İlk Derece Mahkemesi · Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/531 E. 2021/447 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/531
Karar No
2021/447
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2019/531 KARAR NO : 2021/447 DAVA : İSTİRDAT (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/10/2019 KARAR TARİHİ : 30/06/2021 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İSTİRDAT (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin davalı ... Bankasından çeşitli tarihlerde ticari krediler kullandığını, ancak davalı bankanın sözleşmeye ve TTK'na aykırı işlemler yaparak haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin hesabından ... tarihinde ... TL ve ... tarihinde ... TL Operasyon Masrafı adı altında kesintiler yaptığını, müvekkilinin bu tarihlerde herhangi bir kredi kullanmadığını, yine Hesap İşletim Ücreti adı altında 2015 yılı için Toplam ... TL, 2017 yılı için 2017 ve 2018 yılında toplam ... TL kesinti yapıldığını, ilgili tarihlerde birçok bankanın Hesap İşletim Ücreti adı altında ... TL tahsilat yaptığını, davalı bankanın tek taraflı sözleşmeye aykırı olarak müvekkilimin hesabından diğer bankaların ortalamasının üstünde fazla alınan ... TL'nin adesi gerektiğini, yine toplam ... TL Gecikme Hatırlatma Ücreti adı alımda Posta Gönderim Masrafı yapıldığının iddia edilerek her ay ortalama ... TL lik kesinti yapıldığını, 2018 yılında dahi Posta Ekstre Gönderim masrafı olarak diğer bankaların azami ... TL aldığını belirterek, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkilinden haksız alınan ....-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevabında; davaya cevap vermemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; bankacılık işlemleri nedeniyle sözleşmeye ve TTK hükümlerine aykırı olarak haksız kesilen ücretlerin istirdatı istemine ilişkindir. Öncelikle, davacı taraf kendisinden haksız olarak yapılan kesintileri bilebilecek, hesaplayabilecek durumda olması nedeniyle belirsiz alacak davası açamayacağı, kısmi dava açabileceği, dava dilekçesinde iddia edilen haksız kesinti tür ve miktarları tek tek yazıldığından davanın değeninin ....-TL olduğu ve ....-TL üzerinden kısmi dava açıldığı kabul edilmiştir. Davacı vekili ... tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini ....-TL'ye çıkartmıştır. Davalı banka davaya cevap vermediğinden tarafların üzerinde anlaştıkları bir husus bulunmamaktadır. Çözümlenmesi gereken sorun, davalı bankanın davacının hesaplarından haksız kesinti yapıp yapmadığı, davacının istirdatı gereken alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır. Bu nedenle davalı bankanın kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, verilen rapor, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; Bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere, Davalı bankanın .../... Şubesi ile davacı ... numaralı ... tarihli, ...-TL Kredi Limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu tarihte 6098 sayılı TBK.nda belirtilen genel işlem şartları yürürlüktedir. Yine raporda işaret edildiği üzere davacıya Genel Kredi Sözleşmesi Ön Bilgi Formu vb. herhangi bir belgenin verilmediği tespit edilmiştir. Davalı Bankaca taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi’nin Komisyon ve Masraf Karşılıkları Başlıklı 7.4 Madde hükümlerine dayanılarak sürekli iş ve kredi ilişkisi kapsamında davacının ... numaralı TL Vadesiz Mevduat Hesabından BSMV dahil ...-TL "kredi kullandırım masrafı", BSMV dahil ...-TL "hesap işletim ücreti", BSMV dahil ...-TL "operasyon masrafı" ve BSMV dahil ...-TL "kredi gecikmesi hatırlatma işlemleri gider karşılığı" açıklaması ile toplam ...-TL tutarında ücret/masraf tahsil edildiği, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren ve çok sayıda ticari müşterisi bulunan ... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş., ... tarafından ticari kredi kullandırım tutarları üzerinden tahsil edilen komisyon oran ve ücret tutarları incelenerek, davacı işletme lehine kullandırılan toplam kredi tutarına kıyasen uygulandığında, davalı Banka tarafından tahsil edilen BSMV dahil ...-TL’nin makul düzeyde olduğu, davalı Banka tarafından davacı işletmenin taksitli esnaf kredisi ödeme planları dahilinde kredi taksitlerini vade tarihlerinde ödememesi sebebiyle "kredi gecikmesi hatırlatma işlemleri gider karşılığı" adı altında her bir gecikmeye düşmüş taksit tutarı için ...-TL tutarında masraf tahsil edildiği, yukarıda açıklanan ve karşılaştırmaya tâbi tutulan Bankalar içerisinde sadece ... A.Ş. tarafından aynı içerikte ...-TL tutarında masraf tahsil edildiği, diğer bankaların bu yönde bir uygulamasının olmadığı, aynı içerikte herhangi bir masraf tahsil edilmediği, bankalar tarafından değişen koşul ve şartlara bağlı olarak müşterilerine aylık- üç aylık dönemler halinde gönderilen hesap özetleri sebebiyle hesap özeti ücreti ve hesap kullanımları sebebiyle hesap işletim ücretleri tahsil edildiği, davalı Banka tarafından hesap işletim ücreti olarak tahsil edilen ücretlerin yeknesak ücretler içinde bulunduğu ve makul düzeyde olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar genel işlem koşullarına riayet edilmediği, bilgilendirme yapılmadığı belirtilmekte ise de Yargıtay ... Hukuk Dairesinin pek çok içtihadında da işaret edildiği üzere; 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden sonra imzalanan kredi sözleşmeleri yönünden ise; bir sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nın m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 sayılı BK.' da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulları nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu anlamda sözleşmenin tipi, türü ve niteliği önem taşımaz. Sözleşme eşya hukukuna, usul hukukuna veya ticari bir alım satıma, sigorta hukukuna, bankacılık hukukuna vs. ilişkin olabilir. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olabilmesi için ise, anılan hükmün genel işlem koşulunu kullanan tarafça, sözleşmenin kurulmasından önce, tek taraflı olarak, sadece o sözleşme için değil, çok sayıdaki benzer sözleşmelerde kullanmak amacıyla hazırlanmış ve karşı tarafın getirilen bu hükmü müzakere etmesine imkan tanımadan sözleşmenin imzalanmış olması gereklidir. Bir sözleşmedeki genel işlem koşulunun niteliğinin, objektif unsurlara göre belirlenmesi gerekmekte olup, bu hususta tarafların icra ettikleri meslekleri ve sıfatları, tacir veya tüketici olup olmadıkları önem taşımaz. Bir sözleşmenin önceden ve çok sayıda kullanım amacıyla oluşturulup oluşturulmadığını tespitte değişik ölçütler kullanılabilir. Söz gelimi ortada matbu bir metin var ve kullanılan ifadeler soyut ve genel ise, birden fazla sözleşmede kullanma niyetiyle önceden oluşturulduğu kabul edilebilecektir. Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulmasını engellemez. Bu noktada aranılacak en temel unsurlardan birisi de, genel işlem koşulunu kullanan tarafın, karşı tarafa bu hükmü, değiştirilmesini engelleyecek tarzda ve o niyetle sunmuş olmasıdır. Mamafih, tek seferlik bir anlaşma için hazırlanan sözleşme metni için genel işlem koşulundan söz etmek mümkün değildir. Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, sözleşmede yer alan bireysel bir anlaşma hükmünden söz etmek gerekir. Ancak, bir sözleşmede, bütün hükümlerin tartışılarak sözleşmeye konulduğuna ilişkin kayıt konulması, TBK m. 20/3 uyarınca, onları tek başına genel işlem koşulu olmaktan çıkartmayacaktır. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığını hangi tarafın ispat etmesi gerektiğine ilişkin TBK da açık bir düzenleme olmamakla birlikte, 6502 sayılı TK 5/3 maddesinden yola çıkılarak, önceden ve çok sayıda kullanmak amacıyla hazırlanmış belirli bölümleri boş olan ve sonradan doldurulan sözleşme hükümlerinin kural olarak müzakere edilmemiş olduğu, aksinin sözleşmeyi hazırlayan tarafça ispat edilmesi gerektiği kabul edilmeli, gerektiğinde bu konuda ticari ve eposta yazışmaları, fakslar, sözleşme taslaklı vs. ispat vasıtalarından yararlanılmalıdır. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, genel işlem koşullarının üç aşamalı denetime tabi tutulması gerekir. Söz konusu denetim aşamaları; yürürlük (kapsam) denetimi, yorum denetimi ve içerik denetimidir. Yürürlük denetiminde, genel işlem koşulunun karşı tarafın bilgisi dahilinde sözleşmeye konulup konulmadığına bakılmalı, müşterinin sözleşmeye genel işlem koşulu konulduğunu açıkça biliyor olması halinde diğer denetim aşamalarına geçilmelidir. Aksi halde diğer aşamalara geçilmeksizin genel işlem koşulu niteliğindeki hükmün sözleşmeden çıkarılması gerekmektedir. TBK m. 21 uyarınca, bir müşterinin önceden sözleşmedeki genel işlem koşulundan açıkça haberdar edilmesi, tek başına o hükmün geçerli hale geldiğini göstermez. Önceden müşteriye bildirilmemiş olan hükümler, genel işlem koşulu denetimine gerek kalmaksızın, sözleşmenin bir hükmü dahi sayılmamalıdır. Şayet sözleşme, o sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı bir genel işlem koşulu taşıyorsa, yani şaşırtıcı hüküm içeriyorsa, bu nitelikteki hükümler yönünden, müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmiş olup olmadığı, bu hükmün müzakere edilip edilmediği önem taşımaksızın, o sözleşme hükmü TBK m. 21/2 uyarınca sözleşmeye yazılmamış sayılmalıdır. Yürürlük denetimi kapsamında, genel işlem koşulu niteliğindeki hükümlerden müşterinin önceden ve açıkça bilgilendirilmemiş ve onun tarafından kabul edilmemiş olması halinde veya şaşırtıcı hüküm içermesi halinde o hükümler sözleşmeye yazılmamış sayılır. Böyle bir durumda, sözleşmeyi düzenleyen taraf, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hükümler olmasaydı, o sözleşmeyi yapmayacak olduğunu söyleyerek, sözleşmenin geçersiz olduğu ileri süremez. Yürürlük denetiminin aşılması halinde yapılması gerekli denetim aşaması “yorum” denetimidir. Belirsizlik ilkesi de denilen bu denetim modelinde, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hüküm içeriğinin ne olduğu konusunda bir anlaşmazlık bulunuyorsa, bu hükmün düzenleyen taraf aleyhine yorumlanması gerekir. Sözleşmede, yürürlük denetiminin aşılması ve yorumu gerektirecek bir belirsizliğin bulunmaması veya bulunsa bile düzenleyen aleyhine yorum yapılmış olmasından sonra, sözleşmenin bir de “içerik” denetimine tabi tutulması gerekmektedir. İçerik denetimi yapılırken, genel işlem koşulu olduğu ileri sürülen hükmün “dürüstlük kuralı” na aykırı olup olmadığı, karşı tarafın aleyhine ve onun şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olup olmadığına bakılacaktır. Hangi tür sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olduğu hususu kanunda düzenlenmemiş olup, mahkemece her somut olayda bu durumun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir. İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, genel işlem koşulu niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, kanunun emredici hükmüne açık aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz sayılması gerekir. Genel işlem koşulu nedeniyle yazılmamış veya kesin hükümsüz sayılan sözleşme hükmünün, sözleşmenin uygulanmasında boşluk doğurması halinde, ortaya çıkan sözleşme içi boşluğun, hakim tarafından öncelikle yedek hukuk, bu yoksa MK m. 1. uyarınca örf ve adet hukukuyla, bu da yoksa hakimin hukuk yaratması yöntemiyle doldurulması gerekir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davacının tacir olduğu, ticari kredi kullandığı, banka uygulamasının ilan edildiği ancak "kredi gecikmesi hatırlatma işlemleri gider karşılığı" adı altında her bir gecikmeye düşmüş taksit tutarı için ...-TL tutarında masraf alınmasının müzakere edilmesi gerektiği, zira bu uygulamanın sektörde yaygın olarak kullanılmadığı, diğer pek çok bankanın böyle bir masraf talep etmediği, bu uygulamanın müzakere edilmeden, bilgilendirme yapılmadan uygulanarak masraf talep edilmesi dürüstlük kuralına uygun bulunmamıştır. Diğer masraflar ise zaten tüm bankalarca uygulanan, tüm tüketici ve tacirlerin bilgi sahibi olduğu masraflardır. Davalı banka tarafından da makul düzeyde uygulanmıştır. Bu nedenle davanın "kredi gecikmesi hatırlatma işlemleri gider karşılığı" adı altında alınan ....-TL üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili kısmi dava açmış ve şimdilik kaydıyla ....-TL talep etmiştir. Dava dilekçesinde Operasyon Masrafı olarak ....-TL, Hesap İşletim Ücreti olarak ....-TL belirtildiğine göre Gecikme Hatırlatma Ücreti talebine ilişkin kısmi talep de ....-TL olarak hesaplanmıştır. Davanın ....-TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilinin ıslah dilekçesinin verildiği tarih ...'dir. Öyle ise faiz başlangıç tarihi olarak, ....-TL için (temerrüt bulunmadığından) dava tarihinden geçerli ticari faiz, kalan ....-TL için ıslah tarihi olan ... tarihinden geçerli ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın KISMEN KABULÜNE, ....-TL alacağın davalıdan istirdatı ile DAVACIYA VERİLMESİNE, Bu miktarın ....-TL'sine dava tarihi olan ..., kalan ....-TL'sine ıslah tarihi olan ... tarihinden itibaren ticari faizi UYGULANMASINA, Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, Alınması gerekli ....-TL harçtan, peşin olarak alınan ....-TL ve ıslah harcı olarak alınan ....-TL harcın mahsubu ile kalan ....-TL harcın DAVALIDAN ALINMASINA, Davacı tarafça yapılan dava ilk masrafı ....-TL, tebligat gideri ....-TL, müzekkere gideri ...-TL, talimat gideri ....-TL olmak üzere toplam ....-TL yargılama giderlerinin davada kabul ve reddedilen miktar dikkate alınarak hesaplanan ....-TL'nin ve mahkememizde peşin ve ıslah harcı olarak alınan harç gideri ....-TL olmak üzere toplam ....-TL'nin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlasının davacı üzerinde BIRAKILMASINA, Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalanının karar kesinleştiğinde talebi halinde DAVACIYA İADE EDİLMESİNE, Arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeniyle Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen ....-TL yargılama giderinin 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanu- nunun 18/a-13 maddesi gereğince davalıdan alınarak hazineye irat KAYDEDİLMESİNE, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davada kabul edilen miktar dikkate alınarak hesap edilen ....-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davada kabul edilen miktar dikkate alınarak hesap edilen ....-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, HMK.nun 341/2.maddesi gereğince, kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/06/2021 KATİP ... (e-imzalıdır) HAKİM ... (e-imzalıdır)

Atıf: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/531, K. 2021/447, T. 30.06.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-531-e-2021-447-k-d6a81883ebc9