İlk Derece Mahkemesi · Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/604 E. 2023/615 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/604
- Karar No
- 2023/615
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/604 Esas KARAR NO : 2023/615 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ...- ... VEKİLİ : Av. ... - .... DAVALI : ... - ...- ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/09/2023 KARAR TARİHİ : 26/09/2023 YAZIM TARİHİ : 29/09/2023 Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasında dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ... Şubesinin ... çek numaralı, 15/09/2023 keşide tarihli 300.000,00-TL tutarındaki çek ile ... Şubesinin ... çek numaralı, 30/09/2023 keşide tarihli 300.000,00 TL tutarındaki çeklerin lehtarı ve yetkili hamili olduğunu, söz konusu çeklerin ödeme tarihlerinin yaklaşması nedeni ile müvekkil tarafından hazırlanmak istendiğinde çeklerin kasada ve ofiste bulunmadığının fark edildiğini, tüm aramalara rağmen çekleri bulamadıklarını, müvekkilinin uhdesinde bulunduğu sırada çalınmış veya kaybolmuş olan çeklerle ilgili .... Esas sayılı dosyası ile çek iptali davası açıldığını ve mahkemece çekler hakkında ödeme yasağın konulduğunu, bu esnada davalı ... tarafından müvekkil şirket yetkilisine haricen ulaşılarak çekin kendi uhdesinde olduğu bilgisinin verildiğini, ancak davalı taraf ile müvekkili arasında her hangi bir ticari ilişki bulunmadığını, söz konusu çeklerin davalı yana usulüne uygun bir ciro zinciri ile de geçmediğini, dolayısı ile yukarıda detaylı şekilde izah edildiği üzere müvekkil şirketin ofisinden kaybolmuş veya çalınmış bulunan dava konusu çeklerin usulsüz şekilde davalı yanın yedinde bulunduğunu, müvekkil şirketin davalı yana dava konusu çekler nedeniyle herhangi bir borcu bulunmadığını, bu hususun tarafların ticari defter ve kayıtları ile dava konusu çeklerin ciro zinciri incelendiğinde sübut bulacağını bu nedenle açıkladıkları ve resen gözetilecek nedenlerle, fazlaya ilişkin talep, dava, ıslah ve şikâyet hakları ile davalı yanca haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatılması halinde takip konusu alacağın %20sinden az olmamak üzere davalı yan aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, öncelikle işbu dava sonuçlanıncaya kadar İİK m. 72/2 uyarınca icra takibinin tedbiren durdurulmasına dair teminatsız olarak, Mahkemece işbu taleplerinin kabul görmemesi halinde %15 ten yukarı olmamak üzere teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, dava sürecinde tahsilat yapılması durumunda tahsil edilen tutar yönünden davaya istirdat davası olarak devam etme hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilin; ... Bankasının ...Şubesi ... İban Numaralı ... çek numaralı, keşidecisi ...lehtar ..., keşide yeri .... olan 15/09/2023 keşide tarihli, 300.000,00-TL tutarlı çeki ile ile ·... Bankasının ...Şubesi ... İban Numaralı ... çek numaralı, keşidecisi ...lehtar ..., keşide yeri .... olan 30/09/2023 keşide tarihli, 300.000,00-TL tutarlı çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava şartı noksanlığı bulunması nedeniyle Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2. maddesi uyarınca dava dilekçesi tebliğ edilmemiş ancak, davalı vekili 22/09/2023 tarihli dilekçesi ile UYAP sistemi üzerinden davadan haberdar olduklarını beyan ederek, dava açıldıktan sonra taraflarına arabuluculuk teklif edilmesi nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, aynı Kanun'un 114/2 maddesinde ise, diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 19.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiştir. Anılan maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” düzenlemesi getirilmiştir. Görüldüğü üzere, 6102 sayılı TTK’ye eklenen 5/A maddesinde, Kanun’un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan ticari davalarda, arabuluculuk dava şartı olarak belirlenmiştir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesini içermekte olup, bu madde ile dava açılmadan arabuluculuğa başvurulması hali dava şartı olarak kabul edilmiştir. Eldeki davada,; davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış suretinin mahkememize sunulmadığı tespit edilmekle; Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi gereği arabuluculuk son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış suretinin mahkememize sunulması için davacı vekiline 1 haftalık kanuni kesin süre verilmesine, iş bu kesin süre içerisinde ilgili tutanak aslı veya onaylı sureti mahkememize sunulmadığı taktirde Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115 maddeleri gereği dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verileceğinin davacı vekiline ihtarına karar verilerek iş bu tensip zaptı ihtarat mahiyetliyle davacı vekiline tebliğ edilmiş, davacı vekili 22/09/2023 tarihli dilekçesi ile 19/09/2023 arabuluculuğa başvurma tarihli ve .... nolu Arabuluculuk Son Tutanağını sunduğu görülmüştür. Dava; menfi tespit davası olup, 01.01.2019 tarihinden sonra açılmış olmakla, ticari bir dava olarak zorunlu arabuluculuğa tabidir. Somut olayda; 18/09/2023 tarihli dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış suretinin mahkememize sunulmadığı, mahkememizce 19/09/2023 tarihinde düzenlenen tensip tutanağının 2 nolu ara kararı gereği 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince, dava açılmadan evvel arabuluculuğa müracaat edilerek, anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini mahkememize sunması için davacı vekiline bir haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin 22/09/2023 tarihli dilekçesi ile, dava tarihinden sonraki bir tarih olan 19/09/2023 arabuluculuğa başvurma tarihli ve .... nolu Arabuluculuk Son Tutanağını sunduğu, bu halde eldeki dava açıldıktan sonra arabuluculuğa başvurulduğu anlaşılmış olup, bu kapsamda davanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 maddesi yollaması ile Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar mahkememizce 19/09/2023 tarihinde düzenlenen tensip tutanağının 3 nolu ara kararı gereği davalı tarafa Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2. maddesi uyarınca dava dilekçesi tebliğ edilmemiş ise de davalı vekilinin UYAP sistemi üzerinden davadan haberdar olduklarını beyan ederek, dava açıldıktan sonra taraflarına arabuluculuk teklif edilmesi nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiği, bu haliyle davalının yargılamada kendisini vekille temsil ettiği, davalı vekili tarafından yerine getirilen avukatlık faaliyetinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2. maddesi kapsamında olduğu değerlendirilmiş olup, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, yine karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesinin "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." düzenlemesi gereği davalı lehine tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı vekalet ücretine hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL peşin harçtan peşin alınan 10.246,50 TL harcın mahsubu ile, bakiye 9.976,65 TL harcın kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde davacıya iadesine, 269,85 TL karar ve ilam harcının Hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2 maddesi uyarınca takdir olunan 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Eldeki dava tarihinden önce yerine getirilen bir arabuluculuk faaliyeti bulunmadığından arabuluculuk ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı tarafından yatırılan avansın kullanılmayan kısmının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf başvuru yolu açık olmak üzere karar verildi. 26/09/2023 Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır