İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/678 E. 2024/107 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/678
Karar No
2024/107
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2021/678 Esas - 2024/107 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/678 KARAR NO : 2024/107 HÂKİM :... KATİP : ... DAVACI : .... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/11/2021 KARAR TARİHİ : 20/02/2024 G.K. YAZIM TARİHİ : 19/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. I) İDDİA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin daha önce sahibi olduğu ancak takip konusu bonoların vade tarihlerinden ve icra takiplerinden önce devretmiş olduğu ..... İnş. Taah. Dan. Org. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında .... Esas sayılı icra takip dosyaları ile .... Esas sayılı icra takibi dosyasında, müvekkilinin şirketteki hisselerini tümüyle devretmesinden 3 ay sonra icra takibi başlatıldığı; takip konusu edilen senetler incelendiğinde, müvekkilinin imzasının şirket kaşesi üstüne gelecek şekilde atılmış olduğunun ve senetlerin borçlu bilgilerini gösteren bölümünde borçlu olarak sadece şirketin yer aldığının anlaşıldığı; adı geçen senetler üzerindeki bir kısım imzaların müvekkiline ait olmadığı, müvekkilinin imzalarının taklit edilmek suretiyle senet düzenlendiği; müvekkiline ait olmayan imzaların ne şirketi ne de müvekkilini hukuken bağlamayacağı; bonoların vade tarihlerinde ve icra takiplerinin başlatıldığı tarihlerde, müvekkilinin borçlu şirket ile herhangi bir hukuki veya maddi bir bağı olmadığı beyan edilmiş olup; Mahkememiz nezdinde ikame olunan davada müvekkilinin artan mağduriyetinin önlenmesi için icra dosyasında yapılan hacizler de gözetilerek icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına; müvekkili aleyhine .... Esas sayılı icra takip dosyalarında ve .... Esas sayılı icra takip dosyasında başlatılan icra takiplerinde talep olunan alacağın dayanağı olan bonoların şahsen borçlusu olmaması ve imzaların müvekkiline ait olmaması sebebiyle, icra takip dosyalarında borçlu olmadığının tespitine; davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. II) SAVUNMA : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Mahkememiz nezdinde ikame olunan davada yetkili Mahkemenin ... Mahkemeleri olduğu; davanın öncelikle yetki nedeniyle reddini talep ettikleri; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların tamamen haksız ve mesnetsiz olduğu; müvekkili şirketin iyi niyetli 3. kişi olarak senetlere hamil olduğu; davacının senet üzerine ikinci imza attığının anlaşıldığı ve bu doğrultuda aval veren olarak borçtan doğrudan ve şahsi olarak sorumlu hale geldiği; davacı tarafın imzaya ilişkin beyanlarının çelişkili olduğu; davacı tarafın dava dilekçesinin başında açıkça senede imza attığını ikrar etmekle birlikte, dilekçenin devamında senetteki bir kısım imzaların davacıya ait olmadığını ileri sürdüğü; davacının şirketi devretmiş olmasının davacıyı borçlu olmaktan çıkarmayacağı; ihtiyati tedbir talebinin haksız olup reddi gerektiği beyan edilmiş olup; Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine; kötü niyetli olarak açılan davada, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. III) DELİLLER : ... Esas Sayılı Dosya Suretleri. ... Esas Sayılı Dosya Sureti. ... Arabuluculuk Sayılı Arabuluculuk Dosyası. ... Tarafından Gönderilen 25/02/2022 Tarihli Cevabi Yazı. ... A.Ş. Tarafından Gönderilen 04/03/2022 Tarihli Cevabi Yazı. ... Tarafından 14/06/2022 Tarihli Yazı Ekinde Gönderilen... . Noterliği'nin 09/06/2015 Tarih ve ... Yevmiye Numaralı Vekaletname Evrak Aslı. Davacıya Ait Mahkememizce Alınmış Olan İmza Örnekleri. .... . Noterliği Tarafından Gönderilen 09/12/2021 Tarihli Cevabi Yazı. ... A.Ş., ... Şubesi Tarafından Gönderilen Bila Tarihli Cevabi Yazı. İmza İncelemesi Hususunda Düzenlenen 27/10/2022 Tarihli Bilirkişi Raporu. .... Tarafından Düzenlenen 02/05/2023 Tarihli Rapor. ... Tarafından Düzenlenen 09/11/2023 Tarihli Rapor. IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı ... ("davacı" olarak anılacaktır) tarafından, davalı ... Şirketi'ne ("davalı şirket" olarak anılacaktır) yönelik açılan, kambiyo senedi kaynaklı Menfi Tespit Talebi olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında; dava konusu icra takiplerinde tahsili talep edilen "29/01/2019 düzenleme ve 12/04/2019 ödeme tarihli, 55.000,00 TL tutarlı bono" ve "29/01/2019 düzenleme ve 22/04/2019 ödeme tarihli 50,000,00 TL tutarlı bono" üzerinde bulunan imzaların, "davacı ...'ya ait oldukları" hususunda, taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı (davacının talebi kapsamında, söz konusu senetlerdeki imzaların, aval hükmünde bulunmadığı belirtilmektedir) anlaşılmıştır. Bu doğrultuda uyuşmazlığın konusunun; .... Esas sayılı İlgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosyalar sırasıyla, ... Dairesine devredilerek, ... Esas numaralarını almıştır) icra takip dosyalarında ve .... Esas sayılı icra takip dosyasında (İlgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, ... Dairesine devredilerek, ... Esas numarasını almıştır) başlatılan icra takipleri ile ilgili olarak; söz konusu icra takiplerine konu kambiyo senetlerinden, "31/01/2019 düzenleme ve 03/05/2019 ödeme tarihli, 80.000 TL bedelli bono" üzerindeki (davacı tarafından inkar edilen) imzanın, davacıya ait olup olmadığı; söz konusu icra takiplerine konu toplam üç senetten diğer ikisi olan "29/01/2019 düzenleme ve 12/04/2019 ödeme tarihli, 55.000,00 TL tutarlı bono" ve "29/01/2019 düzenleme ve 22/04/2019 ödeme tarihli 50,000,00 TL tutarlı bono" üzerine davacı tarafından atılan ikinci imzaların aval hükmünde olup olmadığı ve dolayısıyla şahsi sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmaktadır. b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi : Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi uyarınca "dava şartlarının" mevcut bulunup bulunmadığı hususunda yapılan incelemede; dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. İlk itirazlar hususunda yapılan incelemede; Davalı şirket vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetkisizlik" ilk itirazında bulunulduğu anlaşılmış olup; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/8. maddesinde belirtilen "Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının ikametgâhı mahkemesinde de açılabilir..." hükmü uyarınca, Mahkememizin yetkili olduğu kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte, davalı şirket vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında; "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmıştır. c) Dava Konusu Uyuşmazlığın Hukuki Tasnifi : Menfi Tespit Davası'nın Hukuki Nitelendirmesi Menfi Tespit Davası; davalı tarafından varlığı iddia edilen bir "hukuki ilişkinin mevcut olmadığının" veya "mevcut bulunan bir alacağın, ödeme, ibra, takas vb. bir nedenle sona erdiğinin" tespiti için açılan davadır. Menfi Tespit ve İstirdat Davalarını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Menfi Tespit ve İstirdat Davaları" başlıklı 72. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını isbat için menfi tesbit davası açabilir. (2) İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. (3) İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (4) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyatî tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (5) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlâmın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. (6) Borçlu, menfi tespit davası zımnında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. (7) Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. (8) Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının ikametgâhı mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lâzım gelmediğini ispata mecburdur." Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere borçlu, açacağı menfi tespit davası kapsamında; daha önce kendisi hakkında başlatılmış icra takibinde "ödeme emrine itiraz etmemiş" veya itiraz etmekle birlikte "itirazı yerinde görülmemiş" olması sebebiyle icra takibinin kesinleşmesi halinde dahi, "maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını" ileri sürebilecektir. Bu anlatımdan hareketle; kendisine yönelik açılan bir icra takibinde, ödeme emrini tebellüğ eden bir borçlunun, yasal süresi içinde borca itiraz edip etmemesi, sadece takip hukuku bakımından sonuç doğuracak; alacaklı tarafından açılacak itirazın iptali davasında veya borçlu tarafından sunulacak menfi tespit taleplerinde ispat yükünün yer değiştirmesine sebebiyet vermeyecektir. Söz konusu (menfi) tespit talebinde bulunan borçlunun, icra takibinin devamı esnasında alacaklıya karşı açacağı dava, "menfi tespit davası"; bununla birlikte "ödemesini gerçekleştirdiği meblağın kendisine ödenmesi" için alacaklıya yönelik açacağı dava ise "istirdat davası" olarak tanımlanacaktır. Belirtilen bu açıklamalardan hareketle ve 2004 Sayılı İİK.'nın 72/6. maddesi uyarınca; menfi tespit davası olarak açılan bir davada, herhangi bir sebeple borcun ödenmesi halinde de, davaya "istirdat davası" olarak devam edilecektir. Menfi tespit davasında; "alacağın varlığını" iddia eden tarafın "davalı" olması nedeniyle, ispat yükü de kural olarak davalıya (alacaklıya) düşmektedir. Bununla birlikte genel kural olarak uygulanan bu durum; borçlunun, taraflar arasında herhangi bir "hukuki ilişkinin mevcut olmadığını" iddia ettiği durumlara münhasır olup; "mevcut bir hukuki ilişkinin, herhangi bir sebeple sona ermesi nedeniyle alacağın son bulduğunun" (alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğu; alacağın ödeme, ibra veya takas gibi bir nedenle sona erdiği vb) iddia edildiği durumlarda ispat yükü; alacağın son bulduğunu iddia eden davacı borçluya geçmektedir. Aval Müessesesinin Hukuki Nitelendirmesi Aval müessesesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 700 ilâ 702. maddelerinde düzenlenmekte olup; anılan Kanun'un "Aval Verenler" başlıklı 700. maddesi kapsamında belirtilen "(1) Poliçede bedelin ödenmesi, aval suretiyle tamamen veya kısmen teminat altına alınabilir. (2) Bu teminat, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan bir kişi tarafından da verilebilir." hükmü uyarınca aval'in, bir teminat müessesesi olduğu kabul edilmiştir. Bununla birlikte, TTK.'nın "Şekil" başlıklı 702. maddesi kapsamında; "(1) Aval şerhi, poliçe veya alonj üzerine yazılır. (2) Aval 'aval içindir' veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır. (3) Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. (4) Kimin için verildiği belirtilmemişse aval, düzenleyici için verilmiş sayılır." denilmek suretiyle aval'in verilme şekilleri / yöntemleri veya başka bir anlatımla hangi tür durumlarda, ihtilaf konusu beyan ve/veya imzaların, aval hükmünde olduğu hüküm altına alınmıştır. Yine TTK.'nın "Hükümler" başlıklı 703. maddesi kapsamında ise; "(1) Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. (2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. (3) Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder." denilmek suretiyle, aval verenin sorumluluğunun kapsamı ve halefiyeti hususları düzenlenmiştir. Aval müessesi hakkında yukarıda belirtilen hükümler, "poliçe" ile ilgili olarak hüküm altına alınmış olup; yine TTK.'nın 778/3. maddesi kapsamında belirtilen "Avale ilişkin 700 ilâ 702 nci maddeler de bonolar hakkında uygulanır." hükmü uyarınca da, aval hükümlerinin, "bono" hakkında da uygulanacağı, açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu doğrultuda, yukarıda belirtilen hükümler kapsamında da belirtilmiş olduğu üzere; herhangi bir poliçede (veya bonoda) belirtilen alacak, "poliçe veya bonoda imzası bulunan ya da 3. kişi niteliğinde bulunan aval veren" tarafından aval verilmesi suretiyle teminat altına alınmaktadır. Başka bir anlatımla; TTK 700 vd. maddelerinde ifadesini bulan "Aval Müessesesi", herhangi alacakların teminat altına alınmasını sağlayan "bir nev'i kefalet" niteliğindedir. Söz konusu "aval şerhinin" poliçe veya alonj üzerine yazılması zorunluluğu bulunmakta olup; bu kapsamda "aval içindir" ibaresinin veya bununla eş anlamlı başka bir ibarenin eklenilmesi ve aval veren tarafından imzalanılması suretiyle geçerli hale gelmektedir. Bu noktada; Kanun Koyucu tarafından TTK.'nın 702/3. maddesinde belirtilen "Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır." hükmünde yapılan özel düzenlemeye de değinilmesinde fayda bulunmaktadır. Anılan hüküm uyarınca; poliçenin ön kısmına atılan imzalardan, "muhatabın veya düzenleyenin imzaları haricindeki" her imzanın, "aval hükmünde" kabul edileceği hususuna, herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde yer verilmiştir. Bununla birlikte; "muhatap veya keşidecinin imzaları haricindeki her imzanın, aval hükmünde kabul edileceği" hususunun, TTK.'nın 700/3. maddesinde belirtilen "Bu teminat, ... poliçede imzası bulunan bir kişi tarafından da verilebilir." hükmü ile birlikte değerlendirilmesi neticesinde; özellikle tüzel kişiler adına imzalanan poliçe ve/veya bonolarda, keşideci (şirket yetkilisi / temsilcisi) tarafından atılan ikincil imzaların da, "aval hükmünde" kabul edilebileceği hususunun da hüküm altına alınmış olduğu anlaşılmaktadır. Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur. Başka bir anlatımla; aval verenin teminat taahhüdü, fer'i nitelikte bir borç değildir. Bu doğrultuda; "aval" ile teminat altına alınan asıl borcun geçersiz olduğunun anlaşılması halinde dahi, aval verenin sorumluluğu devam etmektedir ve genel kural olarak "lehine aval verilen kişinin borcunun geçersizliği hususu", aval veren tarafından ileri sürülememektedir. TTK.'nın 702/2. maddesi uyarınca aval verenin ileri sürebileceği tek husus, "kambiyo senedindeki zorunlu şekil unsurlarının eksikliği" hususundan ibarettir. Başka bir anlatımla, avalistin sorumluluğu; ancak "kambiyo senedinin şekil şartlarında bir eksiklik bulunması" hâlinde ortadan kalkmaktadır. Bu anlatımdan hareketle; lehine aval verilen kişinin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması gibi durumlarda da, aval verenin teminat sorumluluğu devam etmektedir. Tüzel kişiler adına, "borçlu" sıfatıyla imzalanan bonolarda (veya poliçelerde); yetkili temsilci tarafından bononun imzalanmış olması ve aynı zamanda şirket kaşesinin, bono üzerine usulüne uygun şekilde basılmış olması gerekmektedir. Tüzel kişiler adına, yetkili temsilciler tarafından (şirket kaşesinin eklenilmesi ve imzalanması suretiyle) borç altına girilen durumlarda, sorumluluk doğrudan doğruya "temsil edilen tüzel kişiye" ait olmaktadır. Keşidecinin tüzel kişi olduğu işbu durumlarda; keşideci unvanının poliçede yer alması hususu, senette imzası bulunan kişinin "borçlu" olarak mı yoksa "temsilen veya vekaleten" mi senedi imzalamış olduğunun tespiti açısından önem arz etmektedir. Bonunun, herhangi şirket yetkilileri tarafından imzalandığı anlaşılmakta ise de; senede atılan ikinci imzanın, "şirket kaşesi olmadan atılması halinde", keşideci sıfatından söz edilemeyeceğinden, söz konusu imzanın "aval hükmünde" olduğunun kabulü gerekmektedir. Bununla birlikte, Yüksek Yargı yerleşik içtihatlarında da belirtilmekte olduğu üzere; senede atılan her iki imza da şirket kaşesi üzerine atılmışsa, artık aval olgusundan söz edilemeyecektir. Bu aşamada; yetkisiz imza hususuna da değinilmesi önem arz etmektedir. TTK.'nın yetkisiz imza hâlini düzenleyen (aynı Kanun'un 778/1. maddesi uyarınca, bonolarda da uygulanması gereken) 678. maddesi kapsamında belirtilen "Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir." hükmü uyarınca, herhangi tüzel kişiler adına "yetkili temsilci sıfatı bulunmaksızın", poliçe (veya bono - TTK 778/1) imzalanması halinde; imzayı atan kişi, söz konusu borçtan "şahsen" sorumlu olacaktır (...). d) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme : Mahkememiz nezdinde açılan menfi tespit davasında; .... Esas sayılı (İlgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosyalar sırasıyla, .... devredilerek, ... Esas numaralarını almıştır) icra takip dosyalarında ve .... Esas sayılı (İlgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, .... devredilerek, .... Esas numarasını almıştır) icra takip dosyasında başlatılan icra takiplerinde, davacının "borçlu olmadığının" tespitine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından sunulan dava dilekçesini ve tensip zaptını içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalı şirkete 22/11/2021 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı şirket vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında; davacı tarafından "imza inkarında" bulunulan "31/01/2019 düzenleme ve 03/05/2019 ödeme tarihli, 80.000 TL bedelli bono" üzerindeki imzanın, davacıya ait olduğu; bunun yanı sıra davacı tarafından "avalist" sıfatı bulunmadığının belirtildiği "29/01/2019 düzenleme ve 12/04/2019 ödeme tarihli, 55.000,00 TL tutarlı bono" ve "29/01/2019 düzenleme ve 22/04/2019 ödeme tarihli 50,000,00 TL tutarlı bono" kapsamında atılan imzaların, aval hükmünde olduklarının belirtildiği ve bu doğrultuda davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Senetler Üzerindeki İkinci İmzaların, Aval Hükmünde Bulunmadığı Görüşüne Dayalı Menfi Tespit Talebi ile ilgili olarak; Mahkememiz nezdinde ikame olunan davada davacı vekili tarafından; dava konusu icra takiplerinde tahsili talep edilen"29/01/2019 düzenleme ve 12/04/2019 ödeme tarihli, 55.000,00 TL tutarlı bono" ve "29/01/2019 düzenleme ve 22/04/2019 ödeme tarihli 50,000,00 TL tutarlı bono" üzerinde bulunan ikincil imzaların, aval hükmünde bulunmadığının (davacıyı avalist konumuna getirmediğinin) belirtildiği ve bu doğrultuda söz konusu senetler dolayısıyla davacının, "borçlu bulunmadığının" (menfi) tespitinin talep edildiği anlaşılmıştır. "Aval müessesesi" ile ilgili olarak, yukarıda detaylı olarak belirtilen açıklamalar ışığında, davacının talebine konu "29/01/2019 düzenleme ve 12/04/2019 ödeme tarihli, 55.000,00 TL tutarlı bono" ve "29/01/2019 düzenleme ve 22/04/2019 ödeme tarihli 50,000,00 TL tutarlı bono" üzerinde yapılan incelemede; "29/01/2019 düzenleme ve 12/04/2019 ödeme tarihli, 55.000,00 TL tutarlı bono" üzerinde davacı tarafından atılmış iki ayrı imza bulunduğu, imzaların birinin şirket kaşesi üzerine konumlandığı; diğer imzanın ise şirket kaşesinin altında yer aldığı, şirket kaşesinin bir bölümü haricinde kaşe sınırlarını işgal etmediği ve bu haliyle "şirket kaşesi sınırları dahilinde" olarak yorumlanamayacağı kanaatiyle, söz konusu imzanın "aval" hükmünde olduğu kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte davacının, "avalist sıfatının bulunmadığı" yönündeki talebine konu diğer senet olan "29/01/2019 düzenleme ve 22/04/2019 ödeme tarihli 50,000,00 TL tutarlı bono" kapsamında ise, yine davacı tarafından atılmış iki ayrı imza bulunduğu ve imzaların birinin şirket kaşesi üzerine konumlandığı; diğer imzanın ise şirket kaşesinin altında yer aldığı, şirket kaşesinin bir bölümü haricinde kaşe sınırlarını işgal etmediği ve bu haliyle "şirket kaşesi sınırları dahilinde" olarak yorumlanamayacağı kanaatiyle, söz konusu imzanın da "aval" hükmünde olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı Tarafından Sunulan İmza İnkarına Dayalı Menfi Tespit Talebi ile ilgili olarak; Mahkememiz nezdinde ikame olunan davada; davacı tarafından "31/01/2019 düzenleme ve 03/05/2019 ödeme tarihli, 80.000 TL bedelli senet" üzerindeki imzanın inkar edildiği ve bu doğrultuda söz konusu senet dolayısıyla davacının, "borçlu bulunmadığının" (menfi) tespitinin talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce, "Alacaklısı ... Müh. San. ve Tic. A.Ş., borçlusu .... Dan. Org. San ve Tic. Ltd. Şti. olan, 31/01/2019 düzenleme ve 03/05/2019 ödeme tarihli, 80.000 TL bedelli senet" üzerinde bulunan ve davacı tarafından inkar edilen imzanın, davacıya ait olup olmadığı hususunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiş; anılan hususta düzenlenen bilirkişi raporu kapsamında; söz konusu senet üzerindeki imzanın, davacıya ait olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra; imza incelemesi ile ilgili olarak Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna yönelik, davacı vekili tarafından sunulan itiraz beyanları dikkate alınarak; dosya Mahkememizce Adli Tıp Kurumuna tevdi edilmiş olup; .... tarafından düzenlenen 09/11/2023 tarih ve 141476 sayılı rapor kapsamında da, dava konusu "31/01/2019 düzenleme ve 03/05/2019 ödeme tarihli, 80.000 TL bedelli senet" üzerinde bulunan imzanın, davacıya ait olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce; gerek bağımsız bilirkişiden ve gerekse Adli Tıp Kurumundan aldırılan bilirkişi raporlarının, ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu anlaşılarak yapılan incelemede; "31/01/2019 düzenleme ve 03/05/2019 ödeme tarihli, 80.000 TL bedelli senet" üzerinde bulunan imzanın, davacı ...'ya ait olduğu kanaatine varılmıştır. V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle) 1) Davanın (Menfi Tespit Talebinin) REDDİNE; 2) İcra İnkar Tazminatı talebinin REDDİNE; 3) Mahkememizce 17/11/2021 tarihinde verilen "İhtiyati Tedbir" kararının tüm hüküm ve sonuçları ile birlikte KALDIRILMASINA; 4) Davalı tarafından sunulan İcra İnkar Tazminatı (kötü niyet) talebinin feragat nedeniyle REDDİNE; 5) Karar ve İlâm Harcı : Mahkememizce tahsili gerekli 427,60 TL karar ve ilâm harcı ile ilgili olarak; a) Davacı tarafından yatırılmış olduğu anlaşılan toplam 3.159,34 TL.'nin, 427,60 TL.'lik (karar ve ilâm harcı) kısmının, davacı üzerinde BIRAKILMASINA; b) Davacı tarafından yatırılmış olduğu anlaşılan toplam 3.159,34 TL.'nin, 427,60 TL.'lik (karar ve ilâm harcı) kısmının mahsubu neticesinde fazla yatırılmış olduğu anlaşılan 2.731,74‬ TL'nin; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde davacıya İADESİNE; 6) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin, davacı üzerinde BIRAKILMASINA, b) Davalı tarafından yatırılan 406,40 TL posta ve tebligat giderinin; davacı taraftan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE, c) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca .... bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, d) .... n 09/05/2023 tarihli Adli Tıp Raporuna ilişkin 09/05/2023 tarih ve ... sayılı, 2.150,00 TL bedelli faturasının davacı vekiline 31/05/2023 tarihinde; 10/11/2023 tarihli Adli Tıp Raporuna ilişkin 15/11/2023 tarih ve ... sayılı, 5.095,00 TL bedelli faturasının yine davacı vekiline 13/12/2023 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakta ise de; davacı vekili tarafından, söz konusu .... fatura bedellerinin ödenmemiş olduğunun anlaşılması nedeniyle; 2.150,00 TL ve 5.095,00 TL fatura bedellerinin, davacı tarafından .... ÖDENMESİNE, e) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 7) Vekâlet Ücreti : Davalı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3, 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce reddine karar verilen 185.000,00 TL üzerinden) takdir edilen 29.600,00 TL. vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE, Dair; davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda verilen karar, gerekçeli kararın TEBLİĞ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca .... Bölge Adliye Mahkemesi'ne İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere okunup, yapılan açık yargılamada karar verildi. 20/02/2024 Katip .... Hâkim ... ¸ ¸ Gerekçeli Karar

Atıf: Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/678, K. 2024/107, T. 20.02.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-678-e-2024-107-k-b014224823b6