İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/289 E. 2021/143 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/289
- Karar No
- 2021/143
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/289 Esas KARAR NO : 2021/143 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 27/12/2017 KARAR TARİHİ : 16/02/2021
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi ... hakkında Antalya ... . İcra Müdürlüğünün .../... E nolu dosyadan kambiyo senedine dayalı takip başlatıldığını, takip alacaklısı ile muris ... arasında takibe konu senetlerle ilgili herhangi bir alacak borç ilişkisi bulunmadığını, zira senet tanzim tarihinde murisin ... yaş civarında olup, daavlı alacaklının hangi gerekçe ile bu kadar yüksek miktarda alacağı olduğunun ispata muhtaç olduğunu, murisin icra dairesine bizzat gelerek borcu kabul ettiğini beyan etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, senette murisin kızı ... 'nin kefil olarak imza atmasının ... 'nin muvazaalı iş yaptığının kanıtı olduğunu, miras payını diğer mirasçılarla paylaşmamak için böyle bir kurgulama senet düzenlendiğini, ayrıca savcılığa suç duyurusu yapacaklarını beyanla, takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iddiaları kabul etmediklerini, muris ...'ın müvekkiline olan birikmiş borçları karşılığında bu senedin düzenlendiğini, murisin sağlığında iken kardeşi ... ... tarafından muris adına sahte senetler düzenlemesi sebebiyle ... Asliye Ceza Mahkemesinin .../... E .../... K sayılı ilamı ile ceza verildiğini, bu süreçte müvekkilinin muris ... 'a maddi ve manevi yardımda bulunduğunu, kaldı ki murisin müvekkiline duyduğu güven nedeniyle ... Noterliği'nden ... gün ... yevmiye nolu geniş yetkiler içeren vekaletname düzenlendiğini, müvekkilinin bu vekaleti ile istese murisin mallarını satabileceğini, böyle işlere tevessül etmediğini, senedin gerçek borç nedeniyle düzenlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre açılmış menfi tesbit davasıdır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya .... Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış, anılan mahkemenin ... tarih ... /... E. ... /... K. sayılı kararı ile davanın usulden reddine karar verilmiş, karar kesinleşmekle ve talep üzerine dosya mahkememize tevzi olunmuştur. Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., borçlunun ..., ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL komisyon olmak üzere toplam ... TL için kambiyo senetlerine mahsus icra takibinin yapıldığı, borçlunun ... tarihli dilekçesi ile takibe bir itirazının bulunmadığını, yasal sürelerden feragat ettiğini belirtiği görülmüştür. Antalya .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile ... terekesini temsil için ... ... 'ın temsilci olarak atanmasına karar verildiği görülmüştür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/06/2018 tarih 2017/19-1627E. 2018/1187K. Sayılı kararında; "...Kural olarak borcun çekince (ihtirazi kayıt) ileri sürülmeksizin ödenmesi ya da ikrar edilmesi, borcun mevcudiyetinin kabulü anlamına gelir ve bundan sonra menfi tespite ilişkin iddia dinlenemez. Henüz icra takibinin kesinleşmediği dönemde, özellikle ihtiyati haczin infazı sırasında borçlunun (haciz ve muhafaza yapılmasını engellemek maksadıyla) borcu kabul ederek ödeme taahhüdünde bulunması, cebri icra baskısı altında yapıldığı gerekçesiyle gerçek anlamda bir borç ikrarı sayılmamaktadır (HGK. 16.03.2016 gün ve 2014/19-272 E., 2016/324 K.). Ancak borçluya takibe itiraz hakları kullandırılmış ve icra takibi kesinleşmişse artık borçlunun ikrarı veya ödeme taahhüdünün cebri icra baskısı altında verildiği kabul edilemez; böyle bir ikrarın irade sakatlığı nedeniyle geçersizliğinden söz edilemez.... Önceden menfi tespit davası açan borçlunun, haciz sırasında borçlu olmadığına ilişkin iddialarını tutanağa geçirmek suretiyle ödeme taahhüdünde bulunması da bu taahhüdün, çekince (ihtirazi kayıt) ileri sürülerek ve cebri icra baskısı altında yapıldığı anlamına gelir. Diğer bir ifade ile somut olayın, yukarıda açıklanan özellikleri nedeniyle davacı keşidecinin ödeme taahhüdünde bulunması, borçlu olduğunun ikrarı olarak kabul edilemez..." denilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 03/11/2016 tarih 2016/6212E. 2016/14320K. sayılı kararında; "...borçlu ..., “borcumu kabul ediyorum ve teminatın alacaklıya iade edilmesine muvafakat ediyorum, ayrıca haczin ve takibin kesinleşmesine de muvafakat ediyorum” şeklinde beyanda bulunmuş, bu beyanını da imzası ile tasdik etmiştir. Mahkemece icra takip dosyasındaki borcun kabulü yönündeki bu beyan..." denilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/06/2013 tarih 2013/19-35E. 2013/877K. sayılı kararında; "...Alacaklının haciz talebi üzerine, ... tarihinde yapılan birinci haciz esnasında borçlu(davacı) beyanında aynen; “Bu borcumu şimdilik ödeyecek gücüm yoktur. Borcumu en kısa zamanda halledeceğim” şeklinde ifade kullandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu itibarla, ödeme emrine karşı itiraz ileri sürülmeksizin kesinleşen icra takibinden üç ay sonra yapılan haciz işlemi esnasında, davacı tarafından sarf edilen bu sözlerin, borcun kabulü olarak benimsenmesinin gerektiğine..." denilmiştir. Davamıza gelince, davacı Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ..../... E. (.../... E.) sayılı takip dosyası nedeni ile borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davacı miras bırakanı ..., Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /... E. (.../... E.) sayılı takip dosyasında ... tarihinde icra müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçe ile borcu kabul etmiş ve itiraz sürelerinden feragat etmiştir. Davacının miras bırakanın takibe konu borcu herhangi bir çekince öne sürmeksizin imzalı beyanı ile kabul etmesi; borcun çekince (ihtirazi kayıt) ileri sürülmeksizin ödenmesi ya da ikrar edilmesi, borcun mevcudiyetinin kabulü anlamına geleceğinden ve bundan sonra menfi tespite ilişkin iddia dinlenemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının REDDİNE, 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcının peşin alınan ... TL'den mahsubu ile bakiye ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5. Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve taktir olunan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.16/02/2021 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır