İlk Derece Mahkemesi · Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/202 E. 2020/236 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/202
- Karar No
- 2020/236
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/202 Esas KARAR NO : 2020/236 DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) DAVA TARİHİ : 11/06/2020 KARAR TARİHİ : 19/06/2020 Davacı vekili tarafından açılmış bulunan yukarıda açık konusu yazılı davanın dosya üzerinde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş., toplam 24 sigorta şirketinden oluşan 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu kapsamında kurulmuş ve konusu Devlet Destekli Tarım Sigortaları olan Tarım Sigortaları Havuzu’nun işleticisi olduğunu, müvekkil kurumun, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü'nde bulunan üç farklı serayı, ..., ... ve ... numaralı Devlet Sera Sigortası Poliçeleri ile teminat altına alındığını, söz konusu seraların ... tarihinde, davalıların dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde kaynak makinesiyle çalışırken çıkardığı yangın nedeniyle hasar gördüğünü, dava dışı sigortalılar tarafından yapılan hasar ihbarı neticesinde hasar ekspertiz incelemesi yapıldığını ve tespit edilen hasar oranları üzerinden hesaplanan toplam ...-TL (... numaralı poliçe için ... tarihinde ...-TL, ... numaralı poliçe için ... tarihinde ...-TL, ... numaralı poliçe için ... tarihinde ...-TL) sigortalılara ödendiğini, müvekkil kurumun, davalılara hasar tazminatını ödeyerek Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. Maddesi uyarınca haklarına halef olduğunu, sigortacı olan müvekkilin, yangın zararına neden olan davalılardan ödediği tazminatı rücuen talep etme hakkına sahip olduğunu, davalıların, davaya konu hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu delillerle sabit olduğunu, dava konusu yangınla ilgili olarak Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... numaralı dosya ile soruşturma yürütüldüğünü, davalıların evlerinin arkasında bulunan tarlalarına sera yapmak amacıyla kaynattıkları demirleri bırakarak evlerine dönmeleri neticesiyde yangının çıktığı belirlenerek davalılar hakkında iddianame düzenlendiğini, Yeşilkaraman Jandarma Komutanlığı tarafından düzenlenen ... tarihli Olay Yeri Görgü ve Tespit Tutanağı'nda; baba-oğul ve ayrıca arsa komşusu olan davalıların evinde ve tarlasında araştırma yapıldığı, davalılar tarafından beton dökmek için yeni kaynak yapıldığı, tarlanın ortasında işlenmiş ve kaynatılmak üzere eklenmiş demirlerin olduğu tespit edildiğini, Antalya Orman İşletme Şefliği tarafından düzenlenen suç tutanağında; ormana yaklaşık 20-25 metre uzaklıkta beton dökmek için sacdan kalıbın bulunduğu ve yeni kaynak yapıldığı, davalıların evine gidildiğinde yanık ve yaralarının olduğunun görüldüğü bilgileri yer aldığını, yangın, zarar gören tarla sahipleri tarafından iki saat sonra fark edildiğini, traktörle sürerek söndürülmeye çalışıldığını, kusurlu hareketleriyle hem zarara hem de zararın büyümesine neden olduklarını, davalılarla yapılan arabuluculuk görüşmesinden de olumlu sonuç alınamadığını, bu nedenle, dava dışı sigortalılara ödenen ...-TL’nin yangından sorumlu olan davalılardan rücuen tahsilini talep etme gereği hasıl olduğunu, ...-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, dava giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava konusu uyuşmazlık 6102 sayılı yasanın 1472.maddesi gereğince (T.T.K.1301, 6762 sayılı yasa) davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiilleri ile sigortalısına zarar veren davalılardan rücuen tahsili talebidir.7 TTK'nın 1301. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1301. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E., 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.17.01.1972 tarih ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. maddesine (TBK m.52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır. Diğer taraftan, 3 Temmuz 1944 tarihli ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir." şeklindedir. Somut olay; davacı sigorta şirketinin sigortaladığı seraya davalıların verdiği zarar sebebiyle ödemek durumunda kaldığı bedelin rücuen davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Hal böyle olunca eldeki dava sigortacının, davalı sorumlular aleyhine açtığı dava sigorta poliçesinden kaynaklanan bir dava olmayıp, bu durumda halefiyet çercevesindeki davanın ticari bir dava sayılamayacağı, zira sigortalının sorumluya karşı açmış olduğu dava niteliğinde olup, sigortanın muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı mevcut ise aynı hakkın sigortacının halefiyet ilkesine dayanan rücu davası içinde söz konusu olacağı, bu şartlar altında uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanıp davacı sigorta ile davalılar arasında doğrudan poliçe ilişkisine dayalı bir münasebet bulunmadığından (Aynı yöndeki içtihat için bknz Yargıtay İçtihat Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarih, 34 esas, 9 karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23/05/2016 tarih 2016/5107 E., 2016/5519 K. Sayılı kararı), itilaf konusu alacağın haksız fiil ilişkisinden doğmuş olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Dava dilekçesinin HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle GÖREV yönünden USULDEN REDDİNE, 2-Görevli mahkemenin Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3-Karar kesinleştiğinde ve HMK.nun 20. maddesi uyarınca kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde, dosyanın görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına, 4-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.19/06/2020 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır