İlk Derece Mahkemesi · Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/722 E. 2024/757 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/722
- Karar No
- 2024/757
- Karar Tarihi
T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/722 Esas - 2024/757 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/722 Esas KARAR NO : 2024/757 DAVA : İtirazın iptali DAVA TARİHİ : 10/10/2022 KARAR TARİHİ : 25/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan "İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ve davalı arasında akdedilen ... ... ... ” adresine “adresten taşınması” nedeniyle tebliğ edilmediğini, söz konusu “Sözleşmenin feshine ve sözleşme kapsamında davalıya ödenen paraların geri iadesi” talebine ilişkin, ... ... ....” adresine ulaşıldığını ve davalı aleyhine, davaya konu .... ... ... Esas sayılı dosyası ile ilâmsız takip başlatıldığını, ödeme emrinin, borçluya tebliğ edilmiş ve borçlu ise borca itiraz ederek, takibin durmasına neden olduğunu, davalı (borçlu) tarafından, haksız ve hukuka aykırı olarak icra takibine ve borca itiraz edildiğini, borçlunun bu itirazları, haksız ve davacının hakkını almasını engellemek ya da geciktirmek maksatlı olduğunu, davalı (borçlu) icra dairesine verdiği itiraz dilekçesinde "borcun tamamına, faize ve tüm fer'ilerine itiraz ettiğini " beyan ederek itiraz iradesini ortaya koyduğunu, ancak söz konusu borcun doğumuna neden olan kişi ya da vakıalardan bahsetmediğini, itirazın geçerli sayılabilmesi için, borçlunun itirazında sebep bildirmiş olması şart olmamasına rağmen, borçlunun bu şekilde itirazında sebep bildirmemiş olması, savunma imkânını daraltmasına ve sadece “takibin dayanağı olan evraklardan anlaşılabilen” itiraz sebeplerini ileri sürebilmesine imkân verdiğini, borçluya 10/03/2022 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine karşı, borçlu tarafından 11/03/2022 tarihinde itiraz edilmiş olduğunu, ilgili dilekçeyi 04/04/2022 tarihinde öğrenmiş bulunduklarını, davalı borçlunun haksız ve hukuka aykırı itirazının iptaline ve .... ... ... Esas sayılı takibin devamına, davalı borçlu tarafından haksız ve kötü niyetle takibe itiraz edildiğinden, davalı borçlunun, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, icra inkâr tazminatının müvekkili şirkete ödemesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin .... ... ... adlı şirketin 'teknik danışmanlık ve farklı kalibrede makineler için Know How' hizmeti açıklaması ile 500.000 Amerikan Doları tutarında fatura düzenlediğini, akabinde davacı şirketin, 23.05.2017 tarihinde müvekkili ...'ye 500.000 Amerikan Doları'nı bankadan havale ettiğini ve açıklama kısmına '.... ... ... gösterilmesine rağmen, icra takibinde ve itirazın iptali davasında, husumetin Atlantic Tradıng& Communıcatons Corp. adlı şirket yerine, müvekkili ...'ye yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple, davanın husumet yönünden usulden reddine karar verilmesini, davacının iddia ettiğinin aksine, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin, komisyonculuk sözleşmesi olmadığını, Sudan'dan alınan işin tamamlanarak kesin kabulünün sağlanmamasında ağır kusurun davacı şirkete ait olduğunu, davacı şirketin müvekkili ...'ye iki ayrı ihtarname göndermesini gerekçe göstererek, taraflar arasında imzalanmış danışmanlık sözleşmesini feshettiği iddiasında olduğunu, bu ihtarnamelerin, müvekkil ...'ye tebliğ edilmediğinden ve danışmanlık sözleşmesi'nde tek taraflı fesih yetkisi de olmadığından geçersiz olduğunu, davacı şirketin tek taraflı fesih girişimine dayanak gösterdiği vakıa ve nedenler de gerçek dışı olduğunu, icra inkar tazminatı istenmesinin hukuki koşulları oluşmadığını, husumet itirazımızın kabulü ile davanın, dava şartı noksanlığından usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davacının itirazın iptali talebi ve diğer tüm taleplerinin reddine, kötü niyeti açıkça görülen davacının icra takibi konusu meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 27/05/2015 tarihli sözleşmenin taraflar arasında imzalanıp imzalanmadığı, davalıya husumet düşüp düşmeyeceği, anılan sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi mi yoksa komisyon sözleşmesi mi niteliğinde olduğu, davacının feshinin yerinde bulunup bulunmadığı, dava edilen tutarın davalıdan geri alınması koşullarının olup olmadığı konularından kaynaklanmaktadır. Davaya konu ... ... .... tarihli ihtarname, alacaklı ile borçlu arasındaki banka hareketleri, alacaklıya ait tüm kayıtlar" dayanak gösterilerek 500.000,00 USD asıl alacak bakımından ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durmasına karar verildiği, davacı tarafça İİK'nın 67.maddesine göre bir yıllık hak düşürücü sürede iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde kanıt yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonucunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar da göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından itiraz eden takip borçlusuna karşı açılmaktadır. Davacısı “takip alacaklısı” olup, davalısı ise “takip borçlusu”dur. Davacı alacaklı, ödeme emrine itirazın bertaraf edilerek takibin devamına karar verilmesini ve dahi davalının icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini isterken; davalının istemi ise, borçlu olmadığının tespitidir. Somut olayda; A.... .... ... mevcut olup olmadığı hususu ile mevcutsa ortakları, temsil ve ilzama yetkili kişilerin bildirilmesinin istenilmiş, ilgili birimden alınan 28/09/2024 tarihli yazı ve eklerinin tercümesinden; ABD'de şirket kayıt bilgilerinin kamuya açık olduğundan, bu tür bilgilerin yardım kapsamı dışında olduğunu, talep eden otorite veya davanın taraflarının.... ... .... web sitesine erişerek bu belgelerin kopyalarını doğrudan alabileceklerini, şirketle ilgili olarak ücretsiz olarak erişilebilen temel belgelere göre; yapılan sorgu sonucunda ... ... .... 03.11.1998 yılında kurulduğu ve hala aktif olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır. Davaya konu icra takibinin dayanağını oluşturan 27/07/2015 tarihli "Danışmanlık Sözlemesi" incelendiğinde; taraflarının; davacı şirket (müşteri) ve .... ... .... ." şirketinin (satıcı/sağlayıcı), muhatap kişi olarak da davalının gösterildiği, konusunun; sağlayıcının (satıcının) bundan böyle tanımlanacak olan şart ve koşullara göre müşteriye Sudan ve Irak'taki mühimmat gereksinimlerinin makineleri ile ilgili ihalelerde yardımcı alacağı hususlarını içerdiği anlaşılmaktadır. Buna göre, davaya konu icra takibinin dayanağını da oluşturan 27/07/2015 tarihli bahse konu sözleşmenin tarafları arasında davalı... ... .... Şirketi'nin yer aldığı, bu haliyle davaya konu icra takibinde talep edilen borçtan davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak, açılan iş bu itirazın iptali davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Nihayet, icra takibinin kötüniyetle başlatıldığı ve bu nedenle maddi zarara uğrandığına dair davalıca delil sunulmadığından, davalının kötüniyet tazminatı isteminin de reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin olarak alınan 120.088,13 TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 119.660,53 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 614.958,50 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davalı tarafından yapılan 23,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE, 8-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.560,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, bu amaçla karar kesinleştiğinde işbu karar eklenmek suretiyle ilgili vergi dairesine YAZI YAZILMASINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/12/2024