İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/390 E. 2019/741 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/390
- Karar No
- 2019/741
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/390 Esas KARAR NO : 2019/741 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 10/09/2015 KARAR TARİHİ : 15/11/2019 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından müvekkil ve dava dışı ... Aleyhine ... tarihinde Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasından ... nolu elektrik aboneliğinin ödenmeyen enerji bedeli dayanak gösterilerek ...-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, yine davalı şirket tarafından müvekkil ve dava dışı ... aleyhine ... tarihinde Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasından ... nolu elektrik aboneliğinin ödenmeyen enerji bedeli dayanak gösterilerek ...-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin şahsı ve yetkisili olduğu şirket aleyhine başlatılan her iki takibe de süresinde hem şahsı hem de şirketi adına ayrı ayrı itiraz ettiğini ve takibin durmasını sağladığını, daha sonra ise şirketine ait soğuk hava deposunun elektriğinin açılması için asıl borçlu olan davalı kurumla ... nolu abonelik sözleşmesini imzaladığını ve yaptığı itirazdan vazgeçtiğini ve şirketi adına ödeme taahhüdünde bulunduğunu, ancak davalının bu iki dosya ile ilgili 1 yıl içinde itirazın iptali veya 6 ay içinde itirazın kaldırılması davası açarak takibe devam edilmesini isteme hakkı olduğunu, ... nolu abonelik sözleşmesinde şahsını bağlayıcı bir imzası olmayan şirketin ve bu abonelik sözleşmesinde kefilliğide olmayan müvekkilinin davalının itirazının iptali veya kaldırılması davasını açmasını bekleme zorunluluğu ve bu bu süreler içinde icra tehdidi altında kalma zorunluluğu bulunmadığını, bu nedenle açılan iş bu menfi tespit davasında hukuki yarar bulunduğunu, bu belirtilen nedenlerle müvekkil ...'in davalı şirkete Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas ve Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyaları nedeniyle ve ... nolu abonelik sözleşmesi nedeni ile borçlu olmadığının tespitini, müvekkilinin şahsının borçlu olmadığını bile bile müvekkilin şahsı aleyhine icra takipleri başlatan kötü niyetli davalı şirketin İİK 72. vd maddeleri gereğince %20 den aşağı olmamak üzere taktiren %100 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, HKM 329. Madde gereğinde idare para cezasının ve vekalet ücretine mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas ve .../... esas sayılı dosyalar abonelik sözleşmesinden kaynaklanan 2012/...-...-... ve 2013/...-...- ...- ...-...- ...- ...- ...- ...- ... aylarını kapsayan fatura bedellerinin tespiti için açılmış menfi tespit davası olduğunu, Abonelik sözleşmesinden kaynanan davalara bakmakta tüketici mahkemesinin görevli olduğunu, davaya bakmakta mahkememizin görevsiz olduğunu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı Antalya ... İcra Müdülüğünün .../... ve .../... esas sayılı dosyalarına süresinde itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu, ayrıca Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasında ... aboneliğine karşı devam etmekte olan menfi tespit davası olduğunu, halen devam etmekte olan bir dava olduğunu, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre açılmış menfi tesbit davasıdır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Antalya ... Tüketici Mahkemesinin ... tarih ve .../... Esas .../... karar sayılı ilamı ile görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ve mahkememizin .../... esas sırasına kaydedilmiştir. Mahkememizce verilen ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı karar Yüksek Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiş usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyularak yeniden yargılama yapılmıştır. Mahkememizce tarafların tüm delilleri toplanmış, icra dosyaları Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası getirtilmiş ve incelenmiştir.Davalı kurumdan ... Nolu abonelik sözleşmesinin onaylı bir sureti istenmiş ve kurumca onaylı bir sureti gönderilmekle dosyasına eklenmiştir. Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasısında, alacaklısının ..., borçlularının ... Ve ... olduğu, ... nolu abonelik sözleşmesine istinaden ...-TL Enerji Bedeli, ...-TL Gecikmiş Gün Faizi, ...-TL KDV olmak üzere toplam ...-TL alacak için yapılan ilamsız icra takibi dosyası olduğu ve yine Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasının; alacaklısının ..., borçlularının ... Ve ... olduğu, ...-TL Asıl alacak, ...-TL, ...-TL Temerrüt Faizin olmak üzere toplam ...-TL alacak için yapılan ilamsız icra takibi dosyası olduğu anlaşılmıştır. ... Yüksek Gerilim Elektrik Enerjisi Satışına ilişkin Perakende Satış Sözleşmesi başlıklı .../... numaralı aboneliğe ilişkin sözleşmenin incelenmesinde, müşterinin ... olduğu görülmüştür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2018 tarih 2018/3950E. 2018/4853K. sayılı kararında; "...Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği sözleşme, kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağlar. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın tarafları da sözleşmenin taraflarıdır. Yargıtay içtihatlarında ve öğretide bu durum taraf sıfatı olarak adlandırılmaktadır. Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasında ki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır..." denilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 03/04/2017 tarih 2016/8732E. 2017/2645K. sayılı kararında; "...Mahkemece, dava konusu kredi sözleşmesini, davacının şirketin yetkilisi sıfatı ile imzaladığı, imzanın şirketin kaşesi üzerine atıldığı, davacının kefalet belgesi üzerinde şahsi sorumluluğunu gerektirecek ayrıca bir imzasının bulunmadığı, dosya içerisine getirtilen belgelerden kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarih itibari ile davacının şirketi temsile yetkili olduğu anlaşıldığından, davacının müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının icra takibini kötü niyetle yaptığı ispatlanmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir... davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına..." denilmiştir. Davanın devamı sırasında, dava konusu alacağın ödenmesi, menkul malın davacıya teslim edilmesi, gayrimenkulün tahliye edilmesi gibi nedenlerle veya davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun veya Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı nedeniyle davanın konusuz kalması mümkündür. Davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi halinde, mahkemece; esas (asıl talep) hakkında "Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Davanın konusuz kalması halinde, mahkemece; yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haklı olduğunun tespit edilmesi, o taraf lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekir. Başka bir deyişle, yürürlüğe giren yeni yasa nedeniyle konusuz kalan davada, yeni yasanın yürürlüğe girmemiş olması halinde, davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olan ve davasını avukat ile takip eden taraf lehine "maktu vekalet" ücretine hükmedilmesi, yargılama giderlerinin ise karşı taraftan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/11/2009 tarih, 2009/18-421E. 2009/526K. sayılı kararında "Dava tarihinde davasında haklı bulunan davacının, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği" belirtilmiştir. Davamıza gelince; mahkememizce verilen karar Yüksek Yargıtay ... Hukuk Dairesince bozulmasına karar verilmiş, usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyularak bozma ilamı doğrultusunda ve ışığında yargılama yapılmıştır. Davacı, abonelik sözleşmesinin tarafı olmaması nedeniyle icra dosyasında borçlu olmadığının tespiti istemi ile dava açmıştır. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği sözleşme, kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağlar. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın tarafları da sözleşmenin taraflarıdır. Davaya konu ... Yüksek Gerilim Elektrik Enerjisi Satışına ilişkin Perakende Satış Sözleşmesi başlıklı .../... numaralı aboneliğe ilişkin sözleşmenin tarafları "..." ve "..."dür. O halde anılan abonelik enerji bedelinin ödenmemesi halinde ancak sözleşmenin tarafından talepte bulunulması gerekir. Davacı ise sözleşmenin tarafı olmadığından ondan talepte bulunması mümkün değildir, davacının şirketin yetkilisi sıfatı ile imzaladığı, imzanın şirketin kaşesi üzerine atıldığı, davacının şahsi sorumluluğunu gerektirecek ayrıca bir imzasının bulunmadığı, sözleşmesinin düzenlendiği tarih itibari ile davacının şirketi temsile yetkili olduğu anlaşıldığından, davacının davasının kabulü gerekmekte ise de yargılama devam ederken icra takibine konu borcun "..." tarafından ödenmesi nedeniyle konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiş, yargılama harç ve giderleri de dava açıldığı tarihte haklılık oranları nazara alınarak davalıya yükletilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 72. maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacının üzerinde olması, kötü niyetin ispatlanamaması nedeniyle kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2. Davacının kötüniyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından REDDİNE, 3. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'den mahsubu ile bakiye ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4. Davacı tarafından yapılan ... TL harç ... TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7. Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8. Karar kesinleştiğinde Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... E. Sayılı dava dosyasının mahkemesine iadesine, 9. Karar kesinleştiğinde Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. ve .../... E. takip dosyasının müdürlüğüne iadesine, 10. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, tarafların yokluğunda 6100 sayılı HMK geçici 3/2. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay Temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/11/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır