Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2023/555 E. 2025/725 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/555
Karar No
2025/725
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/555 - 2025/725 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/555 KARAR NO : 2025/725 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/02/2023 NUMARASI : 2022/351 E. - 2023/43 K. DAVANIN KONUSU : Faydalı Model Belgesi (Y.İ.D. Kurulu Kararlarının İptali İstemli) Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/02/2023 tarih ve 2022/351 E. - 2023/43 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı şirketin 2021/067224 başvuru numarası ile "..." ibareli markanın 30. sınıfta tescili isteğine yönelik müvekkilinin itirazını YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, davalının 1960 yılından beri sektörde faaliyette bulunan müvekkilinin "..." ibareli markasının yalnızca ilk harfini değiştirmek suretiyle davaya konu "..." markasını oluşturduğunu, aralarındaki görsel ve işitsel benzerliğin yanı sıra kapsamlarında bulunan mal ve hizmetlerin birebir aynı olması dolayısı ile markaların birbiri ile ilişkilendirilmesi ve karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu ve bu şekilde markaların birbiri ile karıştırılmasının davalının haksız kazanç elde etmesine ve müvekkili tarafından uzun yıllar boyunca markanın tanıtımı için yapılan reklam, tanıtım vs harcamalarının boşa gitmesine neden olacağını ileri sürerek 2022-M-10750 sayılı YİDK kararının iptali ile davalının markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, YİDK kararına karşı süresi içinde dava açılmadığını, dava konusu "..." markası ile davacının itiraza mesnet "..." markası arasında harflerin dizilişi, hece yapısı, görünüş, vurgu, kelimenin anlamı ve kulakta bıraktıkları intiba vs. farklılıklar nedeniyle görsel, işitsel ve kavramsal yönden benzerlikten söz edilmeyeceğini, ortalama tüketicilerin markaları ilişkilendirmesi ya da karıştırmasının imkan dahilinde olmadığını, müvekkilinin 25/02/2016 tarihli başvurusunun kabul edilerek "... ..." markasının tescil edilerek koruma altına alındığını ve 2016 yılından beri kullandığı bu marka sebebiyle kazanılmış hakkının bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, şekli unsur içermeyen markalar arasında görsel benzerliğin bulunmadığı, farklı harflerle başlayan markaların kalan kısmı aynı olmakla birlikte baştaki harflerin ses bakımından markaları işitsel olarak tamamen farklılaştırdığı, fantezi kelimelerden oluşan markalar arasında anlamsal bir benzerlikten de söz edilemeyeceği, dava konusu markada yer alan 30. sınıftaki bir kısım emtia yönünden benzerlik bulunuyor ise de, işaretler arasında benzerlik bulunmamasının iltibas tehlikesini ortadan kaldırdığı, ortalama tüketicinin markalar arasındaki farklılığı algılayabilecek düzeyde bulunduğu ve taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında iltibas tehlikesinin mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının da oluşmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin uzun yıllardan beri kullanmakta olduğu "..." markası ile dava konusu "..." markası arasındaki tek farkın baştaki harften ibaret olduğunu, bunun haricinde müvekkilinin markası ile tamamen aynı olan davaya konu markanın tüketiciler nezdinde müvekkilinin markasını çağrıştıracağını, her iki markanın kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin de aynı olduğu nazara alındığında markalar arasında karışıklığın kaçınılmaz olup oluşacak bu karışıklığın davalı şirkete ait ürün ve hizmetlerin müvekkiline ait ürün ve hizmetler olarak algılanmasına neden olacağını, müvekkilinin ticari itibarını ve kendisine duyulan güveni zedeleyeceğini, aynı ilde ve aynı bölgede çok yakın bir mesafede faaliyet gösteren rakip firma niteliğindeki davalının müvekkiline ait markaya benzer bir markayı tercih etmesinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, taraf markalarının her ikisinin de fantezi kelimeler olup bilinen bir anlama sahip olmadığı, ayrıca markaların şekil unsurundan yoksun olup ibarelerin başlangıcında yer alan "F" ve "J" harflerinin, ibarelerin kalan kısmı aynı ise de markaları tamamen birbirinden ayrıştırdığı ve davalının kötü niyetinin somut delillerle ortaya konulamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/04/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/555, K. 2025/725, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2023-555-e-2025-725-k-c197d03c201d