İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/176 E. 2020/613 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2015/176
- Karar No
- 2020/613
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2015/176 KARAR NO : 2020/613 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/09/2015 KARAR TARİHİ : 27/11/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ... tarihli dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde ... ilçesi ... Mahallesi ... ... üzeri ... karşısı, ... (...) önünde bulunan ... den davalılardan ..,'ye ait ... ... dan taşan foseptik sularının davacının işletmiş olduğu otellerin arasından denize boşaldığını, durumun ... yetkililerine, ... Zabıta Amirliğine, ... Belediye Hizmet Binasına ve ...'a bildirildiğini, ancak suların ... tarihinde de akmaya devam etmesi sebebiyle durumun ... Belediye Başkanlığına da bildirildiğini, ... ...nün davacının yazısı üzerine ... tarihli ...-...-... sayılı yazı ile davalı ...'a gerekli tüm tedbir ve düzenlemelerin yapılması yönünde ikazda bulunduğunu, ... tarihine kadar yaklaşık 20 kere daha aynı noktadan foseptik suyunun denize karıştığını, geçici olarak sorunun giderildiğini, ancak tüm uyarılara rağmen kalıcı tedbir almayan ve düzenleme yapmayan davalılara ... tarihinde yine davacı tarafından foseptiğin aynı noktadan denize karıştığı yönünde uyarı yapıldığını, gelen görevlilerin yine foseptiğin akışını engellediklerini beyan ederek olay yerinden ayrıldıklarını, ... tarihinde yine foseptik sularının denize karıştığını, durumun davalılara ve diğer kurumlara haber verildiğini, ... tarihine kadar sorunun giderilmediğini ve bu tarihlerde denize giren ve deniz suyu yutan davacı müşterilerinden en az 50-60 kişinin zehirlendiğini, davacının durumu ... gününün hafta sonuna rastlaması nedeniyle yazılı olarak ... tarih ... sayı numaralı yazısı ile ... Kaymakamlığına ve ... Belediye Başkanlığı ... ne bildirdiğini, ... tarihinde ... yetkilileri, ... Teknisyeni, Çevre Yüksek Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Makine Mühendisi ve ... ... ... tarafından tutulan tutanakla izah edildiği şekilde mevcut durumun tespit edildiğini, ... tarihinde Çevre Sağlık Teknikerleri tarafından tutulan tutanakta ... tarihinde ... ... plajının deniz suyundan alınan numunenin analizi sonucuna göre anılan bölgede denize girilmemesi gerektiğinin tespit edildiğini, davacı şirket çalışanlarının ... tarihinden sonra denize girilmesini engellediklerini, ... tarihinde ... Kaymakamlığı tarafından alınan numunelerle ... Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından analiz yapıldıını, sonuçların olması gereken en yüksek değerin yaklaşık 20-30 katı üzeri çıktığını, davalı ... ...-... sayılı, ... ... konu yazısı ile davalı ...'tan gelen şikayet üzerine teknik personellerce inceleme yaptırıldığı, incelemede kirliliğin ...'ın işletmekte olduğu ... hattından kaynaklandığı hat üzerinden atıksuyun yağmur suyu kanalına karıştığı ve ... noktasında ... önünden denize deşarj olduğunun tespit edildiği, daha öncede defaatle belirtildiği üzere gereken tüm tedbir ve düzenlemelerin yapılmasının istendiğini, ... tarihinde yaşanan olaya geç müdahale edilmesi ve foseptik akıntısının ... tarihinde durdurulmasından dolayı davacı şirketin işlettiği otellerin tüm müşterilerinin denizin foseptik suları ile kirlendiğini fark ettiklerini, zehirlenme vakıalarının artması ile birlikte konsolosluklarına dahi haber verdiklerini ve yaşanan olayların büyük bir kriz haline geldiğini, otel müşterilerinin iki otel arasından gelen foseptiğin davacı şirketten kaynaklı bir sorun olduğunu düşündüklerini ve bir çok internet sitesinde davacı otel aleyhine yazılar yazdıklarını, denize giren müşterilerin rahatsızlanması, rahatsızlananlardan bir kısmının da hastanede tedavi olması nedeniyle davacı otelin çalıştığı tur operatörlerinden ..., ..., ..., ... ve ...'un müşterilerini farklı otellere çektiklerini, müşterilerin otelden erken çıkış yapmalarından dolayı davacının zarara uğradığını, yine yaşanan olaylardan dolayı toplam 158 odanın rezervasyonunun iptal edildiğini bunun haricinde acentalar tarafından satılmış ancak olaylar vuku bulduktan sonra müşteri getirilmeyen odalardan dolayı ve yurt dışında olayın duyulmasından sonra boş kalan odalar dolayısıyla davacının zarara uğradığını, yaşanan olaylar geçinceye kadar tur operatörlerinin odaları satışa kapattıklarını, davacının uzak ve yakın tarihlerde satılamayan odalardan dolayı zarara uğradığını beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının uğramış olduğu maddi zarardan dolayı şimdilik ... TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte yasal faizden düşük olmamak kaydıyla davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının uğramış olduğu ticari itibar kaybı nedeniyle şimdilik ... TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Vekili ... tarihli cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacının, davalı şirkete ait ...dan foseptik sularının taştığı ve taşan foseptik suyunun otelleri arasındaki ... den denize boşaldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, iddiasına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığını, foseptik suyunun taştığı iddia edilen ... nun, ... ... olup, ... tarihinde ... ve ... Belediyeleri ile davalı şirket arasında akdedilen ... İşletme Protokolü çerçevesinde 10 yıl süreli davalı şirket tarafından işletme hakkının iktisap edildiğini, sözleşme süresinin ... tarihinde son bulduğunu, ... tarihi itibariyle ... ne devrin gerçekleştiğini, ... İşletme Protokolü 3. Maddesinde davalı şirketin sorumluluklarının düzenlendiğini, anılan madde incelendiğinde kanalizasyon hattı ile ilgili herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını, sorumluluğun ...'a ait olduğuna ilişkin Otel yetkililerine durumun bildirildiğini, hatta ... tarihine kadar ... nün yağmur suyu menfezi içerisinde araştırma yaptığını, yağmur suyu hattına civardaki binalardan foseptik bağlantısı olduğunu tespit ettiğini, sorun geçici olarak giderilse de çevre bilinci ve müvekkili şirketin kamu yararı için kurulmuş bir şirket olması sebebiyle, Protokol çerçevesinde sorumlu olmamalarına rağmen insiyatif kullanarak değişmesi gereken kanalizasyon borusunun hızlı bir şekilde davalı şirket tarafından değiştirildiğini, boru değişimi esnasında yine aynı menfez içerisine bent çekilerek suyun bu bent önünde toplanması sağlanmış ve tekrar ... na intikal etmesi için seyyar tipi dalgıç pompa monte edildiğini, bu işlemler neticesinde davalı şirketin, işçilik masrafları hariç net ... TL'lik yatırım yaptığını, ... tarihine kadar davalı şirkete ait ... da sorun gözlemlenmediğinden (...nin atık su seviyesinin normal düzeyde olduğu, boru hatlarında kaçak-göçek-ıslaklık-nem ve sair durumların gözlemlenmemesi) ve sızıntının Belediyenin sorumluluğunda olan yağmur suyu drenaj hatlarından ve davalı şirket ile ilgisi olmayan kaçak foseptik bağlantısı bulunan binalardan kaynaklandığını, sorumluluğun protokol çerçevesinde Belediyeye ait olduğunu, ... Belediyesi ... nün ...-...- sayı ile müvekkili şirkete yazmış olduğu yazıda " ... ... hattından kaynaklanan hat üzerindeki atık suyun yağmur suyu kanalına karıştığı..." tespitine yer verildiğini, ancak şirketin sorumlu olmadığını, sorumlu olmamasına rağmen tamir ve hatların değişimini bir fiil yaptığının açık olarak görüleceğini, davacı taraf her ne kadar ...-... tarihleri arasındaki otel müşterilerinin denize karışan foseptikten zehirlendiğini, bunun akabinde oluşan zarar ziyan silsilesinden bahsetmekte ise de bu tarihler öncesinde de defalarca zehirlenmelerin olduğunu, denize girmeyen müşterilerinde zehirlendiğini, kaldı ki davacının delil olarak dayandığı zehirlenen müşterilerinin ... tarafından yapılan Gaita mikroskobisi, Parazit ve Parazit yumurtası aranması ve ... testlerinin sonuçlarında herhangi bir bulguya rastlanmaması nedeniyle dava dilekçesinin tamamına, tazminat, faiz ve faiz başlangıç tarihine itiraz etmekle fazlaya ilişkin yasal tüm hakları saklı kalmak kaydı ile; davanın açıldığı tarih itibariyle davacının iddia ettiği zarar ziyan net ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğundan kanun gereği belirsiz alacak davası açamayacağından davanın öncelikle usülden reddine, müvekkili şirketin, ... tarihinde ... ve ... Belediyeleri ile müvekkil şirket arasında akdedilen "... İşletme Protokolü" çerçevesinde sorumluluğunun bulunmadığının ve ... dan taşımanın olmadığı, yağmur suyu drenaj borularından sızıntı suyunun geldiği, yağmur drenaj hatlarının müvekkil şirket sorumluluğunda olmadığı, sorumluluğun ...'a ait olduğunun kabulüne, davacının iddia ettiği ve kabulü mümkün olmayan bütün zararlarının temelini ... tarihli foseptik sızıntısının, ... tarihine kadar çözüm bulunulamaması sebep gösterilse de, otel müşterilerinin yazıları göz önüne alındığında, denize girmeyenlerinde zehirlendiği, hizmetin kötü olduğu, bulaşıkların iyi yıkanmadığı, yemeklerin kötü ve mekanın temiz olmadığı gibi olumsuzluklara vurgu yapmaları iddia edilen zarar ve ziyanın kaynağının foseptik sızıntısından kaynaklanmadığının kabulü ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili ... havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, davalı kurumun bir kamu kurumu olup ticari bir işletme veya kuruluş olmadığını, davalı kurumun iş ve işlemleri nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zarar nedeniyle açılacak davalar da idari yargının yetkili olduğunu, dava konusu olan zarara neden olduğu iddia edilen tesisin denetim ve gözetleme yükümlülüğünün davalı kurumda bulunmadığını, davanın kurum yönüyle husumetten reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise davalı ...'nin tesislerden çıkartıldığını, tesisin tesliminde ve işletilmesinde davalı kurumun herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, 6360 sayılı yasanın geçici 1.Maddesinin 1. Fıkrası gereğince tüm devir işlemlerinin, Antalya Valiliğince kurulan Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu tarafından yapıldığını, komisyon tarafından alınan kararların uygulandığını, ancak 6360 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra ... tarihine kadar dava konusu zarara neden olduğu iddia edilen tesisin Antalya Valiliği Devir ve Paylaştırma Komisyonunca davalı kuruma devredilmediğini, bir sorumluluk varsa bu sorumluluğun davalı kurumda olmadığını, tazminat koşullarının davalı kurum yönüyle oluşmadığını, devir işlemleri ... Kaymakamlığı tahliye kararları ile yapılan tesisin zararın meydana geldiği tarihte davalı ... tarafından işletilmekte olduğunu, davacının muhatabının ... olduğunu, tazminat koşullarının oluşması için öncelikle bir zararın olması gerektiğini, bu zarar ile eylem arasında nedensellik bağının mecut olması, zararın eylemin bir neticesi olarak ortaya çıkması yani eylem olmadan zararın meydana gelmeyeceğinin bilinmesi, zarara hukuka aykırı olarak neden olunması yani zarar veren kişinin hukuk normunu ihlal etmesi neticesi zarara sebebiyet vermesi, zarara yol açan sonucun nedeni olan haksız fiili işleyen kişinin sorumluluğunun kusur sorumluluğu olduğu, bu nedenle davacının talep ettiği tazminatın koşullarının davalı kurum yönüyle oluşmadığı, davaya konu zarar davacının kendi kusurundan ve davacıya ruhsat veren kurum ve kuruluşların kusurundan doğduğunu, ayrıca olayın meydana geldiği tarihte söz konusu tesis ... tarafından işletilmekte olduğundan arızanın giderilmesine tam olarak müdahale edilemediğini, sadece ... yetkililerine yardımcı olmakla yetinildiğini, burada asıl sorumlunun ... bulunduğunu, ... bedellerinin olayın meydana geldiği tarihte ... tarafından tahsil edilmekte olduğunu beyanla, davanın öncelikle yargı yolu nedeniyle mahkemenin görevsiz olduğundan reddine, aksi takdirde davalı kurum ticari bir kurum olmadığı bir kamu hizmetini ifa eden bir kamu kurumu olduğundan davanın görevli asliye hukuk mahkemesinde açılması gerekirken Ticaret Mahkemesinde açılmış olduğundan davanın görev yönünden reddine, dava konusu iddia edilen zararın meydana gelmesine neden olan tesisin gözetim ve denetim yükümlülüğünün Su Kirliliği ve Kontrol Yönetmeliğinin 51. Vd. Maddeleri gereğince Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Bakanlığın il müdürlüklerinde olduğundan bakanlık yetkililerince gözetim ve denetim yükümlüğünün yerine getirilmediği anlaşıldığından davanın davalı kurum yönüyle husumetten reddine, davalı ...'nin Belediyelerle yapmış olduğu ... tarihli sözleşmenin süresi içerisinde dava konusu olayın meydana geldiği, bu süre içerisinde ve olay tarihinde söz konusu tesisin ... tarafından işletilmekte olduğu, ... nın ... tarih ve ... sayılı oluruna rağmen tesisin devrinin davalı kuruma yapılmamış olduğu, teslimin yapıldığı tarihe kadar olan yetki ve sorumluluğun ...'de olduğundan davanın husumetten reddine, davacının iddia ettiği zarar ile fiil arasında davalı kurum yönüyle bir illiyet bağı bulunmadığından davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. ... Belediye Başkanlığına ve ... ne müzekkere yazılarak davalı ... ile imzalanan arıtma tesisi işletme protokolü örnekleri celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. ... Kaymakamlığına müzekkere yazılarak 6360 sayılı yasa kapsamında 3091 ve 2886 sayılı yasalar gereğince ... tarafından ...'den ... tesisine ilişkin olarak yapıldığı ileri sürülen devir işlemleri ve tutanakları celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Davacı şirket tarafından müşterilerin sızan foseptik suları nedeniyle rahatsızlanmalarına ilişkin tedavi evrakları dosyamız arasına sunulmuştur. Yine davacı şirket tarafından acentaların kapatığı odaların meydana gelen zarar nedeniyle boş kaldığı, acentaların müşterileri otele göndermediğine ilişkin kayıtların dosyamıza ibraz edildiği, dava tarihinden sonraki tarih itibariyle bu hususun atık suların otele zarar vermesinden kaynaklandığına ilişkin acentalar tarafından davacı şirkete ibraz edilen yazılar dosyamız arasına alınmıştır. Yargılama sırasında ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine 1 mikrobiyoloji uzmanı doktor bilirkişi, 1 çevre mühendisi bilirkişi, 1 inşaat mühendisi bilirkişi ve 1 sözleşmeler ve sorumluluk hukukunda uzman akademisyen bilirkişi ile dava konusu tesislerin bulunduğu yerde keşif yapılarak iddia edilen zarar ile eylem arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, zararın davalıların hukuka aykırı eylemlerinden meydana gelip gelmediği, yeterli önlem alınmış olsa idi zararın meydana gelip gelmeyeceği hususları ile zarar ile eylem arasında uygun illiyet bağı var ise davalıların sorumluluklarının ne olacağı ve talep edebilecek alacak miktarının tespiti hususunda rapor tanzimi için keşif yapılmak üzere talimat yazılmış, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Talimat sayılı dosyasından yapılan keşif sonunda bilirkişiler ..., Yrd. Doç. Dr. ..., Dr. ..., ... tarafından düzenlenen ... havale tarihli raporda özetle; "...çevrenin kirletilmesinden Çevre Kanunu'mm (ÇK) 28. maddesi gereğince, ... tesisinin işletme hakkını elinde bulunduran ... Belediyesi ile ... Belediyesi ... tarihinde imzalanan bir sözleşme île işleten ...'ın kusursuz sorumlu olduğu; 6360 sayılı kanun geçici madde 1/ (8)'e göre, bu Kanunla Büyükşehir İlçe belediyesi olan belediyelerce yürütülen su, kanalizasyon, katı atık depolama ve bertaraf ulaşım, her çeşit yolcu ve yük terminalleri, toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve itfaiye hizmetlerine ilişkin olmak üzere personel, her tür taşınır ve taşınmaz malları re bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım, alacak ve borçları komisyonca ilgisine göre Büyükşehir belediyesi ile ilgili bağlı kurutuş arasında paylaştırılır. Söz konusu tesis, Kaymakamlık makamınca tutulan tutanakta Kaymakamlık makamının ... tarih ve ... sayılı oluru ile ... ... ... Tesisinin 6360 sayılı yasa gereğince ... tarihi itibari ile ... Belediyesine (...) geçtiği ibaresi yer almaktadır. Ancak fiili teslim ... tarihinde yapılmıştır. Olay tarihi de tutanak ile teslim ile fiili teslim süresi arasındadır. Bu tesis, ... nün her ne kadar fiili tasarrufunda olmasa da, tutanak hukuken teslim edilen ancak bu tesisten faydalanan veya işleten sıfatı olup olmadığı araştırmalı, ayrıca ... tarihi itibari kendisine teslim edilen tesis üzerinde gözetim ve denetim yükümlülüğü yerine getirip veya bu tarihler arasında tesisin kendi adına işletilip işletilmediği hususu sayın mahkemenizin takdirlerine sunulmaktadır.Şöyle ki; önemli ölçüde tehlikeli işletmelerin faaliyetinden doğan zararlardan sorumlu kişiler "işletme sahibi" ve varsa "işleten" olup, bunlar ortaklaşa sorumlu olacaklardır. (6098 sayılı TBK.m.71, fıkra:1) İşletme sahibi, işletmeyi kuran ya da ilk sahibinden devralan ve işletmeyi doğrudan doğruya işleten gerçek veya tüzel kişi ya da kişilerdir. İşletme sahibi, bir işletmenin faaliyetlerine doğrudan veya dolaylı olarak katılan, işletmede ortaklığı bulunan, işletilmesinde söz sahibi olan, ondan ekonomik yarar sağlayan gerçek veya tüzel kişilerdir. İşleten, işletme sahibi tarafından tam yetkili kılınan veya işletmeyi "kiralayarak" veya işletme sözleşmesi ile doğrudan doğruya işletme faaliyetlerini üstlenen kişi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda, TBK. M. 71 gereğince işleten olarak ...'ın tartışmasız bir şekilde sorumlu olduğu düşünülmektedir. İşletme sahibi olarak olay tarihi itibari ile kendisine tesis ...'te devredilen ...'ın söz konusu tesisten yararlanan veya onun adına işletilen sıfatı ortaya konulduktan sonra müşterek sorumlu olabileceği düşünülmektedir." sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılmak üzere dosya önceki rapor veren bilirkişiler ile birlikte mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, ... Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... havale tarihli raporda özetle; "...GENEL TESPİT VE DEĞERLENDİRMELER:Turizmci bilirkişi tespit ve değerlendirmeler kısmında görüleceği üzere; davacı şirketin ... bölgesinde işletmekte olduğu ... adet otelin doluluk oranları ve yapılan indirimler göz önünde bulundurularak hazırlanmış olan tabloda; söz konusu otellerde 2014 ve 2015 yıllarının gelir farkı; ... TL olarak tespit edilmiştir. Buna karşılık davacı şirketin ticari defterlerinde bulunan muhasebe kayıtlarına göre, 2014 ve 2015 yıllarının gelir farkı ... TL olarak tespit edilmiştir. Bilirkişi olarak tarafımızdan istenen husus; "dava konusu ihtilafla sınırlı olmak kaydıyla ilgili tarafın ticari defter ve belgelerinde inceleme yaparak maddi tazminata ilişkin olarak davacının talep edebileceği alacak miktarı açısından rapor tanzim etmek" olduğundan, davacı tarafın ticari defter ve belgelerine göre talep edebileceği alacak miktarı hesaplaması yapılacaktır. Tuik verilerine göre Türkiye'nin 2014 yılı toplam turizm gelirleri; ... TL, 2015 yılı toplam turizm gelirleri ise; ... TL olarak gerçekleşmiştir. Bu rakamlara göre 2015 yılı turizm gelirleri ülke genelinde, %8,28 oranında azalmıştır. 2015 yılında davacı şirketin otel gelirlerinde meydana gelen azalmadan, ülke bazında turizm sektöründe meydana gelen azalmanın mahsup edilmesi neticesinde, davacı şirketin net gelir kaybı hesaplaması aşağıdaki şekildedir. (Davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre) DAVACI ŞİRKETİN 2014 YILI OTEL GELİRLERİ ... TL, DAVACI ŞİRKETİN 2015 YILI OTEL GELİRLERİ: ... TL, 2014-2015 YILLARI GELİR FARKI: ... TL, TURİZM GELİRLERİNİN DÜŞMESİNDEN KAYNAKLANAN KAYIP: ... TL, ...*%8,28, TURİZM GELİR DÜŞMESİNİN MAHSUBUNDAN SONRA KALAN: ... TL(...-...), Yukarıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere; konusu olaydan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususundaki takdir hakkı mahkemenize bırakılmıştır. Hukuki niteleme sayın mahkemenize ait olmak üzere, davacı tarafın ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemede; davacı tarafın ... bölgesinde işletme olduğu otellerde 2014 yılında elde etmiş olduğu otel gelirinin; ... TL aynı otellerde 2015 yılında elde etmiş olduğu otel gelirinin ... TL, 2014 yılı ile 2015 yılı arasındaki gelir farkının ... TL, 2015 yılında turizm gelirlerinin ülke genelinde %8,28 oranında azalması nedeniyle, ülke genelinde turizm gelirlerinin azalmasından kaynaklanan gelir kaybının ... TL ülke genelinde turizm gelirlerinin azalmasından kaynaklanan gelir kaybının mahsup edilmesi sonrası kalan gelir kaybı tutarının ... TL olduğu, bu gelir kaybının tamamının dava konusu olaydan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususundaki takdir hakkının mahkemenize bırakıldığı görüş ve kanaatiyle" şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda dosya önceki rapor tanzim eden bilirkişilere tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından tanzim edilen ... havale tarihli raporda özetle; "...Yukarıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere; davacı şirketin ... bölgesinde işletmekte olduğu ... adet otelin 2015 yılı turizm gelirleri(ticari defter kayıtlarına göre) ... TL azalmıştır. Fakat 2015 yılında ülke genelindeki turizm gelirleri de %8,28 oranında azalma göstermiştir. Davacı şirketin toplam turizm gelirlerindeki azalmanın ülke genelindeki turizm gelirlerinin azalmasından kaynaklanan kısmı; ... TL, ülke genelindeki turizm gelirlerinin azalmasından meydana gelen azalmanın mahsup edilmesi sonrası, kalan gelir azalması ise (... - ...) ... TL olarak hesaplanmıştır. Bu gelir azalmasının tamamının dava konusu olaydan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususundaki takdir hakkı Mahkemenize bırakılmıştır. SONUÇ: Hukuki niteleme sayın mahkemenize ait olmak üzere davacı şirketin işletmekte olduğu otellerde 2015 yılında meydana gelen doluluk oranındaki düşmeden kaynaklanan sadece oda gelirlerindeki gelir kaybının; ... TL davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davacı şirketin uğramış olduğu toplam gelir kaybının ... TLolarak tespit edildiği, hangi rakamın baz alınacağı ve gelir kaybının tamamının dava konusu olaydan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususundaki takdir hakkının mahkemenize bırakıldığı görüş ve kanaatiyle" şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Davacı vekili ... tarihli dilekçe ile maddi tazminat istemine ilişkin dava değerini ... TL olarak arttırmıştır. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: Dava, tacirler arası haksız fiil nedeniyle maddi tazminat ve ticari itibar kaybına ilişkin manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı ... davacıya ait otellerin bulunduğu bölgede ... ... ... işletmektedir. ... tarihinde ... ve ... Belediyeleri ile davalı şirket arasında akdedilen ... İşletme Protokolü çerçevesinde 10 yıl süreli davalı şirket tarafından arıtma tesisinin işletildiği gelen yazı cevaplarından anlaşılmıştır. ... Belediyesi ...nün ... tarihli yazısından ... ... Tesisinin ... tarihinde davalı kuruma tesliminin yapıldığı, bu tarihte tesisin tesliminin ... Kaymakamlığının ... tarih ... sayılı tahliye kararı ile gerçekleştiği, bu tarihten sonra işletmenin kurum tarafından işletilmeye başlandığı, öncesinde tesisin ... Tarafından işletildiği, kurum personellerinin tesise alınmadığı, ... tarihinden ... tarihine kadar ... Tesisinden herhangi bir şekilde yararlanılmadığı, bu işletmeden doğan atık su bedellerinin de ... Tarafından tahsil edildiği, tesisi işleten ... tarafından hiç bir şekilde müdahale ettirilmediği, tahliye işleminin Kaymakamlık aracılığıyla zorla gerçekleştirildiği bildirilmiştir. Davacı tarafından otellerindeki müşteri ve itibar kaybı nedeniyle meydana gelen zarardan ... işletme tesisini işleten ... ile ...'ın sorumlu olduğu iddia edilmiştir. Davalı şirket tarafından yürütülen .. ... tesisi işletme faaliyetinin tehlike sorumluluğu kapsamında zarar ihtimali taşıdığı anlaşılmaktadır. Söz konusu sorumluluk kusursuz (objektif) sorumluluk niteliğindedir. Tehlike sorumluluğu ve denkleştirmeyi düzenleyen TBK'nun 71. Maddesinde; "Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur. Bir işletmenin, mahiyeti veya faaliyette kullanılan malzeme, araçlar ya da güçler göz önünde tutulduğunda, bu işlerde uzman bir kişiden beklenen tüm özenin gösterilmesi durumunda bile sıkça veya ağır zararlar doğurmaya elverişli olduğu sonucuna varılırsa, bunun önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletme olduğu kabul edilir. Özellikle, herhangi bir kanunda benzeri tehlikeler arzeden işletmeler için özel bir tehlike sorumluluğu öngörülmüşse, bu işletme de önemli ölçüde tehlike arzeden işletme sayılır. Belirli bir tehlike hâli için öngörülen özel sorumluluk hükümleri saklıdır. Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin bu tür faaliyetine hukuk düzenince izin verilmiş olsa bile, zarar görenler, bu işletmenin faaliyetinin sebep olduğu zararlarının uygun bir bedelle denkleştirilmesini isteyebilirler" düzenlemesi mecuttur. Bu sorumluluk türü tehlike sorumluluğu olarak da isimlendirilmekte olup, sorumluluk türlerinin en ağırını oluşturur. Burada tehlikeli nesne veya işletme ile gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması sorumluluk için yeterlidir. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, gene çoğu zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır(Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf: 14-15). Kusursuz sorumluluğu gerektiren nedenler, teknik gelişmeler ve kusurun yetersizliği olarak açıklanabilecektir. Şöyle ki Kusursuz sorumluluk, endüstri devrimiyle birlikte ortaya çıkan teknik buluşların, makineleşmenin ve karmaşık sosyal ilişkilerin biçimlendirdiği toplum ve uygarlığın zorunlu kıldığı bir sorumluluk türüdür. Kusursuz sorumluluk, her şeyin makineleştiği, işbölümü ve ekonomik birimlerin geniş ölçüde organize olduğu gelişmiş sanayi toplumunun bir ürünüdür. Oysa kusur sorumluluğu, küçük ekonomik birimlerin hâkim olduğu makineleşmenin tam gelişmediği, toplum yapısının tarım ve küçük sanayiye dayandığı, bireyci ve liberal düşüncenin etkin bulunduğu toplumlarda görülen bir sorumluluk türüdür. Kusursuz sorumluluğunun kabulü, kusur sorumluluğunu öngören liberal hukuk devletinden, adalet ve hakkaniyet ilkesine dayanan sosyal hukuk devletine geçişin ve sosyal gelişmenin bir sonucudur. Ulaşım, enerji ve üretim araçlarında kullanılan büyük makinelerin, teknik araç ve gereçlerin, yeni kimyasal ve biyolojik buluşların karmaşık bir biçim verdiği modern toplumda, kusuru, sorumluluğun kurucu unsuru olarak görmek, bir çok nedenlerle doyurucu olmaktan uzaktır. Gerçekten, her şeyden önce, bu kadar karmaşık teknik bir süreç ve sosyal ilişki ağı içinde gerçekleşen zararlarda kusurun rolü, ya çok azalmış, ya da hiç kalmamıştır. Gerçekten, çalışanlar ve çevre için büyük tehlike arzeden makineler, enerji kaynaklan, ulaşım araçları ve diğer şeyler arasında, zararlı sonucun sebebi olarak insan davranışının rol ve katkısını tespit etmek imkânı, fiilen ortadan kalkmıştır. Zira bu karmaşık mekanik şartlar, sosyal ilişkiler içinde kusurlu bir davranışın bulunup bulunmadığını, kimin kusurlu bir davranışta bulunduğunu belirlemek mümkün değildir. Kaldı ki, bu kadar tehlikeli araç ve gereçler içinde insan davranışının zararın sebebi olabilme ihtimali, diğer teknik ve mekanik sebeplerle kıyaslanamayacak derecede küçük ve önemsizdir. Zira günümüzde enerji kaynakları, ulaşım araçları ve üretimde kullanılan makineler, o derece hızlı, karmaşık ve büyük boyutlar kazanmıştır ki, artık, gerekli her türlü tedbir alınsa bile, zararın doğumunu önlemek çoğu zaman imkânsız hale gelmiştir. Çevre için tehlike arzeden bu kaynaklar karşısında, zarara uğramak adeta kaçınılmaz bir hal almıştır. Ancak, "tehlikeli" diye toplumun bu araç ve gereçlerden vazgeçmesi de mümkün değildir. Bu nedenle, tehlikeli faaliyette bulunan kimseler, bunlardan yarar sağladıkları için, sebep oldukları zararı da gidermek zorundadırlar.(Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 17/11/2015 tarih, 2015/5541 Esas, 2015/18218 Karar sayılı emsal içtihadındaki açıklamalar) Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 11/12/2014 tarih, 2014/13770 Esas, 2014/17012 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlusundan isteyebilir. Bir başka deyişle haksız fiil ile zarar arasında illiyet bağı yoksa bu kalem zarar istenemez. Borçlar Kanunu'nun 42. maddesi gereğince, zararın varlığını ve tutarını kanıtlamak zorunda olan davacının, zararın gerçek tutarını kanıtlamakta zorlandığı veya kanıtlanmasının davacıdan beklenemeyeceği durumlarda yargıç, işlerin olağan gidişi ve zarar görenin aldığı önlemleri gözeterek zarar tutarını kendiliğinden belirler..." düzenlemesi mevcuttur. Davalı ...'nin sorumluluğu yönünden bu açıklamalar ışığında mahkememizce yapılan değerlendirmede: Davalı şirketin davacıya ait otellerin bulunduğu bölgede ... işletme tesisini işlettiği, ...- ...- ...- ...- ... tarihleri arasında ... ... işletme tesisinin işletmek hakkını davalı şirkette olduğu, bu tarihlerde taşan foseptik suları nedeniyle söz konusu bölgede deniz suyunun kirlendiği ve bunun üzerine davacı şirket tarafından ilgili kurumlara müracatta bulunulduğu, tutanak tutulduğu görülmüştür. Davacı şirket tarafından otellerin bulunduğu bölgede foseptik sularının denize sızması nedeniyle müşterilerin rahatsızlandığı, acentalar tarafından otel müşterilerinin başka otellere yönlendirildiği, acentaların satın aldığı rezerve edilen odaların bu olay nedeniyle boş kaldığı, otelin ticari itibarının da zedelendiği belirtilmiş ise de; dava dosyamızda alınan bilirkişi raporlarından davacıya ait otellerin gelirinin 2014 yılına göre azaldığı tespit edilmiş ise de söz konusu turizm gelirinin sadece davacının oteline özgü olarak azalmadığı, ülke genelinde 2015 yılında turizm gelirlerinde azalma olduğu, bu azalmanın salt davalı şirketin işlettiği ... ... tesisinden davacıya ait otelin plajına sızan pis sulardan kaynaklandığı hususunun tespit edilemediği, yani maddi tazminat talebinin zorunlu unsuru olan meydana gelen zarar ile eylem arasındaki uygun illiyet bağının dava konusu somut olayda davacı tarafından ispat edilemediği (acentalar tarafından rezervasyon iptallerinin bu olay nedeniyle iptal edildiği belirtilse de yazı cevaplarının dava tarihinden sonra yargılama aşamasında davacının talebi üzerine verilen cevaplar olduğu) anlaşılmakla davacının ispatlanamayan maddi tazminat isteminin davalı ... yönünden esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının manevi tazminat istemine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; Tüzel kişinin ekonomik faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık, onun kişisel değerleri içinde yer alır. Ticari şeref ve haysiyetin çiğnenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabilir. Ekonomik itibar da tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsüdür. Tüzel kişinin ekonomik faaliyetleri de toplum tarafından değerlendirilmektedir ve kişilik haklarından olan onur ve saygınlığı onun korunan değerlerinin başında gelir. Bu sebeple tüzel kişi onur ve saygınlığından vazgeçemeyeceği gibi, bu değerlerini hukuka ve ahlaka aykırı olarak da sınırlayamaz. 6098 sayılı TBK'nun 58. Maddesinde düzenlenen manevi zarar, kişinin kişisel çıkarlarında ( haklarında) uğradığı bir eksilmedir. Değişik bir ifade ile, bu zarar çeşidi maddi değerler yönünden değil, manevi değerler yönünden bir eksilmeyi anlatır. Bir tüzel kişinin kişisel haklarından olan ( adı, şerefi, onuru ve itibarı gibi) varlıklarına yapılan saldırının; bu manevi değerlerinde bir eksilmeye ( manevi zarara) sebep olacağı kabul edilmektedir. Dava konusu somut olayda, yukarıdaki açıklamalar kapsamında yapılan değerlendirmede; her ne kadar davacının maddi tazminat istemine ilişkin olarak meydana gelen zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağı ve maddi zarar mevcut deliller ile tam olarak tespit edilememiş ise de; foseptik sularının davacıya ait otelin plajının olduğu denizi kirlettiği ve olay nedeniyle müşterilerin rahatsızlık duyduğu, bu hususun sosyal medya platformlarında davacıya ait otelin itibarını azaltacak nitelikte paylaşıldığı, dolayısıyla davacının ticari itibar kaybına neden olduğu kabul edilerek mahkememizce takdiren ... TL tazminatın davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... yönünden maddi ve ticari itibar kaybına ilişkin manevi tazminat istemine ilişkin değerlendirmede: davalı ... yönünden maddi ve manevi tazminat talebinin değerlendirilmesi için öncelikle davalının taraf sıfatının değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır. Yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere davaya konu eylemlerin gerçekleştiği tarih itibariyle ... ... işletme hakkının düzenlenen protokol gereği davalı ...'de olduğu sabittir. Buna göre işletmeye ilişkin gözetim ve denetim yetkisinin haksız fiilin meydana geldiği tarihten sonra ... tarihinde davalı ...'a geçtiği, dolayısıyla davalı ...'ın haksız fiilin meydana geldiği tarihlerde işleten olarak sorumluluğunun başlamadığı, bu nedenle davaya sebep olan eylemler yönünden davalı ...'a husumetin yöneltilmesinin mümkün olmaması nedeniyle anlaşılmakla davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; 1-Davacının maddi tazminat isteminin REDDİNE, 2-Davacının ticari itibar kaybına ilişkin manevi tazminat talebinin davalı ... yönünden KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile ... TL manevi tazminatın davalı ...’den ... tarihinden itibarin işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin kısım yönünden talebin REDDİNE, 3-Davalı ... yönünden manevi tazminat isteminin REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca maddi tazminat davası yönünden alınması gereken ... TL karar harcının maddi tazminat davası için peşin alınan ... TL harçtan mahsubu ile fazla alınan ... TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya İADESİNE, 5-Harçlar Kanunu uyarınca manevi tazminat davası yönünden alınması gereken ... TL karar harcının manevi tazminat davası için peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile eksik kalan ... TL harcın davalı ...'den alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince manevi tazminat davası yönünden hesaplanan ... TL vekalet ücretinin vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı ... Kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince maddi tazminat davası yönünden hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'ye VERİLMESİNE, 8-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince maddi tazminat davası yönünden hesaplanan ... TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...ne VERİLMESİNE, 9-Davalılar kendilerini ayrı ayrı vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince manevi tazminat davası yönünden hesaplanan ... TL vekalet ücretinin ayrı ayrı davacıdan tahsili ile davalılara ayrı ayrı VERİLMESİNE, 10-Davacı tarafından manevi tazminat davası yönünden yapılan ... TL davetiye, ... TL posta, ... TL keşif ve bilirkişi giderinden ibaret toplam ... TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı gözetilerek ... TL. ile ... TL manevi tazminat için alınan peşin harç toplamı olan ... TL'nin davalı ...'den tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 11-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE, Dair; davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/11/2020 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır