İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/364 E. 2025/752 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/364
Karar No
2025/752
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/364 Esas KARAR NO : 2025/752 DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/01/2024 KARAR TARİHİ : 30/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasında .../... E. Sayılı dosyasından Davalı ... tarafından davacı ...'a karşı açılan davanın işbu dosyadan tefrik edilmesine karar verildiği ve yukarıdaki esasa kaydının yapıldığı görülmekle, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;... tarihli taşeron sözleşmesi,... tarafından kabul edilmiş, taşeron sözleşmesi kapsamında adı geçen ...'ye temlik işlemi yapıldığını, ancak adı geçen şirketin iflas erteleme talebinde bulunduğunun öğrenilmesi üzerine taşeron sözleşmesinin feshedildiğini, ancak ... temlik işleminin geçerli olduğunu kabul ederek taşeronun yaptığı imalattan fazlasını adı geçen şirkete ödediğini, ... işcilerinin kıdem tazminatı ,ihbar tazminatı haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkil şirket hakedişlerinden ödendiğini, ...-... müvekkili şirket aleyhine hiç bir mahkeme kararı olmadan ve yapılan işe ilişkin sigorta sözleşmesi olmasına rağmen haksız ve hukuka aykırı olarak hasar bedellerini hakedişlerden kesmiş veya müvekkil aleyhine icra takibi yaptığını, ...-... tarihinde sözleşme kapsamında yürütülen faaliyet kapsamında 3.şahıs ... tarafından tazminat davası açıldığını, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... E. .../... K. Sayılı ilamı ile, "Kaza ve haksız fiil tarihi olan ... tarihinden geçerli ticari avans faizi ile birlikte ...TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine " dair karar tesis edildiğini, ... lehine sigorta poliçesi düzenlenmiş olmasına rağmen tazminatın sigorta şirketi tarafından ödenmesi için hiç bir işlem yapmadığını, müvekkilinin hak edişinden kesilerek söz konusu tazminat bedelinin ...'ne ödendiğini, ...-Davacı ile imzalanan sözleşme kapsamında yapılan işler hakkında ... tarihinde geçici kabul tutanağı düzenlenmiş olmasına rağmen bugüne kadar kesin kabul hesap işlemi yapılmadığını, bu nedenlerle bu kesin kabul hesabının yapılması için karşı adva açılması zorunluluğunun doğduğunu, ...-... tarihinde geçici kabulü yapılmış olan sözleşmeye ilişkin kesin kabul tarihinin ... tarihi olarak tespiti ile bugüne kadar yapılmayan kesin kabul hesabının bilirkişiler vasıtası ile yapılmasına ...-Taşeron sözleşmesi hukuka uygun olarak feshedilmiş olmasına rağmen ,davalının temlik sözleşmesini geçerli sayarak hukuka aykırı olarak taşerona haksız olarak ödediği bedeller için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ...TL alacağın taşeron sözleşmesinin feshi tarihinden itibaren ticari avans faizi ile, ...-Davacı ... hiç bir hukuki gerekçe ve mahkeme kararı olmadan müvekkili hakedişlerinden kesilen hasar iddiaları nedeni ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ... TL alacağın kesintilerin yapıldığı tarih itibari ile ticari avans faizi ile tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle;Davalının cevap ve karşı dava dilekçesinde yapılan işlemlerin aşama aşama belirtilmiş olduğunu, davalı vekili tarafından dava konusuna ilişkin davaya hukuki ve teknik olarak cevap verilmesi gerekirken hiçbirmc evap verilmediğini, müvekkili kurum olarak soytarı ifadesiyle hakarette bulunulduğunun görüldüğünü, dava konusu edilen dtazminat miktarının belirlenebilir bir miktar olmadığı için dava dilekçesinde net miktarın belirtilmemiş olduğunu, dava değerini belirterek belirtilen dava değeri gereğince harç ödendiğini, mahkemece alınacak bilirkişi raporları ile yapılacak tespitler neticesinde miktara ilişkin harç tamamlama işleminin müvekkili adına kendisinin yapılacağını, davalı karşı davacıya ve diğer davalıya arabuluculuk aşamasında konuyla ilgili bilgilendirmeler yapıldığını, davalı karşı davacı ve diğer davalı tarafından anlaşma sağlanamadığı olduğu yönünde arabuluculuk tutanağı tanzim ettirildiğini, arabuluculuk toplantısının görüşmelerinin gizli olduğunu, vekilin arabuluculuk görüşmelerini cevap dilekçesinde açmasının o görüşmelerden bahsetmesi, arabuluculuk kanun ve mevzuatına aykırı olduğunu suç teşkil ettiğini, müvekkili tarafından D.iş dosyası ile yapılan tespitte, tespit dosyasındaki talebin bir noktadan boru numunesi alınarak tespitin yapılması olmadığı dosya kapsamından ve dilekçelerden anlaşılmakla tespitin yapılması olmadığı dosya kapsamından ve dilekçelerden anlaşılmakla birlikte her ebat borulardan numune alınması talep edilmiş olmasına rağmen Sulh Hukuk Mahkemesinin takdiri olarak bir noktadaki borudan numune alınmış ve bu boru teste gönderilmiştir ki test neticesinde de söz konusu boruların standartlara uygun olmadığı tespit edildiğini, söz konusu işin muhatabının davalının kendisi olduğunu, işi alan ve yapanın davalı şirket olduğunu, söz konusu işte kullanılan boruların diğer davalı ... firmasından ... tarihinde imzalanan satış sözleşmesi kapsamında temin edilerek davalı tarafından yapılan işte kullanıldığı davalının dilekçesinden anlaşıldığını, fabrikada söz konusu boruların testlerin yapılması neticesinde boruların kullanıldığı davalı karşı davacı tarafından iddia edildiğini, ancak ya fabrikada testler yapılmamış ya da yapılması gerektiği gibi testlerin yapılmamış olduğunu, düzenlenen raporların gerçeği yansıtmadığını, davalının bu konudaki iddialarının yersiz ve tutarsız olduğunu, doğru olmadığını, davalı karşı davacının bahsettiği üzere mükerrerliğin söz konusu olmadığını, her ne kadar D.iş dosyası ile delil tespiti yapılmış olsa da D.iş dosyası ile her ebat boru için ayrı ayrı numune alınmadığını, hatların müvekkili tarafından hizmetlerin aksamadan yürütülebilmesi adına boruların standartları sağlayan borular ile değiştirelecek olduğundan, bu tespitin yargılama evvelinde yapılması müvekkili adına talep edildiğini ve mahkemece bu tespitin yapıldığını, usul ekonomisine hukuka ve mevzuata aykırı bir durumun söz konusu olmadığını, ... firmalar işi yapan ihaleyi alan dava konusu boruları satın alan boruları üreten firmalar olmadığını, davalı karşı davacı ... firmasının taşeronu olan ... firması da müvekkilin muhatabı olmadığını, davalı karşı davacının muhatabı olduğunu, taşeronluk kendi aralarındaki hukuki ilişki olduğunu, bu kapsamda müvekkili yönüyle davaya ihbar edilmesini gerektirecek hukuki bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkilinin ihale kanun ve mevzuatı gereğince ve sözleşmelere göre muhatabının ... firması olduğunu, temlik işlemini yapan davalı karşı davacının kendisi olduğunu, taşeron firmanın yaptığı işlerin karşılığı olarak bu temlik işleminin yapıldığının anlaşıldığını, ancak işin yapılmasından eksik yapılmasından standartlara uygun boru kullanılmamasından, işin sözleşmeye uygun olarak yapılmamasından ve işçilerin alacak ve tazminatlarının ödenmemesinden davalı karşı davacının müvekkiline karşı sorumlu olduğunun gerçek olduğunu, taşeron firmanın taşeron sözleşmesin iyapan ve bu sözleşmeyi fesheden, temlik işlemini yapan davalı karşı davacının kendisi olduğunu, temlik işlemini iptal edecek olanın da bu fesihleri iptallerinin müvekkili kuruma bildirmesi gerekenin de davalı karşı davacının kendisi olduğunu, yapılan işlemlere bugüne kadar davalı karşı davacı tarafından bir itirazda bulunulmadığını, davacının üçüncü kişilere verdikleri zararlardan sözleşme gereği sorumluluğunun olduğu, tacir olan davalı karşı davacı tarafından bilinmekte olup bu zararlar kendisi tarafından tazmin edildikten sonra sigorta şirketinden rücu edebileceği davalı karşı davacı tarafından üçüncü kişilere karşı verilen zararlardan davalı karşı davacının sorumlu olduğu ve olması gerektiğini, davalı karşı davacının dilekçesinde bahsettiği mahkeme kararına binaen ...'a ödeme yapıldığından bahsedilmiş olduğunun belirtilmiş olduğunu, kararın müştereken ve müteselsilen ödenmesine şeklinde verildiğini, müvekkilinin bu müşterek ve müteselsilen şeklinde verilen karar nedeniyle ödeme yaptığını, dava açmasına rağmen davalı karşı davacı vekilinin kesin kabul hesabının bilirkişiler tarafından yapılmasını talep ettiğini, mahkemenin bu konuda bir karar vermesinin talep edilmediğinin görüldüğünü, davalı karşı davacı tarafından taşeronluk sözleşmesinin feshedilmiş olduğu halde temlik sözleşmesini geçerli sayarsak taşerona haksız olarak ödenen miktarların ticari avans faizi ile birlikte ödenmesinin talep edilmesinin hukuken fahiş hatalı olduğunu, temlik sözleşmesini yan müvekkiline bildiren onayını alan davalı karşı davacının kendisi olduğunu, taşeronluk sözleşmesini fehedenin de davalı karşı davacının kendisi olduğunu, müvekkilinin taşeronluk sözleşmesinin iptal edildiğini bilmek zorunda olmadığını, temlik sözleşmesinin de geçerli olup olmadığını teyit etmek zorunda olmadığını, karşı davacının bu sözleşmesini feshedildiğini bildirmesi gerektiğini, davalı karşı davacının üçüncü kişilere ...'a verdiği zararların tazmininden kendisinin bizzat sorumlu olduğu, mahkemenin kararı ile de tespit edilen bu zarar miktarlarının müvekkil tarafından ödenmesi neticesinde kendisinin hakedişlerinden kesilmesi ihale sözleşmesi ve tüm mevzuata uygun olup haksız fiili işleyenlerin şahsi sorumluluğu bulunduğundan TBK hükümlerine göre de davalı karşı davacının sorumluluğu bulunduğundan davalının hakedişlerinden kesintiler yapıldığını, yapılan kesintilerin içeriğine ilişkin davalı karşı davacı tarafından bir itiraz bulunmamakla birlikte davalı karşı davacı tarafından hakedişler şerhli olarak da imzalanmadığını, bu miktarların kendisine iade edilmesine ilişkin herhangi bir talepte bulunulmadığını ve herhangi bir hukuki süreç başlatılmadığını, davalının karşı davasının reddinin gerektiğini, açıklanan nedenlerle karşı davacının davasının reddini, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinin 1. fıkrası " (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü içermektedir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 'Dava Şartı Olarak Arabuluculuk' başlıklı 18/A maddesinde ise "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir. Dava; Taraflar arasındaki taşeron sözleşmesi davacı tarafından haklı feshedilmesine rağmen davalı tarafça uyarınca taşerona haksız olarak ödenen bedelin tahsili, davalı tarafından davacının hak edişlerinden haksız kesildiği iddia edilen hasar tazminatının tahsili ile Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... Esas-.../... Karar sayılı ilamı ile dava dışı ... lehine hükmedilen alacağın davacının alacağından tahsil edildiği iddiası nedeniyle iş bu tutarın davalıdan tahsili talepli alacak davası ile taraflar arasındaki kesin kabul hesabının bilirkişiler tarafından yapılması talepli dava olduğu, davalı vekilinin davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, kesin hüküm itirazı ve arabuluculuk dava şartı itirazında bulunduğu, başkaca bir ilk itirazın bulunmadığı ve başkaca dava şartlarının mevcut olduğu anlaşıldı. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasındaki davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a. maddesi gereği ticari dava olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi gereğince 4. maddede ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerektiği, mahkememizce ... tarihli duruşma tutanağının ... no'lu ara kararı ile arabuluculuk son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini Mahkememize ibraz edilmesi hususunda ihtarlı 1 haftalık kesin süre verildiği, davacı vekili tarafından ... tarihli beyan dilekçesi ile yasal süresi içerisinde açılması gerektiği yönündeki usul hükümleri gereği, karşı dava konuları için arabulucu sürecinin başlatılması için belgelerin toplanıldığından bahisle arabuluculuk başvurusu yapmadan işbu davayı açtığı anlaşılmıştır. Davacı yanın arabuluculuk başvurusu yapmadan işbu davayı açmasının arabuluculuk düzenlemesinin ruhuna ve yukarıda belirtilen arabuluculuğa ilişkin yasal düzenlemelerin getiriliş amacına aykırı olduğu, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olmadığı, davacı vekilinin aşamalardaki beyanlarından karşı dava konuları için arabulucu sürecinin başlatılması için belgelerin toplanıldığını beyan ettiğinin anlaşıldığı, karşı davanın açıldığı tarih itibari ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan işbu alacak davası yönünden davanın açılmasından önce arabulucuya başvurunun ve son tutanağın düzenlenmiş olmasının dava şartı olduğu ve bu şartın gerçekleşmediği anlaşıldığından 6102 sayılı TTK'nın 5/a maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a-2 maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken ... TL harçtan peşin alınan (Tefrik edilen mahkememizin .../... E. Sayılı dosyasına yatırılmış olan) ...-TL'nin mahsubu ile fazla harç olan ...-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T. göre hesaplanan ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Taraflarca mahkememiz veznesine depo edilen ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize sunulmak üzere herhangi bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurulmak suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/10/2025 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza

Atıf: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/364, K. 2025/752, T. 30.10.2025, www.arakarar.com/karar/antalya-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-364-e-2025-752-k-22ed2312eb76