014/4663 E., 2014/10485 K., 2012/12701 E., 2012/13710 K.) 12.Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar ışığında, somut davada mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin Tüketici mahkemesi olduğu anlaşılmakla, görev dava şartının yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Arabuluculuk başvurusuna ilişkin itirazlar ise görevli mahkemece değerlendirilecek hususlardır ve öncelikle göreve ilişkin sorunun çözülmesi gerektiğinden, mahkememizce bu hususa öncelikle değinilmemiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; Davacının davasının görev dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli Nöbetçi Antalya Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ... ile ihbar olunan vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/11/2020
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır