İlk Derece Mahkemesi · Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/274 E. 2024/1082 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/274
Karar No
2024/1082
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/274 Esas - 2024/1082 T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA ESAS NO : 2023/274 Esas KARAR NO : 2024/1082 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/06/2022 KARAR TARİHİ: 17/10/2024 K. YAZIM TARİHİ: 08/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı kooperatif arasında, kooperatife ait ... Mevkii ... İlçesi ... Ada ... Parselde kayıtlı ... adet villa nitelikli taşınmazın dış cephe işlerinin yapılması konusunda Ankara ... Noterliğinin 14.08.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı ve 1.597.432,50-TL bedelli anlaşma yapıldığını, daha sonra taraflar arasında ek protokol ve ek sözleşme imzalandığını, davacı şirketin işi tamamlayarak tesliminden sonra 30.07.2011 tarihinde işin kabulünün yapıldığını, işin bedelinin ödenmemesi üzerine dava açıldığını, Ankara ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonunda, davacının yapmış olduğu imalatlar sonucunda ödenmeyen alacakların 2008 yılı fiyatları ile karşılığı olan 557.181,00-TL'nin 20.000,00-TL'sinin dava tarihinden, 537.181,00-TL'sinin ıslah tarihi olan 04.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini, aynı dosyada görülen kooperatif tarafından açılan birleşen davada, 37.862,00-TL alacağın 28.100,00-TL'sinin 06.02.2015 tarihinden, 9.762,00-TL'sinin ise 05.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini, ilam konusu alacakların tahsili için Ankara ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak bugüne kadar tahsilat sağlanamadığını, takas mahsup talebi dikkate alındığında, davacının munzam zararın hesabına esas alacağının 519.319,00-TL olduğunu ve bu miktarın işin kabulünün yapıldığı, 30.07.2011 tarihi itibariyle hak edilmiş bir miktar olduğunu, davalı kooperatifin temerrüdünün davanın açıldığı 21.01.2015 tarihinde doğduğunu, asıl alacağın 13.06.2022 tarihine kadar işlemiş faiz miktarının 215.442,00-TL olarak hesaplandığını, munzam zararın bu iki alacak kaleminin toplamı olan 734.761,00-TL üzerinde kalan alacaktan oluştuğunu, davacının zararının sadece alacağın değer kaybı ile sınırlı olmadığını, davacının işi 2011 yılında tamamlayarak davalı tarafa teslim ettiğini, son yıllarda inşaat maliyetlerinde yaşanan artış dikkate alındığında, 2011/Temmuz- 2022/Haziran döneminde meydana gelen inşaat maliyet endeksi dikkate alınarak davacı şirketin imalattan kaynaklı zararının tespiti gerektiğini, bu iki hesaplama yöntemi ile hesaplanacak miktarın ortalamasının davacının munzam zararı olarak dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiğini, davacı şirket ortakları adına kayıtlı taşınmaz ve araçların şirketin borçlarının ödenmesi için satıldığı ve şirket adına kayıtlı araç üzerinde şirketin ödenmeyen borçlarından dolayı yakalama ve hacizlerin bulunduğu hususunun da yargılama sırasında dikkate alınması gerektiğini belirtilerek Ankara ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı ve 06.10.2020 tarihli kararı ile hüküm altına alınan 557.181,00-TL alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle davacının uğradığı munzam zararın tespiti ve şimdilik 1.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER : Ankara ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, TÜİK kayıtları, bankalardan celp edilen faiz oranları tabloları, ... ve ... plakalı araçların tescil kayıtları, 12/12/2023 ve 26/05/2024 tarihli bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, ilama dayalı alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle oluşan munzam zararların tazmini talebine ilişkindir. Ankara Batı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 13/01/2023 tarih ... esas ... karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilerek gönderilen dava dosyası mahkememizin yukarıdaki esas sırasına kaydedilmiştir. Dosyaya kazandırılan 12/12/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "...Davacının munzam (aşkın) zarar alacağına hak kazanıp kazanmadığına ilişkin nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; aşkın zarar miktarının 616.808,29-TL olarak hesaplandığı, davadaki talebin 1.000,00-TL olduğu, asıl alacak miktarının ve temerrüt tarihinin mahkeme kararı ile belirlenmiş olması nedeniyle nihai takdir ve değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, aşkın zararın oluşmasında davalı tarafın kusurlu olabileceği..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Davacı vekilince iş bu rapora itiraz edilmesi üzerine alınan 26/05/2024 tarihli ek raporda özetle; "...İtirazların asıl rapordaki inceleme ve tespitleri değiştirecek nitelikte olmadığı, verilerin ortalamasına göre aşkın zarar miktarının 1.815.420,19-TL olarak hesaplandığı, davadaki talebin 1.000,00-TL olduğu, 2011-2022 yılları inşaat maliyetleri artışı kapsamında aşkın zararın 2.024.121,19-TL; her iki verinin ortalamasına göre aşkın zararın ise 1.919.770,69-TL olarak hesaplandığı..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Davacı Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesinin alacak talebine ilişkin ... esas sayılı dosyasında lehine verilen ilama dayalı alacağının tahsili amacıyla Ankara ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlattığını ancak bu güne kadar herhangi bir tahsilat yapılamadığını beyan ederek munzam zarar talep etmektedir. Aşkın (munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, 6098 sayılı Kanun’un 122 nci maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla, alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu kapsamda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz. Örneğin; alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını veya alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde geçekleşen kur farkı sebebiyle daha yüksek miktardan ödemek zorunda kalmayacağı gibi olguları kanıtlamak durumundadır. Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. İstikrar bulmuş Yargıtay uygulamasına göre, davacı faizi aşan (munzam) zararını yukarıda açıklanan şekilde ispat etmeden bu yöndeki talebin kabul edilmesi mümkün değildir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Davacı, dava dilekçesi ile alacağının geç tahsil edilmesi nedeniyle alım gücünün azalmasından kaynaklı zarara uğradığını iddia etmiştir. Davacının kendisine ödenen faizin enflasyon oranının altında kalması veya inşaat maliyetlerinin artması tek başına eldeki davaya konu alacağın geç ödenmesi nedeniyle somut bir maddi zarara uğradığını ispat edemeyeceğinden ve parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığı Yargıtay içtihatlarında belirtildiği şekilde mahkememizce kabul görmeyeceğinden her ne kadar bilirkişiler tarafından munzam zarar hesaplaması yapılmışsa da açıklanan gerekçelerle ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (güncel tarihli Yargıtay HGK 2021/11-938 esas, 2022/401 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11.HD 2022/874 esas, 2023/3446 karar, 2021/6204 esas, 2023/1610 karar sayılı ilamları, Yargıtay 3.HD 2022/691 esas, 2022/2136 karar sayılı ilamı ve Ankara BAM 4.HD 2021/2976 esas, 2023/915 karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.) HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 2.353,22 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/10/2024 Katip Hakim e-imza e-imza

Atıf: Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/274, K. 2024/1082, T. 17.10.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-bati-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-274-e-2024-1082-k-134cd6afeb24