İlk Derece Mahkemesi · Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/951 E. 2019/746 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/951
- Karar No
- 2019/746
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/951 KARAR NO : 2019/746 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/12/2018 KARAR TARİHİ : 28/11/2019 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ... tarihinde müşteri taşıt tanıma sözleşmesi imzalandığını, sözleşme şartlarına uyulmaması neticesinde oluşan fesihle davalı aleyhine Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı şirketin vekili aracılığıyla öncelikle yetkiye, borcun tamamına ve faizine itiraz etmesine üzerine takibin durduğunu, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında yapılan sözleşmede Antalya Mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili olarak belirlendiğini, müşteri taşıt sözleşmesinin iki tarafa edim yükleyen bir sözleşme olduğunu, davalı şirketin sözleşmenin feshinden kaynaklanan 11 aracına ait taşıt tanıma sistemi cihazları için ... USD+KDV olmak üzere cezai şart borcunun bulunduğunu, takipte uygulanan faizin fahiş olmadığını, bu nedenlerle haksız ve yersiz olarak yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava ettiği görüldü. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, takibe haklı olarak itiraz edildiğini, ... USD cezai şart bedeli olmadığı halde icra takibi başlatıldığını, %19,50 faiz talep edildiğini, dava harca esas değerin ... TL olarak gösterildiğini, davacı şirketin takip dayanağı yaptığı müşteri taşıt tanıma sözleşmesinin şekli, içeriği ve maddeleri hukuka ve yasalara aykırı olduğunu, yetkili icra dairesinin Denizli İcra Dairesi olduğunu, Antalya İcra Dairlerinin yetkili olmadığını, davacı şirketin müvekkili şirkete sözleşme edimlerini yerine getirmesi hususunda gerekli bilgileri vermediğini, davacı tarafın tek taraflı fesih irade beyanının haklı olmadığını, davacı tarafın sözleşme maddesini eksik yazdığını, cezai şart bedelinin ancak teslim edilen cihaz için öngörülmüş olduğunu, müvekkilinde cihaz olmadığının sabit olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini talep ettiği görüldü. Mahkememizce Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası celb edilmiş ve dosyamız arasına alınmıştır. Yapılan incelenmesinde özetle; alacaklının ... Ltd. Şti., borçlunun ... Ltd. Şti. olduğu, ... USD cezai şart bedeli +KDV üzerinden takibe geçildiği, davalının yapılan takibe itiraz etmesi üzerine takibin geçici olarak durduğu görülmüştür. Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki araç tanıma sistemine dayalı akaryakıt alma sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart tazminatının tahsili amacı ile yapılan icra takibine davalının itirazında haklı olup olmadığı, davacının davalıdan cezai şart talep edebilip edemeyeceği konusunda toplanmaktadır. Davalı vekili tarafından icra müdürlüğünün yetkisine karşı ileri sürülen yetki itirazı, taraflar arasında aktedilen sözleşmenin 11.maddesinde taraflar arasında vuku bulacak anlaşmazlıklarda Antalya mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğuna ilişkin yetki şartı nedeniyle yerinde görülmemiştir. Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevketmektir. Cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. Bu bakımdan cezai şart, kuvvetlendirilecek asıl borcun mevcut olmasını gerektirir. Asıl borç yoksa cezai şart da söz konusu olamaz. Bu niteliği itibariyle cezai şart asıl borca bağlı fer'i bir borçtur. Asıl borç, mevcut ve geçerli ise, cezai şart da borç doğurur. Asıl borç sona ermiş ya da geçersiz doğmuşsa, cezai şart bağımsız bir borç oluşturamaz. Cezai şart, asıl borcun bağlı olduğu şekle tabidir. Asıl borç bir geçerlilik şekline bağlanmışsa, cezai şartın borç doğurabilmesi aynı şekilde kararlaştırılmış bulunmasına bağlıdır. Ancak, geçerlilik şekline bağlı olan bir sözleşme bu şekle uygun olarak yapılmadığı halde, şekle aykırılığı ileri sürmenin dürüstlük kurallarıyla bağdaşmaması nedeniyle dinlenmediği hallerde, sözleşme geçerli sayıldığından, onun fer’i nitelikte olan cezai şart da geçerli sayılacaktır. Cezai şartın fer’ilik niteliği asıl borca bağlı olduğu sürece devam eder. Başka bir anlatımla cezai şartın fer’iliği, muaccel olduğu ana kadar devam eder. Borçlu borca aykırı davrandığında cezai şart muaccel hale geldiğinden artık fer’i değil, asli (bağımsız) bir alacak niteliğini kazanır. Cezai şart, sağlararası hukuki işlemlerde ve özellikle sonuçlarını hayatta doğuran sözleşmelerde kararlaştırılır (Bkz.Tunçomağ Kenan; Türk Borçlar Hukuku I.Cilt Genel Hükümler İstanbul 1976 Sh.853 vd., Eren Fikret; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 5.Bası, Cilt 2 Sh.1169-1171; Kılıçoğlu M.Ahmet; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 4.Bası Sh.575-577; Reisoğlu Safa; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 12. Bası Sh. 362.). 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 158. maddesinin başlığı “cezai şart” iken 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/I), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/II) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (dönme cezası) (TBK md. 179/III) dur. Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nun 179/II. (BK. md. 158/II) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğundan burada bu tür ceza koşulu üzerinde durulması gerekmektedir. TBK'nun 179/II maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.”Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Buna öğretide “taleplerin birleşmesi” veya “toplanması” denmektedir. TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi” hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde TBK'nun 179/II. md. değil, 179/I. md. hükmü uygulanacaktır. Zira, Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/II. md. hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740). Somut olayda; taraflar arasında ... tarihli müşteri taşıt tanıma sözleşmesi imzalandığı uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, davalının sözleşme gereğince açtırması gereken banka hesabını açtırmadığını ve yakıt alımını da yapmadığını bu şekilde sözleşmeye aykırı hareket ettiğini belirterek sözleşmeyi feshettiğini davalıya bildirdiğini ve sözleşme gereğince her bir araç için ... USD olmak üzere cezai şart bedeli için icra takibi başlattığını belirtmiştir. Davalı taraf ise cevap dilekçesinde davacı şirketin sözleşme edimlerini yerine getirmesi için davalı şirkete gerekli bilgileri sağlamadığını belirtmiştir. ... tarihli sözleşmenin 5.2.10. Maddesinde :"... Sözleşmeyi haklı nedenlerle tek taraflı fesih etmesi durumunda müşteri sisteme dahil ettiği her bir araca ait cihaz için bayiye ... amerikan doları ve katma değer vergisini cezai şart bedeli olarak..." şeklinde düzenlendiği görülmüştür. Davacı vekiline ön inceleme duruşmasında cihazların davalı tarafa teslimine ilişkin belgelerini ve fesih ihbarnamesinin davalıya nasıl gönderildiğine ilişkin belgelerini sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiştir. Davacı vekili ... havale tarihli beyan dilekçesinde davalıya cihazların teslim edilmediğini, fesih ihbarnamesinin de davalıya elektronik posta (mail) yoluyla gönderildiğini belirtmiştir. Davalıya elektronik posta (mail) yoluyla gönderildiği belirtilen fesih ihbarnamesi içeriğinde özetle; davalıya sözleşmedeki yüklendiği edimlerine uymadığının tespit edildiği belirtilerek sözleşmenin tek taraflı olarak ve haklı sebeplerle ... tarihinde fesih edildiği ve sözleşmede belirtilen her bir araç için cayma bedelinin yansıtılacağının bildirildiği görülmüştür. Hal böyle olunca; davacı taraf her ne kadar sözleşmede her bir araç için ... USD cezai şart bedeli yazıldığını belirterek talepte bulunmuş ise de sözleşmenin 5.2.10. Maddesinde "...her bir araca ait cihaz için..." cezai şart bedelinin kararlaştırıldığı, davacının cihazları davalıya teslim etmediği, ... tarihinde imzalanan sözleşme için davalı elektronik posta yoluyla gönderdiğini belirttiği ve tek taraflı olarak ... tarihinde sözleşmeyi feshettiği fesih ihbarnamesinde davalıya edimlerini yerini getirmesi için TBK 123. Maddeye aykırı olarak süre verilmediği gibi taraflar arasındaki sözleşmenin fiilen uygulamaya geçilmediği tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının cezai şart talebinin yerinde olmadığı (Aynı yöndeki içtihat için bknz Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23/02/2012 tarih 2011/11071 E., 2012/2782 K. Sayılı kararı) anlaşıldığından davanın reddine ve yine davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı istemenin de koşullarının oluşmaması nedeniyle reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından REDDİNE, 3-Alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak alınan ... TL harcın tahsili ile bakiye ... TL harcın istemi halinde davacıya iadesine, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Sarf edilmeyen gider avansın kararın kesinleşmesinden sonra iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 28/11/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır