Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/2195 E. 2025/227 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2195
- Karar No
- 2025/227
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2195 - 2025/227 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2195 KARAR NO : 2025/227 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/10/2021 NUMARASI : 2020/321 E. - 2021/358 K. DAVACI : VEKİLLERİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/10/2021 tarih ve 2020/321 E. - 2021/358 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalının 2019/27714 sayılı 03. ve 35.sınıf emtialara ilişkin “...” ibareli marka başvurusunun ilanına itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından 3.sınıf emtiaların çıkarıldığını, bu karara davacı tarafından yapılan itirazın YİDK tarafından markalar arasında iltibasa yol açabilecek derecede bir benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, aynı YİDK kararında başvuru sahibinin MDB kararına yaptığı itirazın ise markaların iltibasa yol açacak düzeyde benzer olmadığı gerekçesiyle kabul edildiğini, davalı başvurusunda yer alan “...” ibaresinin davacıya ait “...” markası ve bu ibareyi haiz diğer markaları ile esas unsur yönünden benzer olduğunu, davacının “...” ibaresini haiz markalarının tanınmışlık seviyesinin yüksek olduğunu, dava konusu başvurunun bu tanınmışlık düzeyinden haksız faydalanmaya çalıştığını, davacının “...”, “e ... ...”, “v-...”, “...” ibareli seri markalarından biri olduğu izlenimi yarattığını, davalı marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2020-M-7061 sayılı YİDK kararının iptalini ve başvurunun tescilinin reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, markalar arasında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını, başvurunun kötü niyetli olduğu iddiasının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, karşılaştırılan markaların farklı olduğunu, esas unsurları aynı olmayan markaların ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılmayacağını, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığını, davacının tanınmışlık ve kötüniyet iddialarının yerinde olmadığını, başvurunun davacı markalarından haksız kazanç elde etme gayesiyle yapılmadığını, YİDK kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka kapsamındaki mal ve hizmetler ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca mal ve hizmet benzerliği şartının gerçekleştiği, dava konusu markanın bir bütün halinde "..." kelimesinden oluştuğu, ortalama tüketici kesiminin dava konusu markayı bir bütün halinde "..." olarak algılayacağı, marka içinde yer alan, ancak markanın genel görünümü içinde ayrı ve otonom bir konumu bulunmayan "...-" hecesinden kaynaklı olarak bu markayı davacı markaları ile ilişkilendirmeyeceği, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davalı markasının, davacıya ait markanın tanınmışlığından haksız yararlanma, onun itibarını lekeleme ya da ayırt ediciliği zedeleme ihtimallerinden birini bünyesinde barındırmadığı, davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı markası ile müvekkili şirket markaları arasında sınıfsal yönden benzerlik bulunduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, davalı markası ile müvekkilinin "..." ibareli markaları arasında işaretler yönünden de karıştırılmaya neden olacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkili şirket markalarının tanınmış olduğunu, davalı markasının tescilinin bu tanınmışlıktan yararlanmasının ve iltibas yaratmasının son derece muhtemel olduğunu, davalının, müvekkilinin seri markalar üreterek tüketici nezdinde yarattığı haklı güvenden faydalanmayı amaçladığını, karşılaştırılan markaların esaslı unsurlarının ortak olduğunu, "tatlı" anlamına gelen "..." kelimesinin "..." ibaresinin anlamını pekiştirdiğini, mahkemenin müvekkilinin markalarının tanınmış olmadığı yönündeki tespitinin hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira her ne kadar karşılaştırılan markalarda "..." ibaresi ortak olarak bulunmakta ise de, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere "..." kelimesinin dilimizde bir anlamının bulunmadığı, başvuruda yer verilen "..." kelimesinin yaygın kullanımı nedeniyle tüketiciler nezdinde öncelikle algılanıp akılda kalacağı, başvuru markasının anlamını bilmeyen tüketicilerin ise tek ve bütün bir yabancı sözcük markası olarak algılayacağı, bir bütün halinde dava konusu başvuruda yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, SMK'nın 6/5.maddesindeki koşulların gerçekleştiği ispat olunamadığı gibi marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının dava konusu başvuru yönünden tescil engeli oluşturmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığına dair delil sunulmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/02/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.