İlk Derece Mahkemesi · Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/155 E. 2021/413 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/155
Karar No
2021/413
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/155 Esas KARAR NO : 2021/413 DAVA : Alacak, Adi Ortaklığın Feshi DAVA TARİHİ : 17/03/2020 KARAR TARİHİ : 18/06/2021 Mahkememizde görülmekte olan alacak, adi ortaklığın feshi davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalının gerçekte yarı yarıya hissedarı olmak suretiyle ... Ltd. Şti’ni kurduklarını, bu anlamda davacının şirketin ana sermayesi için gerekli ödemeleri yaptığını, ancak tek ortaklı olması halinde kuruluş masraflarının daha az olacağı düşünülerek resmen şirket ortağı olmadığını, süreçte diğer davalı ortak ... ile aralarında uyuşmazlık çıktığını, şirketin işleyişi ile ilgili davalı ...’ın kendisine bilgi vermemeye başladığını, kendisi yurt dışına çıkıp dönüş yaptığında ise şirketin SSK işçisi olarak gösterildiği kaydın kaldırılarak işten çıkarıldığının öğrendiğini, bir müddet sonrada iş yerine gelmesinin engellendiğini, davacının kuruluş aşamasında ....-TL, çeşitli işlemleri için ....-TL, ....-TL ödemeler yaptığını, bir kısım malları da şirket için temin ettiğini, davacının kendisinin aracını da şirket işlerine tahsis ettiğini, bu aracın kullanılmasından dolayı ....-TL borçlu olduğunu, davalı ...’un ....-TL borcunu ödediğini, davacıya ait bir ekipmanın da şirkette kullanılmak üzere davalıya teslim edildiği, ancak geri iade edilmediklerini belirterek taraflar arasında oluşan adi ortaklığın tasfiye payına karşılık olarak ....-TL’nin ortaklığın sona erdiği ... tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsilini aynı zamanda davalı şirkete ait hisselere ve şirket mallarına tasfiye sonuna kadar 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş, davalılardan müşterek ve müteselsilen sorumlu olmak üzere davacının davalı şahıs ve şirketten yapmış olduğu ödemeler, sermaye bedeli, ortaklık nedeniyle yapılan ödemeler, davacının hesabından kullanılan bedeller, adi ortaklığın tasfiyesi sonucu doğan tasfiye alacağına karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ....-TL'nin ortaklığın sona erdiği ... tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, bu talebini duruşmada tekrarlamıştır. Davalılara usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalılar vekilinin ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davalı şirkette çalışmadan evvel piyasada elektrik işleri yaptığını, davalı ...'un ise her türlü inşaat taahhüt işleri ile uğraştığını, davaya konu şirket davalı ... tarafından kurulmadan önce, davacı ile davalının tanıştıklarını, davacının davalı şirket bünyesinde diğer inşaat işleri haricinde yapılacak infrared ısıtma bantlarının montaj ve işçiliğini yapmak üzere çalışması yönünde anlaştıklarını, davalı ile davacı gayet samimi olduklarını, patron çalışan ilişkisi zamanla abi kardeş ilişkisine dönüştüğünü, davalının tüm bu çalışma süreci boyunca davacının şahsi harcamalar yapmış olduğu kredi kartlarına ödemekte yardım ve davacının kullanıma yönelik olarak davacıya kredi kartı teslim ettiğini, davacının gerek şahsi gerekse iş için yapmış olduğu yakıt, yemek vs gibi giderlerini ödediğini, düzenli olarak davacının ev kiralarını, araba taksitlerini dahi ödediğini, davacı davalının rızası olmamasına ve davalının izni olmamasına rağmen kendi kararı ile Almanya'ya gidince bağların tamamen koptuğunu, davacıyı Almanya dönüşünde çağırdığını, taraflar iş akdini karşılıklı olarak feshettiklerini, davacı bu ayrılıktan sonra durumu içine sindiremediğini, davalılar hakkında asılsız suç duyurusunda ve icra takipleri başlattığını, davacının davasını kısmi dava olarak açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davada davacı şirketin gizli ortağı olduğu iddiasında bulunmuş olduğunu, davacı aynı zamanda tacir olduğu iddiasında da bulunmuş sayıldığını, basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü olan bir şirket ortağı olduğunu iddia eden davacının, bir tacir olarak ticari alacaklarını kaydetmesi ve biliyor olması gerektiğini, davalıya ait iş yerinden ayrıldıktan sonra resmi merciler önünde işçi olduğunu beyan ve ikrar ettiğini, davacının işbu davada kötü niyetli olduğunun sabit olduğunu, bu hususun dahi davanın reddi için yeterli bir kesin delil teşkil ettiğini, davacı taraf Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ... tarihinde davalılar aleyhine adi alacak ve işçi alacağına dayanan ilamsız takip başlattığını, şirket ortağı ve basiretli bir iş adamı olduğunu iddia eden davacının, işten ayrıldıktan sonra davalıyı ibra etmiş olması ve buna ilişkin ibraname imzalamış olması haklılılığı ispatlar nitelikte bir delil olduğunu, davacı taraf senetle ispat yükümlülüğü altında olduğunu, davacı taraf bu yönde hiç bir delil sunamadığını, davacı taraf dilekçesinde kendi kartlarından yapılan harcamaların tümünün davalı şirket tarafından yapıldığı algısını oluşturmaya çalıştığını, hem ortaklık iddiasını ortaya attığını hem de haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davacının kendine ait kredi kartından yapılan 1 yıllık harcamaların tamamının davalı şirket için yapıldığının ileri sürülmesi inandırıcılıktan uzak olduğu gibi hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, davacının davalı şirketin kuruluş aşamasında ....-TL nakit sermaye ödediği ancak alamadığı iddiasının gerçek olmadığını, davacı tarafın banka hesaplarının incelendiğinde davalının davacıya hiçbir borcu olmadığının ortaya çıkacağını, davacının, davalı ile yaşadığı bu kadar olaya rağman şimdiye kadar bu eşyaları almak için hiç bir girişimde bulunmadığını, davalıyı temerrüte düşürmemiş olmasının inandırıcı da olmadığını, öncelikle davanın dava şartı eksikliği ile usulden reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise, kısmi dava açmakta hukuki yararı olmayan davacıya değeri ve harcını tamamlamak üzere süre verilmesini, ayrıca tüm iddiaların asılsız olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından banka ödeme belgeleri, hesap özetleri, kredi kartı ekstreleri, banka dekontları, SGK hizmet dökümü, vergi levhası ibraz edilmiş, mahkememizce davacının ticaret sicil kaydı ve vergi dairesi kayıtları getirtilmiş, Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ve Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyaları celp edilmiş, davacı şirketin sicil dosyası ve davacı vekilinin bildirdiği kredi kartı ve banka hesaplarının 2017 mart - 2018 nisan arası hesap dökümleri getirtilmiştir. Gelen yazı cevaplarının incelenmesinden; davacının ticaret sicil memurluğunda herhangi bir kaydının bulunmadığı anlaşılmış, yine vergi dairesi yazı cevabından da ...-TL zarar beyan ettiği anlaşılmıştır. Dava; davacının davalı şirkete gizli ortak olarak diğer davalı ile anlaştığı şirkete para ve eşya verdiği iddiası ile açılmış adi ortaklığın tasfiyesi ve alacak davasıdır. Davacı, ticaret sicil kaydı ve vergi dairesi kaydına göre tacir niteliğine sahip olmayıp, elektrik tesisat işleri yapan esnaf konumundadır. 6102 Sayılı TTK'nuna göre mutlak ticari davalar yanında nisbi ticari davalar da bulunup bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4 maddesinde ticari davalar belirlenmiş, 5 maddede ticari davaların Ticaret Mahkemelerinde görüleceği düzenlenerek görevli mahkeme belirlenmiştir. Mahkemelerin görevlerini belirleyen usul hukuku kuralları kamu düzenine ilişkin olup, davaya bakan mahkemece görevli olup olmadığı hususunun kendiliğinden değerlendirilmesi gerekir. Somut dava şirkete gizli ortak olunduğu iddiası ile açılmış adi ortaklığın tasfiyesi davası olup, adi ortaklık TBK'nunda düzenlenmiş olmakla, dava mutlak ticari dava olmadığı gibi uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir olmadığından nispi ticari dava niteliğinde de olmayıp, davaya bakma görevi genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesine ait olmakla mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. H Ü K Ü M : Neden ve kanıtları yukarıda açıklandığı üzere, Dava dilekçesinin mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğunda usulden REDDİNE, Davaya bakma görevinin Antalya Asliye Hukuk Mahkemelerinin OLDUĞUNA, Dava dosyasının kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde davacı tarafından başvurması halinde davaya bakmaya görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Görevsizlik kararının kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde davacı tarafça mahkememize dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için müracaat edilmediği takdirde davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLECEĞİ, Yargılama giderlerinin şimdilik davacı üzerinde BIRAKILMASINA, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı.18/06/2021 Başkan ... (E-İmzalı) Üye ... (E-İmzalı) Üye ... (E-İmzalı) Katip ... (E-İmzalı)

Atıf: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/155, K. 2021/413, T. 18.06.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-155-e-2021-413-k-c0ad80118f0f