Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/768 E. 2024/1016 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/768
Karar No
2024/1016
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/768 - 2024/1016 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/768 KARAR NO : 2024/1016 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/02/2022 NUMARASI : 2021/217 E. - 2022/54 K. DAVACI : VEKİLİ DAVALI DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/02/2022 tarih ve 2021/217 E. - 2022/54 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin “...” ve “...” ibarelerini ilk olarak 2016 yılında marka olarak tescil ettirdiğini ve 2016 59753 ve 2016 59749 sayılı bu markalar üzerinde büyük yatırımlar yaptığını, davalının davaya konu “... ...” ibareli marka başvurusunun “...” ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğinden müvekkilinin tescilli “...” ve “...”lu markalarıyla iltibas yaratma ihtimalinin kuvvetli olduğunu, bu işarette kullanılmış yan unsurların “t...” anlamına gelen tanımlayıcı bir kelime öbeği olduğunu ve bu yüzden de davalının markasının esas unsuru olamayacağını, ayrıca taraf markalarının birebir aynı emtiada kullanılacağını, bu emtiaların hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkat/özen seviyesinin düşük olduğunu, taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2021-M-4498 sayılı kararının iptaline, 2020/42842 sayılı "... ..." ibareli markanın 30. Sınıfa giren tüm emtia açısından iptaline, tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, taraf markalarının benzer olmadığını, zira davalının markasında kullanılmış olan kelime unsurlarının ve genel kompozisyonun markaların görünümlerini farklı kılmaya yettiğini, taraf markalarında “...” ve “...” ibarelerinin bulunmasından hareketle markaların benzer olduğunu söylemenin mümkün olmadığını, taraf markalarının bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılanabilecek türden markalar olduklarını, bu nedenlerle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, dava konusu edilen YİDK kararının yerinde ve doğru olduğunu, zira dava konusu edilen markanın kendine özgü bir tasarıma sahip olduğunu, davacının markalarında geçen “...” ve “...” ibarelerinin markasal hüviyette zayıf/ayırt edicilikleri düşük kelimeler olduklarını, zira “...”ün, kakao meyvesi içerisinde bulunan çekirdeklerin özünü oluşturan bir madde olduğunu ve bitter çikolatanın, yüksek miktarda kakao flavanolünden dolayı acı bir tada sahip olduğunu, davacının “... ...” markasını taşıyan ürünlerinin paket tasarımında da flavanolden esinlenilmiş olduğunu, davalının markasında geçen “...” ibaresinin ise Latince’de “altın, sarışın” anlamlarına gelen ve “...” kökeninden türeyen bir isim olduğunu, yani taraf markalarının işitsel ve kavramsal açılardan da benzemediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, karşılaştırılan işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer olmadığı, karşılaştırılan işaretlerde geçen “...”, “...” ve “...” ibarelerinin davaya konu gıda ürünleri bakımından markasal hüviyette ayırt ediciliği düşük/zayıf bir ibareler olduğu, davacının bu ibarelere markasal anlamda korunması gereken ilave bir ekonomik değer kattığının yeterli nitelikte/nicelikte/içerikte delil ile ispat edilemediği, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen tüm emtia açısından emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği, taraf markalarının kapsadığı/kapsamına alınmak istenilen emtiaların hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin yüksek olmadığı, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirketin hak sahibi olduğu “...” ibareli markasının tanımlayıcı marka statüsünde olmadığını, iş bu dava konusu marka ile müvekkili şirket markaları arasındaki iltibas ihtimali bulunduğunu, bilirkişiler her ne kadar “...” ibaresinin tanımlayıcı/ zayıf marka olduğunu iddia etse de ilgili ibarenin ne doğrudan ne de dolaylı bir biçimde tescil edilmiş olduğu mal ve/veya hizmetleri tanımlamadığını, dava konusu marka ile müvekkili şirket markalarının işitsel olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, hükme esas alınan raporun eksik inceleme içerdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin “... ...” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet “...” ve “...” esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların birbirinden farklı olduğu ve bütünsel açıdan markalar arasında farklılık bulunduğu gibi karşılaştırılan işaretlerde geçen “...”, “...” ve “...” ibarelerinin davaya konu gıda ürünleri bakımından ayırt ediciliği düşük ibareler olduğunun da bilirkişi raporu ile belirlendiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 31/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/05/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/768, K. 2024/1016, T. 31.05.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2022-768-e-2024-1016-k-61936c82dd95