İlk Derece Mahkemesi · Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/164 E. 2025/349 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/164
Karar No
2025/349
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/164 Esas - 2025/349 T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/164 KARAR NO : 2025/349 BAŞKAN : .... ÜYE : .... ÜYE : .... KATİP : .... DAVACI : .... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : .... VEKİLİ : Av. .... DAVA : İflas - İtirazın Kaldırılması DAVA TARİHİ : 24/02/2025 KARAR TARİHİ : 15/05/2025 K. YAZIM TARİHİ : 16/05/2025 Mahkememizde görülen davanın açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 31/05/2019 tarihli satış ve eser sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme tarihinden kısa süre sonra teslim tarihini ötelemeye çalıştığını, ekipmanın zamanında teslim edilmemesi halinde ... teşviklerinden yararlanma imkanlarının ortadan kalkma ihtimali bulunması nedeni ile zarara uğrayacaklarını değerlendirerek davalının süre uzatım taleplerinin kabul edilmediğini, davalının sözleşmede belirtilen tarihte edimlerini ifa edeceğine dair cevap vermeyerek sözleşmeyi eylemli ve haksız olarak 2019 yılında feshettiğini, buna rağmen bir yıl sonra ihtarname göndererek cezai şart talebinde bulunduğunu, müvekkilinin de cevabi ihtarname ile cezai şart talebinde bulunduğunu, 5 yıl sonra davalının .... esas sayılı itirazın kaldırılması ve iflas istemli davanın açıldığını, müvekkilinin cezai şart alacağının tahsili için başlatılan .... esas sayılı iflas yolu ile takibin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu iddia ederek davaların birleştirilmesini ve davalının icra takibine vaki itirazın kaldırılması ve iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tahkim itirazında bulunduklarını, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak davacının avans ödeme ve akreditif açma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilinin ifa için hazırlık yapmasına rağmen başka bir tedarikçi ile anlaşma yaptığını, bunun üzerine müvekkili tarafından gönderilen ihtarname ile cayma nedeni ile cezai şart alacağının tahsilinin talep edildiğini, ödenmemesi üzerine .... esas sayılı iflas yoluyla icra takibinin başlatıldığını, davacının haksız itirazı üzerine .... esas sayılı davasının açıldığını, müvekkilinin borçlu değil alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, iflas yolu ile icra takibine vaki itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkindir. Taraflar arasında 31/05/2019 tarihli satış ve eser sözleşmesi imzalandığı, sözleşme gereği yükümlülüklerin yerine getirilmediği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sözleşmenin kim tarafından sona erdirildiği, feshin ya da caymanın haksız olup olmadığı ve davacının cezai şart talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı yan davaların birleştirilmesini talep etmiş ise de, uyuşmazlığın aynı sözleşmeye dayanması ve cezai şarta ilişkin olması nedeni ile dosyalar arasında hukuki irtibat bulunmakta ise de, İİK'nun 154. maddesi gereği iflas istemli davalarda kesin yetki kuralı bulunduğu dikkate alındığında birleştirme talebinin reddi gerektiği değerlendirilmiştir. HMK'nun 413. maddesinde ''Tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı tarafa tahkim ilk itirazında bulunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkansız değil ise mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder,'' hükmü düzenlenmiştir. Davalı yan, icra takibi ve davada süresinde tahkim itirazında bulunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşmenin 26. maddesinde; "Bu sözleşmeden doğan tüm anlaşmazlıklar .... ( .... ) uyarınca bir veya daha fazla hakemin atanması suretiyle çözülecektir. Tahkim yeri .... olacaktır. Tahkim dili Türkçedir. Türk Kanunları hukuku uygulanacaktır," hükmünün yer aldığı, sözleşmenin geçerliliğine ilişkin taraflarca ileri sürülen bir itiraz bulunmadığı, tahkim sözleşmesinin sözleşmedeki uyuşmazlıklara ilişkin belirlenmiş olup hükümsüz, tesirsiz, uygulanması imkansız nitelikte olmadığı, davacı tarafça davalı tarafça açılan davada ileri sürülmemesinin tahkim şartının geçerliliğini etkilemeyeceği, bu hale göre taraflar arasında geçerli ve uygulanabilir bir tahkim şartı olduğu halde davacının doğrudan dava açması usule aykırı olduğundan, davalının süresinde ileri sürdüğü tahkim ilk itirazı dikkate alınarak davanın usulden reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, Davanın USULDEN REDDİNE, Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde hesap numarası bildirmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafın avanstan karşılanmak üzere .... merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davalı yönünden 30.0000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair; Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/05/2025 Başkan .... ¸[e-imza] Üye .... ¸[e-imza] Üye .... ¸[e-imza] Katip .... ¸[e-imza]

Atıf: Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/164, K. 2025/349, T. 16.05.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-164-e-2025-349-k-e356f2c0aac1