Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/713 E. 2024/1025 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/713
- Karar No
- 2024/1025
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/713 - 2024/1025 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/713 KARAR NO : 2024/1025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/09/2020 NUMARASI : 2019/421 E. - 2020/159 K. DAVACI : VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/09/2020 tarih ve 2019/421 Esas - 2020/159 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2018/98411 sayılı ve “...” ibareli başvurusunun, davalı Şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, müvekkilinin bu karara karşı yaptığı itirazının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa dava konusu başvuru ile redde mesnet mark işaretleri arasında iltibasa neden olacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin başvuru konusu ibareyi 2010 yılında beri ticari faaliyetlerinde kullandığını, "..." ibareli 2010/72337 sayılı markasının da bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'ın 2019-M-8285 sayılı kararının iptaline ve dava konusu başvurunun tescil işlemlerine devam edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında iltibas koşullarının oluştuğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 29 ve 30 sınıf malların redde mesnet markalar kapsamında da yer aldığı, tarafların marka işaretlerinin de görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer oldukları, zira markalar arasında "..." ibaresinin müşterek olarak bulunduğu, dava konusu markanın ortalama tüketici nezdinde "...-..." şeklinde iki ayrı kelime gibi algılanacağı, "..." ibaresinin davaya konu emtiaların hitap ettiği makul derecede bilgili, ihtiyatlı ve dikkatli ortalama tüketici nezdinde bilinen yaygın bir anlamının bulunmadığı, bu nedenle söz konusu ibarenin davaya konu emtialar bakımından somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu emtialar bakımından ayırt ediciliği güçlü bir ibare olduğu, davalı markalarının esas unsurunu oluşturan bu ibarenin, davacı markası içerisinde etkinliğini kaybetmediği, daha önce davalı şirkete ait "..." markalarını gören, bu markalı ürünlerden yararlanan ortalama tüketicinin, davacıya ait "..." ibareli marka ile karşılaştığında, bu markanın "..." ibareli markaların serisi bir marka olduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, bu markada bulunan "..." ibareli logonun markanın baş harflerine atıf yapar nitelikte olması nedeniyle iltibas tehlikesini bertaraf edecek yeterli ayırt ediciliğinin bulunmadığı, markada bulunan “V” harfinin, davalı markalarında olduğu gibi sağa yukarı doğru kıvrımlı şekilde tasarlanmasının iltibas tehlikesini arttırıcı bir unsur olduğu, davaya konu emtiaların gıda mallarına ilişkin bulunduğu, bu emtiaların günlük tüketilen, yaygın kullanılan ve toplumun her kesimine hitap eden emtialar oldukları düşünüldüğünde, bu emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin, bu emtialardan yararlanmak için ayıracağı sürenin görece kısalığı dikkate alındığında, bir kısım tüketicinin, markaların farklı olduğunu algılamaları halinde bile marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu hususunda yanılsamaya düşebileceklerinin aşikâr olduğu, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi hükmü bağlamında iltibas tehlikesi bulunduğu, davacının 2010/72337 sayılı markası kapsamında uyuşmazlık konusu malların yer almaması ve önceki markanın asli unsurunun dava konusu başvuruda muhafaza edilmemesi nedeniyle davacı yararına müktesep hak koşullarının da oluşmadığı, davacının gerçek hak sahibi olduğundan bahisle 6769 sayılı SMK m.6/1 hükmünde düzenlenen nispi tescil engelini aşamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka işaretleri arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin başvurusunun bir bütün olarak "..." ibaresinden oluştuğunu, diğer taraftan tarafların markalarının piyasada yıllardır birlikte kullanıldıklarını, bu nedenle karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali ve başvurunun tescil işlemlerine devam edilmesine karar verilmesi istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, " ...” ibareli başvuru ile "..." ibareli redde mesnet markalar arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığı, başvurudaki bu ibarenin baş harfini oluşturan "V" harfinin redde mesnet markalardaki gibi tasarlandığı, başvuruda yer alan diğer ibarelerin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, tarafların markaları arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, ayrıca davacının 2010/72337 sayılı markasının tescil kapsamında uyuşmazlık konusu mallar yer almadığından, davacı yararına müktesep hak koşullarının oluşmadığı, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının ancak SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında, marka tescil başvurusuna itiraz hakkı sağlayacağı, bunun dışında marka hukukunda tescilde teklik ilkesi söz konusu olduğundan, kendisinden önce tescilli bir marka mevcutken, öncelik hakkına dayanarak tescilsiz bir markanın tesciline imkan vermeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 31/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/06/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.