Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/531 E. 2024/1013 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/531
Karar No
2024/1013
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/531 - 2024/1013 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/531 KARAR NO : 2024/1013 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/02/2022 NUMARASI : 2021/196 E. - 2022/55 K. DAVACI VEKİLİ : DAVALI DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/02/2022 tarih ve 2021/196 E. - 2022/55 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2002/00572, 2003/04426, 2004/09458, 2004/09459, 2004/09460, 2004/09461, 2004/09462, 2004/09463, 2004/09464, 2004/09465, 2004/37331, 2007/16785, 2007/16786, 2012/29222, 2012/67245, 2013/34015, 2014/58651, 95/012298 Sayılı ve "..." ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2020/50629 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı yanın kendisine seçebileceği onca sözcük varken “...” ibaresini tercih ettiğini, bu şekilde müvekkilinin markalarına yanaştığını, taraf markalarındaki asıl unsurun “...” kelimesi olduğunu, davalı yanın kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2021-M-3338 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/50629 başvuru numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin tanınmış “...” markasının sahibi olduğunu, müvekkilinin markası ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olmayacağını, ortak unsur konumundaki ibarenin ayırt edici vasfının yüksek bulunmadığını, tarafların faaliyet alanlarının da birbirlerinden farklı olduklarını, müvekkilinin daha ziyade kuruyemiş ve kuru meyve sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacının dayanak markalarının çoğunun müddet konumunda olduğunu, savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları arasında bir kısım mal ve hizmetler bakımından aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir ilişki bulunmakta ise de, markalarda ortak unsur olan “...” ibaresinin ticaret hayatında genel olarak güçlü ayırt ediciliği bulunan, özgün, yaratılmış bir kelime olarak algılanmayacak olması, davacı yanın tüm markalarının “...” şeklinde bir bütün olması karşısında markaların bütünsel olarak yarattıkları algılar itibariyle de birbirlerinden somut olarak uzaklaştıkları, taraf markaları arasında iltibas ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerliğin mevcut olmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/1. bendi anlamında iltibas tehlikesinin mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraflarınca rapora yapılan itirazların dikkate alınmadığını, kararın bu yönüyle eksik inceleme masulü olduğunu, "..." ibaresinin davalı başvuru sahibinin ticaret unvanının kılavuz unsuru ve yine davalının lider/çatı markası konumunda olduğunu, bu şekilde yapılan başvurularda marka ile koruma altına alınmak istenen unsurun "çatı" marka değil bu markanın yanına eklenen ayırt edici sözcük ya da şekil unsurları olduğunu, ... kelimesinin taraf markaları ve sınıfları için ayırt edici olduğunu, bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu, hükme esas alınamayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali, marka hükümsüzlüğünden kaynaklanan istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin ... ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira markalarda ortak unsur olarak bulunan “...” ibaresinin ticaret hayatında genel olarak güçlü ayırt ediciliği bulunan, özgün, yaratılmış bir kelime olarak algılanmayacağı, davacının tüm markalarının “...” şeklinde bir bütün olduğu, bütünsel olarak yapılan incelemede markalar arasında iltibas oluşmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 31/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/05/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/531, K. 2024/1013, T. 31.05.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2022-531-e-2024-1013-k-269725e9e4e4