İlk Derece Mahkemesi · Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/259 E. 2026/174 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2026/259
Karar No
2026/174
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/259 Esas - 2026/174 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/259 Esas KARAR NO : 2026/174

... ...

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/05/2023 KARAR TARİHİ : 16/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ... sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı bankanın kurumsal kredi işlemlerinden dolayı ....’den olan alacağını tamamen ödemesi üzerine, bankanın bu alacak nedeniyle tüm hak ve alacakları kendisine temlik ettiğini, 09/01/2015 tarihli İcra Takibi Başlatılmadan Önce Düzenlenecek ... Sözleşmesi Örneği/... Sözleşmesi başlıklı sözleşme ile ... Şubesinin, bu alacak nedeniyle gerek alacağını gerekse bu alacağa dayalı ipotek tesis edilen iki taşınmaz ve davaya konu 37 no.'lu bağımsız bölümdeki ipotek ve teminatın bahşettiği tüm hakları da kendisine temlik ettiğini, bu temlik işlemi yapıldığı sırada temlik edilen alacağa ilişkin daha önce alacaklı banka tarafından başlatılan ... Esas sayılı dosyası ile asıl alacağa ilişkin takipteki tüm hak ve alacakların da kendisine devredildiğini, bahsi geçen bu ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte satış isteme süresi dolduğundan aynı ipotek alacağının para çevrilmesi için ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçtiğini, dosya borçlusu davalı ...’in bu icra takipleri devam ederken 18/01/2019 tarihinde dava konusu taşınmazı kocası diğer davalı ...’ye bila bedel devrettiğini, bu yeri ipotekli olarak devralan davalı ...’nin, borcun devam ettiğini, eşinin borcu olduğunu ve alacağın temliki nedeniyle yeni icra takibi yapıldığını bildiği halde ipoteğin fekki için tüm banka yetkililerini de ikna ederek 19/02/2019 tarihli ... üzerinden ... yazı yazılarak hakkı olan ipoteğin fek ettirildiğini, borçlu ... ve davalı ...’nin ipoteğin yasa dışı bir şekilde kaldırılmasını sağladığını, davalı bankanın da temlik ettiği alacak nedeniyle yetkisi olmadığı halde ipoteği kaldırarak kendisini zarara uğrattığını, taşınmazı eşinden bila bedel 18/01/2019 tarihinde devralan davalı ...’nin bir gün sonra, 19/01/2019 tarihinde ipoteğin kaldırılmasını sağlayıp, aynı gün ipoteksiz taşınmazı kötü niyetli 3. kişi... devrettiğini, tüm bu olaylardan sonra davalı ...’in, icra dosyasına taşınmazın ipotekli olarak satıldığı yönünde yalan beyanda bulunarak borçlu sıfatından çıkarılmasını talep ettiğini, icra müdürlüğünün, ''…taşınmazın satılması halinde ve bakiye borç kalması durumunda şahsın da sorumluluğunun devam edeceği hususu ...'' gerekçesi ile borçlunun talebini reddettiğini, her üç davalının eylemleri ile ipotek ile tahsili garanti altına alınan alacağın tahsilini imkansız hale getirdikleri ve haksız eylemleri ile kendisini zarara uğrattıklarını ileri sürerek uğradığı zarara karşılık olarak 456.000,00 TL tazminatın ipoteğin kaldırıldığı 19/02/2019 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek artan cari faiz oranındaki sabit oranlı faizi ile birlikte (kredi sözleşmesindeki faiz oranı ile) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı ...., görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, temlike ilişkin yetki belgesinde "Derviş Aksoy", temlik sözleşmesinde "..." yazılı olduğunu, evraklarda T.C. Kimlik No. bulunmadığını, esasen temlik alacaklısının kimliğinin belirsiz olduğunu, temlik edilen alacak 228.300,00 TL olmasına karşın fazladan menfaat elde edilmesi amacıyla ... esas sayılı takip dosyasındaki takip miktarı üzerinden dava değerinin tespit edildiğini, anılan takip dosyasında bankaları tarafından İİK. m. 150/c şerhinin kaldırılması yönünde talepte bulunulmadığını, davacı tarafından başlatılan icra takibinin İİK. m. 150/e ile düzenlenen iki yıllık satış süresi içinde satış istenmemesi nedeniyle düştüğünü, bunun üzerine İİK. m. 150/c şerhinin kaldırıldığını, buna bağlı olarak takip dosyası kapsamında alacağını tahsil edemeyen davacının son çare olarak haksız iddialar ileri sürmek suretiyle huzurdaki davayı açtığını, temlik sözleşmesi gereğince davacının herhangi bir alacak ve tazminat talep etme hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... ..., davacının, taşınmazın kök maliki ...eşi ... ...'in yetkilisi olduğu ... Tekstil Ltd. Şti.'nin kullanmış olduğu ticari krediye güvence oluşturmak amacıyla taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, ipotek bedelinin eski eşi ...... tarafından yapıldığını, davacının bunu bildiğini, taşınmaz üzerindeki ipotekle teminat altına alınmış kredi borcunun diğer davalı ... ... tarafından ödenmesinin ardından davacının ipotek hakkını ve takip dosyasına konu alacağı temlik aldığını, esas itibarıyla takibin sürüncemede bırakılması ve takip dosyasının harçsız bir şekilde kapatılması amacıyla temlikin gerçekleştirildiğini, . Esas sayılı takip dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip kapsamında alacak temlik alındıktan sonra dosyanın işlemsiz bırakıldığını, İİK. m. 150/c şerhinin harçsız olarak kaldırıldığını, taşınmazın davalılar arasında ve üçüncü kişiye devri esnasında davacı lehine tesis edilmiş İİK. m. 150/c şerhi bulunmadığını, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe ilişkin şerh ya da haciz bulunmadan devirler nedeniyle davacının zarara uğradığını iddia etmesinin hukuka aykırı olduğunu, uyuşmazlık konusu taşınmazın 18/08/2011 tarihinde adına tescil edildiğini, ... esas sayılı takip dosyasında takip konusu yapılan alacağın 09/01/2015 tarihinde davacıya temlik edildiğini, alacağı temlik alan davacının takip dosyasını takip etmediğini, işlemden kalkan dosya için iki yıllık süre içinde satış istememesi nedeniyle İİK. m. 150/c şerhinin kaldırıldığını, davacının takip dosyasında ipotek şerhi işletmemesi nedeniyle taşınmaz üzerindeki ipoteğe konu borcun ödenmesine bağlı olarak ipoteğin fek edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte zarar doğmuş ise söz konusu zararın davacının kusurundan kaynaklandığını, davacının haksız kazanç elde etmek amacıyla dava açtığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... ..., davacı tarafça alacak bankadan temlik alındıktan sonra ipoteğin paraya çevrilmesi konulu ...esas sayılı dosyası ile açılan takibin kanuni satış isteme süresinin dolması nedeniyle dosyanın kapandığını, ilk takibin açılmasından beş yıl sonra davacının ... esas sayılı takip dosyası kapsamında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını, takip başlatıldıktan sonra tapu kayıtları üzerine ilgili şerhlerin konulmadığını, bu süreçte kendisi ile diğer davalının anlaşmalı olarak boşandığını, uyuşmazlık konusu taşınmazın bu kapsamda kendisine bırakıldığını, tescilin 18/01/2019 tarihinde yapıldığını, diğer davalı ....'nin ipotek alacağını davacıya temlik etmesine rağmen temlik alan yerine geçip ipoteği kaldırdığını, kabul anlamına gelmemek üzere tazminat kabul edilecek olur ise bu tazminatın tamamından....'nin sorumlu olduğunu, banka yetkililerinin kendisi tarafından ikna edildiği yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. ... tarafından icra dosyası alacağının davacıya temlik edilmesiyle oluşan hukuki duruma göre, davalı ...nin artık icra dosyası kapsamında herhangi bir alacağının kalmadığı ve bu alacağa ilişkin tasarrufta bulunma yetkisinin davacıya geçeceği, icra dosyasında alacaklı sıfatı bulunmayan davalı ... 09/01/2015 tarihinde temlik etmiş olduğu alacağına bağlı olarak davacıya devrettiği ipoteğin fekkini talep etme olmadığı, taraflar arasında imzalanan temlik sözleşmesinde her ne kadar "... eden, herhangi bir nedenle temlik konusu alacağı kısmen veya tamamen tahsil edemediği takdirde, ...'den herhangi bir nam altında alacak ve tazminat talep etmeyecektir. Bankaya rücu hususundaki her türlü hakkından peşinen feragat etmiştir" hükmüne yer verilmiş ise de davacı banka ipoteğin fekkini talep etmekle temlik etmiş olduğu alacağın güvenceden yoksun kalacağını değerlendirebilecek durumda olduğu, söz konusu maddenin davalı bankaya "temlik etmiş olduğu alacağın güvencesini oluşturan ipoteğin fekkini" talep etme hakkı vermediği, icra dosyasında alacaklı sıfatı kalmayan ve söz konusu alacak üzerinden tasarruf yetkisi bulunmayan ancak buna rağmen ipoteğin kaldırılmasını talep eden davalı bankanın ipotek bedeli tutarında sorumlu olduğu, söz konusu zarar ve sorumluluğun doğmasında diğer davalılar ... sorumluluğu olmadığı gerekçesi ile davanın, davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 228.000,00 TL'nin (... E.sayılı dosyasındaki alacağa tahsilde tekerrüre sebebiyet vermeyecek şekilde) 22/02/2019 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek artan cari faiz oranındaki Sabit Oranlı Faizi ile birlikte (23/06/2011 tarihli ve 28202 yevmiye no.lu Resmî Senette İpotek alacağı için tespit edilen yıllık akdi faiz oranı) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı ve davalı .... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, ...K.sayılı ilamı ile; "Dava, genel ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın temliki nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki esasa ilişkin uyuşmazlığın çözümünden önce, davada Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğine kamu düzeni nedeniyle re'sen dikkate alınması gereken usule ilişkin aykırılıkların mevcut olup olmadığının tespiti gereklidir. Usule ilişkin aykırılıklar konusunda da öncelikli olarak ve mahkemece re'sen dikkate alınması gereken husus ise, mahkemenin görevli olup, olmadığı sorunudur. Zira görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınabileceği gibi, taraflarca da davanın her aşamasında ileri sürülebilir. 5235 sayılı ...Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5. maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5. maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan işin, diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlenmiş olup işin ticari nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı ile davalı banka arasında imzalanan temlik sözleşmesinin, genel ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin olduğu, davacının, temlik konusu alacağın teminatını oluşturan dava konusu taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin, her üç davalının eylemleri ile fek edilmesi nedeni ile ipotekle tahsili garanti altına alınan alacağın tahsilinin imkansız hale geldiği ve davalıların haksız eylemleri ile kendisini zarara uğrattıklarını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davacının, davalı bankadan temlik aldığı alacağın ticari kredi olması nedeni ile asıl ilişkinin görüleceği mahkeme görevli mahkemedir. Genel Kredi Sözleşmesi'ne dayalı davaların, TTK'nın 4. maddesi kapsamında ticari dava niteliği bulunduğundan görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Bu nedenle davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır." şeklinde açıklanarak, ... K.sayılı kararının kaldırılmasına karar verildiği, akabinde ... K.sayılı ilamı ile, Mahkemenin görevsizliği ile dosyanın ... gönderilmesine karar verildiği ve dosyanın Mahkememize tevzi edildiği görülmüştür. Bilindiği üzere, ... 25/11/2021 tarih ve 1232 sayılı kararı ile; "26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı ... Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceği düzenlenmiştir. Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir. Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir. Bu itibarla; 1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç), 4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan, 5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı ... Kanunu’ndan, 6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan, 7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan, Kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; a) İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı, b) Dört veya beş asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 4 numaralı, c) Altı veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 numaralı, d) On veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 ve 7 numaralı, e) On dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7 ve 8 numaralı, f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, (Örneğin asliye ticaret mahkemelerine bu kapsamda gelecek dava ve işlere; a) ...’de iki asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 2 numaralı, b) ...’da dört asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 4 numaralı, c)...’de yedi asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6 numaralı, d) ...’da on üç asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6 ve 7 numaralı, e) ...’da on dört asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7 ve 8 numaralı, f)...l’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına) Bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine," dair karar verildiği anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde eldeki dosya incelendiğinde, ... K.sayılı ilamında belirtildiği üzere, davanın genel ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın temliki nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, davanın temelinin banka işleminden kaynaklandığı, yukarıda belirtilen... söz konusu kararının 3 nolu bendi (19/10/2005 tarihli ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanununda 142. maddesinde düzenlenenler hariç) ile düzenlendiği üzere iş bu davanın finans mahkemesi olarak belirlenen ... Mahkemeleri tarafından görülmesi gerektiği anlaşılmakla, Mahkememize ait yukarıda belirtilen esasın kapatılmasına ve dosyanın ... Mahkemelerinden birine tevzi edilmek üzere ... gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Mahkememize ait esasın kapatılmasına, 2-Dosyanın ... birine tevzi edilmek üzere ...'na gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi.16/03/2026

...

Atıf: Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/259, K. 2026/174, T. 16.03.2026, www.arakarar.com/karar/ankara-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2026-259-e-2026-174-k-d9a58cf9e94c