İlk Derece Mahkemesi · Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/392 E. 2025/508 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/392
Karar No
2025/508
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR ESAS NO : 2025/392 Esas KARAR NO : 2025/508 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - .... DAVALI : 1- ... (T.C. ...) VEKİLİ : Av. ... - .... DAVALI : 2- ... (T.C. ... ) ... DAVA : Menfi Tespit, Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 27/05/2025 KARAR TARİHİ : 03/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit, Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ...'ın davacı firmanın eski hissedarı ve yetkilisi olduğunu, bu şahıs, firmadaki tüm hisselerini 18.9.2024 tarihinde ... isimli birine sattığından şirket ile herhangi bir bağı kalmadığını, tüm yetkileri 18.9.2024 tarihi itibari ile sona erdiğini, davacı firmanın şimdiki hissedarları ise 17.3.2025 tarihinde tüm hisseleri ...'tan alarak şirketin tek hissedarı olduğunu, .... E. sayılı dosyasından davacının banka hesaplarına haciz konulması üzerine davacı hakkında bir icra takibi olduğunu tesadüfen öğrendiğini, takibin 1.7.2024 tanzim 15.4.2025 vade tarihli, 2.400.000,00 TL bedelli alacaklısı ... ( iş bu davanın davalısı) borçlusunun ise davacı firma olduğunu , senedin eski yetkilisi davalı ... tarafından şirket adına imza altına alındığını, şirketin tüm ticari defter ve kayıtları ile banka hesapları tetkik edildiğinde de bono lehtarı görünen davalı ...'nın davacı firma ile hiç bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, şirket adına düzenlenmiş fatura, sevk irsaliyesinin olmadığını, banka hesap hareketlerinde de davalı adına hiçbir kaydın bulunmadığını, herhangi bir para girişinin olmadığının tespit edilmediğini, keza takibe konu bononun da şirket kaydının bulunmadığının görüldüğünü, takibe konu edilen bono üzerindeki kaşe incelendiğinde ise, bu kaşenin şirketin kuruluşundan bu yana kullanılan kaşeden farklı olduğu ve yakın tarihte imal edildiğini, eski hissedar davalı ...'in şirket hisselerini satıp yetkisi sonlanıp, şirket kaşesini yeni yetkiliye devrettikten sonra yeni bir kaşe yaptırarak eski tanzim tarihli senet düzenlediğinin anlaşıldığını, dava konusu bono B.K. 27. maddesi hükümlerine aykırı olarak hileli yöntemlerle sahte olarak üretilen bir bono olduğunu, yasal anlamda kesin olarak hükümsüz olduğunu belirterek davacı şirketin .... E. sayılı dosyasına konu edilen, 1.7.2024 tanzim tarihli 15.4.2025 vade tarihli, 2.400.000,00 TL bedelli alacaklısı ...'in borçlusunun ise davacı firma olan bono ve icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, alacaklı tarafın %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, davacı şirket için 200.000,00 TL manevi tazminatın her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. .... esas sayılı, .... sayılı takip dosyaları ve .... esas sayılı dosya örnekleri celp olunmuş, ... cevabi yazısı gönderilmiştir. Dava, bonoya dayalı menfi tespit ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 7445 sayılı kanunun 31. maddesi ile değiştirilen 5/A maddesinde ''Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" düzenlenmesi 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa 7155 sayılı kanunla eklenen 18/A maddesinde ise ''(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' düzenlemesi bulunmaktadır. Davacı dava dilekçesi içeriğinde takibe konu bono nedeniyle menfi tespit ve manevi tazminat talebinde bulunmuş olup dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın bonoya dayalı menfi tespit ve manevi tazminat talebini içerdiği bu kapsamda 7155 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile TTK’nin 5. maddesine eklenen 5/A maddesi gereğince dava tarihi itibariyle arabulucuya başvurmanın dava şartı olduğu, dava dilekçesi ekinde uyuşmazlık konusuna ilişkin arabuluculuk son tutanağı sunulmadığı anlaşılmakla davacı yana 6325 Sayılı Yasanın 18/A-2 maddesi uyarınca da tensiben 1 hafta kesin süre verilerek meşruhatlı tebligatın 22.06.2025 tarihinde tebliğ edildiği davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6102 sayılı TTK 5/A-1 maddesi ile 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğundan HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine, 2-Mahkememizce verilen 04.06.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, 3-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 44.401,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 43.786,1‬0 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davalı ... vekilinin cevap dilekçesi vermediği anlaşılmakla bu davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Gerekçeli karar tebliği sayılmamak ve yasal süreleri etkilememek kaydıyla HMK 27/2-a maddesi kapsamında hüküm özünün derhal taraflara bildirilmesine, Dair gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile.... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu oy birliği ile karar verildi. Gerekçeli kararın yazıldığı tarih: 04.07.2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/392, K. 2025/508, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-392-e-2025-508-k-2fd60e6c6721