İlk Derece Mahkemesi · Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/360 E. 2019/748 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/360
- Karar No
- 2019/748
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/360 KARAR NO : 2019/748 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/05/2014 KARAR TARİHİ : 28/11/2019 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin turizm acenteliği ve yatırım alınanda faaliyet gösteren uluslar arası turizm şirketi olduğunu, aynı zamanda “... ” markasının da sahibi ve yine Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği'ne bağlı ... belge numaralı seyahat acentesi olduğunu, müvekkili şirketin her yıl çeşitli şehirlerde yüzlerce seyahat acentesi ile alt satış acenteliği sözleşmeleri imzaladığını, dava dışı ... 'nin de bu şirketlerden biri olduğunu, davalının ise sözleşmenin imzalandığı tarihte şirketin yetkilisi ve ortağı olduğunu, aynı sözleşmenin 4.4 maddesi gereği davalı şirketin sözleşmeden doğan tüm yükümlülükleri bakımından ayrıca müştereken ve müteselsilen sorumlu kişi (garantör) sıfatına sahip olduğunu, müvekkili şirket ile dava dışı şirket arasında imzalanan ... tarihli alt satış acenteliği ve sistem acenteliği sözleşmesi ile dava dışı şirketin müvekkili şirketçe düzenlenen ve elektronik sistemi veya web-sitesi üzerinden satışa açılan paket tur, otel konaklama tur programlarının müşterilere sunulması, pazarlaması ve satılması için karşılıklı mutabakata varıldığını ve buna ilişkin ayrıntılı hükümler içeren alt satış acenteliği sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği müvekkili şirketin dava dışı alt acentenin faaliyette bulunmayı taahhüt ettiği adreste bulunan ofis dekorasyonu ve mobilya düzenlemesini üstlendiğini, ofis dekorasyonu ve mobilya düzenlenmesinin kısa sürede tamamlanarak dava dışı alt acentenin faaliyeti başlamasının sağlandığını ve bu çerçevede müvekkili şirketçe ... TL masraf yapıldığını, taraflar arasında ticari ilişki devam ederken dava dışı şirketin ... tarihinde faaliyette bulunmayı taahhüt ettiği adresinde müvekkili şirkete haber verilmeksizin taşındığını, faaliyetlerini durdurduğunu, böylece sona erme tarihi olan ... tarihinde alt satış acenteliği sözleşmesini açıkça ihlal ettiğini, davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini, bunun üzerine dava dışı şirket ile davalı hakkında Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, dava dışı şirketin takibe itiraz etmeyerek onun hakkındaki takibin kesinleştiğini, ancak şirketin faaliyetlerinin sona erdirilmiş olması sebebiyle herhangi bir tahsilat yapılamadığını, davalının takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu, takibin haksız olduğunu ve davalının itirazının iptali ile takibin devamına %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibi yönünden ... İcra Müdürlükleri ve dava yönünden ise de ... Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, dava dışı şirket ile davacı arasında akdedilen sözleşme kapsamında kendisine herhangi bir sorumluluğun yüklenemeyeceğini, davanın husumet yönünden de reddi gerektiğini, sözleşmenin kefalet ile ilgili 4.4 maddesi hakkında davacı tarafın kendisine yaptığı herhangi bir bilgilendirmenin de olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Antalya ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde özetle; davacının, davalı ve dava dışı ... Ltd. Şti, anonime ... tarihinde ... TL alacak miktarı yönünden ilamsız takip talebinde bulunduğu borçları ödeme emrine tebliği edildiği borçlu şirketi yönünden takibin kesinleştiği, davalı borçlunun ilamsız icra takibine itiraz ettiği, takibin davalı yönünden durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin ... E. Sayılı dosyasında ... tarihli ilk kararında özetle; taraflar her ne kadar garantör sözleşmesi olarak nitelendirmişler ise de ödemeden sorumlu sayılma hususunu içeren sözleşmelerin nitelik itibari ile kefalet sözleşmesi niteliğinde olduğu ve kefalet sözleşmesinin geçerlilik koşullarına bağlı olduğu, sözleşmede kefilin sorumlu olduğu azami miktarın gösterilmemesi sebebiyle kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuş ve Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ve ... Karar sayılı ilamında; "1-Dava, davacı tarafından, dava dışı acente için yapılan ofis dekorasyonu masrafının üçüncü kişinin fiilini taahhüt sözleşmesi kapsamında tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflarca imzalandığı hususunda uyuşmazlık bulunmayan ... tarihli sözleşmenin 1.2. maddesinde davalının sözleşmenin tarafı olduğu, 4.2. maddesinde acentenin sözleşmedeki yükümlülüklerine aykırı davranması halinde davacının sözleşmeyi feshedebileceği, bu durumda acentenin diğer bir kısım borçlarının yanında ofis dekorasyonu için yapılan masrafları davacıya derhal ve nakten ödeyeceği düzenlenmiştir. Aynı sözleşmenin 4.4. maddesi ise "İşbu sözleşmeyi ... ile birlikte imzalayan ...'nın yetkilisi ve şirket ortakları; her biri ayrı ayrı 3. kişinin edimini taahhüt eden olarak garantör sıfatıyla; işbu sözleşmeden doğan her türlü ödeme ve cezai şart ödeme yükümlülüğünü yerine getireceğini ...'a garanti ve taaahhüt etmişlerdir. Bu nedenle işbu sözleşmenin tüm maddeleri bakımından ... ile birlikte müşterek ve müteselsil olarak ...'a karşı sorumludur" şeklinde kaleme alınmıştır. Her ne kadar mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, sözleşmenin vasfının belirlenmesinde tarafların nitelendirmelerine bağlı kalınamayacaksa da sözleşmenin 4.4. maddesindeki ifadeler bütün olarak değerlendirildiğinde davalının sözleşme ile yükümlendiği edimin dava dışı acentenin ediminden ayrı, bağımsız bir borç mahiyeti taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşmenin, tanzim tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 110. (6098 sayılı TBK 128.) maddesi kapsamında başkasının fiilini taahhüt olarak nitelendirilmesi gerekirken davalının taahhüdünün alt satış acenteliği sözleşmesine doğrudan bağlı olduğu ve bağımsız bir niteliğinin bulunmadığından bahisle kefalet sözleşmesi olarak niteleyen bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmediğini" gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkememizden verilen ... tarih ve ... sayılı kararı Yargıtay, ... Hukuk Dairesi'nce bozulmuş, bozma kararına karşı davalının karar düzeltme talebi Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı ilamı ile Reddedilerek gelmiş olmakla, Mahkememizin yukarıdaki esasa kaydı yapılmıştır. Mahkememizce usul ve Yasaya uygun bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiş takip tarihi itibariyle takip tarihi itibariyle icra dosyası kapsamında davacının talep edebileceği asıl alacak ve faiz miktarının tespiti için dosya hesap uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiştir. İcra ve İflas İşlemleri Hesap Bilirkişisi ...'ın 15/10/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava dışı şirkete garantör sıfatıyla teminat veren davalıya, ihtar tebliğinin gerekli olduğuna karar verilmesi halinde ... takip tarihinden itibaren faiz istenebilir olduğunu, davalının dava dışı garanti verilen şirketin ortağı ve şirket yetkilisi olması nedeniyle ayrıca ihtar tebliğine gerek olmadığına karar verilmesi halinde ihtar tebliği olan ... tarihinden ... takip tarihine kadar ... TL asıl alacağa ... TL yasal faiz, ... TL reeskont avans faizi hesaplandığını, tarafların tacir olması ve sözleşmede yasal faiz işletilmesine karar verilmesi nedeniyle adi kanuni faiz ya da ticari faiz uygulanıp uygulanmayacağı hususunda karar verme takdir ve yetkisinin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir. Hal böyle olunca; Mahkememizce, tarafların kabulünde olan ... tarihli sözleşmede, Yargıtay bozma ilamınında da belirttiği üzere davalının sözleşme ile yüklenmediği edimin bağımsız bir borç mahiyeti taşıdığı bununda sözleşmenin tanzim tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunun 110 (TBK 128) maddesi kapsamında başkasının fiilinin taahhüt niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Davalı taraf savunmasını cevap dilekçesinden itibaren sözleşmenin davalı açısından kefalet sözleşmesi niteliğinde olduğunu belirterek yapmış olup davacının icra takibine konu ettiği dava dışı ...... Ltd.Şti'ye ödenen ... TL uyuşmazlık konusu değildir. Davalı taraf icra takibine itiraz dilekçesinde ve cevap dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş ise de hem alacaklı davacı şirketin adresinin Antalya olması hem de sözleşmenin 5.5. Maddesindeki Antalya'ya ilişkin yetki anlaşmasına göre davalının yetki itirazına itibar edilmemiş olup zaten bu hususta bozma ilamı dışında tutulmuştur. ... tarihli sözleşmenin 4.2 maddesinde "...kira yardımı almış ise bunların tamamını ...'un ofis dekorasyonu için yapmış olduğu harcamaların tamamını derhal ve nakden yasal faizi ile birlikte ...'a ödeyecektir." şeklinde belirtilmiş olup davalının yüklendiği edimin niteliği gereği davalıya ihtar çekilmesi gerekmeyip dava dışı şirkete çekilen ihtarın talep açısından yeterli olduğu ve sözleşme gereği davacının yasal faiz talep edebileceği anlaşılmakla taraf vekillerinin rapora itirazlarına itibar edilmeyerek hesap uzmanı bilirkişinin bilimsel verilere uygun, tarafsız ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile takibin ... TL asıl alacak ... TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ... TL üzerinden icra giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline imkan verecek şekilde devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın likit ve belirlenebilir olması sebebiyle İİK 67/2 maddesi gereği hüküm altına alınan ... TL'nin % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalının Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile; takibin ... TL asıl alacak ... TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ... TL üzerinden icra giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline imkan verecek şekilde DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2.Hüküm altına alınan ... TL 'nin %20'si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli ... - TL harçtan peşin alınan ...- TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan ... başvurma harcı ve ... TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan ... TL bilirkişi ücreti, ... TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam ... TL yargılama giderlerinin davanın kabul ve red oranına göre ... TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan kısmın kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yapılan ... TL yargılama giderlerinin davanın red oranına göre ... TL 'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Sarf edilmeyen gider avansın kararın kesinleşmesinden sonra iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 15 gün içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 28/11/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır