İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/724 E. 2024/874 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/724
Karar No
2024/874
Karar Tarihi

T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/724 Esas - 2024/874 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/724 Esas KARAR NO : 2024/874 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 13/02/2018 KARAR TARİHİ : 17/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Asıl davada Davacı vekili, 09/11/2017 tarihinde davalı sigorta şirketine kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın müvekkili kazazedenin kullandığı araca çarpması ile meydana gelen çift taraflı trafik kazası neticesinde müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını belirterek 100,00-TL geçici ve 100,00-TL sürekli olmak üzere toplam 200,00-TL işgöremezliğe ilişkin maddi tazminatın fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve yargılama giderleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, 08/05/2019 tarihli bedel artırım dilekçesi ile geçici ve sürekli işgücü kaybı tazminatını toplam 31.108,67 TL olarak artırmıştır. Birleşen davada davacı vekili, kaldırma kararında sonra ve asıl davada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda bakiye kalan 6.340,36-TL geçici iş göremezlik ve 304.527,21-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 310.867,57-TL tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: : Asıl davada Davalı vekili, sorumluluklarının, sigorta limiti kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, davacının kusuru zararı ve maluliyeti kanıtlaması gerektiğini, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde davacının kusurlu olması nedeniyle ödeme yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı vekili, davanın reddini istemiştir. NİTELEME : Asıl Dava, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunan aracın davacının aracına çarpması sonucu meydana gelen kazada malul kaldığını iddia eden davacının karşı taraf aracının sigorta şirketine karşı açtığı geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Birleşen dava, davalı sigorta şirketince sigortalanan, aracın davacının içerisinde bulunduğu araca çarpması sonucu oluşan kazada davacının malul kaldığı iddiası ile asıl davada talep edilmeyen ve limit dahilinde kalan kısım yönünden geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline yönelik ek dava niteliğinde açılan ek tazminat talebine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce verilen 2018/119 Esas, 2019/722 K. Sayılı karar, taraf vekillerince istinaf edilmiş ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 2022/84 Esas, 2022/78 K. Sayılı kararı ile, "....... Somut olayda, mahkemece hükme de esas alınan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 31/10/2018 tarihli 2945 sayılı maluliyet raporu davalıya tebliğ edilmeden, kusur ve aktüer bilirkişisinden rapor alınmış, davalı vekilinin aktüer ve kusur bilirkişinden alınan rapora UYAP üzerinden 31/01/2019 tarihinde gönderdiği itiraz dilekçesinde, maluliyet raporunun kendilerine tebliğ edilmediğini belirterek tebliğini talep ettiklerini beyan ettiği anlaşıldığı halde, sonrasında maluliyet raporunun tebliğ edildiğine dair bir bilgi dosyada bulunmamaktadır. Bu şekilde davalı tarafın HMK’nın 281/1 maddesi gereğince rapora karşı beyan ve itirazda bulunma, açıklama, eksik hususların tamamlanmasını isteme vb. haklarını kullanmasının engellendiği, bir başka ifade ile davalı tarafın savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmıştır. Davalı tarafa söz konusu maluliyet raporunun usulüne uygun şekilde tebliği ile rapora karşı iki haftalık beyan süresinin dolması beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalı tarafın savunma hakkını kısıtlayacak şekilde, rapor tebliğ edilmeden yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kabul şekli itibariyle de; davalı vekili tarafından kusur raporuna da itiraz edilerek, kazanın meydana gelmesinde davacının %100 kusurlu olduğu, bilirkişi tarafından müvekkili tarafından sigortalı araç sürücüsüne verilen %40 kusurun uygun olmadığını, sigorta hasar dosyası kapsamında TRAMER komisyonu tarafından da kusurun %100 davacıda olduğunun tespit edildiğini ileri sürmüştür. Kaza tespit tutanağında; "Sürücü Veysel Demirok sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile Barış Sokaktan 2. Sinan Sokak istikametine sola dönüş yapmak istediği esnada kendi gidiş istikametine göre yolun solunda bulunan 2. Sinan Sokak istikametinden seyreden ... sevk ve idaresindeki10 ST 138 plakalı araca kendi aracının ön kısımları ile diğer aracın sağ yan kısmına çarpması neticesinde maddi hasarlı ve yaralamalı kaza meydana gelmiştir. Bu kazanın oluşumunda, Sürücü ...’in KYT K’nun 57/1-c “kavşak kollarının trafik yoğunluğuna bakmaksızın farklı oldukları işaret ile belirlenmemiş ise motorlu araçlarda soldaki aracın, sağdan gelen araca geçit hakkı vermesi gerekir maddisini ihlal ettiğinden kusurlu olduğu kanatine varılmıştır." denilerek kazanın meydana gelmesinde, kavşaklarda soldaki aracın sağından gelen araca yol vermediğinden bahisle kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca kazaya ilişkin krokide kaza mahalli çift şeritli yol gösterilmesine rağmen tutanağın 1. Sayfasındaki kaza yerinin özelliklerinin işaretlendiği bölümünde "yolun tipi" tek yönlü yol olarak işaretlemiştir. Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda ise kazanın kaza tespit tutanağındaki krokide belirtilen şekilde olduğu değerlendirilerek davacı sürücü ... 10 UT 138 plaka sayılı aracı ile kavşağa yaklaşırken hızını ayarlayamaması ve soldan gittiği halde kavşak kollarının trafik yoğunluğu bakımından farklı oldukları işaretle belirlenmemiş ise motorlu araçlardan soldaki aracın sağdan gelen araca yol vermesi gerektiğini belirleyen 2918 sayılı K.T.Kanun'un madde 57/c-2 maddesini ihlal ederek sağındaki araca yol vermemesi nedeniyle kazanın oluşumunda %60 oranında asli kusurlu olduğu, davalı Sompo Sigorta A.Ş sigortalısı ... plaka sayılı araç sürücüsü Veysel DEMİROK'un ise; kavşakta sola dönüş yaparken 2918 sayılı K.T.K madde:53/b-5 sağa sola dönecek araçlar “Dönüş sırasından karşıdan gelen veya emniyetle durdurulamayacak kadar kavşağa yaklaşmış olan taşıtların geçmesini beklemeye zorunludur.” kuralını, yine 2918 sayılı K.T.K madde 53/b-6 araçların “gireceği yolun gidişe ayrılan kısmına girmek üzere dönüşünü yaparken, arkadan gelen ve sola dönecek diğer taşıtları engellememek için geniş kavisle dönüş yapmak” zorundadır. Kurallarını ihlal etmesi nedeni ile kazanın oluşumunda %40 oranında tali kusurlu olduğu görüşüne varıldığını raporunda mütala etmiştir. Kusur raporu ile kaza tespit tutanağı arasında çelişki bulunmaktadır. Bu durumda kazanın oluş şekli ve yolun tek yön yol olup olmadığı tespit edilmeden ve rapor ile kaza tespit tutanağı arasındaki çelişki giderilmeden karar verilemeyeceğinden, davalı tarafından alınan kusur raporuna itiraz edildiği de nazara alınarak, öncelikle kaza mahallinin tek yönlü yol olup olmadığı hususu tespit edilerek, yol tipi belirlendikten sonra Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden yahut Eski Trafik Fen Heyetinde görevli bilirkişilerden oluşturulacak heyetten, bilirkişiden alınan rapor ile kaza tespit tutanağında tespit edilen kusur durumu arasındaki çelişki giderilecek şekilde rapor alınarak sonucunda göre karar verilmesi gerekirken, eksik ve yetersiz rapora göre davanın esası hakkında karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulü ile, uyuşmazlığın çözümünde etkili delillerin toplanılmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, maluliyet raporu davalıya tebliğ edilerek, HMK'nın 281. maddesi gereğince rapora karşı itiraz ve/veya beyanda bulunma hakkı sağlanarak, itirazda bulunması halinde itirazları değerlendirilerek, ayrıca kazanın meydana geldiği yerin "tek yönlü yol" olup olmadığı belirlendikten sonra kusur raporu ile kaza tespit tutanağı arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden yahut Eski Trafik Fen Heyetinde görevli bilirkişilerden oluşturulacak heyetten rapor alınarak, davacının esasa yönelik istinafının bulunmaması nedeniyle davalının usulü kazanılmış hakları da korunarak karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılmış olması nedeniyle davalı vekilinin sair, davacı vekilinin yargılama giderine yönelik olan tüm istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiştir. " gerekçelerine dayanılmak suretiyle kaldırılmış ve dava dosyası eldeki esas numarasını almıştır. Kaldırma kararının gereklerini yerine getirmek amacıyla dosyada bulunan maluliyet raporu davalı vekiline tebliğ edilmiş ve itirazları değerlendirilmiştir. Kazada taraf sürücülerinin kusurlarının belirlenmesi amacıyla kaldırma kararında bahsi geçen eksiklikler ikmal edilmiş ve akabinde ... Adli Tıp Grup Başkanlığı ... Trafik İhtisasDairesi Başkanlığı'ndan rapor alınmıştır. 20.03.2023 tarihli raporda ; trafik kazasının meydana gelmesinde ; 10 UT 138 plakalı motosiklet sürücüsü davacı Sürücü ...'in %15 oranında kusurlu, Davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı otomobil sürücüsü dava dışı Veysel DEMİROK 'un %85 oranında kusurlu olduğu olduğu kanaati bildirilmiştir. Geçici ve sürekli iş göremezlik talepleri bakımından ; kaldırma kararında işaret olunan hususlar nazara alınarak aktüer hesabı yapılmış, dosya özellikle Anayasa Mahkemesi tarafından konuyla ilgili verilen iptal kararı da nazara alınarak mahkememizce değerlendirilmiştir. Buna göre; Hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvellerine göre saptanmakta iken, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile “TRH 2010”adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca’da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına Yargıtay 17.Hukuk Dairesi’nce de karar verilmekle görüş değişikliğine gidilmiştir. (Yargıtay 17.HD 22/12/2020 tarih, 2019/5206 Esas – 2020/8874 Karar sayılı ilamı, 14/01/2021 tarih 2020/2598 Esas – 2021/34 Karar sayılı ilamı) Öte yandan Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas - 2020/40 sayılı Kararı ile; KTK’nun 90. maddesindeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir” bölümündeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz bu cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Anılan nedenlerle tazminat hesaplamasında bakiye ömür sürelerinin TRH 2010 Tablosu’na göre belirlenmesi, ve özellikle Yargıtay görüş değişikliği gereğince hesaplamada progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılması yoluna gidilmiştir. (Konuyla ilgili emsal kabul edilen ve alıntılanan karar: ... BAM 26. Hukuk Dairesinin 24/06/2021 tarih, 2019/590 Esas, 2021/1242 K. sayılı kararı) Bu doğrultuda; Dosyamızda aktüer hesap bilirkişisinden rapor temin edilmiş, asıl ve 23/06/2024 tarihli ek bilirkişi raporlarında özetle; davacının geçici iş göremezlik zararının 11.976.24.TL.'dan ibaret olduğu, sürekli iş göremezlik zararının 689.262,39.TL.'dan ibaret olduğu mütalaa edilmiştir. Bu bağlamda, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; açılan asıl davanın trafik kazasından kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat istemine ilişkin olduğu, birleşen davanın da asıl davada talep edilmeyen ve limit dahilinde kalan kısım yönünden geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatının tahsili istemine ilişkin olduğu, verilen ilk kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi sebebiyle kalan miktar yönünden birleşen davanın açılabileceği, alınan kusur ve maluliyet raporu ile aktüer bilirkişi raporuna göre davacının geçici iş göremezlik zararının 11.976.24.TL.'dan ibaret olduğu, sürekli iş göremezlik zararının 689.262,39.TL olduğu ve davacının bu miktarları poliçe limiti dahilinde davalıdan talep edebileceği, kaza tarihi itibariyle poliçe limitinin geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik yönünden ayrı ayrı 330.000,00 TL olduğu, ek davanın da kalan limit nazara alınarak açıldığı, bu bağlamda yukarıda anılan ilkeler gözetilerek dosyamıza sunulan aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda haklılığı sabit olan asıl ve birleşen davanın kabulü gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın asıl dava dosyası bakımından ; Davanın KABULÜ İLE 5.635,88 TL geçici işgöremezlik, 25.472,79 TL sürekli işgöremezlik olmak üzere toplam 31.108,67 TL nin dava tarihi olan 13/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli 2.125,03 -TL harçtan davacı tarafından yatırılan 35,90-TL peşin harç ile 106,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 141,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.983,13-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 35,90-TL peşin harç ile 106,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 141,90-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Davacının bozmadan önce dosya gideri, posta-davetiye gideri, bilirkişi ücreti olarak sarf ettiği toplam toplam 985,00 TL yargılama gideri ve katlanıldığı sabit olan 1260,00 TL maluliyet rapor ücretinin ile bozmadan sonra sarf edilen 3282,00 TL yargılama giderinin ve 203,00 TL istinaf başvuru ve harç giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacılara iadesine, Birleşen ... 13. ATM'nin 2024/644 esas sayılı dava dosyası bakımından; Davanın KABULÜ ile; 6.340,36- TL geçici işgöremezlik, 304.527,21- TL sürekli işgöremezlik olmak üzere toplam 310.867,57- TL nin birleşen dava tarihi olan 19/09/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli 21.235,36 TL harçtan peşin yatırılan 1.061,77 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 20.173,59 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacıların yatırdığı başvurma harcı, peşin harç, vekalet harcı olmak üzere toplam 1550,17 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4- Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacılara iadesine, 5-Davacı kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden A.A.Ü.T. Uyarınca hesaplanan 49.738,81 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine 6-Arabuluculuk aşamasında harcanan 3.200,,00 TL giderin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2024

Atıf: Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/724, K. 2024/874, T. 17.12.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-724-e-2024-874-k-87d8380db993