İlk Derece Mahkemesi · Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/606 E. 2023/935 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/606
- Karar No
- 2023/935
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/606 Esas - 2023/935 T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/606 KARAR NO : 2023/935
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI :.... VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/09/2023 KARAR TARİHİ : 13/12/2023 K.YAZIM TARİHİ : 18/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflarınca davalı şirket aleyhine .... E. sayılı dosyasında toplam 25.360,00-TL alacağımızın tahsili için bir icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durması üzerine, önce arabuluculuğa başvurulduğunu, fakat bir anlaşmama sağlanamaması üzerine de itirazın iptali davasını ikame ettiklerini, davalı şirket çalışanı/yetkilisi tarafından müvekkili şirket ile iletişime geçildiğini, toplam 6 kişiye gıda intoleransı testi yaptırmak istediklerini, bu nedenle yapılacak testlerin fiyat bilgisinin sorulduğunu, müvekkili şirket çalışanı, gerekli açıklamaları ve fiyat bilgisini davalı şirket çalışanı/yetkilisine bildirdiğini, davalı şirket de fiyatlandırmayı kabul ederek testin müvekkili şirket tarafından yapılmasını istediklerini, bunun üzerine müvekkili şirket çalışanlarının, 24.01.2023 tarihinde davalı şirket adresine giderek numune alımlarını gerçekleştirdiğini, test sonuçlarının 02.02.2023 tarihinde çıktığını, sonuçların salt “sonuç” olarak da gönderilmediğini, sonuçların ne anlama geldiğine dair gereken açıklamaları da içerir “Sonuçlar” söz konusu olduğunu, bu sonuçların her biri de davalı şirketin bildirdiği .... adresine 02.02.2023 tarihinde bildirildiğini, müvekkili şirket haliyle, vermiş olduğu hizmetin karşılığı olan bedeller bakımından faturalar düzenlediğini, müvekkili şirket, kendi edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, bu hizmetin karşılığı bedellerin ödenmesi için davalı şirket ile iletişime geçtiğini, bu faturalara karşı .... Noterliği’nin 06.04.2023 Tarih, ... Yevmiye numaralı İhtarnamesi ile, faturaları iade ettiğini beyan ettiğini, tarafılarınca .... Noterliği’nin 14.04.2023 Tarih, ... Yevmiye numaralı İhtarnamesiyle cevaplarının sunulduğunu, müvekkili şirket sahipliğindeki sağlık kuruluşunun çalışanları, davalı şirketin adresine gidip davalı şirket çalışanlarından numune aldığını, test çalışıldığını, sonuçları verildiğini, ne zaman ki bu testin bedelinin ödenmesi aşaması geldiğini, davalı şirketin hizmetin ayıplı olduğunu iddia ettiğini, davalının bariz ve açık bir kötü niyetinin söz konusu olduğunu, tüm nedenlerle davalının icra dosyasına sunduğu itirazın iptaline takibin devamına ve davalının icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini, haklı davalarının kabulü ile ..... E. sayılı icra dosyasında başlatılan takibe davalı şirket tarafından gerçekleştirilen itirazın iptaline, davalının takip çıkışı bedelin %20’sinden aşağı olmamak üzere, icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle;Öncelikle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddi gerekeceğini, iş bu davada görev yönünden yetkili mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu, nitekim, tüketici kavramı, TKHK m. 3/k’da “Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlandığını, o halde, ticari veya mesleki amaç dışında yapılan tüm işlemlerin, TKHK’nın kapsamına girdiğinin açık olduğunu, müvekkili de bu işlemin tüketici işlemi olduğunu ihtarnamesinde açıkça belirttiğini, kadı ki, davacı şirketin tıbbi hizmet sunduğunu, davalı müvekkili şirketin ise eğitim ve tercümanlık hizmeti sunduğu gözetildiğinde müvekkilin almış olduğu hizmeti ticari faaliyet olarak kabul edilmesinin abesle iştigal olduğunu, davacı şirketin ünvanı "... Ltd. Şti. dir" Bilindiği üzere, doktrin ve ... uygulamasında hakim görüş, hasta ile hekim arasındaki sözleşmenin hukuki niteliği vekalet sözleşmesi olduğunu, hekim bu sözleşme ile hastanın hastalığını teşhis ve tedavi etme yükümlüğü altına girdiğini, vekâlet sözleşmesi de kanunda ismen özel olarak belirtilmiş olan tüketici işlemlerinden birisi olduğunu, müvekkilinin gıda intoleransı testini Şirket adına ticari bir işlem gibi yapması söz konusu olmadığını, nitekim bu test toplam 6 kişiye yapıldığını, bu kişiler : ... olduğunu, müvekkili davacı şirketi arayarak Doktorlarla görüştüğünü, kendisi ve 5 kişinin yedikleri yemek sonrasında sağlık problemleri yaşadığını belirdiğini, bunun üzerine davacı, gıda alerjisi testi yapabileceklerini söylediğini, davanın husumet yokluğundan dolayı reddi gerektiğini, ayrıca, genel kanun - özel kanun, eski tarihli kanun- yeni tarihli kanun ilişkisi net ilkelere tabii olduğunu, bu bağlamda, özel kanun hükümleri genel kanun hükümlerine, yeni kanun hükümleri ise eski kanun hükümlerine tercih edileceğini, TKHK yeni tarihli özel bir kanun olduğunu, TTK ise eski tarihli genel bir kanun olduğunu, dolayısıyla, TKHK hükümlerinin, TTK hükümlerine tercih edilmesi gerektiğini, bu bakımdan, şirketler de dahil olmak üzere hiçbir ayrım gözetmeksizin ticari veya mesleki amaç dışında hareket eden tüm tüzelkişilerin icabında tüketici sayılması gerektiğini, ..., davacıyı arayarak doktorlarla görüştüğünü, kendisi ve 5 kişinin daha sağlık problemleri yaşadığını, bazı gıdalara karşı hassasiyeti olabileceğini belirttiğini, görüşmüş olduğu .... isimli kişinin, ise bu konuda gıda intolereansı testi yapabileceklerini ve hatta hemşirenin taksi parasının ödenmesi halinde ise bu testin iş yerinde yapılabileceğini bildirdiğini, ...'nun bunu kabul ettiğini, davacı şirketten gelen sağlık görevlisi bu testi iş yerinde yaptığını, ancak gelen testlerde sadece 2 kişi bakımından sonuç çıktığını ancak diğer 4 kişide herhangi bir bulgu bulunamadığını, müvekkili yapılan işleme ilişkin, seçimlik hakkını davacı şirkete telefon aracılığıyla belirttiğini, iş bu durum ve diğer sair hususlar da tanık aracılığıyla ispat edilebilir nitelikte olduğunu, iş bu durumun öncelikle hakkaniyete ve dürüstlük krallarına ve sonrasında tıp etik kurallarına da aykırılık teşkil ettiğini, testi yaptıran kişilere herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, yapılacak testlerin geçerliliği konusu açıklığa kavuşturulmadığını, zira, ... tarafından yayınlanan Hekimlik Meslek Etiği Kuralları 19. maddesinin (e) fıkrasında “Konsültasyon sonuçlarından hastalar da yeterli ölçüde bilgilendirilir” denilerek bu durum açık ve net bir şekilde belirtildiğini, ayrıca yine tıbbi etik kuralları gereği, bilgi vermenin usulü: Bilgilendirme hastanın bulunduğu bölgenin yerel kültürüne ve hastanın anlama kapasitesine uygun olarak, yabancı ve teknik terimler en aza indirilerek yalın bir dille yapılması gerektiğini, davacı Şirket, müvekkiline fatura keserek 29.03.2023 tarihinde ilettiğini, müvekkili ise 06.04.2023 tarihinde itiraz ettiğini, müvekkili 8 günlük yasal süresi içerisinde itiraz ettiğini, arz ve izah edilen nedenler ile; öncelikle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştri. DELİLLER; Fatura örnekleri Dava/İcra Takibi Faturaların Gönderimine dair e-mail çıktısı Davalı tarafından keşide edilen .... Noterliği’nin 06.04.2023 Tarih, ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi, Davacı şirket tarafından tanzim edilen, .... Noterliği’nin 14.04.2023 Tarih, ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi, .... Esas sayılı dosyası .... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklının .... Şirketi, borçlunun ... Şirketi olduğu; 25.360,80TL alacak için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 12/04/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 14/04/2023 tarihli dilekçesiyle icra takibine, borcun tamamına, faize ve tüm ferilerine itirazı sonucu icra takibinin durduğu anlaşılmıştır. DELLİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden nazara alınması gerekir. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiş ve tüketici kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde "tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda" tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken; 83/2. maddesinde de "taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez" hükmüne yer verilmiştir. Diğer yandan taraflar arasındaki uyuşmazlık tüketici işlemi netiliğindedir (6502 Sayılı TKHK md. 3/1 fk, (l) bendi). Tüketici işlemi hukuki niteliğine bağlanan sonuçlar ise 6502 Sayılı Kanun'da düzenlenmiştir. 6502 Sayılı Kanun'un 2. maddesine göre, TKHK her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar. 6502 Sayılı Kanun'un 83/1 maddesine göre ise TKHK'da hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır. Değişik bir ifade ile tüketici işlemi ile tüketici uygulamalarına öncelikle TKHK hükümleri uygulanacak, hüküm bulunmayan hallerde ise genel hükümler uygulanacaktır. Tüketici işlemine bağlanan başka bir sonuç ise, 6502 Sayılı Kanun'un 66 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, bu düzenlemelere göre tüketici işlemleri ile tüketici uygulamalarından doğan uyuşmazlıkların belli bir miktar ve değerin altında olması halinde öncelikle kanunda öngörülen koşullara göre Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru yapılması ya da dava açılacaksa tüketici mahkemesinde dava açılması zorunludur. Bu iki durum dışında tüketici işlemine bağlanan başkaca bir sonuç yoktur. ...'nun 15/11/2017 tarih, .... sayılı kararında da belirtildiği üzere "Türk Medeni Kanunu'nun 1'inci maddesi uyarınca "Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır." Bu hüküm gereğince kanunun sözünden çıkan anlam ile özünden çıkan anlam birbirine uygun değilse, bu durumda kanunun özüne uygun anlamın tespit edilmesi gerekir. Kanunun özüne uygun anlamın tespiti bakımından ise, onun amacının belirlenmesi şarttır. ... İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22.02.1997 gün ve ..... sayılı kararında da "...Kanunun yorumu, kanun metninin anlamı ve ruhudur. Bu ruh, kanun kuralının izlediği gayeden çıkarılır. Buna gai (amaçsal) yorum ve kanun kuralının amacına göre yorumu denilir. Bir kanun hükmünün, kanunun konuluş amacına aykırı bir sonuç doğuracak şekilde yorumlanması, hukuk ilkelerine ve kanunun hem sözü ile hem de özü ile uygulanmasını öngören Medeni Kanun'un 1.maddesine uygun düşmez." şeklinde kanunun özüne (amacına) uygun yorumlanması gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle iş yasalarının yorumu gereği ortaya çıktığında da esas itibariyle amaca uygun yorum yöntemi uygulanmalıdır. Çünkü hukuk normları toplumsal yaşamın ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile öngörülmüşlerdir. Hukuk, bu toplumsal amaca ulaşabilmek için kabul edilmiş bir araçtır. Hukukçunun görevi hukuk kurallarını toplumsal amaçlarına en uygun bir biçimde yorumlamak ve uygulamaktır. Bu itibarla, yorum yapılırken doğru sonuca ulaşılabilmesi için iş yasası kuralının toplumsal amacının (ratio legis) araştırılması gerekir. İş yasası hükmünün amacına (özüne) bakarak, hükmün lafzını (sözünü) genişleten veya daraltan, onu sınırlayan bir yorum yapılabilir (....). İş mevzuatı kurallarının bir çoğu ekonomik bakımdan güçlü olan işverene karşı geçimini emeği ile sağlayan zayıf durumdaki işçiyi koruma amacı ile konulmuşlardır. Bu tür kuralların yorumunda başvurulan "işçi lehine yorum" yöntemi, amaçsal yorum ile örtüşür. Başka bir anlatımla "işçi lehine yorum", "amaçsal yorumun" iş hukukunda işçiyi korumak için konulan kurallar yorumlanırken büründüğü biçimdir. Hemen belirtmek gerekir ki, İş Hukuku esas itibari ile işçiyi koruma amacı gütmekte ise de, iş mevzuatındaki bütün kurallar işçiyi korumak için konulmamıştır. Bu itibarla bir kanun hükmü yorumlanırken hükmün somut amacına uygun yorum yapılmalıdır. Amaçsal yorum yöntemi ile yine de sonuca ulaşılamamış, tereddüt giderilememiş ise, bu durumda "işçi lehine yorum" ilkesine başvurulmalıdır". Ayrıca işlemin tüketici işlemi niteliğinde olması, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olarak kabulüne de engel değildir. Tüketici işlemi ile ticari dava farklı iki kavram olup her iki kavrama da farklı sonuçlar bağlanmıştır. Tüketici işlemi niteliğindeki özel hukuk uyuşmazlıklarının aynı zamanda ticari dava niteliğinde olması, işlemin tüketici işlemi niteliğini ve buna bağlanan soruçları ortadan kaldırmaz. 6502 Sayılı Kanun'un 83/2. maddesine göre, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 Sayılı Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez. Bu düzenlemeye göre, bir işlemin tüketici işlemi olması halinde başka kanunlarda aynı tüketici işlemine ilişkin düzenleme bulunsa bile işlem tüketici işlemi olarak kalmaya devam edecek, dava açılması halinde ise görevli mahkeme tüketici mahkemesi olacaktır. Tüketici işlemi ile ticari iş kesişmesinin meydana geldiği hallerde, emredici şekilde tüketicinin korunması amaçlanmaktadır. Böylece tüketicinin bulunduğu işlemlerin, ticari iş sayılmasının yanında ayrıca tüketici işlemi olarak kabul edilmesi gerektiği, kanunların çatışma içerisinde bulunduğu hâllerde; 6502 sayılı TKHK'nın gerek özel, gerekse sonraki kanun olması nedeniyle tüketici mevzuatının önceliğinin kabulü, isabetli bir çözüm yöntemidir (....). ... 'nin 11/07/2018 tarih, .... sayılı kararında da eğitim sözleşmesinin niteliği itibariyle davacıların tüketici sıfatını taşıdığı ve davalı sağlayıcı arasındaki işlemin 6502 sayılı Kanunun 3. maddesinde tanımlanan tüketici işlemi niteliğinde olması nedeniyle aynı Kanunun 73. maddesi gereğince davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesi'ne ait olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasında davacı sağlık konusu ile ilgili faaliyette bulunan şirketin davalı eğitim, tercümanlık, danışmanlık konusu ile ilgili faaliyette bulunan şirket çalışanlarına müsnet hizmette bulunulduğuna yönelik uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı şirket çalışanlarının ticari olmayan amaçla yaptıkları sağlık işleme yönelik olup, işçi sağlığına ilişkin şirket çalışanlarının sağlık işlerinin veya sağlık sözleşmelerinin tüketici işlemi niteliğinde olduğu anlaşıldığından taraflar arasındaki uyuşmazlıkta tüketici mahkemelerinin görevli olduğu keza işçi olarak çalışanları ilgilendiren bir kanun hükmü yorumlanırken hükmün somut amacına uygun yorum yapılmalı, amaçsal yorum yöntemi ile yine de sonuca ulaşılamamış, tereddüt giderilememiş ise, bu durumda "işçi lehine yorum" ilkesine başvurulması gerektiğinden davanın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaati ile HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine ve görevli mahkemenin .... Tüketici Mahkemesi olduğuna karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklanan gerekçelerle, HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE, Görevli mahkemenin ..... Tüketici Mahkemesi olduğuna, HMK'nun 20/1.maddesi gereğince istek halinde ve karar kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili ..... Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, iki haftalık süre içerisinde başvurulmaması halinde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına, HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde görevli mahkemesince değerlendirilmesine, Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle ve HMK’nun 331/1 maddeleri gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve yargılama giderleri yönünden değerlendirme yapılması için dosyanın yeniden ele alınmasına, Dair, Davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.13/12/2023 Katip .... ¸[e-imzalıdır]
Hakim .... ¸[e-imzalıdır]