İlk Derece Mahkemesi · Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/449 E. 2024/849 K.
Konu: Ortaklığın Tespiti
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/449
- Karar No
- 2024/849
- Karar Tarihi
- Konu
- Ortaklığın Tespiti
T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/449 Esas - 2024/849 Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/449 Esas KARAR NO : 2024/849 HAKİM : .... KATİP : .... DAVACI : .... VEKİLİ : Av. .... DAVALILAR : 1- .... 2- .... DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 26/06/2024 KARAR TARİHİ : 11/12/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... 11.06.2024 tarih ve .... sayılı yazısı uyarınca; "... vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellef ... Şirketi hakkında Vergi Müfettişi ... tarafından düzenlenen ve 03.04.2024 tarihinde dairemiz kayıtlarına giren 26/01/2024 tarih ve .... sayılı Vergi Tekniği Raporunun sonuç bölümünde yer alan:"Raporun 3.8. bölümünde detaylı olarak açıklandığı üzere; teşebbüsün muvazaalı olduğu, bu nedenle mükellef kurumun tüm faaliyetleri bakımından asıl ve gizli ortağının ... olduğunun, bu şahıslar tarafından şirketin ... üzerine yapılması işleminin sadece kağıt üzerinde yapılmış muvaazalı bir işlem olduğu ve asıl ortak ... hakkında tahakkuka dayalı ihtiyati haciz uygulanması, tarh edilecek vergi ve kesilecek cezalar nedeniyle ... hakkında takip yapılabilmesi için bu kişi ile mükellef kurum arasındaki ortaklığın tespiti davası açılması gerektiği" hususunun bildirildiğini, sonuç olarak ...”ın ortaklığının muvazaalı olduğunun, şirket adına işlem yapan ...'nın 09.10.2019 tarihinden itibaren şirketin resmi ortağı olmasa da, gizli ortakların ispat edilebildiği takdirde aralarında aksi bir anlaşma yoksa onların da yönetim, denetim ve temsil hakkına sahip olduğu, şirket borçlarından dolayı tüm mal varlığı ile sorumlu olduğu kabul edilmesini, 213 sayılı VUK' un 3. Maddesinde “Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.” Hükmü yer aldığını, Ayrıca 6183 sayılı A. A,T.U.H. Kanunun 17. maddesinin 3. Bendine göre “Teşebbüsün muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmişse,” ihtiyati haciz muvazaalı teşebbüsten vergi ve resim bakımından faydalananların malları hakkında tatbik olunur hükmü yer almakta olduğunu, teşebbüsün muvazaalı olduğunu, bu nedenle mükellef kurumun tüm faaliyetleri bakımından asıl ve gizli ortaklarının ... olduğunun, bu şahıs tarafından şirketin ...'ın üzerine yapılması işleminin sadece kağıt üzerinde yapıldığını, ...'nın şirket borçlarından kurtulmak amacıyla yapılmış muvaazalı bir işlem olduğunu ve bu kişiler nezdinde tahakkuka dayalı ihtiyati haciz uygulanmasını, tarh edilecek vergi ve kesilecek cezalar nedeniyle ... hakkında takip yapılabilmesi için bu kişi ile mükellef kurum arasındaki ortaklığın tespiti davası açılması gereğinin hasıl olduğunu belirterek davanın kabulü ile ... hakkında takip yapılabilmesi için bu kişi ile mükellef kurum arasındaki ortaklığın tespitine, ... hakkında tahakkuka dayalı ihtiyatı haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dilekçesi tebliğ edilen davalılar davaya cevap vermemiştir. Dava; davalı ...'nın diğer davalı şirketin gizli ortağı olup olmadığının tespitine ilişkindir. Somut olayda; davacı tarafından mükellefi olan davalı şirket hakkında tahakkuk eden ve edecek vergi ve vergi ziyai cezalardan sorumluluğa yönelmek için davalı gerçek kişinin şirket gizli ortaklığına karar verilmesi talep edilmektedir. Dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davaları, bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır ve ... davasının öncüsü durumundadır. Henüz koşulları tamam olmadığı için açılamayan ... davası için ilerdeki hukuki ilişkinin açıklığa kavuşturulması bakımından, kesin delil olarak kullanılmak üzere tespit davası güncel bir yarar var ise açılabilir. Tespit davasının konusu maddi vakıalar değil, yalnız hukuki ilişkiler olabilir ve hukuki ilişkinin var olup olmadığının hemen tespitinde davacının güncel bir yararı bulunmalıdır. Hukuki yararın varlığı, dava koşulu niteliğinde olup; mahkemece, kendiliğinden gözönünde tutulur. Dava, hakkın ihlali nedeniyle mahkemeden hukuki korunma istemidir. Dava hakkı da, hukuki yarar ile sınırlıdır. Davacı, ihlal edildiğini ileri sürdüğü hakkını elde edebilmek için mahkeme kararına muhtaç bulunmalıdır. Bu bağlamda, hukuki korunmada (davada), zorunluluk olmalıdır. Tespit davası ile istenen hukuki korunma, ... davası ile tamamen elde edilebilecekse o zaman davacının ayrı bir tespit davası açmasında hukuki yararı yoktur. Îdeal veya geleceğe dönük bir yarar yeterli değildir. Kural olarak, ... davalarında hukuki yararın varlığı asıldır ve ayrıca bu yönde bir ispat yükümlülüğü yoktur. ... davası ile aynı zamanda davanın dayandığı hakkın veya hukuki ilişkinin var olduğunun tespiti de hüküm altına alınır ve buna bağlı olarak ... emrini kapsar. O halde ... davası açmak mümkün ise tespit davası açılamaz. Tespit davalarında ise; hukuki ilişkinin varlığının, hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması gerekir. Bu da, üç şartın birlikte varlığına bağlıdır. a)Davacının bir hakkı veya hukuki durumu, güncel (halihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı; b)Bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı; c)Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen (icraya konulamayan) tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. Öte yandan mevzuatımızda sermaye şirketlerinde gizli ortaklık kavramı kabul edilmiş değildir. Şirket işlemleri ve bu arada VUK ve 6183 sayılı yasalar çerçevesinde muhatap olunacak kişiler şirketin kayıtlı ortaklarıdır. Bu kapsamda; limited şirketlerde ortakların kamu borcundan dolayı sorumluluğuna dair özel düzenlemeler olsa da gizli ortağın durumunun adi ortaklık olarak kabul edildiği ve şirket ortaklarının sorumluluğunun adi ortaklığı teşkil edilemeyeceği, davalının hangi ortak ile gizli ortak olduğu ve daha önce pay sahibi olup olmadığının belirsiz olduğu, üstelik muvaazalı işlemlere dair deliller varsa 6183 sayılı yasa gereği ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz yetkisinin davacı idarenin takdirinde olduğu, keşinleşmiş bir yargı kararına gerek olmadığı, delillerin takdirinde bir tespit kararına gerek olmadığı, idarenin yapması gereken açık ve emredici bir hüküm olduğu, tespit hükmü ile idari işlemlerden dolayı gidilecek kanun yollarında sorunlara neden olabileceği, eldeki davanın konusunu teşkil eden tespit talebi yönünden hukuki yararın bulunduğu söylenemez. (Bkz. .... 'nin 17/06/2016 tarih, .... sayılı ilamı). Tüm bu açıklamalar kapsamında, davacının eldeki tespit davasının açılmasında güncel hukuki yararının olmadığı kanaatine varılarak 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h ve 115 maddeleri uyarınca davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı belirlenmekle, 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-h,115 maddeleri gereğince hukuki yarar dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333. maddesi gereğince yatırılan gider/delil avansından artan kısmın karar kesinleştiğinden yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinini yüzüne karşı, davalıların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/12/2024 Katip .... e-imzalı Hakim .... e-imzalı