Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi 2023/68 E. 2025/25 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/68
- Karar No
- 2025/25
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/68 KARAR NO : 2025/25 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2022 NUMARASI : 2021/276 Esas 2022/762 Karar DAVACI : VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 17/01/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 03/02/2025 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17.12.2018 tarihinde, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı, sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, ışık kontrollü kavşakta, yolun karşısına geçmek isteyen yaya davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, davacının malul kaldığını belirterek belirsiz alacak davası olarak 400,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakıcı gideri, 4.500,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren avans faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin yalnızca sürekli iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik bakıcı ve tedavi giderleri yol masraflarından sorumlu olmadığını, sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur raporu alınması gerektiğini, maluliyetinin adli tıp raporu ile belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi kurulu raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davacının tamamen kusurlu olduğu, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza tespit tutanağına göre davalı şirkete sigortalı aracın hızlı seyrettiğini, hükme esas alınan kusur raporunun kaza tespit tutanağı ile çelişkili olduğunu, kazada davacının vücudunda kırıklar oluştuğunu, bu durumun da aracın hızlı olduğunu gösterdiğini, keşif yapılması ve adli tıp kurumundan rapor alınması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle daimi işgöremezlik tazminatı, geçici işgöremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemine ilişkindir. Mahkemece, dosyadaki bilgiler ve alınan bilirkişi raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağının incelenmesinde, kazanın meydana geldiği yerin ışık kontrollü kavşak olduğu, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsü ... idaresindeki ... plakalı aracın, kendi seyir yönüne yeşil ışık yandığı esnada kavşağa giriş yaptığı ve kavşağı geçtikten sonra yol kenarındaki park halindeki araçların arasından yola çıkarak karşıya geçmek isteyen davacı yayaya çarptığı olayda yayanın yaya geçidini kullanmaması nedeniyle kusurlu olduğu, araç sürücüsünün ise hızını hava yol ve trafik durumuna göre ayarlamaması nedeniyle kusurlu olduğu belirtilmiştir. Kazaya ilişkin Ankara 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/265 Esas 2020/553 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada, sanık sürücü ...’ın, kendisine yeşil ışık yandığı esnada kavşağa giriş yaptığı, davacı yayanın kavşakta bulunan ışık kontrollü yaya geçidini kullanmadığı, park halindeki araçların arasından kontrolsüzce yola girerek ilerlediği, kazanın meydana gelmesinde sanık sürücüye atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesi ile sanık sürücü ...’ın beraatine karar verildiği, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2021/223 Esas 2022/2053 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun düzelterek esastan reddine, kesin olarak, karar verildiği görülmüştür. 6098 sayılı TBK’nın 74. Maddesi gereğince Ceza hukuku ile ilişkisinde başlığı altında “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir .Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.(HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır. Mahkemece, kazanın meydana gelmesinde kusur oranının belirlenmesi yönünden konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulundan alınan ve hükme esas teşkil eden raporda, sigortalı araç sürücüsünün kendisine yeşil ışık yanarken kavşaktan geçiş yaptığı, davacı yayanın, yaya geçidini kullanmayıp park halindeki araçların arasından yola aniden çıktığı, kazanın oluşumunda davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunun belirtildiği, raporun kesinleşen ceza yargılamasında belirlenen maddi olgulara uygun, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde tanzim edilmekle denetiminin mümkün olduğu görülmekle mahkemece hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde davacıya iadesine , 5-Kararın taraflara tebliği, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 17.01.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.