Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/464 E. 2024/733 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/464
Karar No
2024/733
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/464 - 2024/733 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/464 KARAR NO : 2024/733 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/11/2021 NUMARASI : 2021/105 E. - 2021/366 K.

DAVACI VEKİLİ :

DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/11/2021 Tarih ve 2021/105 Esas - 2021/366 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şahsa ait 2020/34980 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket adına 6769 sayılı SMK’nın 6/1 ve 6/9 maddeleri uyarınca itiraz edildiğini, itirazlarının reddedildiğini, müvekkili şirketin “...” ibareli seri markaları bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirket markaları ile görsel, fonetik ve kavramsal olarak karıştırılma riski oluşturacak düzede benzer olduğunu, başvuru markasının müvekkili şirket markaları ile aynı ve ilintili malları kapsar şekilde tescilinin talep edildiğini, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin müvekkili şirket markasındaki “...” ibaresi ile eş anlamlı olduğunu, tüketicilerin dikkatlerini yoğunlaştırdıklarında dahi markaların aynı olduğunu düşüneceklerini, dava konusu markanın müvekkili şirkete ait seri marka izlenimi oluşturduğunu, davalı şahsın marka başvurusu ile müvekkili şirkete ait seri markaların kök markasını taklit ettiğini, müvekkili markaları ile yakınlaştırma, benzeştirme yoluyla iltibas tehlikesine ve haksız yarar sağlamaya yol açtığını ileri sürerek YİDK’nın 2021-M-1415 sayılı kararının iptaline, 2020/34980 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, başvuru markası olan “...” ibareli markada ayırt edici nitelikte farklı bir unsurun da yer aldığını, davacı şirkete ait itiraz gerekçesi markaların ayırt edici niteliklerinin düşük olduğunu, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak faklı izlenimler bıraktığını, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacı tarafça kötüniyet iddiasını destekler nitelikte yeterli delil sunulmadığını, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davacı tarafın başvurunun iyi niyetli olmadığı yönündeki iddialarını somut delillerle ispatlayamadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkiline ait marka başvurusunda ayırt edici nitelikte farklı unsurların yer aldığını, davacı tarafa ait itiraza mesnet markaların ayırt edici niteliklerinin düşük olduğunu, markaların görsel, işitsel olarak bıraktığı izlenimdeki farklılıkların birlikte değerlendirildiğinde markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığının açık olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka ile davacıya ait “kolay ...” ibaresini içeren markalar arasında, görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle, somut olay bakımından markaların karıştırılması / ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 39. Sınıf hizmetlerin, davacıya ait markalarda yer alan mal/hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan diğer hizmetler bakımından taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun davacı markaları ile karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markası ile davalının markası arasında karışma ihtimali yaratacak düzeyde iltibas bulunmadığını, dava konusu davalıya ait markanın müvekkilinin markalarının devamı imiş gibi algılanmasına ve müşteriler arasında iltibasa yol açtığını, YİDK kararının usul ve yasaya aykırı olup, iptal edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin markalarını sektörde yoğun bir şekilde kullanıldığını, davalının markasının ayırt edicilik özelliğine sahip olmaması nedeniyle, orta düzeydeki tüketici kitlesi üzerinde müvekkili şirket ile ‘bağlantılı olma’ intibası yaratacağını, mahkeme tarafından eksik inceleme sonucunda karar verildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı ...'in “...” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet “...” ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira markalar arasındaki ortak “...” ibaresinin marka vasfı ve ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibare olduğu, diğer unsurlar bakımından taraf markalarında hiçbir ortak unsur bulunmadığı, markaların bütünsel olarak da ilişkilendirilebilir olmadığı, kavramsal benzerliğin taraf markalarının karıştırılması için yeterli bulunmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/04/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/05/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/464, K. 2024/733, T. 19.04.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2022-464-e-2024-733-k-69ee09f82a95