İlk Derece Mahkemesi · Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/218 E. 2025/238 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/218
Karar No
2025/238
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/218 Esas - 2025/238 T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR ESAS NO : 2024/218 Esas KARAR NO : 2025/238 HAKİM :.... KATİP : .... DAVACI : .... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : .... VEKİLİ : Av. .... DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 27/03/2024 KARAR TARİHİ : 28/03/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29.04.2018 günü saat 00.15 sıralarında .... ilçesi sınırları içerisinde sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ve işleteni ... olan ...plakalı otomobili ile .... ili istikametine seyrederken yolun 60. kilometresine geldiğinde aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda orta refüjde bulunan kanala aracın ön kısmı ile çarpması ve aracın son yan kısmını sürtmesi sonucunda yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacının meydana gelen kazada yolcu konumunda olduğunu, söz konusu kaza sonucunda basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde omuzundan, ensesinden ve belinden yaralanarak sakat kaldığını, davalı sigorta şirketi ...plakalı aracın sigortacısı olup ... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinde yer alan klozlar dahilinde davacının kalıcı sakatlık ve sair zararlarını poliçe limitleri dahilinde karşılanması gerektiğini, yapmış oldukları başvurunun reddedildiğini belirterek davanın kabulüne, adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının hangi talep için ne kadar talep ettiğini açık bir şekilde belirtmesi gerektiğini, ... rapor alınmasını talep ettiklerini, maluliyet oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerektiğini, davacıya ... tarafından geçici iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa tutarının belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve tedavi gideri tazminatı trafik poliçesi teminatı kapsamında olmadığından davacının taleplerinin reddi gerektiğini, kazada malul kişinin müterafik kusuru bulunduğu dikkate alınarak belirlenecek tazminat tutarından makul oranda indirim yapılması gerektiğini, davacının faize ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava trafik kazasından kaynaklanmakta olup, geçici ve sürekli iş göremezlik zararının tazminine ilişkindir. HMK 90. Maddesinde "...(1) Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. (2) Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler. .." 94/2. Maddesinde "...Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez..." Uyuşmazlık, mahkemece, delil ikame avansı için verilen sürenin usulüne uygun olup olmadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olup olmadığına ilişkindir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan sürelerin önemli bir kısmı, taraflar için konulmuş sürelerdir. Tarafların, bu süreler içinde belli işlemleri yapmaları gerekir. Bu süre içinde yapılamayan işlemler, tekrar yapılamaz ve süreyi kaçıran taraf aleyhine sonuç doğurur. Taraflar için konulmuş süreler ikiye ayrılır. Birincisi, kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir ve bir işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir. İkincisi ise, hakimin tespit ettiği sürelerdir ve kural olarak bu süre kesin değildir. Kural bu olmakla birlikte HMK'nın 94. maddesi gereği hakim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. (....). Kesin süreye ilişkin ara karar hem hakimi hem tarafları bağlamakla birlikte kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Ancak böyle bir durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için buna ilişkin ara kararın, yasaya ve içtihatlara uygun şekilde hiçbir tereddüte yer vermeyecek derecede açık, yorumu zorunlu kılmayacak, yanlış anlamayı önleyecek, ilgili tarafından kolaylıkla anlaşılacak derecede açık, sade ve sınırlı olması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerekmektedir. (.....) Kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.. .... sayılı ilamı) Eldeki davanın incelenmesinde, davacının var ise sürekli ve geçici malüliyetinin tespiti amacıyla mahkememizce 12/07/2024 tarihli celsede davacının kendisi tarafından bildirilecek içerisinde adli tıp birimi bulunan sağlık kuruluşuna sevki ile rapor alınmasına karar verildiği, davacı vekilince 31/07/2024 tarihli dilekçe ile .... sevkinin talep edildiği, ayrıca tedavi evraklarının da elden teslim alındığı, ancak 07/11/2024 tarihli ... yazı cevabından da anlaşılacağı üzere başvuruda bulunulmadığı, 31/01/2025 tarihli kesin süre ihtaratlı olarak yüze karşı başvuru için süre verilmesine rağmen ara kararın gereğinin yerine getirilmediği anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği .... tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 1.560,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 5-Sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 28/03/2025 Katip .... e-imzalı Hakim .... e-imzalı Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/218, K. 2025/238, T. 28.03.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-218-e-2025-238-k-043b8ff0d128