İlk Derece Mahkemesi · Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/39 E. 2024/1032 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/39
- Karar No
- 2024/1032
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/39 Esas - 2024/1032 T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2024/39 Esas KARAR NO : 2024/1032
HAKİM : KATİP :
DAVACI : DAVACI / MÜTEVEFFA: 1- 2- VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 29/04/2021 KARAR TARİHİ: 08/10/2024 K. YAZIM TARİHİ: 01/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacılar vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; 22/07/2020 tarihinde müvekkilleri ... ile ...'in oğulları ...'e, sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu meydana gelen kazada, ...'in vefat ettiğini, kazanın oluşumunda müvekkilleri ile müteveffanın herhangi bir kusurunu bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle davalı ... Sigorta A.Ş'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, müvekkillerinin oğullarının beklenmedik ölümü sebebiyle uğradıkları manevi kaybın yanında maddi olarak da destekten yoksun kaldıklarını, uğranılan maddi zararın tazmini için davalı sigorta şirketine 12/11/2020 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, hasar dosyası oluşturulduğunu ancak yasal süre içerisinde herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuk aşamasında da anlaşma sağlanamadığını belirterek, talep artırım hakları saklı kalmak üzere ...'in ölümü sebebiyle babası ... için 100,00TL, annesi ... için 100,00TL olmak üzere toplam 200,00TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 21/08/2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 28.01.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile müvekkili ... yönünden 61.892,73-TL olarak talep edilen destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminat talebini 361.579,01-TL'ye yükseltmiş, fazlaya ilişkin ve başkaca sorumlulara karşı tahsilde tekerrür olmamak üzere her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, müteveffa müvekkili ... için 26.565,69-TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 22.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiller ..., ... ve ...'e ödenmesine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise kabul anlamına gelmemek kaydıyla Yüksek mahkeme kararları gereği, müteveffa müvekkilin öngörülemez ölümü nedeniyle konusuz kalma kararı verilmesi halinde müteveffa müvekkilinin tazminat hakkı ispat edildiğinden ve yine davanın açılmasına kusuru ile sebebiyet vermediği açık olduğundan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin müvekkili şirket tarafından düzenlendiğini, davacı tarafından müvekkili şirkete başvuru evrakları gönderildiğini, hasar dosyası açıldığını ancak iletilmesi gerekli evrakların tamamının iletilmediğinin görüldüğünü, usule uygun başvuru olmadığından davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığını, dolayısıyla müvekkili şirketin tazminat sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, müteveffanın annesinin gözetimi altında iken kaçarak taşıt yoluna çıktığını, tam kusurlu olduğunun, davacı anne ve babanın da bakım ve gözetim yükümlülüklerini ihlal ettiklerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere sorumluluklarının poliçe teminatı ve limitleri ile sınırlı olduğunu, temerrüde düşmediklerini, bir tazminata hükmedilmesi halinde faizin yasal faiz olacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER :Sigorta poliçesi, hasar dosyası, SGK kayıtları, davacıların ekonomik ve sosyal durum araştırma raporu, ... plakalı aracın trafik tescil kaydı, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyası, 08/04/2024 tarihli kusur raporu, 07/08/2024 tarihli aktüerya bilirkişi raporu, BAM ilamı ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE :Dava, trafik kazası nedeniyle müteveffa yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Mahkememizin 2021/344 esasına kayden görülen davada, mahkememizin 22/02/2022 tarih 2021/344 esas 2022/174 karar sayılı ilamı ile "...Davanın KABULÜNE, Davacı ... için oğlu ...'in vefatından dolayı 61.892,73 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, Davacı ... için oğlu ...'in vefatından dolayı 26.565,69 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, Hüküm altına alınan miktarlara temerrüt tarihi olan 25.11.2020 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, Davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun (maddi tazminat istemleri yönünden) düzenlediği poliçe limiti olan 410.000,00 TL ile sınırlı tutulmasına..." dair verilen karar taraf vekillerince istinaf edilmiş, Ankara BAM 35. Hukuk Dairesinin 15/11/2023 tarih 2022/1524 esas 2023/1497 karar sayılı ilamı ile "...Kusur durumuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat taleplerinde kusur durumunun doğru şekilde tespit edilmesi önemlidir. Kusur durumunun taraflar arasında uyuşmazlık konusu olması ve taraflarca kusur raporuna itiraz edilmiş olması ve itirazların somut nitelikte olması durumunda rapora yönelik itirazlar karşılanmadan davanın esası hakkında karar verilmemelidir. Somut olayda; olay tarihinde, 2,5 yaşında olan ...'in koşarak yola girerek yol içerisinde bir miktar mesafe aldıktan sonra; olay yerinde seyreden davalı tarafından sigortalı aracın gidiş istikametine göre yolun sağında yola giren müteveffaya aracın sağ ön tarafı ile çarpması neticesinde trafik kazasının meydana geldiği, Dairemizce de izlenen görüntüler ve dosya kapsamından anlaşılmıştır. Kaza Tespit Tutanağında; yola giren yayaya çarpan davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, vefat edenin kazanın meydana gelmesinde asli kusuru olduğunun kabul edildiği görülmüştür. Kazaya ilişkin yapılan ceza soruşturmasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen 26/08/2020 tarihli raporda da; soruşturma dosyasında alınan beyanlar ve Kaza Tespit Tutanağı değerlendirilerek, kazanın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurunun olmadığı, vefat edenin ise tam kusurlu olduğunun tespit edildiği, rapor tanziminde görüntülerin izlendiğine yönelik raporda açıklık olmadığı görülmüştür. Ceza sovuşturmasında, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca, alınan Adli Tıp Kurumu raporu yeterli görülerek, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından, Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan 09/11/2020 tarihli Uzman görüşünde ise, dosyaya da delil olarak sunulan kaza anına ilişkin görüntüler izlenmek suretiyle tanzim edilen raporda, kazanın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün %15 oranında, vefat edenin ise %85 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesince, 3 kişilik Karayolları Trafik Fen Heyetinde görev yapmış bilirkişilerden alınan raporda ise, kazaya ilişkin görüntülerin de izlendiği belirtilmek suretiyle tanzim edilen raporda, kazanın meydana gelmesinde vefat eden yaya'nın %80 oranında asli kusurlu olduğu, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün ise tali %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edilmesi, sonrasında kusur raporunun yeterli olduğu kabul edilerek, sonrasında alınan aktüer rapora ve davacının ıslah dilekçesine göre davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır. Taraflar, hükme esas alınan rapora itiraz ederek kusur durumu kabul etmemiş, olup ceza dosyasında alınan kusur raporunda ve Kaza Tespit Tutanağında (kazaya ilişkin görüntüler izlenerek rapor tanzim edildiğine ilişkin açıklık yok ise de) alınan raporlar ile hükme esas alınan raporlar arasında çelişki oluşmuştur. Davacı tarafından sunulan Uzman Görüşü ile hükme esas alınan raporda davalı tarafından sigortalı araç sürücüsüne kusur verilmiş olması dosyadaki kusura ilişkin çelişkiyi giderecek mahiyette değildir. Taraflarca kusur raporuna itiraz edilmiş olduğu da gözetilmek suretiyle, özellikle kazaya ilişkin CD'deki görüntüler ve ceza dosyasındaki beyanların değerlendirildiği savcılık soruşturması, kaza tespit tutanağı ve mahkemece alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği, ayrıca uzman görüşündeki tespitlerin de değerlendirildiği, trafik kazalarında kusur tespitinde uzman ... Öğretim Üyelerinden oluşacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak, kusur durumu tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, taraflarca itiraz edilen kusur raporuna göre eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Bu durumda yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle davacı ...'in ilk derece mahkemesi kararından sonra 29/09/2023 tarihinde vefat ettiği gözetilerek, HMK'nın 55. maddesi gereğince işlem yapılarak, vefat eden davacı ... yönünden mirasçıları davaya dahil edilerek, davayı takip etmeleri halinde bu davacının talepleri yönünden de yargılamaya devam edilerek, yukarıda açıklanan şekilde denetime elverişli, raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği kusur raporu alınarak, davalı tarafından sigortalı olan araç sürücüsünün kusurlu olması durumunda, kusur durumunda değişiklik olmasa dahi, davacı ...'ın vefatı ile vefat tarihinde desteklik süresi ve yetiştirme giderleri yönünden sorumluluğu sona ereceğinden, aktüer hesap bilirkişisinden, davalının istinaf dilekçesinde de dile getirdiği hesap hatalarına yönelik ileri sürüdüğü itirazlarının da değerlendirildiği, ayrıca davacı babanın vefatı ile yetiştirme giderinden vefatından sonra sorumluluğun annede olacağının gözetildiği rapor alınarak sonucuna göre olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine..." karar verilmiş, kaldırma kararı sonrası gönderilen dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Sürücü ... idaresinde ... plakalı aracıyla ... caddesi üzerinde ... istikametinden ... istikametine seyrederken ... sitesi yanına geldiğinde yolun sağından kaldırım üzerinden annesinden kaçan yaya ... aniden yola fırlaması/koşması sonucu aracının tampon kısımlarıyla orta şeritte çarparak sol şeritte duruşa geçmesi sonucu yayaya çarpmalı ölümlü trafik kazası meydana gelmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu, böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). Davacılar tarafından, yukarıda açıklandığı üzere ölene yaya iken çarpan aracın ZMMS poliçesi ile sigortalayan sigorta şirketinden talepte bulunulmuştur. Davacı ...'in 29/09/2023 tarihinde vefat ettiği gözetilerek mirasçıları davaya dahil edilmiştir. BAM ilamı doğrultusunda, davaya konu trafik kazasındaki kusur oranlarının tespiti bakımından ... Öğretim Üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 08/04/2024 tarihli raporda özetle; "...Müteveffa ...”'in kendi ölümüne neden olan kazada davranış faktörlerinin olay üzerinde asli etken olduğu (%80 kusurlu olduğu), Davalı şirkete sigortalı ... plaka sayılı otomobilin sürücüsü ...' ın meydana gelen ölümlü kazada %20 oranında tali kusurlu olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Talep edilen maddi tazminatın tespiti bakımından aktüerya uzmanından alınan 07/08/2024 tarihli raporda özetle; "...Mahkemenin ara kararı doğrultusunda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 15.11.2023 tarih E. 2022/1524, K. 2023/1497 sayılı kararı da göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirme yapılmış, 22.07.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden ... doğumlu ...'in annesi ... için 361.579,01 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmıştır. Davacı baba ... dosya istinaf incelemesi aşamasındayken ... tarihinde vefat etmiştir. Oğlu ... ise henüz destek olacak yaşa gelmemiştir. Gerçek belli iken varsayıma dayanılamayacağından baba ... yönünden destek hesabı yapılmamıştır..." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Toplanan deliller, kayıt ve belgeler, usul ve yasaya uygun olarak alınan denetlenebilir bilirkişi raporları, BAM ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; davacılar ...'ın desteğinin ölümü ile sonuçlanan kaza nedeniyle davacı ... lehine hesaplanan maddi tazminattan davalının kaza tarihini kapsayan ZMMS poliçesi limiti ile sorumlu olduğu anlaşıldığından tespit edilen maddi (destekten yoksun kalma) tazminatın bedel arttırım dilekçesi gözetilerek davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine ve hükmedilen maddi tazminata davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 25/11/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. Davacı baba ... dosya istinaf incelemesi aşamasındayken ... tarihinde vefat etmiştir. Oğlu ... ise henüz destek olacak yaşa gelmemiştir. Gerçek belli iken varsayıma dayanılamayacağından baba ...'in destek yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacağı anlaşıldığından davacı ... mirasçıları tarafından talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de; davacı ...'in yargılama aşamasında ıslah dilekçesinden sonra vefat etmesi, müteveffa ...'in desteği olduğunun sabit olması ve hem kendi vefat, hem dava, hem de ıslah dilekçesi tarihinde davayı açmakta haklı olduğu gözetildiğinde, HMK 331/1. maddesi gereğince davacı ... adına mirasçıları tarafından talep edilen ve reddedilen destekten yoksun kalma tazminatı yönünden davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm tesisi cihetine gidilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Davacı ... için oğlu ...'in vefatından dolayı 361.579,01 TL destekten yoksun kalma tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine, Müteveffa davacı ... için oğlu ...'in vefatından dolayı davacı ... mirasçıları tarafından talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, Hüküm altına alınan miktara temerrüt tarihi olan 25.11.2020 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, faiz türü ve başlangıç tarihine yönelik fazla talebin reddine, Davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun düzenlediği poliçe limiti olan 410.000,00 TL ile sınırlı tutulmasına, 2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 24.699,46 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30TL ve tamamlama yolu ile alınan 302,00TL harcın mahsubu ile bakiye 24.338,16 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.360,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacıdan dava açılırken tahsil edilen 59,30TL başvurma harcı, 59,30TL peşin harç, 302,00TL tamamlama harcı ve 8,50TL vekalet harcı olmak üzere toplam 429,10TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının yargılamada yapmış olduğu 12.300,00 TL bilirkişi ücreti, 595,10 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 12.895,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davacı ...'in kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 57.852,64 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/10/2024
Katip Hakim e-imza e-imza