İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/96 E. 2024/366 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/96
- Karar No
- 2024/366
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/96 Esas - 2024/366 T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR ESAS NO : 2023/96 Esas KARAR NO : 2024/366 .... DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/02/2023 KARAR TARİHİ : 17/05/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/06/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekilinin 06/02/2023 tarihli dava dilekçesi özetle; davalı ile anlaştıkları sözleşme çerçevesinde kurulan ticari ilişki kapsamında, davalı tarafa sözleşme kapsamında üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, bunu yaparken tüm hak edişleri ve mal teslimlerini fatura tanzim ederek hem bu faturaları davalı tarafa gönderdiğini hem de bağlı bulunduğu vergi dairesine satış beyanında bulunduğunu, müvekkili akdedilen sözleşmeye istinaden üzerine düşen tüm edimleri eksiksiz yerine getirmişse de davalı sözleşmeye aykırı davranarak üstlenmiş olduğu ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkili firma bu kapsamda kendi kayıtlarında davalı taraf için açılan Cari Hesap Ekstresinde davalının aldığı malları borç hanesine, yaptığı ödemeleri ise alacak hanesine kaydetmek suretiyle cari hesap ilişkisi oluşturduğunu, davalı taraf için oluşturulan bu cari hesapta, davalı tarafın müvekkili şirkete mal satış ve tesliminden, müvekkili firmanın hak edişlerinden kaynaklı itirazın iptaline konu 183.805,32 TL bakiye borcu kaldığın, netice itibariyle müvekkili ile borçlu davalı arasında ticari ilişki bulunmakta olup davalı KLV inşaat ile müvekkili arasındaki borç ilişkisini gösterir cari hesap ve ticari defterlerde de görüleceği üzere davalının takip tarihi itibari ile müvekkiline 183.805,32 TL borcu bulunduğunu, davalı şirket açık kalan cari hesaba ilişkin ödemelerin yapılacağı bahanesiyle müvekkili şirketi oyalamış müvekkili şirket de aradaki ticari ilişkiye istinaden iyiniyetli olarak beklediğini uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen davalı tarafça borcun tamamı ödenmediğini, müvekkilinin bu süreçte mağdur edildiğini, müvekkilinin bakiye cari hesap alacağının tahsili için ..... sayılı dosyası üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine girişildiğini ancak borçlu vekili 21/11/2022 tarihli itiraz dilekçesi ile borca itiraz etmiş ve akabinde takibin durdurulduğunu bunun üzerine tarafımızca davaya konu fatura tutarlarının ve cari ödenmesi ve tahsili amaçlı 07/12/2022 tarihli ve 2022/145724 numaralı arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak davalı tarafla uzlaşma sağlanamadığını, bu sebeple huzurdaki davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkilinin borçlu şirkete sağlamış olduğu hizmetlere ve hak edişlere ilişkin kestiği Faturalar, Gelir İdaresi Başkanlığına sunulan BS Formları arasında yer aldığı Gelir İdaresi Başkanlığından BA/BS formlarının celbini talep ettiğini, Gelir İdaresi Başkanlığından celbedilen BA formları sonrası borçlu şirketin faturalarda yer alan hizmetlerin karşılığını aldığı açıkça anlaşılacağını müvekkili tarafından davaya konu kesilen faturalar borçlu şirkete tebliğ edilmiş olup davalı şirket tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını Kaldı ki taraflara ait ticari defterlerin incelenmesinde davalının takip çıkışı kadar borçlu konumda olduğu ve dava konusu takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiği ortaya çıkacağını davalı hakkında başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi yasaya uygun olup müvekkili tarafından davalı borçluya verilen hizmet ifaları, düzenlenen faturalarda da açıkça gösterildiğini ayrıca davalıya tebliğ edilen faturalara da itiraz edilmediğini, davalı tarafından müvekkilinin takibe konu ettiği alacak miktarının biliniyor olması gözetildiğinde davacı tarafından icra takibine yapılan itiraz kötüniyetli ve hukuka aykırı olduğunu, hal böyle olunca alacağın likit oluşu da göz önüne alındığında davacı aleyhine takip miktarının %20'sinden aşağı olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Bu konuda ..... Sayılı kararı şu şekildedir: "Davacıların temyiz istemi yönünden; İİK 67. madde uyarınca icra inkar tazminatı yargılamada karar verilinceye kadar, ıslah olmaksızın talep edilebileceğinden, davacıların bu talebi kabul edilerek, alacağın faturadan kaynaklandığı da gözetilip, icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken, talebin reddi doğru olmamıştır." Davalı şirket borca itiraz etmekte haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu sebeple zaman kazanmak amacıyla yapılan haksız itirazın iptali ile kötü niyetli olarak itiraz etmesi sebebi ile davalı borçlunun alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili 27/03/2023 tarihli cevap dilekçesinde; " Davacı.... Fuar Alanı İşi'' kapsamında ''Yapısal Çelik Konstrüksiyon İmalatı ve Montajı İşlerini'' taahhüt etmek üzere 17.07.2020 tarihli Yüklenici Sözleşmesi (EK-1: Yüklenici Sözleşmesi ) imzalanmıştır. Sözleşmenin sonlanmasına müteakip davacı yanca müvekkil şirket aleyhine 04.11.2022 tarihinde işbu sözleşmeden doğan alacaklarının ödenmediği iddiasıyla.... Esas sayılı dosyasına 21.11.2022 tarihli borca itiraz dilekçesi sunulmuş ve takip durmuştur. İcra takibinin durdurulması neticesinde davacı yanca sayın mahkemeniz huzurunda görülmekte olan işbu dava ikame edilerek dava dilekçesinde özetle sözleşmeden doğan edimlerin tam ve eksiksiz yerine getirdiğini buna karşılık davalı müvekkil tarafından bakiye ödemelerin yapılmadığı ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir. Davacının tüm iddia ve talepleri dayanaksız olup davanın reddi gerekmektedir. Şöyle ki; A- DAVACI YAN DAVA DİLEKÇESİNDE TALEPLERİNİ SOMUTLAŞTIRMAMIŞTIR: 1- Davacı dava dilekçesinde taleplerini hakediş ödemeleri ve teminat iade ödemeleri olarak ifade etmektedir. Ancak davacı yan, dava dilekçesinde bu taleplerini somut bir şekilde açıklamamış ve talep etmiş olduğu alacak kalemlerini açık bir şekilde dilekçesinde göstermemiştir. Bu nedenle dava dilekçesinde yer alan bu usuli eksiklik nedeni ile öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesini talep ederiz. 2- Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde dahi 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. Maddesi gereği dava dilekçesinde belirsiz olan bu hususlarda açıklama yapılması ve belirsizliğin giderilmesini sağlamak adına davacıya süre verilmesini talep ederiz. Bu kapsamda davacının yapacağı tüm açıklamalara ilişkin dava, cevap ve itiraz hakkımızı saklı tuttuğumuzu da ayrıca beyan ederiz. Yukarıda arz ve izah olunan tüm nedenlerle de öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesini gerekmekle birlikte mahkemenin aksi kanaatte olması halinde de davacının müvekkil şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Şöyle ki; B- EKTE İBRAZ OLUNAN İMZALI HAKEDİŞ BELGELERİNDEN DE GÖRÜLECEĞİ ÜZERE MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN DAVACIYA SÖZLEŞME GEREĞİ HAKEDİŞ ÖDEMELERİ YAPILMIŞ OLUP, DAVACININ MÜVEKKİL ŞİRKETTEN İDDİA EDİLDİĞİ ŞEKLİYLE BİR ALACAĞI BULUNMAMAKTADIR : 1- Davacı yan müvekkil şirket ile arasındaki sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinin eksiksiz olarak yerine getirdiğini ancak yapılan işlerden dolayı alması gereken ödemeleri alamadığını iddia ederek müvekkil aleyhine icra takibi başlatmıştır. Davacının müvekkil şirketten herhangi bir muaccel alacağı bulunmamakta olup davacının hak ettiği tüm alacak kalemleri ödenmiştir. Davacının dosyaya sunmuş olduğu defter kayıtları ve sair tüm evraklar delil niteliğine haiz olmadığı gibi yapılan bu icra takibi ve ikame edilen huzurdaki itirazın iptali davası da hukuksuzdur. 2- Davacı tarafından sunulan ticari işlemleri içeren muavin defter kayıtlarına dayanılarak müvekkil şirketin 183.805,32 TL borcu olduğu haksız ve mesnetsiz şekilde iddia edilmektedir. Ancak önemle ve tekrarla belirtmek gerekir ki; davacı hakediş belgelerinde imzalı hakedişler yer aldığından davacı tarafından dayanak gösterilen muavin defter kayıtlarının da alacağı ispata yönelik bir delil niteliğinde kabul edilmesi mümkün değildir. Bu açıklamalarımız ışığında alacağını ispat yükü üzerinden olan davacının iddialarını ispat edemediği sabittir. 3- Kaldı ki davacı tarafın yüklenici sözleşmesi kapsamında yapmış olduğu işler nedeniyle hak etmiş olduğu ödemeler eksiksiz olarak yapılmış olup bu durum müvekkil şirket hesap ekstreleri ve cari hesap kayıtları ile sabittir. C- DAVACI YANCA İŞİN BİTMESİNE RAĞMEN ÖDEMELERİNİN EKSİKSİZ ŞEKİLDE YAPILMADIĞI İDDİA EDİLMİŞSE DE İDARE İLE MÜVEKKİL ŞİRKET ARASINDA KESİN KABUL GERÇEKLEŞMEDİĞİNDEN, TARAFLARCA İMZALI SÖZLEŞME GEREĞİNCE TEMİNATIN İADESİ ŞARTLARI ZATEN OLUŞMAMIŞTIR: 1- Davacı taraf, tüm koşulların yerine yerine getirilmiş olması karşısında müvekkil şirketin bakiye alacaklara ilişkin ödeme yapmadığını iddia etmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen bu iddialar yerinde olmadığı gibi ispat yükü üzerinde olan davacı bu iddialarını ispat dahi edememiştir. 2- Taraflar arasındaki Yüklenici Sözleşmesi'nin 9. Maddesinde "...Gerek işbu Sözleşmenin diğer maddeleri gerek ise bu maddeye göre yapılan nakit teminat kesintileri, İDARE ile İŞVEREN arasında yapılacak kesin kabulden sonra, aşağıdaki koşulların eksiksiz yerine getirilmesi koşulu ile YÜKLENİCİ'ye iade edilebilecektir..." hükmü yer almaktadır. Hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere, teminatların iadesinin ön şartı idare ile işveren olan müvekkil şirket arasında kesin kabul yapılmasıdır. Ancak İdare ile müvekkil şirket arasında henüz kesin hakediş, kesin hesaplar aşaması zaten tamamlanmamış ve mutubakata varılamamış olduğundan şu aşamada teminat kesintilerinin ve diğer teminatların iade edilmesine ilişkin olarak Yüklenici Sözleşmesi'nin 9. maddesi gereği yükümlülük doğmamıştır. Davacının bu iddiaları bütünü ile dayanaktan yoksundur. Nitekim iddialarımız Hatay Büyükşehir Belediyesi'ne müzekkere yazılarak da kesin kabulün yapılıp yapılmadığı noktasında idareden gelecek olan müzekkere cevabı ile ispat edilecektir. 3- Kaldı ki taraflar arasında akdedilen sözleşmede açık bir şekilde yer aldığı üzere işveren müvekkilin teminatları iade etmesinin ön şartı idare ile kesin kabulün sağlanması olmanın yanında iadelerin yapılabilmesi ayrıca birtakım şart ve koşullara da bağlanmıştır: Yüklenici Sözleşmesinin ilgili Maddesi ''YÜKLENİCİ'nin çalıştırdığı işçilerden aldığı ve işçilerine herhangi bir ücret, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, UBGT ücreti, hafta tatili ücreti, ihbar, kıdem vd. tazminat sorumluluğunun bulunmadığına ilişkin ibra belgelerini ibraz etmiş olması ve SGK'dan ilişiksizlik belgesini İŞVEREN'e getirmesi ve bağlı olduğu vergi dairesine borcu olmadığına dair belgeyi ibrazı ve YÜKLENİCİ işçilerinden hiçbirinin iş kazası geçirmemiş olması ve 3.kişilere ve İŞVEREN'e zarar verilmemiş olması, YÜKLENİCİ'nin bu işten kaynaklı olarak 3.kişilere herhangi bir borcu olmadığının tespiti ile ayrıca İŞVEREN aleyhine açılmış ve açılacak davaların veya takiplerin kesin sonucunun alınmasını ve bu davada ve/veya icra takibinde ve/veya hukuki her tür takiplerde hükmedilen tutarların tüm feri'leriyle ve yargılama harç ve giderleriyle birlikte toplamının YÜKLENİCİ tarafından İŞVEREN'e tamamen ödenmesinden sonra işbu SÖZLEŞME mucibince teminatın iadesini engelleyen ve/veya irat kaydedilmesini gerektiren bir durum da yoksa ve İDARE ve İŞVEREN arasında Kesin kabulün yapılmasından sonra ve YÜKLENİCİ'nin İŞVEREN'e hiçbir borcunun kalmadığının saptanması alinde gerek işbu madde gereğince gerek ise Sözleşmenin diğer maddeleri gereğince yapılan teminat kesintileri ile diğer teminatlardan varsa kalanı YÜKLENİCİ'ye iade edilecektir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Bir an için davacının müvekkil şirketten alacaklı olduğu düşünülse dahi; sözleşmenin yukarıda yer verdiğimiz ilgili maddesinde de açıkça düzenlenmiş olduğu üzere müvekkil şirket ile Hatay Büyükşehir Belediyesi arasında yapılacak kesin kabulden sonra dahi; yükleniciye teminat iadesinin yapılabilmesi için, yüklenicinin işçilere ilişkin tüm işçilik alacaklarının ödeme yükümlülüklerini yerine getirmesi, ibraname, ilişiksizlik belgeleri ile diğer belgelerin müvekkile eksiksiz teslim edilmesi gerekmektedir. Davacı yana her ne kadar sözleşme gereğince işçilerin özlük evrakları ile kıdem, ihbar gibi işçilik alacaklarına yönelik belge eksikliklerinin giderilmesi yönünde şifahen ve yazılı olarak talepte bulunulmuşsa da söz konusu eksiklikler giderilmemiştir. Kaldı ki evrakların eksiksiz olarak teslim edildiğini ispat yükü davacı üzerinde olmakla birlikte davacı iddialarını da ispat edememiş ve bahse konu evrakları müvekkil şirkete ibraz ettiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil de sunamamıştır. 4- Açıklamalarımız ışığında teminatın iadesi adına sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olan şartlar yerine gelmemiştir. Hal böyle iken teminatın iadesi için aranan koşullar tamamlanmamış olduğundan davacının teminatın iadesine ilişkin olarak iddia ettiği tüm hususların da dayanaksız olduğu ortaya konmuş durumdadır. D- DAVACI TARAF TAKİBİNDE HAKSIZ VE KÖTÜ NİYETLİDİR. İŞBU NEDENLE LEHİMİZE KÖTÜ NİYET TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİNİ TALEP EDERİZ. 1- Davacı vekili tarafından, borca karşı davacı kurum nezdinde hiçbir itirazın mevcut olmadığını, borcun zımnen kabul ettiği gibi ilgili mevzuat gereğince davacı şirkete borçlu olduğunu, bu nedenle icra takibine yapılan itirazın kötüniyetli olduğunu iddia ederek takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesini talep edilmiştir. 2- Davacının iddiaları yersiz ve hukuka aykırıdır. Zira aleyhimize icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için öncelikle ödeme emrine yapılan itirazın haksız olması gerekir. Ancak müvekkil şirketin itirazları yukarıda yer verdiğimiz tüm açıklamalarımız kapsamında da anlaşılacağı üzere haklı ve yerindedir. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötü niyetli kabul edilir. İzah olunan nedenlerle davacının haksız icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesini, takipte haksız ve kötü niyetli olan davacının takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ederiz " şeklinde talepte bulunmuştur. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; " Davacı tarafından davalı aleyhine .... Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali " istemine ilişkindir. Talep, cevap, faturalar, BA/BS formları, sözleşme, ticari defterler, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya ibraz edilen 31/07/2023 tarihli rapor, 27/11/2023 tarihli ek rapor ve 29/03/2024 tarihli rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 31/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda; " Dosyadaki uyuşmazlığın" davacı tarafından davalı aleyhine .... 04.011.2022 tarihli ilamsız icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ” istemi olduğu,6102 sayılı TTK. 64/3 Maddesine uygun olarak davalı ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin süresi içerisinde yapıldığı, Ticari defterlerin, ticari davalarda deli! olarak kabul edilebilmesi için gerekli olan;a-) Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, b-)Açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırıldığı, c-)Defter kayıtlarının birbirini doğruladığının tespit olunduğu, (6100 Sayılı HMK. Madde 222) Davalı ..... 'nin ilgili fatura dönemlerine ait BA/BS formları incelenmiş hesaplarla uygun olduğu beyanlarının yapılmış olduğu tespit olunmuştur. İş bu sebeple, ticari defterlerin sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu değerlendirilmekle birlikte, nihai karar takdiri Sayın Mahkeme'nize ait olduğu, Taraflar arasında ticari ilişkinin yazılı sözleşmeler ile var olduğu, Davalı ..... 'ne aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı, 26.09.2022 ve 04.11.2022 takip tarihi itibarıyla 170.750,.80TL| C/H kalanı (asıl borç) BORÇLU BULUNDUĞU, Tarafların borçlalacak cari hesap kayıtlarının mutabık olmadığı, " görüş ve kanaatinde bulunulmuştur. 27/11/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; önceki kök raporda değişiklik yapmayı gerektiren bir durum olmadığı, görüş ve kanaatinde bulunulmuştur. 29/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda; " Davacı tarafın 2019-2021-2022-2023 ticari defterleri üzerinde yapılan incelemelerden; defterlerin TTK. Hükümlerine ve muhasebe sistemi uygulama genel tebliğine uygun tutulduğu, yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin birbirlerine uyumlu olduğuna, Davalı Şirket’in BA ve BS bildirimlerinin kanuni süresinde beyan edildiğinin tespiti yapılmış olduğu, Davacı taraf kayıtları üzerinde yapılan incelemede; davacı ile davalı taraf arasında ticari bir ilişkinin olduğu,... sözleşmesinin olduğuna, Davacı Firma olan .... davalı Firma....nlemiş ve bu faturalar davacı firma ticari defterlerinde kayıtlı olduğuna, Davalı firma tarafından 2019-2023 yılları arasında değişik tarihlerde olmak üzere toplamda 4.849.033,77 TL çek, 50.655,58 TL havale ile ödemenin davacı firma ticari defterlerinde kayıtlı olduğuna, Davalı firma tarafından 2019-2023 tarihleri arasında düzenlenen gider ve iade faturası olarak 329.901,47 TL e fatura düzenlediği ve bunların davacı firma ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve bu işlemler sonrasında resmi defter kayıt ve muavin dökümüne göre davalının davacı firmaya 183.805,32 TL Borç bakiyesi bulunduğu" görüş ve kanaatinde bulunulmuştur. Yukarıda içerikleri açıklanan bilirkişi raporlarından hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu sonucuna varılan 29/03/2024 tarihli bilirkişi raporu dikkate alındığında, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile .... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin takip talebindeki koşullar ile kaldığı yerden devamına, 2-Hükmolunan alacak tutarı olan 183.805,32 TL ‘nin %20'si üzerinden hesaplanan 36.761,06 TL icra-inkar tazminatının İİK-67/2.madde uyarınca davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 12.555,74 TL harçtan peşin alınan 2.219,91 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.335,83 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanıp takdir edilen 29.408,85 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Bu dava kapsamında davacı tarafından yapılan 160,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 1.300,00-TL bilirkişi ücreti,2219,91- TL Peşin Harç 179,90-TL Başvuru harcı ve 25,60-TL Vekalet harcı olmak üzere toplam 3.885,41-TL yargılama giderini davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. Maddesi uyarınca alınması gereken 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına 7-Kullanılmayan gider avansı var ise hükmün kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine , Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde.... Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/05/2024 ....