İlk Derece Mahkemesi · Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/56 E. 2024/782 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/56
- Karar No
- 2024/782
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/56 Esas - 2024/782 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/56 Esas KARAR NO : 2024/782 HAKİM : ..... KATİP : ..... DAVACI : ..... VEKİLİ : Av. ..... DAVALI : 1- ..... VEKİLİ : Av. ..... DAVALI : 2- ..... VEKİLİ : Av. ..... DAVALI : 3- ..... VEKİLİ : Av. ..... DAVALI : 4- ..... DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 23/01/2024 KARAR TARİHİ : 22/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili idarenin davalı şirketlerden ihale yolu ile hizmet alımı yaptığını, dava dışı ...'in iş akdinin şahsın çalıştığı deponun kapatılması feshedilmesi nedeniyle ihbar ve kıdem tazminatı alacakları toplamının 209.295,56 TL olup bunun son yüklenici firma ... Şirketi dönemine isabet eden kısım nedeniyle 34.774,13 TL kıdem tazminatı ve 29.577,37 TL ihbar tazminatı olmak üzere toplam 64.351,50 TL'nin firmadan tahsil edildiğini ve geriye 144.944,06 TL kaldığını, davalı şirketlerden hizmet alımı nedeniyle idari ve teknik sözleşmeler ile sözleşmeler gereğince davalıların bu alacaklardan rücuen sorumlu olduğunu, dava dışı işçi ...'e ödenen 209.295,56 TL'den bakiye kalan 144.944,06-TL kıdem tazminatından fazlaya ilişkin tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, sorumlulukları oranında davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı 23/08/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını ıslah etmiş, harcını yatırmıştır. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun davacı ile dava dışı işçi arasındaki sözleşmenin belirli süreli olup, bu sözleşme süresinin sona ermesiyle dava dışı işçinin iş akdinin de sona erdiğini, işçilik alacaklarından davacı idarenin sorumlu olduğunu, talep sonucunun çok açık olmadığını, davacının sadece kıdem tazminatı nedeniyle yapılan ödeme nedeniyle mi rücuen tazminat talebinde bulunduğu yoksa talebinin içerisinde ihbar tazminatının da mı olduğu hususunun açık olmadığını, işverenlikler arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmasına rağmen hiçbir hukuki sürece başvurulmaksızın sırf iderece tek taraflı yapılan ödemeye istinaden müvekkilinin sorumluluğuna gidelemeyeceğini, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı idare tarafından dava dışı işçiye tazminat olarak ödeme gerçekleştirildiğine ilişkin herhangi bir bildirim de yapılmadığını, güncel Yargıtay kararlarına göre dava dışı işçinin işçilik alacaklarından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirketin iş akdinin feshine sebebiyet vermemesi nedeniyle de dava dışı işçinin işçilik alacaklarından sorumlu tutulamayacağını, taraflar arasında yapılan ihale sözleşmesinde işçilere ödenen tazminatlara ilişkin alt işverenlere rücu edileceğine dair açık bir düzenleme bulunmaması nedeniyle söz konusu değişiklikle İş Kanunu'nun 112. maddesine eklenen bu hüküm gereği müvekkili lehine kazanılmış bir hak bulunduğunun açık olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; istemin zamanaşımına uğradığını, Kamu Kurumlarında çalışan işçilerin 696 sayılı KHK kapsamında kamuya alındığını, kamuya geçiş esnasında işçi tarafından feragat verildiğini, öncelikle dava dışı işçinin kadroya geçip geçmediğinin araştırılmasının gerekli olduğunu, davacı tarafın kendi takdiriyle yaptığı ödemeyi rücuen talep edemeyeceğini, davacı ile müvekkili arasında imzalanan sözleşmede müvekkiline kıdem ve ihbar tazminatı ile ilgili herhangi bir sorumluluk yüklenmediğini, böyle bir hüküm olsa dahi genel işlem koşullarına aykırılık nedeniyle yazılmamış sayılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ödeme yapıldığı tarihte müvekkilinin temerrüde düşürülmemesi nedeniyle ödeme tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; istemin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin sadece işçinin ücret bordrolarını düzenlediğini, işiçnin çalışıp çalışmayacağına asıl işveren konumunda olan davacının karar verdiğini ve arada muvazaalı bir ilişki bulunması nedeniyle davacı yanın dava dışı işçinin işçilik alacakları nedeniyle yaptığı ödemeyi müvekkilinden talep edemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla TBK'nun 167. Maddesi gereğince müvekkilinin en fazla yarı yarıya sorunluluğu yoluna gidilebileceğini, ödeme ile alacağın muaccel hale gelmediğini, müvekkilinin temerrüde düşürülmemesi nedeniyle ödeme tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini, hesaplamaya esas verilerin ne şekilde temin edildiği, temin edilen verilerin belgeye dayanıp dayanmadığının da hesaplanması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir Davalı ... Ltd. Şti, davaya cevap vermemiştir. Dava; işçilik alacağının rücuen tazmini istemine ilişkindir. Ödeme tarihi nazara alınarak bir kısım davalıların zaman aşımı itirazlarının reddine karar verilmiştir. Dava dışı işçi ...'in iş yeri ünvanlı hizmet döküm cetveli, davaya konu hizmet sözleşmeleri ile eki şartnameler celbedilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır. Dosya kapsamı nitelikli hesap uzmanı bilirkişiye tevdii edilmiş, 19/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava dışı işçiye davalılar nezdinde ki çalışmasına istinaden 64.351,50 TL kıdem tazminatı ödendiği, dava dışı işçinin davalılar nezdinde geçen hizmet süresi ile orantılı olarak hesaplama yapıldığında; davalı ... Anonim Şirketi'nin 8.639,08 TL'den sorumlu olduğu, davalı ... Ltd. Şti'nin 45.402,49 TL'den sorumlu olduğu, davalı ... Ltd. Şti'nin 45.402,49 TL'den sorumlu olduğu, davalı ... A.Ş 45.402,49 TL'den sorumlu olduğu rapor edilmiştir. ..... nolu ilamında; "İşçilik alacağı davasında idarenin sorumlu tutulması iş kanunundan kaynaklanan bir zorunluluktur.Davacı tarafından ödenen kısmın rücuuna ilişkin davada ise taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakmak gerekir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 23.maddesi hizmet işleri genel şartnamesine atıf yapmakta olup ,şartnamenin ,6.bölüm 38.maddesi hükmüne göre ,çalıştırılan işçilerin ücret ve yan ödemelerinden davacı yüklenici çalıştırdığı dönem ile sınırlı olarak sorumludur.Müteselsil borçlulukta borçlular arsındaki iç ilişkiyi düzenleyen TBK 167 .maddenin dava konusu olayda uygulanması mümkün değildir.Zira sözleşme ve ihale dökümanında sorumluluk belirlenmiştir...." ..... nolu ilamında; "dava dışı işçinin davalı ve dava dışı diğer altverenler işçisi olarak çalıştığı süre olarak çalıştığı süre bir yıldan az olsa bile işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak kıdem tazminatının bu alt veren işverenlerden tahsiline karar verilmesi gerektiği......."hüküm altına alınmıştır. ..... nolu ilamında ;" işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri ,faiz ve vekalet ücreti açısından da davalılar aleyhine hükmedilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının davalılara bu alacağını da rücu edebileceği......" hükmü kararlaştırılmıştır. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14/02/2018 tarih ve .....sayılı kararında “Davalıya Ait Borcu Ödemek Zorunda Kalan Davacının Zararı Ödeme Tarihinde Doğduğundan Ödeme Tarihinden İtibaren Faiz Talep Edebilmesi İçin Karşı Tarafı İhtar ile Temerrüde Düşürmesine Gerek Olmadığını” kabul etmiştir.Söz konusu kararda “ Bilindiği üzere rücu hakkı, nihai olarak başkasının ödemesi gereken bir borcu tamamen veya kısmen ifa eden kişinin, yapmış olduğu ifayı asıl borçluya dönerek isteme hakkıdır. Söz konusu hak, başkasına ait bir borcu ifa ettiği için mal varlığında kayba uğrayan kişiye tanınan ve mal varlığındaki bu eksilmeyi gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Rücu hakkı, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki asıl borç ilişkisinden bağımsız, rücu eden ile edilen arasındaki hukuki ilişkiden doğan tamamen yeni bir haktır. Diğer bir anlatımla asıl alacağı ödeyen kişi, bu alacaktan bağımsız olarak kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel hale gelmektedir. Keza ödeyenin malvarlığındaki zarar, ödeme anında doğmaktadır. Bu durumda, davalıya ait borcu mahkeme ilamı uyarınca ödemek zorunda kalan davacının zararı ödeme tarihinde doğduğundan, açtığı rücu davasında ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebilmesi için karşı tarafı ayrıca bir ihtar ile temerrüde düşürmesine gerek olmadığı Hukuk Genel Kurulunca kabul edilmiştir.” denilmektedir. Buna göre İşçilik alacaklarının rücu edilmesine dair davalarda davacı alacaklının ödeme tarihi itibari ile borçlunun ödeme miktarı kadar sebepsiz zenginleşeceğinden ,davalı yanın dava tarihinden önceki faiz talebi için davadan önce ayrıca temmerrüde düşürülmesine gerek yoktur. Dava konusu hizmet alım sözleşmeleri ile eki şartnamelere göre; davacının asıl işveren olduğu, davalıların alt işveren olduğu, bu haliyle davalının çalıştırılan dava dışı işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğunun bulunmadığı, dolayısıyla asıl ve alt işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, asıl işveren ile alt işverenin, İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmalarına rağmen, rücu ilişkisinde taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin uygulanmasının, sözleşme hukukunun en temel ilkelerinden olması, işçilik alacakları asıl işveren tarafından ödenen işçinin, alt işveren yüklenicilerin işçisi olduğu, sözleşme bedeline işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olduğu, asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmede, "asıl işverenin, işçilik alacaklarından sorumlu olacağına" dair bir hüküm bulunduğunun da iddia ve ispat edilmemiş olması ,tam aksine tüm hizmet sözleşmelerinde ve teknik şartnamede işçilik alacaklarından yüklenicinin sorumlu olacağı kararlaştırıldı dikkate alındığında, davacı asıl işverenin, ödemiş olduğu işçilik alacakları ve ferilerinin tamamını, işçiyi çalıştıran alt işverenlerden işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmiştir. Tüm dosya kapsamı, mahkememizce aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı işçi ...'in alt işveren olan davalı şirketler bünyesinde çalıştığı, işçinin hak kazandığı işçilik alacaklarının, işçinin ayrılması sonucunda davacı tarafça ödendiği, bununla birlikte dava dışı işçinin hak kazandığı ve işçiye ödenen kıdem tazminatı ve diğer işçi alacaklarından asıl işveren ve alt işverenlerden talep hakkı bulunduğu, davacı asıl işverenin ise ödemiş olduğu işçilik alacakları ve ferilerinin tamamını, işçiyi çalıştıran alt işverenlerden işçi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak talep hakkı bulunduğu anlaşılmakla, davacı tarafça dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarına yönelik davanın kabulü ile davalı alt işverenlerden dava dışı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olmak üzere davacı yanın ödediği kıdem tazminatının rücuen tahsiline karar vermek gerekmiş olup ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; a-8.639,08-TL'nin ödeme tarihi olan 28/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, b-45.402,49 TL'nin ödeme tarihi olan 28/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... Ltd. Şti'nden alınarak davacıya verilmesine, c-45.402,49 TL'nin ödeme tarihi olan 28/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... Ltd. Şti'nden alınarak davacıya verilmesine, d-45.402,49 TL'nin ödeme tarihi olan 28/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 9.894,46 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL ve 2.456,54 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 7.010,32 TL karar harcının 389,47 TLsinin davalı ... Anonim Şirketi'nden alınarak, 2.206,95 TL sinin davalı ... Ltd. Şti'nden alınarak 2.206,95 TLsinin davalı ... Ltd. Şti'nden alınarak,2.206,95 TLsinin ise davalı ... A.Ş'den alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca takdir olunan( kabul edilen miktar nazara alınarak) 30.000,00 TL vekalet ücretinin, 1875 TLsinin davalı ... Anonim Şirketi'nden alınarak,9375 Tl sinin davalı ... Ltd. Şti'nden alınarak ,9375 TLsinin davalı ... Ltd. Şti'nden alınarak,9375 TLsinin ise davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 5.000,00 TL bilirkişi masrafı, 427,60 TL başvurma harcı, 2.456,54 TL ıslah harcı ,427,60 TL peşin harç ve 3.250,00 TL posta masrafı toplamı olan 11.561,74 TL giderinin 642,34TLsinin davalı ... Anonim Şirketi'nden alınarak, 3.639,80 Tl sinin davalı ... Ltd. Şti'nden alınarak , 3.639,80 TLsinin davalı ... Ltd. Şti'nden alınarak, 3.639,80 TLsinin ise davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince ..... bütçesinden karşılanacak olan 2.200,00 TL arabuluculuk giderinin 122,23 TLsinin davalı ... Anonim Şirketi'nden alınarak692,59 Tl sinin davalı ... Ltd. Şti'nden alınarak , 692,59 TLsinin davalı ... Ltd. Şti'nden alınarak, 692,59 TLsinin ise davalı ... A.Ş'den alınarak hazineye irad kaydına, 6-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı diğer davalıların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren ... A.Ş yönünden miktar itibariyle kesin, diğer davalılar yönünden iki hafta içerisinde ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/11/2024 Katip ..... e-imzalıdır Hakim ..... e-imzalıdır