İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/823 E. 2020/261 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/823
- Karar No
- 2020/261
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/823 Esas KARAR NO : 2020/261 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/12/2018 KARAR TARİHİ : 19/06/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... günü saat ... sıralarında ... İli ... İlçesi ... Mah. ... Sokak ile ... sokak kesişimde, ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile müteveffa ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin çarpışması sonucu ölümlü trafik kazasının meydana geldiğini, asli kusurun ...'da olduğunu, sigorta şirketine manevi tazminatın ödenmesi için müracaat edildiğini, taleplerine cevap verilmediğini belirterek ... TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereği davacının dava hakkı bulunmadığını, huzurdaki davanın ikamesinden önce, müvekkili şirkete yapılan başvuru üzerine müvekkili şirket tarafından davacının manevi tazminata ilişkin zararının ...-TL olabileceği değerlendirilerek bu tutarı ... tarihinde davacı yana ödendiğini, müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, manevi tazminatın tayininde hak ve nesafet kuralları çerçevesinde sonuca varılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin .../... E. sayılı dosyası kapsamında düzenlenen raporlarda, dosyadaki tanık anlatımına göre değerlendirme yapıldığında müteveffa ...'in kazada asli kusurlu olduğu, yine davalı ...'ın beyanlarına göre değerlendirme yapıldığında ise müteveffa ...'in kazada tali kusurlu olduğu tespit edildiğini, müteveffa ...'in kanında bulunan ağır uyuşturucu maddelerin varlığı, kaza anında süratli olduğu, kullandığı aracın çalıntı olduğu, motor kullanma ehliyeti bulunmadığı ve buna bağlı olarak gerekli teknik bilgiye sahip olmadığı, kaza anında kask ve benzeri zorunlu olan koruyucu ekipmanları kullanmadığı gibi hususlar dikkate alınarak, ayrıca hastaneden müteveffanın kaza sonrası hastane raporları ve ölüm raporu üzerinde inceleme yapıldığında müvekkilinin ölümle ilgili bir kusuru bulunup bulunmadığı ve yahut müteveffanın ihmali davranışları ile TBK 52 (BK 44) maddesi gereğince müterafik kusuru nun bulunup bulunmadığı ortaya çıkacağını, davalı ... vekilince dosyaya sunulan banka dekontlarında da görüldüğü üzere davacıya ...-TL manevi tazminata ilişkin ödeme yapıldığı, ödenen bu bedele ilişkin olarak davacı yanca herhangi bir ihtirazi kayıt belirtilmediği, manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereğince manevi zarar karşılığı olarak istenebilecek manevi tazminat bölünerek istenemeyeceği belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle, ölenin yakını tarafından açılan manevi tazminat istemine ilişkin davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Tarafların sosyo ekonomik durum araştırma yapılmış, tarafların tutundukları tüm kayıtlar ilgili yerlerden celp olunmuştur. Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin .../... E. .../... K. sayılı dava dosyasının incelenmesinde; maktulün ..., katılanın ..., sanığın ... olduğu, taksirle ölüme neden olma suçundan, sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın ... tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin .../... E. .../... K. sayılı dava dosyasındaki trafik polisi bilirkişi ...'in raporunun incelenmesinde; ...'ın asli kusurlu, ...'in ise tali kusurlu bulunduğunun belirlendiği görülmüştür. Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin .../... E. .../... K. sayılı dava dosyasındaki Adli Tıp Kurumu Antalya Grup Başkanlığı'nın ... tarihli raporuna göre; ...'in idrarında uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden kokain, kokain metabolitleri benzoylecgonine ve methylecgonine ile ilaç etken maddelerinden medronidazole, ephedrine/pseudoepherine ve levetiracetam bulunduğunun belirtildiği görülmüştür. Sigorta Tahkim Komisyon'un .../... E. .../... K. Sayılı dosyasının incelenmesinde; tarafların ... ve ... olduğu görülmüştür. ...'nın ... işlem tarihli dekontunun incelendiğinde ...'in vefatı nedeni ile ... TL ödemenin davacı vekiline yapıldığı, davalı sigorta vekilinin cevap dilekçesindeki beyanları ile ödemenin ... TL'sinin dava dışı annenin manevi tazminatı, ... TL'si ise davacın manevi tazminatı için ... tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Davanın niteliği, tarafların iddia ve savunmaları nazara alınarak öncelikle, manevi tazminatın hukuki niteliği, manevi tazminatın bölünebilirliği, 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanunun 111/1. maddesinin etkileri ve ceza hakiminin kararın hukuk hakimi üzerindeki etkilerinin ne olduğunun kısaca açıklamakta fayda bulunmaktadır. Trafik kazası nedeniyle maruz kalınan maddi ve manevi zararın sigorta şirketinin de aralarında bulunduğu davalılardan tahsili istemine ilişkin bulunduğu, uyuşmazlık, her ne kadar haksız eyleme dayalı ise de; davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigorta hukukundan kaynaklandığı ve davanın, Türk Ticaret Kanunu’nun 1483 vd. maddelerinde sayılan hususlardan olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevine girmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2016 tarih 2014/14706E. 2016/11417K. sayılı kararı ). Manevî zarar, bir kimsenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksiklikleri ifade etmektedir. Manevî tazminat ise zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksikliklerin giderilmesi amacına hizmet eder. Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun m. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14/04/2016 tarih 2016/2010E. 2016/4825 K. sayılı kararı). Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 02/03/2017 tarih 2014/19438E. 2017/2199K. sayılı kararı). Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği Türk Medeni Kanunun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu bedel, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 09/10/2017 tarih 2016/3622E. 2017/13558K. sayılı kararı). 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 56/2. fıkrası gereğince, ölüm halinde ölenin yakınlarına hakim uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Kural olarak hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/09/1996 tarih ve 1996/21-397-637 karar ile 13/10/1999 tarih ve 1999/21-684-818 sayılı Kararı da bu doğrultudadır. Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 19/12/2019 tarih 2019/2121E. 2019/1950K. sayılı kararı). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01/03/2006 tarih ve 2006/2-14E. 2006/26 K. sayılı kararında ifade edildiği üzere, manevi tazminatın amacı, zarar görenin kişilik değerlerinde ve bedensel bütünlüğünün iradesi dışında ihlali hallerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Manevi zarar, haksız eylemin sonucunda, uğranılan kişilik değerlerindeki azalmanın karşılığı olması ve zarar gören tarafından da takdir ve tayin edilebilir bulunması nedeniyle birden fazla bölümler halinde istenemez. Bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığı olduğu için, haksız eylemin meydana geldiği anda gerçekleşir. Acı ve elemin bölünerek bir kısmının açılacak kısmi dava ile, kalanının açılacak başka bir davada talep edilmesinin manevi tazminatın özüne ve işlevine aykırılık oluşturacağından; manevi tazminat davasının, "manevi tazminatın bölünemezliği" kuralına aykırı bir biçimde kısmi veya belirsiz alacak davası olarak açılması da mümkün değildir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2019 tarih 2016/6489E. 2019/1926K. sayılı kararı, aynı mahiyette; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 25/10/2019 tarih 2019/1633E. 2019/1276K. sayılı kararı, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 11/12/2017 tarih 2017/989E. 2017/1224K. sayılı kararı). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 145. ve 147. maddeleri uyarınca, müteselsil borçlulardan birinin zarar görene ödeme yapması halinde, ödeme oranında diğer borçlularda aynı borçtan kurtulur. Ancak, 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanun'un 111/1. maddesine göre, bu kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu daraltan velya kaldıran anlaşmalar geçersiz olup, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca da, tazminat miktarları yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. Her ne kadar manevi tazminatın bölünmezliği ve tekliği ilkesi geçerli ise de, davadan önce ödenen bu manevi tazminatın yetersiz olduğu belirlendiğinde, bu ödemeyle ilgili düzenlenen ibranamenin geçerli olduğundan söz edilemeyeceğinden; 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanunun 111/2. maddesi uyarınca iki yıllık hak düşürücü süre içinde açılan davada; manevi tazminata hükmedilmesinde engel bulunmamaktadır (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 06/11/2019 tarih 2019/1327E. 2019/1765K. sayılı kararı). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74. maddesi (818 sayılı BK'nun 53. maddesi) uyarınca; "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." Bu açık hüküm karşısında ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” olgusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacağından hukuk hakimini de bağlayacaktır (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 03/07/2017 tarih 2017/1429E. 2017/1423K. sayılı kararı, aynı mahiyette Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 05/02/2018 tarih 2017/1515E. 2018/103K. sayılı kararı). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlıdır (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 02/10/2018 tarih 2018/3232E. 2018/7342K. sayılı kararı, aynı mahiyette, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/06/2006 tarih 2006/4-355E. 2006/457K. sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/11/2012 tarih 2012/11-413E. 2012/901K. sayılı kararı). Davamıza gelince; trafik kazasında kardeşi ölen davacı manevi tazminat istemi ile dava açmıştır. ... günü saat ... sıralarında sürücü ... sevk ve idaresinde ... plaka sayılı motosiklet ile ... Mahallesi ... sokak üzerinde seyir halinde iken ... sokak ile ... sokağın kesiştiği kontrolsüz kavşağa geldiğinde motosikletin ön kısmı ile ... sokak üzerinde seyir halinde bulunan ve kontrolsüz kavşaktan geçmekte olan sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sağ arka kapı ve çamurluk kısmına çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana gelmiştir. Dava konusu olaya ilişkin olarak ceza yargılaması yapılmış, davalı ...'ın asli kusurlu olduğuna ilişkin bilirkişi raporu ve trafik kaza tespit tutanağına itibar edilerek, Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile ...'ın cezalandırılmasına karar verilmiş, kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, karar ... tarihinde kesinleşmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamamakla birlikte hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlıdır. Dava konusu olayın meydana geliş şekli ve maddi vakıanın Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile belirlenmiş olması, kararın istinaf incelenmesinden de geçerek kesinleşmesi nedeni ile bu dosyadaki maddi vakıanın tespitleri gibi kazanın davalı ...'ın asli kusurlu olarak meydana geldiği ve kaza sonucunda ...'in öldüğü sonucuna varılmıştır. Davadan önce davalı sigorta şirketince davacıya ... TL manevi tazminat ödemesi yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 145. ve 147. maddeleri uyarınca, müteselsil borçlulardan birinin zarar görene ödeme yapması halinde, ödeme oranında diğer borçlularda aynı borçtan kurtulur. Ancak, 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanun'un 111/1. maddesine göre, bu kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu daraltan veya kaldıran anlaşmalar geçersiz olup, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca da, tazminat miktarları yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. Kural olarak manevi tazminatın bölünmezliği ve tekliği ilkesi geçerli ise de, ödenen bu manevi tazminatın davaya konu kazada kardeşini kaybeden davacı bakımından oldukça yetersiz olduğundan, bu ödemeyle ilgili düzenlenen ibranamenin geçerli olduğundan söz edilemeyeceğinden; 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanun'un 111/2. maddesi uyarınca iki yıllık hak düşürücü süre içinde açılan eldeki davada; davalı ...'ın haksız fiil ve ayrıca araç işleten sıfatıyla sorumluluğunun bulunması, davalı sigorta şirketinin ise diğer davalının manevi zararları da kapsayan mali mesuliyet sigortacısı olması ve sorumluluğunun bulunması nedeni ile davacıya yapılan ödeme de nazara alınarak, davacının duyduğu elem ve ızdırap gözetilerek, kusur raporu, kusur oranları, tarafların mali ve içtimai durumları da değerlendirilmiş, çekilen elem ve ızdırabı kısmen de olsa gidermek maksadı ile manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddine ... TL manevi tazminata karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının kısmen KABUL kısmen REDDİNE; 2. ... TL manevi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihi olan ... tarihinden davalı sigorta şirketi yönünden ise ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve mütesellilen alınarak (sigorta şirketi yönünden kaza tarihindeki poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, 3. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünden kaza tarihindeki poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) alınarak hazineye gelir kaydına, 4. Davacı tarafından yatılan ... TL harcın davalılardan müşterek ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünden kaza tarihindeki poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) alınarak davacıya verilmesine. Davacı tarafından yapılan ... TL posta ve tebligat masrafının kabul ve ret oranları nazara alınarak takdiren ... TL'sinin davalılardan müşterek ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünden kazatarihindeki poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5. Davalılar yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6. Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak (sigorta şirketi yönünden kaza tarihindeki poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davacıya verilmesine, 7. Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 3/2. maddesi gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak eşit oranda davalılara verilmesine, 8. Karar kesinleştiğinde davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın yatıran davacı ve davalıya iadesine, Dair; davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/06/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır