İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/31 E. 2021/347 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/31
- Karar No
- 2021/347
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/31 KARAR NO : 2021/347 DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 17/01/2018 KARAR TARİHİ : 02/06/2021 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından su sayacı okuma işinin davalılara ihale edildiğini, davalı şirketlerde çalıştığını beyan eden ... tarafından açılan Antalya ... İş mahkemesinin .../... esas, .../... karar sayılı dosyasında kendisine ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretinin tahsilini talep ettiğini, davacının davasının kabul edildiğini, söz konusu mahkeme ilamının ... icra dairesinin .../... esas sayılı dosyası ile dava dışı işçiye ödendiğini, davacının ihale bedelini ihale alan firmalara ödenmesinden başka bir sorumluluğunun olmadığını, işçilik alacaklarına ilişkin sorumluluğun ihaleyi alan firmaya ait olduğunu, ihale şartnamesine göre işçinin hak ettiği yasal haklarının yüklenici tarafından ödenmesi gerektiğini, hak edişler hazırlanırken kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin kalemlerin yaklaşık maliyet içerisinde belirlendiğini beyanla ... TL nin faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir. Davalılar ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya dayanak Antalya ... İş Mahkemesinin dosyasında taraf olmayan müvekkiller aleyhine dava ikame olunamayacağını, dosyanın tarafı olmayan müvekkilere husumet yöneltilmeyeceğini, dava dışı işçinin başından beri davacı kurumda çalıştığını, işçilik alacaklarından ...'ın sorumlu olduğunu, davalı şirteklerin sorumluluğunun bulunmadığını, rücu hakkı bulunmadığını, iş mahkemesinin dosyasında kıdem tazminatından sadece ... sorumlu tutulmasına rağmen kendilerinden böyle bir talepte bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu, yeni yasal düzenleme ile kıdem tazminatından ... sorumlu olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... her hangi bir cevap dilekçesi vermemiştir. Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; somut davada ispat yükü davacıdadır. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış ve bilirkişiden rapor alınmıştır. ... tarihinden ön büroya teslim edilen bilirkişi raporuna göre; TBK'nun 167 inci maddesinin uygulanmasının mahkeme takdirinde olduğu belirtilerek; ... Şirketinin ...; ... Şirketinin ... TL; ... Şirketinin ... TL; ... Şirketinin ... TL; ... Şirketinin ... TL olmak üzere toplam ... TL hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. İtirazların değerlendirilmesi amacıyla bilirkişiden ek rapor aldırılmıştır. ... tarihli ek raporda özetle; ... Şirketinin ...; ... Şirketinin ... TL; ... Şirketinin ... TL; ... Şirketinin ... TL; ... Şirketinin ... TL olmak üzere toplam ... TL hesaplama yapıldığı; TBK m. 167 hükmü uygulanacak olursa bu miktarların yarısından sorumluluğun olacağı belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. Davacı taraf, talep miktarını ıslah etmiştir. Taraflar arasında düzenlenen hizmet işleri genel şartnameleri ile idari ve teknik şartnameler dosya içine alınarak bilirkişiden tekrar ek rapor aldırılmıştır. Bilirkişi 2 inci ek raporunda özetle; ... Şirketinin ...; ... Şirketinin ... TL; ... Şirketinin ... TL; ... Şirketinin ... TL; .... Şirketinin ... TL olmak üzere toplam ... TL hesaplama yapıldığı; TBK m. 167 hükmü uygulanacak olursa bu miktarların yarısından sorumluluğun olacağı belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenlerin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Asıl işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Yine, asıl işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir davalı alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu tutarına oranı kadarını ilgili alt işverenlere rücu edebilir. Az yukarıda da değinildiği gibi, uyuşmazlığın İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, mahkemece “iş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler'' rücu davalarında hükme esas alınamaz. Değinilmesi gereken bir başka nokta ise alt işverenlerin sorumlu oldukları dönemlere ilişkin hesaplama yapılırken hangi tarihteki ücretlerin esas alınması gerektiğidir. Asıl işveren, iş mahkemesi ilamı gereğince işçilik alacaklarını iş akdinin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden ödemekte olup, iş mahkemesi ilamındaki usul ve hesaplamalar doğrultusunda alt işverenlerden rücu isteminde bulunabilir. (Bkz. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 03.12.2015 tarih, 2014/38758 E.,2015/35433 K.) Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçiye ödenen bu tazminattan hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduklarına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakılmalı, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Sözleşme ve eki şartnamelerde sorumluluğa ilişkin bir düzenleme bulunmadığı hallerde, tacir olan davalı alt işverenlerin çalıştırdıkları işçilerin fiili işçilik dışında sair tazminat haklarından sorumlu olacaklarını bilebilecek durumda oldukları ancak, davacı Kurumun'da asıl işveren durumunu muhafaza etmesi nazara alındığında doğan zararlardan tarafların yarı yarıya sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları doğrultusunda, yarı yarıya sorumluluğun olduğu anlaşılmakla, aşağıdaki şekilde kısmen kabul kararı vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, ... TL'nin davalı ... Şti'nden; ... TL'nin davalı .... 'den; ... TL'nin ....'den; ... TL'nin davalı ....'den, ... TL'nin davalı ....'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvuru harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, alınması gerekli bakiye ... TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 5-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin haklılık durumu gereği; ... TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı ... şirketince dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) ... TL yargılama giderinin haklılık durumu gereği ... TL'sinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, 8-Davalı ... şirketince dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) ... TL yargılama giderinin haklılık durumu gereği ... TL'sinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, 9-Davacı kendisini vekil ile temsi ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalılar ....; ...; ....; ... kendilerini ortak vekil ile temsil ettirdiklerinden, ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalılara verilmesine, 11-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ...'in yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar KESİN olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.02/06/2021 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır