Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2023/497 E. 2025/776 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/497
- Karar No
- 2025/776
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/497 - 2025/776 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/497 KARAR NO : 2025/776 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/07/2021 NUMARASI : 2020/396 E. - 2021/263 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/07/2021 tarih ve 2020/396 E. - 2021/263 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, Türkiye'nin lider elektronik eşya üreticisi olan müvekkiline ait “...” ibareli markanın uzun yıllardır hem ticaret unvanın esaslı unsuru olarak hem de markasal anlamda nizasız ve fasılasız bir şekilde kullanılan tanınmış marka statüsünde olduğunu, müvekkilinin "..." tanınmış markası ile birlikte, "..." sözcüğünün baş harfi olan “...” den oluşan onlarca markanın sahibi olduğunu, hal böyle iken davalının 29/08/2019 tarihinde, 2019/81428 başvuru sayısı ile işlem gören “..." ibareli markasının 11. sınıfta tescili isteğine yönelik müvekkilinin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, davaya konu markanın müvekkilinin "..." ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olup ortalama tüketicinin anılan ürünü kullanmış olmasa dahi hayatın olağan akışı içerisinde 30 yıldan uzun bir süreden beri reklamlarda, mağazalarda, panolarda, billboardlarda sürekli olarak karşılaştığı müvekkiline ait markanın tesiri altında kalarak davaya konu markayı müvekkilinin seri markaları içinde algılayacağını, öte yandan müvekkilinin markasının tanınmış marka niteliğinde olup davalının müvekkilinin markasının bu tanınmışlığından haksız menfaat temin etmek amacıyla kötü niyetli olarak başvuruda bulunduğunu ileri sürerek 2020-M-7488 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescil edilmesi halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, müvekkilinin içerisinde herhangi bir elektronik ve mekanik aksam bulunmayan ürünlerin satışını yapmakta ve bu sektöre ait mühendislik hizmetleri verdiğini, bu itibarla davacının ürün grubunun müvekkilininkinden farklı olduğunu müvekkilinin markasında bulunan "..." harfinin yuvarlak içine alınmış şekli ve yazı tipi olarak davacı tarafa ait marka tescillerinden bağımsız, ilgisiz ve farklı olduğunu, davacının, markasında bulunan "..." ibaresindeki "... "harfinin her türlüsünü tekelinde tutma saikinin kabul edilemeyeceğini, marka kapsamlarında bulunan emtialar ın benzerlik içinde bulunmadığını, "..." harfinin yuvarlak içine alınmış şekli ve yazı tipi olarak davacı tarafa ait marka tescillerinden bağımsız, ilgisiz ve farklı olduğunu, davacının markasında bulunan "..." ibaresindeki "... "harfinin her türlüsünü tekelinde tutma saikinin korunmayacağını, marka işaretleri benzer görülse dahi marka kapsamlarında bulunan emtiaların farklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, itiraza mesnet markalar özellikle logo itibariyle tereddütsüz bir şekilde tanınmış ise de, bu tanınmışlığın görsel unsurlar ile sınırlı olduğunu, davacının ve bağlı bulunduğu şirketler grubunun da yıllara sair kullanımları bu şekildeyken ve ortalama tüketici nezdinde bıraktıkları algı da bu yönde iken, alfabedeki 29 harften biri olan ve kimsenin tekeline bırakılması mümkün olmayan “...” harfine ilişkin tüm kullanımlar üzerinde koşulsuz şartsız hakkı olduğunun kabul edilemeyeceği, taraf markaları ile karşı karşıya kalan ortalama tüketicide markalar arasında bir şekilde ilişki kurmasına neden olabilecek düzeyde bir yakınlaşmanın mevcut olmadığı, dayanak markanın sahip olduğu görsel özellikleri ve bu görselin yoğun kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmadığı, dolayısı ile uyuşmazlık konusu markalar arasında 6769 SMK’nın 6/1 bendi uyarınca karıştırılmaya neden olabilecek mahiyette bir benzerliğin mevcut olmadığı, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığı gibi taraf markaları arasında SMK6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi bulunmadığından 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediği, başvurunun kötü niyetli olduğuna dair yeterli delil bulunmadığı ve 6/1 kapsamında benzerlik bulunmadığından markanın hükümsüzlüğünden söz edilemeyeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait markaların ve davaya konu markanın esas unsurunun tek harften (...) oluştuğunu, davaya konu markanın müvekkilinin tanınmış markalarındaki gibi kırımızı renk ile oluşturulduğunu, görsel ve kavramsal benzerlik yanında bütün markaların işitsel anlamda ayniyet taşıdığını, davalıya ait markayı, özellikle ev elektroniğinde kullanılan ürünler üzerinde gören tüketicilerin aklına, doğrudan önceden bildiği, tanıdığı ve güvendiği müvekkil markalarının geleceğini, “...” ibareli markanın müvekkilinin aktif kullanımları sonucunda tüketici nezdinde bilinir hale geldiğini, bu çabalar sonucunda müvekkilinin “...” markasını kendisine bağladığını, davalının “...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde, tüketiciler nezdinde bu markanın müvekkil firmaya ait esas unsuru “...” ibaresi olan seri markaların devamı olduğu yönünde intiba oluşturacağı ve tüketicilerin dava konusu ibareyi müvekkil firmaya ait tanınmış “...” markalarıyla ilişkilendireceğinin açık olduğunu, davalı markanın 11. sınıfta tescili istenmiş olup müvekkilinin markasının 11. sınıftaki tüm emtialar bakımından tescilli olması nedeniyle emtia benzerliği şartının da bulunduğunu, öte yandan müvekkilinin markasının 11. sınıf emtialardan özellikle evde kullanılan elektronik eşyalar yönünden tanınmış marka niteliğinde olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığın karşılaştırılan markalar arasındaki "..." harfi ortaklığından kaynaklandığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03/10/2019 tarih, 2018/1201 E.- 2019/6166 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, harflerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı ve esasen tek başına tescillerinin de mümkün olmadığı, ancak tescil öncesi yoğun kullanım ve tanıtım sonucu ayırt edici hale getirilmiş ya da bir takım renk ve şekil unsurları ile birlikte tek başına tescillerinin mümkün bulunduğu, bu halde de harf markalarının ayırt edici niteliklerinin düşük olacağı ve başkalarının da aynı harfi değişik renk ve şekil unsurları ile birlikte marka olarak tescil ettirebilecekleri, somut olayda taraf markalarında ortak olarak kullanılan "..." harflerinin düzenlenme biçimlerinin, şekillendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, dava konusu markada yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, buna göre başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da yer almadığı, öte yandan, davacı markaları yönünden SMK'nın 6/5.maddesindeki şartların oluşacağı kanıtlanamadığı gibi taraf markaları benzer olmadığından, tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin de bulunmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının kabulüne elverişli delil sunulmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 17/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.